ARİF HASAN TAHSİN DESEM'in MESAJI

Değerli arkadaşlar,

10 Aralık 1999'da Helsinki'de, Avrupa Birliği'nde alınan karar bizi bir hayli umutlandırmıştı. Gene de umutluyuz. Ancak son günlerde Türkiye'de yükselen sesler, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişi için verilen sürenin, en az 15 yıl olacağı ve Konfederasyon tezi kabul edilse bile, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmasından önce, bir çözümün Türkiye tarafından kabul edilmek istenmediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu demektir ki, çözüm, barış, çantada keklik değildir. Türkiye için, Türk ulusunun çıkarına zarar verici boyutu ortada olmasına rağmen, Kıbrıs'ta bir çözümü kabul etmenin psikolojik açıdan çok zor olduğu bilinmeyen değildir. Ancak, tarihi, hukuki ve ekonomik gerçeklere ters olan bu psikolojik durumun devamı da Kıbrıs'lı Türklerin, çok da uzun olmayan bir sürede, Kıbrıs'taki varlığına daha da ağır bir darbe indirecektir. Böyle olacağı açıktır, kesindir.

Değerli Arkadaşlar,

Bir tarafta Türkiye'nin bu tutumu, öte yanda YBH dışındaki sol partilerin de Avrupa Birliği'ne girişimizi,'' çözümden sonra'' kabul ve ilan etmeleri, Kıbrıslı Türkler olarak esir kampı yaşamımızı, çok uzak bir geleceğe itmek istediklerini gösterir. Çünkü ''çözümden sonra '' demek, çözümü Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne kabul edileceği zamana kadar ertelemek demektir. Bu da Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs'ta sonu ya da çok daha etkisiz hale gelmesi demektir. O nedenle Yurtseverlerin görevi, ağırlaşmaktadır. Enerjimizi, seçime yoğunlaştırmamızın gereği o nedenle açıktır. Bize vurulacak her mühürün, Kıbrıs Türküne vurulan esaret zincirine bir balyoz darbesi olacağını bilelim ve ona göre davranalım.

Değerli Arkadaşlar,

Özgürlük ateşinin yakıldığı yerde, yenilgi mümkün değildir. Özgürlük savaşçıları mutlaka, önünde ya da sonunda galiptirler. Bizim azınlıkta olduğumuzu öne çıkaranlar, bizim gücümüzü farkedenlerdir. Özgürlük kıvılcımlarını azınlıkların çaktığını bilmenin dışa yansımasıdır bu.

Değerli Arkadaşlar, Bizi azınlığa düşürerek Kıbrıs'tan çıkarmak, mümkün değildir. Çare de değildir. Çünkü dünya küçülmüştür. Ve, gittiğimiz yerde de çoğalırız. Biz, güzel Kıbrıs'ımızı kimseye terketmeyeceğiz. Bu memleket bizimdir. Özgürlüğümüzü mutlaka kazanacağız. Yeter ki bu isteğimizi, sesimizi yükselterek duyurmasını bilelim