Dünya vicdani retçiler gününde yeni vicdani retler ilan edildi

115

kvri kvri kvriKıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi olarak bu yıl 15 Mayıs dünya vicdani retçiler gününde Kuir Kıbrıs, YKP-fem ile ortak etkinlikler gerçekleştirildi…

15 Mayıs Dünya Vicdani Ret Günü vesilesiyle 15 Mayıs Perşembe sabahı saat 10:00’da Asal Şube önünde bir basın açıklaması yapıldı… Halil Sayın ve Didem Gürdür vicdani retlerini de açıkladı…

Vicdani retçi Murat Kanatlı tarafından okunan Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi açıklaması şöyle:

 

15 Mayıs Vicdani Retçiler günü

15 Mayıs’ta tüm dünyada etkinliklerle hatırlanan Dünya Vicdani Retçiler Gününde, vicdani ret hakkının temel bir insan hakkı olduğunu yeniler, bu hakkın Kıbrıs’ın kuzeyinde ihlalinin son bulması talebimizi tekrarlarız.

Kıbrıs’ta vicdani Ret İnisiyatifi, “Yurt ödevimiz barış, vicdani ret hakkımız olsun” diyerek, militarizmin yarattığı etkileri kabul etmeyen, militarizmi, barışın, demokratikleşmenin ve sivilleşmenin önündeki engel olarak gören tüm bireylerin yanında olmak ve sorunlarının giderilmesi doğrultusunda mücadele etmek için 8 Aralık 2007 tarihinde kuruldu ve bu hak için çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlemektedir

Vicdani ret dar anlamıyla bir bireyin politik görüşü, ideolojik değerleri veya dini inancı doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. Daha kapsamlı anlamıyla da savaş karşıtı ve anti-militarist bir duruştur.

Vicdani ret hakkı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir.  Buna göre, devletler vicdani ret hakkını kullanan bireyleri cezalandırmamalıdırlar. 47 Avrupa Konseyi ülkesi içinde vicdani ret hakkını tanımayan tek ülke Türkiye ve yerel alt yönetimi olarak kabul edilen Kıbrıs’ın kuzeyidir…

 

Dünya vicdani retçiler gününde Anayasa değişikliği konuşarak giriyoruz

Kıbrıs’ın kuzeyinde vicdani ret hakkının tanınması konusunda Anayasası 74. Maddesi engel olarak sunulmaktaydı…

74. maddede şu ifadeler mevcuttu…

(1) Silahlı Kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir.

(2) Yurt ödevine ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.

Hazırlanan anayasa değişiklik taslağında bu maddenin değiştirilmesi için bir öneri mevcut… İlgili maddenin şu şekilde değiştirilmesi öngörülmekte:

“Yurt ödevi her yurttaşın hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı yasayla düzenlenir.”

Bu hali ile vicdani ret hakkının tanınmasının önü açılmış olacak…

Böylesi bir değişiklik önerisi taslak bile olsa heyecan yaratmaktadır; tam da 15 Mayıs, vicdani retçiler günün öncesinde olması da önemli…

Elbette tüm iyimserliklerimiz ihtiyatlı; çünkü kamuoyunda tartışılan hali ile vicdani ret hakkı yasa ile nasıl düzenleneceğini konusunda kafamızda ciddi soru işaretleri var…

Buna rağmen dünya vicdani retçiler gününde Anayasa değişikliği konuşarak giriyoruz, bu önemli…

 

UNUTMAYALIM!

Anayasa Mahkemesi kararından:

Vicdani retçi statüsünün ve bu statüye kabulle ilgili esas ve usullerin Askerlik Yasası’nda veya başka bir yasada düzenlenmemiş olması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından bir eksiklik, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf devletin Sözleşme altındaki yükümlülüğünü ihmali olarak görülmekte ve bu eksiklik nedeniyle askerlik hizmetine karşı olan vicdani retçilerin cezalandırılmaları, kişilerin Sözleşme’nin 9. maddesinde yer alan özgürlüklerine müdahale olarak değerlendirilmektedir.”

Ayrıca, vicdani ret hakkını tanımayan istisnai ülkeler için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 27 Eylül 2013 tarihinde 24/17 kararı önemlidir…

Maddeleri arka arkaya okumakta ve kamuoyu ile yeniden paylaşmakta yarar var;

5. Sayısı giderek artan birçok Devletin sadece zorunlu askerlik hizmetine değil gönüllü askerlik hizmetine de vicdani ret hakkını tanıdığını göz önünde bulundurur ve Devletleri askerlik hizmeti öncesi, askerlik hizmeti sırasında ve askerlik hizmetinden sonra yapılacak vicdani ret başvurularını kabul etmeleri yönünde teşvik eder;

8. Böylesi mekanizmaları olmayan Devletlerin, askerlik hizmetine vicdani rettin vaka bazında gerçekliğinin belirlenmesiyle ilgili bağımsız ve tarafsız karar verme mekanizmaları kurmaya yönelik çağrıda bulunur ve bunu yaparken, belli başlı inançların özü temeline vicdani retçiler arasında ayrım yapmama zorunluluğunu hesaba katar.

9. Zorunlu askerlik hizmetinin bulunduğu Devletleri, vicdani retçilere, vicdani ret sebeplerine uygun, askeri olmayan, kamusal yarar için ve cezalandırıcı olmayan çeşitli alternatif sivil hizmet seçenekleri sunma yönünde ısrarla teşvik eder.

12. Vicdani retçilerin hizmet şartları ve ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasi haklarıyla alakalı olarak Devletlerin, gerek yasal olarak gerek uygulamada, vicdani retçilere karşı ayrım yapmaması gerektiğinin vurgular.”

 

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi olarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki anayasa ve yeni yasa tartışmalarının Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 27 Eylül 2013 tarihinde 24/17 kararı çerçevesinde olması gerektiğine olan inancımızı vurgularız…

Vicdani ret hakkı ile ilgili mücadele Kıbrıs’ın kuzeyinde büyüyerek sürmeye devam ediyor… 1993’ten bugüne 11 arkadaşımız vicdani retlerini açıklamıştı, bugün yeni isimler açıklıyor… Vicdani ret mücadelesi Kıbrıs’ta büyümeye devam ediyor…

Daha önce de dediğimiz gibi zorlu ve profesyonel askerlik biçimlerini bizler birlikte reddediyoruz ve çokça yazılan ve anti-militarist çevrede artık anonim bir hal alan şu cümlede aslında anlatmak istediğimiz her şey gizli;

“Düşünün bir savaş var ve kimse gitmiyor! Ve savaşmayı reddedenler barışı kuruyor”

 

HALİL SAYIN

Halil Sayın’ın vicdani ret açıklaması:

Ben Halil Sayın. 30 seneyi aşkındır bu adada yaşıyorum. İçinde bulunduğum bu militarist yapının üzerimizde ne denli bir tahakküm oluşturmaya çalıştığını yıllar önce yaşadığım bir olay ile çok iyi anladım.

2001 yılında Doğu Akdeniz üniversitesinde öğrenim görmeye yeni başlamıştım. Bir gün ailem telefonla beni aradı. Girne’deki evimin polisler tarafından basıldığını ve polislerin benim “asker kaçağı” olduğumu söylediklerini, beni orada bulamayınca baskıyla Mağusa’daki adresimi öğrendiklerini ve beni almaya geleceklerinin bilgisini aldım. Hemen benimle aynı dönemde üniversiteye başlayan arkadaşımın evine sığındım. Arkadaşım beni karşıladığında gördüğüm şey saçları kazınmış, traşlı, güneş yanığı bir gençti. O an anladım ki o kaçamamış ve askere alınmıştı. Sadece benim dönemimde birçok genç askerlik erteleme işlemlerinde bir şekilde yaşadığı sorunlardan ötürü kafesten kaçan mahluk muamelesiyle polisler tarafından avlanmış ya da “erteleme işlemlerini kışlada yapacaksınız” oyunuyla kendi ayaklarıyla yakalanmaları sağlanmıştı.

2007 yılında Üniversiteden mezun olduğumda kendi içimde çok çelişerek da olsa zorunlu olarak askere girdim. Lefkoşa Dereboyu 3. Taburda silahaltına alındım. Burada dayaklara tanık oldum, fiziksel şiddete maruz kaldım, aylar boyu süren aşırı uykusuzluk, aşırı uzun nöbetler, aşırı fiziksel aktivite, psikolojik şiddet, her an ağır hakaret, her an şövenist propaganda, ötekileştirme, baskı ve stres yaşadık.

Bugüne kadar bu küçük coğrafyada bile onlarca intihar vakası yaşandı, bunların birçoğu şaibeli olaylardı. Çok sayıda ciddi şiddet vakası yaşandıysa da çok büyük bölümü saklandı, bastırıldı. Yakın zaman önce  “Uğur Kantar” vakası yaşandı. Uğur zorunlu askerlik yaptığı sırada acımasızca dövüldü, işkence gördü, komaya sokuldu ve sonra yaşamını yitirdi. Bu olay da münferit bir şiddet olayı gibi gösterilmeye çalışıldı ama aslında Uğur’u ve onun gibileri öldüren, yaralayan şey askerlik müessesesinin beslendiği en temel unsur olan şiddetti.

Genele baktığımız zaman insanlığı yok eden şey ise şiddet, nefret ve hükmetme hastalığı ile beslenen paranoyak bir paradokstan başka bir şey değildir.

Biz ölmeye öldürmeye, savaşlara, silahlara, şiddete, yok etmeye, hükmetmeye, ezmeye, ezilmeye karşıyız. Vicdani ret hakkı olsun mu olmasın mı diye tartışılıyor. Asıl sorgulanması gereken şey, insanların hükmetme, sömürme uğruna öldürme haklarının olduğunu düşünmeleridir. Ben birkez daha bu militairst faşist sömürücü yapıya ne bedenimi ne de benliğimi teslim etmeyeceğim. Her türlü askeri seferberlik yani savaş hazırlığına katılmayacağım, sözde yurt ödevi askeri seferberlik mükellefiyetlerimi ret ettiğimi duyururum.

 

DİDEM GÜRDÜR

Didem Gürdür vicdani ret açıklaması

Ben Didem Gürdür. Hiçbir türün, dinin, dilin, ırkın, cinsiyetin bir diğerinden daha değerli olduğuna inanmıyorum ve herhangi birinin üstünlüğü uğruna savaşmayı ya da savaş hazırlığına katkı koymayı reddediyorum. Bir ekososyalist, bir feminist olarak farklılıklara tahammül edemeyen militarist, otoriter, mülkiyetçi, cinsiyetçi, homofobik, üstünlük odaklı, şiddet eğitimi veren askerlik kurumuna itaat etmeyi reddediyorum.

 

REŞAT KOREL

Gün içerisinde bulunduğundan da Reşat Korel reddini açıkladı. Açıklaması şöyle:

Bugün 15 Mayıs Dünya Vicdani Redciler günü.

Siyasi, ideolojik, dini, inançsal gibi çeşitli vicdani sebeplerle ulusal veya herhangi bir orduda bulunmayı, asker olmayı ve eline silah alarak bir başka insanı öldürmeyi reddeden insanların günü.

Kıbrıs’ın sorunlu tarihinden günümüze halen devam eden savaş ve çatışma kültürünün yaşatılmasında, içinde yaşadığımız ekonomik ve siyasi sıkışmışlıkların, parçası olduğumuz travma toplumunun oluşmasında ve ulusçuluk hastalıklarının halen devam etmesinde, militer ve paramiliter grupların başrol oyunculukları yadsınamaz bir gerçekken, içinde yaşadığım ülkenin halen bölünmüş olmasından, savaşın, tankın, topun ve silahın gölgesindeki ateşkes halinden, çarpık cinsiyetçi algısıyla erkek egemen heteronormatif yapı biçimlerini doğurması, şekillendirmesi ve yeniden yapılandırmasından rahatsızlık duyan ben, Reşat Korel, askerin sağlık durumumdan ötürü beni insan öldürmeye elverişli görmeyip ‘çürük’ bulmasından duyduğum onurla, Vicdani Reddimi açıklarım.

Siyasi, dini, ideolojik duruş ve inançlarından ötürü, asker ve silahın gölgesinde yaşamaktan rahatsız olup barış, özgürlük, eşitlik ve sevginin hakim olduğu bir dünyada yaşamayı arzulayan tüm bireyleri vicdani redlerini açıklamaya davet edip, gerek zorunlu askerlik sonrası sefeberberliğe gitmeyi, gerek hali hazırda asker olup silaha dokunmayı reddederek onurlu duruşlarını koruyan tüm redcilere dayanışmamı belirtirim.

 

1993’ten bugüne kadar 14 kişi reddini açıkladı

 

1-     Salih Askeroğlu (24 Eylül 1993)

2-     Murat Kanatlı (15 Mayıs 2009)

3-     Haluk Selam Tufanlı (8 Aralık 2011)

4-     Faika Deniz Paşa (8 Aralık 2011)

5-     Cemre İpçiler (8 Aralık 2011)

6-     Nevzat Hami (8 Aralık 2011)

7-     Ceren Goynuklu (8 Aralık 2011)

8-     Halil Karapaşaoğlu (24 Ekim 2013)

9-     Ahmet Karakaşlı (24 Aralık 2013)

10-  Tegiye Birey (24 Aralık 2013)

11-  Süleyman Tarık Sakallı (15 Nisan 2014)

12-  Halil Sayın (15 Mayıs 2014)

13-  Didem Gürdür (15 Mayıs 2014)

14-  Reşat Korel (15 Mayıs 2014)