Yeni Kıbrıs Partisi: Alım garantili ama üst fiyatı belirlenmemiş, temin garantisiz antlaşma kabül edilemez

288

ykplogo_yYKP Yürütme Kurulu Türkiye su temin projesinin birçok sorunu olduğuna ve özellikle Türkiye’deki kuraklık ve buna bağlı yaşanacak su sıkıntısında nelerin yaşanacağının antlaşmada belirlenmediğine dikkat çekti, getirilen suda alım garantisi olduğuna ama temin garantisi verilmediğini belirtti, ileride oluşacak olumsuzlukların altını çizdi. Açıklama şöyle:

Bilimsel olarak yapılan araştırmalarda Türkiye’nin aslında su kıtlığı çeken ve kuraklıklardan ciddi şekilde etkilenen bir ülke olduğu belirtilmektedir.

Böylesi araştırmalara dayanan Murat Türkeş’in 2012 yılında Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisi’nde çıkan “Kuraklık, çölleşme ve Birleşmiş Milletler Çölleşme İle Savaşım Sözleşmesi’nin ayrıntılı bir çözümlemesi” başlıklı bilimsel makalesinde “İklim modelleri, Akdeniz havzasının bazı bölgelerinde gelecek on yıllarda kışın daha belirgin olmak üzere yağış tutarlarının % 10-15 oranlarında azalacağı ve öngörülmesi olanaksız şiddetli hava ve iklim olayları (ekstremler) arasında önemli iklim değişikliklerinin olacağı konusunda bizleri uyarıyor. Akdeniz havzasındaki bugünkü ve gelecekte gerçekleşeceği öngörülen daha sıcak ve kurak iklim koşulları altında, kuraklık ve çölleşme en büyük tehdit olacağı için, su kaynaklarının ve toprağın sürdürülebilir yönetimi ve kullanımı çok önemli bir gereksinim olarak karşımıza çıkmaktadır” diye yazarak uyarılarda bulunmaktadır.

Ayni makalede konuya dair önerilerden biri de “Türkiye, sahip olduğu iklim ve özellikle de yağış klimatolojisi özellikleri yüzünden, su kaynakları açısından zengin bir ülke değildir. Bu yüzden, 1970’li yılların başından beri orta ve doğu Akdeniz havzasında ve Türkiye’de sürmekte olan kuraklaşma eğiliminin kuvvetlenebileceği olasılığı da dikkate alınarak, gelecekte karşı karşıya kalınabilecek olan ciddi su sıkıntısının önüne geçmek için, yasalarla desteklenen gerçekçi su politikalarının oluşturulması ve ivedilikle hayata geçirilmesi gerekir” diye yapılmaktadır.

CTP-UBP hükümeti yetkililerinin yaptığı açıklamalarda, Türkiye’den su getirme projesi ile 50 yıllık boyunca adaya su taşınabileceği iddia edilmektedir. Birçok bilimsel araştırma ise CTP-UBP hükümeti yetkililerini yalanlamaktadır.

Türkiye’nin Dragon Çayından kesintisiz ne kadar süre su sağlayabileceği, iklim değişikliği ve onun etkilerine bağlı olduğu ortadır. Ayrıca su miktarının azalması ile metalaştırılan suyun piyasa etkisine açık hale getirileceği, fiyatının arz ve talebe göre şekilleneceği için, fiyatın kontrolsüz şekilde aratacağını da öngörmek zor değildir.

Örneğin Türkiye ve Rusya arasında ciddi bir siyasi kriz yaşanmasına, petrol ve doğalgaz fiyatlarında oynamalar olmasına rağmen fiyatı tanımlanmış, temin garantisi ile antlaşma yapıldığı için Rusya, Türkiye’ye sağladığı doğalgazı kesemiyor, fiyatında ciddi oynama yapamıyor, belli kriterlere göre tanımlanmış alım garantisinden dolayı da Türkiye, Rusya’dan gaz almaktan vazgeçemiyor.

Ancak su temin projesinde 2010’da imzalanan antlaşmanın 3. Maddesinde “suyun satış bedeli; yatırım, finansman, işletme ve yenileme maliyetlerini karşılayan makul bir kar oranı ile fiyat değişikliklerini dikkate alan, taraflar arasında imzalanacak Ev Sahibi Hükümet Andlaşmasında saptanacak uygun bir fiyat formülü ile belirlenir” denmektedir. Bu ifade ile gelecek yıllarda suyun fiyatını piyasa koşullarının belirleyeceği açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Yeni imzalanan antlaşmada madde 5’te ise “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, KKTC’nin su ihtiyacından az olmamak kaydıyla yılda yetmiş beş (75) metreküp hacme kadar su temin etmeyi kabül eder” denmektedir yani imzalanan antlaşma ile biz, getirilen suyun alımını garanti etsek de Türkiye yalnızca su teminini kabül etmekte ama garanti etmemektedir.

Aralık 2015’te Paris’te toplanan BM İklim Zirvesi gelecek yıllardaki olası sorunlara dikkat çekmişti.

Tüm bu nedenle bir kez daha YKP olarak, havzalar arası su transferlerinin sorunun çözümü için kalıcı bir formül olmadığının altını çizeriz.

Kaldı ki, üst fiyatı belirlenmemiş ya da tanımlanmamış, temin garantisiz, bir şirketin kâr hırsına terkedilmiş hükümetler arası böylesi bir antlaşmanın ülkede çok daha derin sorunlara neden olacağı açıktır.

YKP bu nedenle de suyun özelleştirilmesine karşı direnecektir.