|
Yurtsever Birlik Hareketi 8. Olağan Kurultayında Alpay Durduran’ın konuşması Kıbrıs’ta bir ilk gerçekleşiyor ve partimiz bir Avrupalı parti olmak yolunda ilk adımı atıyor. Bundan sonra Kıbrıs’ta tüm Kıbrıslıların üye olabileceği bir parti vardır. Bilindiği gibi siyasi partilerin tarihi çok eskilere dayanır. Ne 1974’ten sonra ne de 1960’tan sonra değil. Kıbrıslıların partilere üye olmaları da bir topluma mensup olmakla sınırlı değildi. Amma milliyetçiliğin Ada’mızı istila etmesinden sonra bir dine mensup olmak dini duyguları güçlü olmasa dahi bir ulusa mensup olmak şekline dönüşmüştü. O yüzden ulusal kimlik kültürel bir engel olarak ortaya çıkmış ve siyasi partiler Türk ve Rum partileri olarak kurulmuşlardı. Bunun tek istisnası ideolojisi dolayısıyla AKEL’di. Ancak o da kültürel engellere takılmıştı. Şimdi AB üyesi olan Kıbrıs, yalnız Kıbrıs kökenli olanlara değil Kıbrıs’ta yerleşen tüm AB yurttaşlarına siyasete katılma hakkı vermek durumundadır. Sadece oy verme ve seçimlerde aday olma hakkı olarak işitilmiştir ama bu siyasete katılma hakkıdır ve partilere üye olma hakkını içermesi gerektiği bellidir. Anayasada parti kurma ve bir partiye üye olma hakkı yalnız yurttaşa verilmiş bulunmaktadır. Kuzey’de bu hak anayasasında tanımlanan Türk yurttaşa verilmiştir. Demek ki henüz yasalarımız AB üyeliğine uygun olarak değişmemiş bulunuyor. Bu düşüncelerle Kıbrıslı ilk partiyi yaratmaktayız. İnanıyoruz ki bu şekilde tüm yurdumuz için düşünmeyi öğrenecek ve halkımızın bütünleşmesine katkı yapacağız. Bu tutumumuzun federal bir çözüme yardımcı olacağına inanıyoruz. Çünkü görülmektedir ki federal organların çalışmasının zorluğundan çekinenler vardır ve bir anlaşmaya engel bir titizlik gösterilmektedir. Bir topluma zarar vermeyeceği halde, kararların alınması sırasında, toplum temsilcilerinin ülkenin genel çıkarlarını dikkate almayacaklarına inananlar vardır. Daha federal organlara gitmeden parti içinde ortak çıkar görüşüleceği için bir Kıbrıslı parti yurdun çıkarını öne çıkaracağı ve sorunlar azalacağı için güvence olacaktır. Yurdumuzda siyasilerin diğer toplumdan da oy istemek zorunda bırakılacakları çapraz oy sistemi Annan planında ön görülmemiştir. Bu eksikliği giderme şansımız vardır ama üzerinde durulmamaktadır. Bu eksikliği kısmen giderecek bir adım atmaktayız. Ulusal hedeflerin neden olduğu yıkımı yaşayarak gördük. Yurdunu ihmal ederek ulusal hedefler peşinde koşanların yol açtığı yıkımların sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeni ulusal hedefler peşinde koşanlardan medet ummak akıl işi değildir. Hep beraber BM ve AB’den durumu düzeltmek için yardım bekliyoruz. Bize düşenleri belirleyip yapmak için kararlar alırken ulusal hedeflerimize yardım etmelerini beklemek aptallıktır. Yardımını istediklerimiz, ulusal hedefler peşinde olan milliyetçilerden çok çekmişlerdir bizimkilere niye hizmet etsinler? Yardım istedik Annan planını önerdiler. Şimdi Kıbrıslılar olarak bundan sonrasını beraberce kararlaştıracağız. Ancak Annan planını reddenlerin Kıbrıs’ı içine düşürdükleri bunalım dolayısıyle bize yardım etmek için ikna edilmeleri çok zor olacaktır. Kıbrıs ne yazık ki AB üyesi olmuş ama AB’nin Kıbrıs politikalarını engellemiş bir üye durumuna düşmüştür ve AB’nin bunlardan başka politikası yoktur ve oluşturulmasını beklemek zorundayız. Onun bu politikaları oluşturması için güvenilir bir ortak olmak zorunda olan Kıbrıs’ın Kuzey parçası kafasını yalnız izolasyonların kaldırılmasına yormaktadır ve olmazsa ayrı devlet olarak tanınma kapısının açılmasını umut etmektedir ki temelden sakattır çünkü tanınma umudu kuşkular yaratır ve izolasyonların kaldırılmasını güçleştirir. Güney parçası ki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil etmektedir, zorla Türkiye’nin üyelik görüşmelerini başlatmaya şartlar koydurmaya çalışken AB üye devletleriyle iyi bir ortak dayanışması göstermemektedir. Bunlar tehlikeli ve çözümü uzatıcı etkiler yapan şeylerdir. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Rum yönetimi, Türk askeri çekilsin, yerleşikler geri gitsin, Aquis Communautaire esas olsun gibi istekler ileri sürerek, ondan sonra çözümü düşünmek istiyor. Bunların gerçekleşmesi için de Annan planını önerenlere yardım için başvuruyorlar. Halbuki onların formülü elimizde bulunuyor. Onlara göre bu istekler andlaşma yapıldıktan sonra ele alınacak ve çözülecek sorunlardır. Kıbrıslılar olarak sorunlarımızı aramızda görüşmemizi istemektedirler. Bu düşünceleri dikkate almama lüksümüz yoktur. Sorunumuzun tüm faktörlerini göz önüne almadan bir iki faktör üzerinden hareketle çözüm çabası için baş vurduğumuz güçlere engel olmak tam şövenist bir tutum olur. Kuzey’de yaşayan Kıbrıslı Türklere yaşamlarını kolaylaştıracak her şey için engeller çıkarmak ve bunu çözüm için şart olarak görmek onlar tarafından ne kadar zaman anlayış görecektir? Durum çok karmaşık hale gelmektedir. Çözüm isteyenlere çözüm için izninizle bir süre daha izole edilmiş yaşamınıza devam edin ricasını mı yoksa acımasız şamarını mı tatbik etmiş oluyoruz? Biz Kıbrıs’a tüm Kıbrıslıların ortak bir siyasi tutum ortaya koyma fırsatını kazandırmak istiyoruz ve yasal sorunların çözülmesini istiyoruz. İlk adımı atıyor ve yönetimleri yasaları değiştirmek için düşünmeye çağırıyoruz. O güne kadar yasal engelleri düşünerek yasalar çerçevesinde çalışacak ve Avrupalı bir partinin katkılarını halka sağlayacağız. Kıbrıs’ın AB içinde bir sorun olmasına izin vermemeye çalışacağız. İnanıyoruz ki Kıbrıslılar çok iyi AB yurttaşları olacaklar ve AB’ye ve dolayısıyla Dünya’ya yarar sağlayacaklardır. AB içinde kendi ulusal çıkarlarından başka bir şey için kafa yormayan şövenistler gibi değil hudutları kapanmayacak bir AB yurttaşı gibi düşünüp hareket edeceklerdir. Ulusal konsey gibi yarım konseylerde değil her aşamasında AB içindeki ortaklarımızla beraber düşünülmüş politikaları formüle edip yürütmek gerekliliğini kabul eden bir tutumun başarı şansı olacaktır. Toplantımıza katıldığınız için hepinize partim adına saygılarımızı sunarım. 30/10/2004,Lefkoşa |