Yeşil karttan çıkarılacak dersler – Alpay Durduran

86

AKP’nin Türkiye’de yeşil kart uygulaması başlatacağı ve bundan halkın sağlık masrafı bakımından kar sağlayacağı haberleri muhalefet tarafından büyük bir tepki ile karşılaşmıştı. Onlara göre bu seçim propagandası idi ve halka bir şey verecek değildi. Nitekim yıllarca yeşil kartın hiçbir şeye yaramadığını kanıtlamak için delil kovaladılardı. Ancak şimdilerde yeşil kart uygulamasından çıkmamak için insanların nelerden vazgeçtiği haberleri makalelere konu olmaya başladı.

İşin ilginç yanı yeşil kartın bir işe yaramaması değil yolsuzlukla yeşil kart elde etmeye çalışıldığı haber oluyordu. Yeşil kartı kaybetmemek için meslek eğitim kursuna katılmak istemeyenlerin çıktığı çünkü kursa girene geçici olarak sigorta yapılıyor diye işçi yeşil kart hakkını otomatik kaybediyordu.

Yani yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluk ile mücadele için kurulduğu söylenen AKIP yeşil kart ile muhalefeti utandıracak kadar başarı kazandı lakin yeşil kart yolsuzlukları ile mücadelede başarılı olduğu ve hele yasakları azalttığını söylemenin zor olduğu da muhalefetin diline düştü.

Muhalefet yeşil kart hakkında bu kadar atıp tuttuktan sonra inandırıcı olur mu bilinmez ama halkın AKP’ye neden hala teveccüh gösterdiği anlaşılmak istenirse bunlara bakılmalıdır. Çünkü ayni haberlerde yeşil kartın sağladığı menfaatten bahsedilirken sosyal adaletsizliğin artmakta olduğuna da değinildi. Lakin bir ay önce ayni gazetelerin haberlerinde de sosyal adaleti gösteren Florens eğrilerinin artık çıkarılıp yayımlanması övülmekte ve AKP zamanında 2010 yılına kadar sosyal adaletin artış gösterdiği tablolar halinde verilmekte idi. Şimdi ise dünya krizi dolayısıyla 2010 yılında bozulma görülmesini anlatarak yeşil karta teveccühün önemi azaltılmak istenmektedir. Böyle muhalefet tarihin sayfalarına gömülmesini umduğumuz dincileri iktidar yaptı, bilim ve aydın kesimlerinde estirilen terörün AKP terörü halinde devamına kapı açtı. Hala halkın AKP’nin gerici anlayışının görmesine inandırıcılığını yitirdiği için sebep oldu.

Madem sandık var halkın bir ölçüde de olsa denetimi olur. Seçim suçlarına bakılırsa esas başarı devlet gücü ile halkın beyninin yıkanmasını sağlamalarıdır. Devlet yani halkın parası rüşvet haline dönüp seçmeni yönlendirir, oylar ona göre kullanılır. Bu demek değildir ki tek tek seçmene para verilir. Hayır. Esas yapılan seçmen simsarlarına para verilir gerisini modern kamu oyu oluşturma olanaklarına kalır. Bazı başka olanaklar da örneğin dincilere dini vakıfların sağladığı büyük paralar ve mülkünü kullanarak açılan öğrenci yurtları vardır. Gene de muhalefetin yardımları küçümsenemez.

Burada da tüm siyasi partileri suçlayıp kısa yoldan partilerini destekleyenlere parti yayın organlarının yalancılıkları en büyük katkıdır. UBP gibi yalanlarıyla ün yapmış bir parti CTP yalanları sonunda iktidar oldu. Rauf Denktaş yanlış bile olsa fikrinden caymayan lider diye konuşulur oldu. Bir gün federasyon ertesi gün konfederasyon daha sonra ilhak diye konuşan sanki başkasıymış gibi!

Şimdi dört Avrupalı parlamenter veya eski parlamenter Maraş’ta yakalanmış ya CTP’nin yayın organı hemen teşhis etti: Büyük komplo. Avrupalı parlamenterleri sırf Türkiye zarar görsün diye düzenlenmiş olay dedi. DİSİ kendi seçimleri için bu tezgahı düzmüş. Böylece AKEL’e karşı milliyetçiliği seçimlerde ileri götürecekmiş, yorumlarına kapı açtı.

Mahkeme ise en hafif ceza için duruşmayı sonuçlandırdı ve Matsis halinden memnun olduğunu duyurarak bu işen çıkar sağlamaya çalıştığını yalanlamaya çalıştı. Ancak Yenidüzen tezgahı kokusundan olsun anladı.

Böyle muhaliflerle kim destek kazanır? Elbette bu tür muhalefet şimdi başlamadığına göre bu güne kadar kazananlardır. Yani şahit ispat istemez.

Şimdi sendikaları dolaşıp kendi paketini satmaya çalışan CTP eski pakete hem Talat eliyle hem de Soyer eliyle imza attıktan sonra şimdiki muhalefetini her izah ettiğinde UBP’yi mazlum yapmakta ve muhalif siyasetin rezil olmasına hizmet etmektedir. Dün dündür bugün bu gündür siyasetini sürdüren baştakiler değildir. Bu tabandan böyle gelmektedir yoksa eskiler hala başta durmazdı. Bu ülkenin insanları kendilerine yalan söylemediğini sandıkları yalancılara sırt çevirmez. Kendi partisini korumak için yalan söyleyen baştakileri de affeder değil alkışlar. Afferim len bizimkine öyle bir yalan salladı afallayıp kaldılar der. Onun için siyaset yalandan beslenir.

Sendikalar bu kez yalan söylenmesine engel olamayacaklarını bildikleri için sözlerin tutulacağını garanti etme arayışı içine girdiler ama DAİMA BORÇLU BIRAK Kİ YALANCI ZARAR VEREMESİN ilkesini uyguylayamıyorlar.