YURTSEVER BİRLİK
HAREKETİ KURULTAYINDA RASIH KESKİNER'İN YAPTIĞI KONUŞMADIR
Sn. DİVAN BAŞKANI
Değerli Konuklar, basın mensupları ve
Yurtsever Birlik Hareketi’nin değerli üyeleri,
Kurultayımızın gerek Kıbrıs’ta gerekse
dünyada sürdürülen barış ve kardeşlik mücadelelerine önemli katkıda bulunması inancıyle,
hepinizi saygı ve sevgi ile selamlarım.
Değerli arkadaşlarım,
Bugün, bu ülkedeki Rejime karşı olan
düşüncenin siyasal bir çatı altında örgütlenişinin onuncu yılı. Ve yine bugün
bu örgütlü düşüncenin mücadele süreci içerisinde kurultayının beşinci olağan
toplantısı. İnanıyorum ki Kurultay sonuçları içinde bulunduğumuz son derece
önemli yakın günlerdeki gelişmelere ışık tutacak, katkıda bulunacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
Egemen güçler, kendi çıkarları için, bu
adanın bölünmesi için ne gerekiyorsa yaptılar. Ondan sonra yaratılan olağanüstü
koşullarda, Kıbrıs Türk Toplumunun kendi kendini yönetememesi kendi iradesine
sahip olamaması için tedbirleri de peşpeşine aldılar. Egemen güçler, bir
taraftan Kıbrıs Türk Toplumunun eritilmesi yönünde tedbirlerini peyder pey
sürdürürken, dünya kamuoyuna da herşeyin normal olduğunu göstermek için bir
vitrin yarattılar. Ve bu vitrine ne tür süs gerekirse hepsini koymayı da ihmal
etmediler.
Kendi istekleri dışında hiçbirşeyin
gelişmesine ve oluşmasına müsade etmediler.
İstedikleri zaman hükümet kurdurmadılar, istedikleri zaman istediklerine
hükümet kurdurdular. İstedikleri zaman seçim yaptırdılar, seçimin de
istedikleri gibi sonuçlanması için gerekli her türlü tedbiri aldılar.
Statükodan yarar sağlayanlar buna ses çıkarmadılar,
onlar da bundan yararlanmanın yolunu aradılar. Ülkenin önemli tüm konularının
hallini Ankara’nın devralmasına razı oldular, ve ülkenin kaynaklarını eş-dosta,
partililerine dağıtmanın keyfini sürdürmeye başladılar.
Statükodan memnun olmayanlar, bu gidişe
dur demenin zorunlu olduğunu ve mücadele etmenin kaçınılmaz olduğuna inananlar
da diğer yandan seslerini yükselttiler. İşte bu süreç içerisinde rejime karşı
yıllarca mücadele veren bir grup yurtsever Yeni Kıbrıs Partisinde örgütlendi ve
daha o gün tüm yurtseverleri:
Kıbrıs sorununda ivedi federal bir çözüm
için mücadele vermek
Kıbrıs sorununun çözümünü olumsuz yönde
etkileyen ve Kıbrıs Türk Toplumunun azınlığa düşmesine neden olarak Türkiye’den nüfus aktarılmasına karşı
çıkmak.
Kıbrıs’ta sürekli bir barış ve eksiksiz
bir demokrasi için mücadele etmek.
Toprak konusunda bir sıfırlamayı
reddetmek.
Tüm ada üzerinde haklarımızın olduğunu
savunmak ve tüm adanın askersizleştirilmesi için mücadele etmek.
Türkiye’nin her alana yaptığı
müdahalelere karşı mücadele etmek.
Ana ilkeleri doğrultusunda katkı koymaya, mücadele etmeye çağırdı.
Daha kuruluşunun ilk günü T.C. dışişlerinin TRT’den açık saldırısı ile
karşılaşan parti pek çok baskı, tehdit ve zorluklar içerisinde mücadelesini
sürdürerek, bu ülkede konuşulması tabu olan pek çok şeyin yıkılmasını
gerçekleştirdi.
Süreç içerisinde, yurtseverlerin
birliğini sağlama yönünde adımlar attı ve geçtiğimiz yıldan itibaren
mücadelesini Yurtsever Birlik Hareketi olarak sürdürmektedir.
Geçen bunca yıl içinde, büyük zorluklar
vardır. Büyük fedekarlıklar, özveriler vardır. Yine geçen bu on yıl içinde,
inanç vardır, kararlılık vardır, net ve açık politikaların dile getirilmesi ile
rejime karşı mücadele vardır.
Yurtsever Birlik Hareketi, kuruluşunda
belirlenen ana ilkeleri çerçevesinde ,inatla bu ülkenin gerçeklerini
konuşmaktadır. Yurtsever Birlik Hareketi oy kaygusu ile renkten renge, şekilden
şekile bürünmemiş, ak’a ak, kara’ya kara demesini bilmiştir. Göstermelik
vitrinin süsü olmak için değil, bu vitrini kırmak parçalamak değiştirmek için
mücadele etmiştir, ve etmektedir ve edecektir.
Değerli arkadaşlarım,
Hareketin dünü ve bugününde hep
övünülecek mücadelemiz vardır. Pek çok tespitlerimiz doğru çıkmıştır ve doğru
çıkmaktadır. Tespitlerimizin doğru çıkmasının gururunu yaşarken, toplumumuzun
kendi gözlerimizin önünde eriyip gitmesi, ülkemizdeki tüm kaynakların yok
edilmesi bizi üzmektedir.
Yurtsever Birlik Hareketi’nin bundan
sonraki mücadelesi de, elbette ki, daha da yükselerek aynı doğrultuda ileriye
taşınacaktır.
Bugün Kıbrıs Türk Toplumu olarak büyük
sıkıntılar içerisinde bulunmaktayız. Her ne kadar ülkenin içinde bulunduğu
durumu güllük gülistanlık göstermeye çalışsa da, bunu hergün yaşayan toplumun
tüm kesimleri hissetmektedir.
Toplum bilinçli olarak bağımlı hale
getirilerek her alanda geriletilmiştir. Toplum, topraktan dolayısıyle üretimden
koparıldı. Üretimden koparılan insan daha rahat yönetilir. Toplumun iradesine,
kimliğine, kültür yapısına, her şeyine ama her şeyine müdahaleler
yapılmaktadır.
Bugün, yıllarca belirlenen
politikalarla, TC yetkilileri ile imzalanan protokollerle her alanın
geriletilmesi, sektörlerin bir bir iflası gerçekleştirilmiştir.
Tarım, hayvancılık, narenciye yok
edildi. Orman alanları, karakteristik harup, zeytin ağaçları yok edildi. Tarihi
eserler, eski eserler tahrip edildi. Dağlar delik deşik edildi. Sanayi, küçük
esnaf hepsi iflas bayrağını çekti. Yolları bir gün hayvancılar sütle, bir gün
içki üreticileri raki ile sulamakta.
Kısacası 1974’den sonra Kuzeyden esen
rüzgarlar Kıbrıslının her birini bir yerlere fırlattı attı. Gelen Türk giden
Türk anlayışı, bu ülkenin kalifiye elemanlarını göç ettirdi.
Her alanda imzalanan protokoller, her
alanın sonunu hazırladı. Her alandaki protokolleri ortaklık konseyi izledi
entegrasyon süreci hızlandırıldı.
Ortaklıklarda iki taraf olur. Ama her ne
biçim ortaklık ise bu ortaklıkta,
ikinci taraf hiç yok. Bir ortak emreder, diğeri uyar ve bu oluşumun
faturası hep Kıbrıs Türk Toplumuna ve de en çok emekçi insanlara çıkar.
Kıbrıs Türk Toplumunun özelliklerini
yansıtan birşeyler kalmışsa geride, onu da bu son hükümet vasıtasiyle
halledecekler.
Peki neden bütün bu sorunlar
yaşanmaktadır. En başta elbette ki Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle.
Bunun yanında, Kıbrıs Türk Toplumunun hiç bir önemli konuda söz söyleme
hakkının olmayışı. Bu iki husus toplumun elini ayağını bağlamıştır.
Bu gidişi durdurmanın yolu Kıbrıs
sorununun çözümüne katkı koymaktan geçer. Bu küçük adanın federal bir çatı
altında yeniden bütünleştirilmesi için mücadele sürdürmektir.
Yurtsever Birlik Hareketi, bütün temel
sorunlarımızın hallinin temelinde Kıbrıs sorununun yattığını, onun için bu
sorunun çözümünü mücadele alanının en başına oturtmuştur. Kıbrıs sorunu federal
bir andlaşmaya bağlanmadan, bu ülkedeki sorunların bitmesi mümkün değildir.
Çünkü egemen çevrelerin ve statükodan yararları olanların müdahaleleri
sürecektir. Entegrasyon daha da derinleşecek. İnsanımızın dünya ile olan
soyutlanmışlığı sona ermeyecek, Demokrasi, hukuku üstünlüğü gerçekleşemeyecektir.
Yurtsever Birlik Hareketi’nin, sadece
Kıbrıs sorunu ile ilgilendiğini başka hiç birşeyle ilgilenmediği, başka hiçbir
konuda politika üretmediği yolunda kamuoyunda yaratılan anlayış hiç de doğru
değildir.
Yurtsever Birlik Hareketi bugüne kadar
ileriye doğru yaptığı tespitlerin gerçekleşmesi ile gurur duymaktadır.
Daha 1990 seçimlerinde o günkü adıyla AT
üyeliğinin Kıbrıs’ın kaçınılmaz bir zorunluluğu olduğunu söylerken, bazıları
bunlara gülüp geçiyordu, ama aradan 5 yıl geçtikten sonraki seçimlerde AB tüm
siyasi partilerin seçim malzemesini oluşturdu.
Yine yıllar önce, daha 1990
seçimlerinde, bu ülkenin uzun
sınırlarının bekçiliğinin, gençliğin omuzlarına yüklenemeyeceğini, dolayısıyle
askerliğin profesyonel olmasını savundu. Aradan yıllar geçti ve dokuz sene
sonra, yine bizim dışımızdaki partilerin tümü ancak şimdi askerliğin
profesyonel olmasını söylemeye başladı.
Sadece bu iki örnek Yurtsever Birlik
Hareketi’nin ileriye dönük politikalarının doğruluğunu göstermesi açısından
yeterlidir sanırım.
Yurtsever Birlik Hareketi’nin, bu
ülkenin her sektörü için alınmış kararları, hazırlanmış raporları vardır. 1990
yılından beri, AB ile ilgili sayısız değerlendirme ve raporlar vardır.
Kıbrıs Sorununun çözümünün yalnız
Kıbrıslıların değil, Türkiye ve Yunanistan halklarının, bölge ve dünya
barışının çıkarına olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs sorunu göstermiştir ki,
uzlaşmazlık, adamıza silah yığmak ve dolayısıyle gerek bölge gerekse dünya
barışını tehdit etmek demektir.
Bugün, gelinen son noktada, bir andlaşmaya
varılma olasılığı en yüksek olan bir durumdayız. Ortam müsaittir. Dünya
halkları, kendi çıkarlarını savaşsız bir şekilde halletmeye özen
göstermektedirler. ABD Ortadoğu’daki
çıkarları açısından bölge sorunlarının hallini istemektedir. Türkiye’de
geçen günlerde toplanan AGİT’in sonuç bildirgesi ve Hazar Petrolünü Ortadoğu’ya
indirilme andlaşması nedeniyle Kıbrıs ve Kıbrıs sorununun çözümü daha da önem
kazanmıştır. Akdeniz’e inen petrolün Güneyden garanti edilmesi ancak Kıbrıs’ta
federal bir andlaşma ve AB üyeliği ile sağlanacağı gün gibi ortadadır.
Bu gelişmeler yanında, bilhassa
Yunanistan’ın Türkiye ile olan yakınlaşması da Kıbrıs sorununu çözümüne önemli
katkı yapacaktır. Bundan yararlanmak gerekmektedir. Her ne kadar, yönetimler bu
gidişten-düşmansız kalırız; endişesi ile memnun değilse de iki ülkenin
halkları, barış ve kardeşlik için önemli adımlar atmaktadırlar.
Bu gelişmeler ışığında, bir hafta sonra
New-York’ta taraflar buluşacaklar. 40
yıldır, takip ettikleri davayı sonuçlandırmak istemeseler de, şimdi tıpış tıpış
gidiyorlar.
Şu anda dünyadaki gelişmeler daha hızlı
gelişiyor. Bu çerçevede, gitmem gidemem yok artık. Gidecek ve gidecekler. Şart
koymak da yok. Şartsız oturup görüşecekler.
İsteseler de istemeseler de
görüşecekler. Aslında masada görüşecekleri çok şey var. Yıllarca sürdürülen
çalışmalar sonucunda BM belgeleri, Gali Fikirler Dizisi, Güven Yaratıcı
Önlemler Paketi ve benzeri dökümanlar ortadadır.
Yurtsever Birlik Hareketi, görüşmelerin
önşartsız başlamasından ve sonuç alınıncaya kadar da sürdürülmesinden yanadır
ve bir hafta sonra başlayacak görüşmelere her türlü katkıyı koymaya hazırdır.
Sayın arkadaşlar,
Yurtsever Birlik Hareketi , statükoya
karşı mücadele verirken, bugünkü durumdan en fazla etkilenen kesimlerin başında
gençliğin geldiğini ve bu durumun, Kıbrıs Türk Toplumunun geleceği açısından
endişe verici olduğunu söylemektedir.
Gençlik her toplumun geleceğidir,
topluma dinamizm kazandırır. Bu nedenle çağdaş toplumlar gençliğe önem
vermekte, onları çağa uygun olarak yetiştirmek için ne gerekiyorsa
esirgememektedir.
Bugün gençliğimiz öncelikle eğitim
sorunları ile boğuşmaktadır. Çağa uygun eğitim yerine, çağdışı TC eğitim
sisteminin şoven duyguları ile eğitilmektedir. Devlet elindeki iletişim
araçları ile devamlı düşmanlık, kin ve nefret aşılamaktadır. Dünya insanlığının
barışmaya gittiği halkların kardeşliğinin esas olduğu önümüzdeki çağda,
gençliğin çağdışı eğitimi büyük bir sorundur.
Gençlik, en verimli çağında askere
alınmakta, üretim özellikleri yok edilmektedir. Ondan sonra da boşluğa
işsizliğe terkedilmektedir. Bu gençliğin göçünü hazırlamıştır. Bir kısım
gençler askerlik nedeniyle, bir kısmı da işsizlik nedeniyle göç etmektedir. Bu
durum, toplumun geleceği açısından son derece tehlikeli bir durumdur.
Gençliğin sorunlarından rahatsız olmayan
çevreler vardır, ve olacaktır. Hatta gençliğin sorunları yoktur, biz onlara
arsa, konut ve parti rozetine göre iş de veriyoruz diyebilirler. Ama sonuçlar
ortadadır.
Comar’ın anket sonuçları ortadadır. Pek
çok konuda sonuçlar iç açıcı değildir. Ama en önemlisi gençliğin siyasete olan
ilgisizliğidir. Bu demektir ki siyaset yaşlı kuşakların elinde kalacaktır. Biz
şimdi şikayet ediyoruz; 40 yıldır toplumun başında bulunanların artık gitmesi
gereğini savunuyoruz. Yaşlı kuşağın çoğu geçmişte yaşamaya mahkumdur. Özellikle
geri kalmış çağdışı ülkelerde bu hep böyledir. Politikaya dinamizm getirecek
gençliğin üçte birinin siyaseti hiçbir zaman karışılmaması gereken bir alan
olarak görmesi; yüzde 41’ünü siyesti katkıda bulunulmaması gereken bir uğraş
olarak nitelemesi; gençlerin %7’sinin siyaset konuşmasının ve ancak ileride
%8’inin siyaset yapmayı düşünmesi korkunç bir olaydır.
Sonuçlar iyi değil. Toplumun geleceği
olan gençlerin bu durumda olması onların suçu değildir. Rejim tedbirlerini adı.
Her sektörü, her alanı kuruttuğu gibi, ileride kendisine en büyük sorun
yaratacak gençliğin geleceğini de kurutmaya çalışmaktadır..
Yurtsever Birlik Hareketi, gençliğin
çağa uygun barışı isteyen, dünya ile barışık, tüm insanlığın kardeşliğine
inanan nesiller olarak yetiştirilmesini savunmaktadır. İnsan haklarına saygılı,
hukukun üstünlüğüne bağlı, yetiştirilmesini savunmaktadır.
Gençliğin önemli sorunu olan askerliğin
tamamen profesyonel olmasını ve bunun harcamaların da devlet bütçesinden
karşılanmasını savunmaktadır. Yurtsever Birlik Hareketi, savaşlar dolayısıyle
her türlü silahlanmaya karşıdır. Silahlanmaya ayrılacak harcamaların, insanın
daha mutlu yaşamı için üretime ve yatırımlara harcanmalıdır.
Kıbrıs sorununun çözümü, pek çok sorunun
halli yanında gençliğin önemli sorunlarının da çaresi demektir. Federal bir
andlaşma ve ardından AB üyeliği ile daha demokratik bir ortam sağlanması ile iş
olanaklarının artması, askerliğin ortadan kalkması, ortamın AB normlarına göre
düzenlenme zorunluluğu, yurt dışında bulunan ve hemen her alanda uzmanlaşmış
gençlerin kendi yurtlarına dönmesini ve kendi ülkesi yanında tüm dünya
insanlığı için üretmesi ve insanlığın daha mutlu bir gelecek için uğraş vermesi
mümkün olacaktır.
Anlaşma ile, yeni iş olanakları nedeniye
yurt dışında olan gençlerin ülkeye dönmesini sağlayacaktır.
Yurtsever Birlik Hareketi, gençliğe ve
gençliğin geleceğine büyük önem vermektedir. Gençliğin politikaya katılmasını,
politikada aktif bir duruma gelmesinin önemine inanır ve gençliği bu yönde teşvik
etmektedir. Gençlere buradan da çağrı yapıyorum. Geliniz, Yurtsever Birlik
Hareketi’nin her kurulu, her makamı sizlere açıktır. Geliniz görev alınız ve
yetişiniz, kendinizi yetiştiriniz, çünkü bu ülkenin tıkanan politika alanının;
doğru, açık ve net tavırları olan, çağdaş, insanı, insanlığı seven, kin ve
nefret duyguları ile dolu olmayan genç politikacılara ihtiyacı vardır.
Yurtsever Birlik Hareketi, gençlerin kendilerini ileriye, çağdaş dünyaya
hazırlamaları için gereken her türlü
katkıyı alabileceği, çalışmayı yapabileceği, tartışabileceği, üretim
yapabileceği bir örgüttür. Gelin bu örgütü gençleştirelim.
Geçtiğimiz aylarda, Almanya’da
düzenlenen ve Türk-Rum-Alman Sosyal Demokrat Parti gençlerinin biraraya
geldikleri bir toplantıya katıldık. SPD Gençlik Kolları başkanı yaptığı
konuşmada, SPD gençlerinin sosyalizmi benimsediklerini; SPD’nin şu anda
tutucu bir politika izlediğini ve
SPD’nin bu yapısını değiştirmek için mücadele ettiklerini açık açık konuştu.
“Belki görüşlerimiz SDP yönetimi ile uymuyor, ama en iyi çalışma ortamını
burada buluyoruz” diyorlardı.
Yurtsever Birlik Hareketi, bu ülkede,
parti içinde kanatlara yer veren tek partidir. Kanatlar parti içinde
tartışabilir, yayın organları ile seslerini duyurabilirler. Partinin, daha
ileriye doğru götürülmesi yönünde çalışma yapabilir. İşte gençler gelin, bu
olanakları kullanın, gerek parti içinde, gerekse ülke politikasında etkin olun
diyoruz.
Değerli arkadaşlar,
Bu ülkede yarattıkları vitrinin
süslerinden birisi de hiç kuşkusuz zaman zaman yapılan veya yaptırılan
seçimlerdir. Nüfusu belli olmayan, seçmen sayısı belli olmayan bir ülkede
seçimler yapılıyor. Türk toplumunun nüfusunun beş katı yurttaşlık dağıttılar.
Bunun bir kısmı burda, önemli bir kısmı Türkiyededir. İstedikleri zaman
istedikleri kadar getirirler ve herhangi bir seçimin kaderini etkilerler.
Hemen hemen her seçime içten ve dıştan
müdahaleler yapılmaktadır. Egemen güçler devlet olanaklarını yurttaşlara karşı
birer baskı aracı olarak yıllardır kullanmaktadır. Bırakın ülkedeki iletişim araçlarının
tek yanlı propagandalarını bilhassa seçim zamanı Türkiyedeki hemen hemen tüm
televizyon ve basın yayın organları açık tavırlarla seçimlere taraf olmakta,
müdahaleler yapmaktadırlar.
Devlet bütçesindeki TC yardımları seçim
zamanı artar; ve bütçeden Cumhurbaşkanlığına, başbakanlığa vs’ye ayrılan
ödenekler artar. Bu yıl olduğu gibi Cumhurbaşkannına 220 milyar da örtülü
ödenek ayrıldı. Ne demek örtülü ödenek. Belli ki seçimde dağıtması için
ayrılmıştır. Ama hiç kimseden ses çıkmamaktadır. Ülke koşulları bir seçimin
demokratik olmasına müsait değil. Peki bu koşulları asgariye indirgemek
mümkün değil mi? Elbette mümkündür.
Örgütlerin, siyasi partilerin kararlı bir sektör biraz önce söylediğim
olumsuzlukların üzerine yürümesi gerekmektedir. Birlikte hareket, rejimi
geriletir. Ama tüm uğraşlarımıza rağmen bunu başaramadık.
Şimdi önümüzde yine bir seçim var.
Gelecek nisan ayında bu ülkede seçime karar verenlerin bir değişik düşünceleri
olmazsa, bu kez Cumhurbaşkanlığı için seçim olacak. Egemenler adaylarını belirlemişler ve kampanyayı
çoktan başlatmışlardır. Andlaşma istemeyen, Kıbrıs Türk Toplumunun kendi
ülkesinde azınlığa düşmesinden rahatsız olmayanlar, kendilerine zorluk
çıkarmayacak, gel dediği zaman gelecek, git dediği zaman gidecek birisinde
tercihini belirleyecek ve atamasını da
ona göre yapacaklar.
Yurtsever Birlik Hareketi, Kıbrıs Türk
Toplumunun, egemenlerin belirlediği adaylara mahkum olmadığını uzlaşmaz,
entegrasyoncu ve barış karşıtlarına karşı
yurtseverlerin de ortak bir adayla bu seçim platforumunu kullanması
için, nerede ise bir yıldır uğraş vermektedir.
Genelde Yurtsever bir temelde, bu ülkede
andlaşma, barışı isteyenlerin, entegrasyona karşı olanların ve Kıbrıs Türk
Toplumunun varlığı için mücadelede kararlı olanların birlikte hareketini
sağlamak için çok çalıştı. Yapılan tespitlere hemen hemen pek çoğu katılmakta,
birlikte herekete pek çoğu inandığını söylemekte, ama ne acıdır ki, bu
çalışmalar ileriye götürülememektedir. Gözlemlerimiz odur ki, herşey güzel de,
iş rejimle kavga etmeye gelince beklenen istek gösterilememektedir. Herkes
andlaşma ister görünür, herkes entegrasyona karşı görünür, ancak bu hususları
detaylandırdığımız zaman görünen o ki başka şeyler murad edilmektedir.
Bütün bunlara rağmen, bu ülkede andlaşma
istediğini söyleyen TKP ve CTP ile demokratik kitle örgütleri ile, genelde
yurtsever birlik arayışlarını sürdürüyoruz. Özelde ise iş gelip gelecek yıl
yapılıp yapılmayacağı belli olmayan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve adaylığına
dayandı.
Bu konuda Yurtsever Birlik Hareketi, hep
önce ilkeler belirlensin, taraflar onun üzerinde anlaşsınlar, ve o ilkelere
uygun adaylar saptansın üzerinde ısrar etti ve ilkeler üzerinde andlaşma
sağlanmadan adaylar üzerinde durmadı. Süreç içerisinde TKP’nin bu işte
olmayacağı anlaşıldı ve arayışlara CTP ile devam edildi. Yurtsever Birlik
Hareketi, Federasyonu, savunma, entegrasyona karşı olma, Kıbrıs Türk Toplumunun
varlığını savunma ana ilkelerinde hemfikir olmak için, dayanışma yapacağı
örgütlerin ne düşündüğünü bilmeliydi ve bu ana başlıkları detaylarındırdı ve bu
hususta ne düşündüklerini gördü.
Ana ilkeler
Kıbrıs’ta barış, demokrasi ve federal
andlaşmadan yana olmak
Barış karşı tarafın isteklerini takdir
ile olasıdır. Kıbrıslı Rumlar’ın hak ve çıkarlarını dikkate almayı kabul eder.
Uluslararası hukuk insanlığın büyük
güvencesidir, demokrasi istemleri buna bağlıdır, Kıbrıs sorunu ona uygun olarak
çözümlenmelidir.
Taraflar andlaşma ve uzlaşmalarına bağlı
olduklarını unutmamalı ve o çerçeve içinde hareketi kabul edip sorunları
çözmelidir.
Federal çözüm taraflarca kabul
edilmiştir, vazgeçilmez.
Demokrasi hukuk devletsiz işlemez, çözüm
şeklinde demokrasiye aykırı, meclisleri etkin olmayan bir haldeki model, chech
and balance kuralları eklenerek düzeltilmelidir.
İki toplumluluk, iki lidere teslim
edilmemelidir.
Beyin yıkama yasaklanmalı, yarı resmi
örgütlere yardım kesilmelidir.
Devlet taraf tutamaz, yasaklanmalıdır.
Kıbrıs Türk Varlığını savunmak
KT toplumu kendi işlerine sahip çıkmalı,
Kıbrıs sorunu KT toplumunun sorunudur,
politika saptamada baş rol oynamalıdır.
Bugünkü tıkanıklık durumunun aşılması
için federal çözüm öngören uzlaşmalara bağlılık açıklanmalı;
Ann Hercus’la GYÖ Paketi görüşmelerini
tamamlamalı
Kayıp şahısları ilan edip Rum tarafından
karşılık istemeli
K.Cumhuriyeti belgelerini uygun şekilde
kullanmayı kabul etmeli.
Kıbrıs’ın iki toplumundan biri olmaktan
gocunmamalı, yararlanılmalı
Kıbrıs’ta eğitimden gümrüğe bağımsız
politika uygulamalı, TC-KKTC protokolları iptal edilmelidir.
Kıbrıs’ın Türkiye entegrasyonuna karşı
olmak
Kıbrıs’ın Türkiye’ye entegrasyonu her
bakımdan yıkıcıdır. Ekonomi mahvolmakta, kültür yozlaşmakta, göç olmakta ve
nüfus yapısı değişmektedir.
Entegrasyon Kıbrıs sorununda hiçbir işe
yaramadı, yaramayacak. Zaten Türkiye’nin elindeki bölge olarak kabul edilir.
Avrupalı İnsan Hakları Mahkemesi, Subodinate local administraten of Turkey diye
tanımladı.
Entegrasyon, Kıbrıs sorununu çözülemez
hale getireceği için Türkiye ile Güney’i karşı karşıya getirir ve dünya o
çerçevede çözüm dayatmaya başlar.
TC-KKTC protokolları, iptal edilip
bağımsız bir politika saptamak şarttır.
TC’li yetkililerle, KİT ortaklıklarıyla
doğrudan muhatap olup ellerinden kurtulunmalıdır.
Ortaklık Konseyi iptal edilmelidir. Tek
taraflı olduğu açıktır. Kimseyi kandıramazlar.
Yurtsever Birlik Hareketi bu ana ilkeler
doğrultusunda bir mücadelenin verilmesini, daha açık bir tavırla, mücadelenin
Rejime karşı bir platforum oluşturulması anlayışı ile, hareket etti ve bu
kavgayı verebilecek adaylarını saptadı.
Bilindiği gibi, çok iyi anayasalar
olabilir. Ama uygulayıcılar kötü niyetli ise o anayasa hayat bulmaz o iyi
anayasaların hayat bulması için uygulayıcıların istekli ve kararlı olması
gereklidir.
Burada da durum aynıdır. Pek çok örgüt
ve kişi için ilkelerin önemli olmadığı bu ülkede, böyle bir mücadeleyi
sürdürecek adayın önemi ortaya çıkmaktadır. Biraz önce açılımını da yaptığım
ilkelerin hepsinde anlaşırsınız, ama eğer adayınız bunları savunacak
kararlılıkta, birikiminde ve rejime karşı açık tavır sergilemek niyetinde
değilse, bu mücadelenin hiç bir anlamı olmaz.
Biz, her seçimde olduğu gibi, egemen
güçlerin adayları karaşısında, onlara gerçek anlamda muhalefet yapacak
olmalıyız. Uzlaşmaz, andlaşmaz, entegrasyoncu ve barış karşıtı güçler
karşısında, andlaşma, uzlaşma ve barış için inançlı ve kararlı olmalı,
entegrasyona karşı açık tavır koyan, ve Kıbrıs Türk Toplumunun kendi ülkesinde
söz sahibi olması için tereddütümüz olmamalıdır. Bazılarına şirin görünmek
veya, sağdan da oy almak için politikalarımız sulandırılmamalı. Ve bizim
adayımız masaya oturduğu zaman Rejimin rahatsız olması kaaçınılmazdır. Ve seçim
sonrası da bu tavır ortaya çıkmalıdır. Bir kez daha “geçmişteki gibi” aramızda
nüans farkı vardı. Veya yüzde 98 kazandı gibi olayları yaşamak istemiyoruz.
Sonuç olarak, biz, belirlenen ana
ilkeler doğrultusunda rejimle mücadele etmekte kararlıyız. Dolayısıyle bu
mücadelede Adayımızın veya destek vereceğimiz adayın da rejimlele mücadelede
kararlı olmasında ısrarlıyız. Bu çerçevede, bu mücadeleye katılacak her kişi ve
her örgütle dayanışmaya, birlikte harekete varız.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım,
İçinde yaşadığımız yıllar insanlık
ayıpları ile doludur. Güçlünün gücsüzü ezdiği, emekçilerin sömürünün acımasız
çarkları oranında sömürüldüğü, emperyalizmin uluslararası tekellerin dünyaya sahip
olmaya çalıştığı, etnik çatışmaların, milliyetçilik ve fanatizmin sonucu kanlı
savaşların yaşandığı yıllar oldu. Silah tekellerinin yarattığı ortam, dünya
servetlerinin insanlığın mutluluğuna harcanmasını engellemiştir. Dünya
nüfusunun üçte biri açlıkla boğuşmaktadır. İnsan hakları ihlalleri korkunç
boyutlara ulaşmıştır.
Aşırı kar hırsı, doğanın dengesinin
bozulmasını ve çeşitli çevre sorunlarının yaşanmasına neden oldu. 1900’lü
yıllar insanın geleceğe bıraktığı pek çok kötü mirasla doludur.
Bir ay sonra yeni bir çağa adım
atacağız.
Yurtsever Birlik Hareketi 2000’li
yılların dünyada barış ve kardeşliğin hakim olacağı yıllar olmasını
beklemektedir. Dünya servetlerinin insanlığın mutluluğu için harcanmasını
beklemektedir. İnsanın bağımsız, özgür ve dokunulmaz olmasını; insan haklarının
eksiksiz uygulanmasını, hukukun üstünlüğünün egemen olmasını beklemektedir.
2000’li yıllar, doğa ve insanlık
yararına gelişmelerin yükseleceği, geçmiş yıllardaki deneyimlerden de dersler
çıkararak, Sosyalizmin damgasını vuracağı yıllar olacaktır.
Yurtsever Birlik Hareketi, Kıbrıs’ta
federal bir andlaşma ve onun sonunda gerçekleşecek olan AB dünyası içerisindeki
ilerici ve Sosyalist güçlerle kuracağı ittifak ve dayanışma ile bu gidişe bu
sürece katkıda bulunmayı sürdürecektir.
Yurtsever Birlik Hareketi, insanlığının
geleceğinin sosyalizmde olduğunun bilinci ile, emekçi sınıf ve katmanları
kucaklayarak, demokratik halk iktidarını kurmayı hedefleyen ve ileriye doğru
sürekli değişmeye açık çağdaş sol bir parti olarak; insan ve emeğin daha iyi
bir gelecek , daha özgürlükçü bir ortam ve daha adaletli bir düzene ulaşmak
için, sürdürülen devrimci dönüşümlerin gerçekleştirilmesi için; ve bölge ve
dünya halkları için yöneten-yönetilen; ezilen-ezen çelişkisini yıkmak için ve
savaşsız, sömürüsüz bir Kıbırs ve Dünya için mücadele edecek ve bu yöndeki
mücadelelere destek verecektir.
2000’li yılların, ülkemizde, bölgemizde
ve dünyada barış ve kardeşliğin egemen olacağı yıllar olması inancı ile
hepinize saygılar, sevgiler sunarım. Mücadelemiz sürmektedir, ssürecektir,
başarı hepimizin, tüm Kıbrıslıların ve tüm insanlığın olacaktır. Bu güne kadar
bu mücadeleye katkı koyan burada bulunan siz değerli üye ve sempatizanlara ve
burada olmayan diğer tüm yurtseverleri kutlar, teşekkür ederim.
Tüm yurtseverleri bu onurlu mücadeleye
katılmaya destek vermeye katkı koymaya çağırıyorum.
Saygılar sunarım.