YURTSEVER BİRLİK HAREKETİNİN GENEL BİR BAKIŞ AÇISINDAN KIBRIS SORUNU DEĞERLENDİRMESİ

 

GİRİŞ

Kıbrıs politikası, toplumumuz için hayati önemdedir. Toplumumuz tüm dünya tarafından Kıbrıs’ta iki ana toplumdan biri olarak tanınmıştır. Kıbrıs’ın kaderinde Rum tarafı ile eşit şekilde rol oynama hakkı teslim edilmiştir. Bu eşitlik Rum tarafı tarafından da kabul edilmiştir. Bundan daha önemli bir kazanç yoktur. Toplumumuzun tanınmasından yokmuş gibi söz edenler, bugünkü durumda boynumuzun eğilmesini ve Türkiye yönetiminin emrine girmemizi sağlamak isteyenlerdir. Toplumumuzun hakları BM, AB, AK ve büyük devletlerce kabul edildiği halde her an yok edilecek bir zavallı imişiz gibi bizi ezmek isteyenlerdir.

Ülkelerin güvenlikleri sadece silahlı güçlerinin gücü ile sağlanmaz. Meşruiyet ve dostluklar silahlı güçlerden daha büyük rol oynarlar. Dünya haritasına bakan, yanında kendisinden çok daha güçlü silahlı güçleri olan zayıf devletlerin pek ala varlıklarını barış içinde sürdürdükleri görülür.Kıbrıs Türk toplumu da Kıbrıs’ta varlık ve eşitliğini meşrulaştırdıktan sonra en büyük güvenceye kavuşacaktır.

Yakın geçmiş Türk Toplumunun varlığına yönelik tehditin yalnızca Rum tarafından gelmediğini, dış tehdit behanesi ile Türkiye’nin aldığı tedbirler ve Türk nüfusunu arttırma uygulamaları hem assimilasyon hem de göç yoluyla Kıbrıslı Türkleri Ada’da yok etmek üzeredir. Hala bir Kıbrıs Türk Toplumu varsa bunun nedeni Kıbrıs sorununun dünya tarafından unutulmamasıdır.

Bu durumda Kıbrıslı Türkler bir çözümde hem Rum toplumu ile siyasi eşitliklerini hem de Türkiye’nin kendilerine müdahale olanaklarını dikkate almak zorundadırlar.

Kıbrıs sorunu, tarihte var olmayan bir ülke yaratmak ve bir devleti ikiye bölmek, bunu yapmak için Ada nüfusunun üçte birini göçe zorlamak, malına mülküne el koymak, evlerine dönmek isteyenlere izin vermemek ve “etnik bir ayrım yaparak bazı yerlere bir etnik guruptan insanların yerleşmesine mani olmak” gibi

1. Hudutların değiştirilmezliğini ihlal,

2. Etnik temizlik,

3. Temel insan hak ve özgürlüklerini ihlal,

sorunudur. Dahası, bir başka ülkenin iç işlerine müdahale ve müdahale etmek için bir topluluğu aracı olarak kullanma gibi hallere izin vermek ve uluslararası andlaşmaların gereklerini yerine getirme gerekçesi ile yapılan bir müdahaleyi başka amaçlar için kullanmağa devam etmektir.

Kıbrıs sorununun çözümü bunları halletmeden olanaklı değildir.

Kıbrıs sorununun yan ürünleri de vardır. Binden fazla insan öldürülmüş ve kaybedilmiştir. Bunların akıbetinin araştırılması ve sorumluların belirlenmesi insanlığa karşı borçtur. Savaş suçlarının araştırılmaması, tekrarına izin verecek bir şeydir, halbuki hala insanlık savaş suçlarından acı çekmeye devam etmektedir.

BARIŞÇI ÇÖZÜM ARANMASI

Kıbrıs sorununun barışçı yöntemlerle çözülmesi BM kararlarında ve diğer uluslararası ve ulusal kurumlarda alınan kararlarda istenmekedir. Taraflar da bunu kabul etmişlerdir. Barışçı yöntemler savaş tehdidini de dışlar. Onun için Kıbrıs sorunu barışçı yötemlerle, savaşla tehdit etmeden ele alınıp çözülmelidir.

İki tarafın eşitliği de BM kararlarındadır ve taraflar kabul etmişlerdir. Ancak, Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye müdahaleleri ile seçtirilmiş ve sürekli Kıbrıs’taki Türkiye’nin haklarından bahseden bir kişi toplumu temsil etmektedir. Toplumlararası görüşmelerin yapılabilmesi için uzlaşılan formule göre iki toplum lideri görüşecekler ve çözümü arayacaklardır. Onun için Kuzey’de duruma hakim olan Türkiye, Denktaş aracılığı ile temsil edilmiş olmakta ama iki toplumun müzakere ettiği varsayılmaktadır. Hal böyle olunca Kıbrıslı Türkler’in çıkarları da Türkiye’nin kabulü halinde dile gelmektedir. Aksi halde Türkiye’nin Kuzey’in hakimi olarak görüşmelere doğrudan katılması ve mesela Kuzey’i ilhak etmesi halinde mecbur olacağı gibi doğrudan Klerides ile (Türkiye ve Kıbrıs arasında) müzakerelerin yürütülmesini görecektik.

Kıbrıslı Türkler’den bazıları bunu onaylamamaktadır. YBH da Denktaş’ın nasıl seçildiğini ilan etmiş ve ikide birde Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarını savunmasına karşı çıkmaktadır.

Ancak, statü problemleri yaratmadan BM kararları çerçevesinde bir çözümü getirmeye çalışan güçler, görüşmelerin bu şekilde südürülmesini sineye çekmekte ve bizzat Türkiye’yi masaya zorlamaktansa Denktaş aracılığı ile müzakere olmasına razı olmaktadırlar. Maksat bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir görüşüne göre hareket etmektedirler.

Kıbrıslı Türkler’in bu duruma itiraz edebilecek olanları, kendi güçleri ile Denktaş gibilerinin seçilmelerine engel olamadıkları gibi başka bir çare de bulamamaktadırlar. Buna çare bulmak için yardım alacakları bir güç de yoktur. Üstelik bu itiraz edenlerin bir kısmı durumu değiştirebilecek güçlere “emperyalist” oldukları için baş vurmayı da doğru bulmamakta ve emperyalist olsalar da bazı noktalarda yollarının buluşabileceğini reddetmektedirler. Dolayısıyle diğer itiraz edebileceklerle işbirliği de yapamamaktadırlar. Bölünmektedirler. Tabii ki bu ayrılık da ajanlar tarafından körüklenmektedir.

Bununla beraber, Türkiye’nin çıkarlarının temsilcisi olan Denktaş’ın görüşmelere devam etmesi gerçeği karşısında “ondan birşey istenmez” deyip susmak değil bir an önce bir andlaşmaya varılması için taleplerde bulunmak ve hatta andlaşmada olmamasını istedilerini söylemek gerekir. Türkiye’nin Denktaş’ı masaya geri göndermekle ne yapmak istediğini tefsir etmek gerekli olduğunda da , çözüm için mi yoksa çözüm için çabalar görünmek mi istediğini kestirmenin olası olmadığını söylemek gerek.

YBH, ister Denktaş, ister Ecevit görüşsün çözüm modeli üzerine görüşlerini söylemeye devam edecektir.

Denktaş’ı masaya yollayan Türkiye hükümetidir. Türkiye hükümeti, bugüne kadar Kıbrıs’a etki eden faktörlere meydan okumuş; silah ambargolarına direnmiş, nüfus aktarmaya karşı alınan uluslararası kararlara karşı çıkmış, Kıbrıslı Türkler’in hepsi göç etse gene de dediğim dedik demiş, AB yolunda ilerlemesine Kıbrıs sorununun engel olmasına ses çıkarmamış, Güney’in silahlanmasına silah kullanma tehditleri ile engel olarak ateşle oynamış, Yunanistan’ın Kürt problemini deşmesine göğüs germiş, Cenevre Konvansiyonlarını ihlal etmekte beis görmemiş, Soğuk savaş zamanında ABD’nin desteğini yitirme olasılığını hesaba katmış ve saire ama çözüme yanaşmamıştır. Onun yerine iki kez ayrı devlet ilan ederek tanıtma çabasına kalkmış, becerememiş olsa da gerilememiştir.

Ancak hiç beklenmedik bir şekilde, sorunlu bir Kıbrıs’ın AB üyesi olabileceği bir süreç yüzünden sıkışmıştır. Buna dünya’da sorunlu bölge bırakılmasının tehlikelerinin ne kadar büyük olduğunu hatırlatan 11 Eylül faciası eklenmiştir. Bu iki yeni faktör üzerine Türkiye, ilk kez Haziran’a kadar veya bir yıl içinde diye çözüme zaman boyutu ekleyen açıklamalar yaparak Denktaş’ı masaya yollamıştır.

AB KIBRIS İÇİN KATALİZÖR OLABİLİR

AB Kıbrıs için sıkışmış durumdadır. AB’nin genişlemesi ancak Yunanistan parlamentosunun da onayı ile sorunsuz bir şekilde gerçekleşebilir. Aksi halde Yunanistan parlamentosunun onamak istemediği bir şeyi kabul etmek için sıkıştırmanın zorluklarını göğüsleyeceklerdir. O nedenle Kıbrıs’ın üyeliğini zamanı geldiğinde kabul etmek zorundadır. Halbuki Kıbrıs sorunu çözülmemişse, AB toprağında başka bir ülke ki AB aday üyesi ve gümrük birliği içindedir, işgalci olarak karşısına çıkacaktır. Bugün için tek dış politika ve tek savunma politikası tamamlanmamıştır. Ancak 2004 yılına kadar Maastricht kararına göre tamamlamayı hedeflemiştir. Tamamlanması zor olan bir hedef ise de, tek parayı tamamlamasına da ayni sekilde çok zor deniliyordu; başarması zaman meselesidir. Bu da tamamlanınca Türkiye, AB toprağını işgalden vaz geçmeye çağrılacak ve Kıbrıs sorunu çok daha tehlikeli bir hal alacaktır.

Bu gelişmeler karşısında Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye için daha aciliyet kazandığı gibi, görüşmelerde bu gün AB ve Rum tarafı bakımından kabul edilebilecek gibi görünen mal mülk değişimi, geçiş dönemi sorunları ve saire Kıbrıs AB üyesi olduktan sonra olasılık olmaktan çıkacaktır. Yani Türkiye Kıbrıs’ta elde edebileceklerini elde etmekten uzaklaşacaktır. Bunu da dikkate almak ve pirince giderken evdeki bulgurdan olmamaya çalışmayı düşünmek zorundadır. Hala daha Kıbrıslı Türkler’i Kıbrıs üzerinde söz hakkı elde etmek için kullanmayı düşünüyorsa bunu unutmak zorunda kalacaktır.

Kıbrıs şimdiki haliyle AB üyesi olmakla çözüme ulaşma şansını arttırmış olacaktır. Yani AB kendisi bizzat bir şey yapacak olmasa da çözüm için faktörlere yeni şeyler eklemekte ama bundan da öznel olarak sorumlu olmamaktadır, yani katalizör rolü oynamaktadır. Yeni eklenecek faktörler, Türkiye’nin AB ilişkilerinde artık bir Rum Kıbrıs engeli ile karşılaşacak olması, AB’nin tek dış politika ve tek savunma politikası saptanmaya başlamıştır; sonuçlanınca artık bir AB hududunun çizilmesi gerekecek olması ve bu hudutun Kıbrıs’ın ortasından çekilemeyecek olması gibi şeylerdir. AB şimdiden, bir çok uluslu ve kültürlü yapı olarak Kıbrıs’ta da güvence olacağı için iyi niyetle endişeleri olanların endişelerine yanıt vermiş olduğundan çözüm için fazla titizlenmeye gerek olmadığını göstermekte dolayısıyle çözüme yardımcı bir unsur olmaktadır.

ÇÖZÜM OLMADAN AB ÜYELİĞİ

Çözüm olmadan AB üyeliği konusu Türk tarafı için önemlidir. Kıbrıs üye olacak ama Kıbrıs sorunu çözülmemiş olacaksa;

1. Statüko aynen kalıyorsa Kıbrıslı Türkler AB yurttaşı olacaklar ama işgal altındaki bir bölgede kısmen yurttaşlık olanaklarından yararlanarak yaşıyor olacaklar, AB ise ta ki tek savunma ve tek dış politika hedefine ulaşsın onlara elini uzatamayacak, Türkiye’ye de fazladan bir tepki göstermeyecektir.

2. Statüko, Kuzey’in Türkiye’ye bağlanması şeklinde değiştirilirse buna şiddetle tepki gösterenler olacak ve AB de muhtemelen Türkiye’nin üyelik görüşmelerini kesecektir. Amerika’nın buna daha şiddetle tepki göstermesi beklenmektedir.

3. Statüko değişmez ama Türkiye, Kıbrıs’ın üyeliğini sineye çekerek ne zaman ki Kıbrıs onun üyeliğini engelleyecek noktaya ulaşır o noktaya kadar görüşmeleri sürdürür ve baskılardan uzak kalır. Ancak Kıbrıs sorunu ayni zamanda bir dünya sorunudur ve BM Güvenlik Konseyi çözüm için devrededir. 11 Eylül saldırısından sonra daha çok çaba harcayacağı da beklenmektedir. Dikkat edilirse burada da uluslararası teröre yardım edebilecek bir ortam vardır; bu durumda etkili olması beklenmektedir.

Bu nedenlerle çözüm olmasa da Kıbrıs’ın AB üyeliği, Kıbrıs sorununun çözümünü olumlu yönde etkileyecek ama AB ve Amerika için daha zor bir durum yaratacaktır. Dolayısıyle çözümü üyelikten önce elde etmenin önemi büyüktür. Türkiye de zor durumda kalacak dolayısıyle çözüm bir an önce sağlanmalıdır.

Yeni faktörlerin eklenmesiyle çözüme daha fazla baskı yaratılması demek daha rahat bir durum demek değildir. Sıkıntılarla karşılaşmak demektir. Kıbrıslı Türklerin daha ağır baskılar görmesi, ekonomik sorunların katmerlenmesi, AB yurttaşlığının vereceği olanaklardan yararlanmak isteyenlerin göç etmeleri ve benzeri güçlükler konuşulmaktadır. Ancak bu güçlükler çözüm olmadan Kıbrıs üye olursa ortaya çıkacak diye endişe etmenin bir yararı yoktur. Olmasın diyen olsa da Kıbrıs çözüm olsun olmasın AB’ye girecektir. Girmese de statüko böyle giderse Türkiye AB ile gümrük birliğine uymaya önem verdikçe benzer güçlükleri yaşayacağız. Seyahat ve yerleşme kolaylıklarından yararlananların başka şansları olmaması da itiraz etmeyi gereksiz kılar. Bu tehditlere karşı söylenecek şey sadece bir an önce çözüm bulup kurtulmak olabilir; başka çaresi yoktur.

AB SÜRECİNE KATILMA

Türk tarafının AB üyelik sürecine katılması AB tarafından Rum tarafına şart konulmuştur. Hatta Klerides’in nasıl bir çağrı yapacağı AB tarafından formule edildi. Buna “kimi davet ettiler?” diye tanınma dayatması ile karşılık verilmesi bir talihsizlik olmuştur. Şu anda iki toplum lideri görüşmektedir ama bir tanınma şartı kaldırılmıştır. Buna rağmen hala “kimiz biz?” diye yanıt vermek ve davete icabet etmemek sadece Türk tarafına zarar vermektedir. Sürece iki toplumdan birinin temsilcileri olarak katılmakta hiç bir sakınca yoktur. Ekibe Türk temsilci gönderildi diye iki eşit toplumdan biri olmaktan çıkılacak değildir. KKTC’nin devlet olduğu masalını anlatmaya devam edecek olan da edebilir. Ancak katılmamakla belki daha iyisini yaptılar çünkü bugünkü yönetim orada sadece engel olmak için gidecekti. AB’nin doğrudan Kuzey’e yardım yapmasına engeller çıkararak KKTC’nin kabulünü dayattığını iddia edebilenlerden başka bir cevher beklenemezdi. Rum tarafı olsun rahat hareket olanağı elde etti, gelecekte bunun Kuzey’e de yararı olur.

Bu gibi konularda düşünürken YBH, tek yanlı kararları değil tarafların hepsinin çıkarlarını dikkate almak gerektiğini kabul edecek olgunluktadır. Başkalarının zararına kar elde etmenin kalıcı olmayacağını, başkasının yararlarının önünde sonunda bize de yarar sağlayacağını bilmektedir.

WİN WİN ÇÖZÜMLERİ

Halk arasında “bunlara komünist derler, baski yaparlardı. Şimdi Rumcu derler gene baskı yaparlar. Halbuki çıkarlarımıza sıra geldiğinde bunlar da bizi savunur” diye konuşanlar vardır. Bu düşünce muhalefetin de milliyetci olduğunu iddiaya kadar gider. Ama bunlar amiyane sözlerdir. Milliyetcilik siyasi bir düşüncedir ve temeli başkalarını aynı milletten olmadıkları için dışlamaktır. Bu düşünce ile iyi ilişkiler kurmak ve dış ilişkilerden yararlanmak çok zordur. Onun yerine başkalarının kazanacağı çözümlere evet demek gerekir. Her iki tarafın da kazanacağı çözüm demek bile bir mukabiliyeti kastediyorsa doğru değildir. Doğru olan başkalarına zarar vermemeyi, onların da kazanmasına önem vermeyi düşünmektir. Örneğin YBH, yerinden yurdundan olan 200 000 dolayında Rum’un da derdini dikkate almaktadır.

Dünya’yı satranç tahtası gibi gören ve biri diğerini yer diye dış ilişkileri değerlendiren anlayış terk edilmelidir. “Gel beraber yapalım ve bu da bana düştü, ben yapayım” şeklinde ele alınacak konular da bulunmaktadır. Yani dış ilişkiler bir çatışma değil bir harmoni için de ele alınıp yürütülmelidir. ABD’nin uydu atıp tüm dünyada çevre kirliliğini izlemesi ve diğer devletlere bilgi vermesi, Japonya’nın ayni şekilde projelere başlaması ve AB ülkeleri dahil bir çok ülkenin geri ülkelere bir çok konuda proje yardımı yapması ve bunun için karşılıklılık beklemesi bunların basit örnekleridir. Bir çok konuda bir çok yükümlülüğü yüklenecek şekilde bir araya gelip kurdukları konsorsiyum ve saire de bunların örnekleridir. Petrole boğulup servetler kazandıkları zamanlarda bile dünya için tek hayırlı proje finanse etmeyenler ise kötü örneklerdir.

Dünya’da himayesiz tek bir kişi bırakmama iddiasıyle çalışan bir çok BM organizasyonu ve NGO vardır. Çalışmalarının finansmanına yardım eden devletler de bellidir. Köstek olanlar ve hatta halkının yardım görmemesi için önlem alanlar da vardır. Bunlar dünya dış ilişkilerini zehirleyen geri kafalılardır. Fakir olup da yardımcı olanlar olduğu gibi zengin olup da dışilişkileri paraya çevirme kolaylığından yararlanmak için yardımı reddedenler de vardır. Bunları bir birinden ayırmak gerekir. Dış politika bunları ayırıp ona göre yürütülmeye başlanmıştır. Güçlü devletlerin artık temel insan hak ve özgürlüklerine önem vererek ilişkiler kurmaları gelişmelere katkı yapmaktadır. YBH, bu gelişmelere katılmak gerektiğine inanır.

Kıbrıs’ta da sorunun çözümü için tarafların görüşmelere katılırken yaptıkları anlaşmalara, açıklamalara ve sözlere önem vermeleri, köprülerin altından çok sular geçti diye geri çekmemeleri gerekir. Gene de görüşmelerde esnek olmak ve saptanmış pozisyonların arkasına geçip kavga etmemeli ve konuyu kişiselleştirmeme gereklidir. Bir konu diğer bir konuda isteneni sağlamış olabilir, asıl olarak ihtiyaçlara yönelinmeli ve karşı tarafın isteklerine dikkat edilmelidir. Görüşmeye giderken ihtiyaçları kouşmalı, onu bunu kabul etmem veya masaya oturmak için şu isteğim karşılanmalıdır demekten kaçınılmalıdır.

EMPERYALİZM VE BÖLGESEL SORUNLAR

Emperyalist bir devletten söz edildiğinde, emperyalist politikalar uygulayan bir devletin hükümeti kastedilir. Bir ülke ve bir halk kastedilmez. Her ülkede emperyalist politkaların acısını çeken sınıflar vardır. Emperyalizme karşı politikalara dünya çapında katılmak ve dayanışma yapmak şarttır. Emperyalist ülke halklarının katılmadığı bir mücadele başarıya ulaşamaz. Çünkü bir ülkede doğan bir mücadele emperyalist devletlerce ezilmeye kalkılınca artık kullanılabilecek silahlar dünyanın toptan yok edilebileceği bir seviyeye çıkmıştır. Soğuk savaşın terör dengesi de bize bölünmüş bir dünyada çare üretilemeyeceğini göstermiştir. Bu arada globalizm karşıtları diye anılan ama gerçekte gerçek globalistler olan enternasyonalistlerin programları gelecek için çareye işaret etmişlerdir. Sermaye yanında emeğin serbest dolaşımı ve dünya çapında gelişme programlarıyla bunlar için uluslararası kurumlaşma gibi düşünceler geliştirilerek uluslararası bir mücadele verilmelidir.

Emperyalizmin dünyaya hükmetme araçlarındaki gelişmeleri izlemek, uluslararası kuruluşların bu konuda onlara yaptıkları hizmetleri anlamak, onlara karşı politikalar geliştirmek ve yeni uluslararası kuruluşlar kurulmasına katılmak gereklidir. BM, sadece halkın duyduğu değil duymadığı bir çok işlevlere sahiptir ama büyük güçlerin bu işlevlere etki güçleri de güvenlik konseyi gibi demokratik olmayan parçaları yanında dikkatle değerlendirilmelidir. Geri ülkelerin yolsuzluğa batmış yönetimleri ve bunların dünya olaylarına karşı ilgisiz tutumları bir gerçektir. Ancak bu durumun değiştirilmesi için uğraş vermek boşuna olmayacaktır. Geri ülkeler sorunu halledilmeden adil bir dünya yaratılamayacak ve huzur gelmeyecektir. Boşu boşuna güçlü ülkelerin suçlanması emperyalist politikaların yenilmesine yaramamıştır. Uygulanabilecek politikaları belirlemek gereklidir.

Kıbrıs gibi sorunları yöresel çıkarlar çerçevesinde ele alıp uzatmak yerine çözmek ve işbirliği sağlayıp dünyanın büyük dengesizliklerinin giderilmesine çabalamak gerekmektedir. Bu gibi sorunlar yüzünden işbirliği yapamayan, onun yerine emperyalist güçleri yanına çekip karşıtlara baskı yaratmaya çalışan devletlerin olması evrensel mücadeleye köstek olmaktadır. Dünya’ya baktığımızda böyle sorunları olmayan geri devlet bulmak zordur. Bunlar ne yazık ki dünya çapında bir anti emperyalist mücadele yerine komşuları veya içteki hasımları ile başedebilmek için emperyalist politikaların güdücülerinden medet ummaktadırlar. Bu yüzden bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunmak için dünya çapında işbirliği gereklidir ve kıbrıs sorunu da bunlardan bir tanesidir.

SONUÇ

YBH, “Kıbrıs Sorunundaki son durum raporu”nu değerlendirdi ve aşağıda belirlenen politrikalar çerçevesinde mücadelesini sürdürmeyi kararlaştırdı:

1-Denktaş’ın görüşme masasına Türkiye tarafından oturtulduğunu, masada Kıbrıs Türk toplumunun çıkarlarını değil, Türkiye’nin çıkarlarını korumaya çalıştığını, bu çerçevede uzlaşmazlığını sürdürüp zaman kazanmaya ve Kıbrıs’ın AB üyeliğini engelleme taktik anlayışı teşhir edilmeli,

2.-Görüşme masasında kim olursa olsun YBH, ivedi bir andlaşma için, “ülkenin toprak bütünlüğünün korunacağı, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe ve ortak egemenliğe dayalı merkezi güçlü bir federasyon” için ısrarlı taleplerini ortaya koymayı sürdürecektir. Bu çerçevede federal anayasa önerleri ile federal hükümete verilecek yetkiler ve federal seçimlerde iki toplumun birbirleri için de oy kullanmaları gibi kuralları içeren çalışmalar yaparak işbirliği içindeki müttefikleri ile bunları gündeme getirecek ve görüşme masasına gelmesine çalışacaktır.

3-AB üyeliğinin Kıbrıs’ta federal bir anlaşma için olumlu katkı yaptığı ve AB üyeliğinin kaçınılmaz bir gerçeklik olduğu, dolayısıyla toplumun bu yönde hazırlanmasını talep edecek, AB sürecine de, şu andaki görüşme sürecine katılım statüsünde olduğu gibi, Türk temsilcilerin de katılmasını isteyecektir.

4-Egemenlerin sunacağı andlaşmadaki olumsuzlukları minimuma indirmek için aşağıda belirlenen çalışmalar yapılacaktır:

a) Kuzeydeki demokratik güçlerle andlaşma isteğini yükseltmek,

b) Güney’deki demokratik güçlerle sürekli süreci izlemek, denetlemek,

c) Türkiye ve Yunanistan’daki demokratik güçlerle dayanışarak sürece destek istemek,

d) Uluslararası kuruluşların desteğini, baskısını sağlamak (AB,BM,...)

e) Federal anayasa çalışmaları yapmak ve bu görüşlerimizi, sürecin şu andaki gözlemcisi, ilerideki aktif önerin hazırlayıcısı olan BM yetkililerine ve temsilcilerine ulaştırmak ve bu konudaki görüşlerimizi komuoyuna duyurmak,

f) Ne olursa olsun olacak olan bir andlaşma olacaktır. Bizin gibi ortak bir vatan isteyenlerin isteklerine tam uymayacağı aşikardır. Ancak mandranın kapısını açacak, mandara yaşamına son verecek ve iki toplumun ilişki kurmasına fırsat yaratacak bir yeni durum olması beklenmektedir. Onun için andlaşmadan sonra iki toplumun ilerici unsurlarının birlikte mücadelesi ile çözümün ve barışın geleceğini anlatmak,

g) Toplum ve kadrolarımızın, bulunacak bir andlaşmayı daha da çağdaş bir yapıya kavuşturmak, korumak ve yaşatmak yönünde hazırlanması için çalışmak,

h) Rejim’in deşifre edilmesi ve Rejim’e karşı başkaldırının örgütlenmesini sürdürmek.

  


GHALİ FİKİRLER DEMETİ ESAS ALINARAK, YURTSEVER BİRLİK HAREKETİ’NİN HAZIRLADIĞI FEDERASYON İÇİN KAPSAMLI

 ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İKİ BÖLGELİ İKİ TOPLUMLU FEDERAL CUMHURİYET TEK ULUSLARARASI KİMLİK VE VATANDAŞLIĞA SAHİP OLACAK.

NÜFUS AYARLAMASI İÇİN TÜRK YÖNETİM BÖLGESİNİN KÜÇÜLTÜLMESİNİN EN AZ TUTULMASINA ÇALIŞILMALI VE BU BÖLGEDE YAŞAMAK İSTEYEN RUM SAYISI YÜKSEK TUTULMALIDIR.

BAŞKAN VE BAŞKAN YARDIMCISI BERABERCE SEÇİME KATILMALI VE HER İKİ TOPLUMDAN SEÇMENLERİN OYLARI BERABERCE İSTENMELİDİR.

TÜRK-RUM ORTAK SİYASİ PARTİLERİNİN KURULMASI SAĞLANMALIDIR.

REFERANDUMLARDA, KIBRIS CUMHURİYETİ YURTTAŞI OLMA HAKKINI, KIBRIS CUMHURİYETİ KURULUŞ ANDLAŞMALARINA GÖRE KAZANMIŞ OLAN KİŞİLER OY KULLANIRLAR.

FEDERE DEVLETLERİN YÖNETSEL SINIRLARI BELİRLENİRKEN BİREYLERİN DİLEDİKLERİ YERDE YAŞAMA HAKLARI SAKLIDIR.

YBH, GENELDE TOPRAK SIFIRLAMASINA KARŞIDIR. BİREYLERİN FERAGATNAMELERİNDEN VAZGEÇME HAKLARI SAKLIDIR.

 Giriş

1. İki toplumlu yapı kurulması bakımından Ghali fikirler demetinde belirtilmiş hususların alternatifsiz olanlarının kabulü esas alınmalıdır. Sonra alternatifli olanlardan seçim yapılmalıdır. Sonra da konuşulmamış olan ama demokratikleşme bakımından gerekli olan öneriler yapılmalıdır.

2. Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi tartışmalarında parlamenter sistem tercih edilmelidir.

3. Alternatifli olan hususlardan, seçim sistemi için Başkan ve Başkan Yardımcısının beraberce seçime katılmaları ve her iki toplumdan seçmenlerin oylarını beraberce istemeleri şeklindeki bir sistem tercih edilmeli; ısrarla ayrı ayrı adaylık üzerinde durulursa bile “diğer toplumdan da oy istemeyi zorunlu hale getirecek kros oylama” sistemlerinden biri kabul edilmelidir.

4. YBH’nın Anayasa değişiklik tekliflerinde belirtilen öneriler yeni Kıbrıs Anayasası için de önerilmelidir. Parlamenter sistem için hazırlanmış olan bu önerilerde Başkanlık için gerekli olan denetleme ve dengeleme “check and balance” bakımından ekleme yapılması gereklidir.

5. Nüfus ayarlaması için Türk Yönetim bölgesinin küçültülmesinin en az tutulmasına çalışmalı ve bunun için Türk bölgesinde yaşamayı kabul eden Rum sayısı yüksek tutulmalıdır. Maraş ve Omorfo bölgelerinde yüksek oranda Rum’un ,Rum Yönetimi altında rehabilitasyonu mümkün olacaktır.

7. Yargı sisteminde bölgesel konularda açılmış davalardan da federal mahkemelere istinaf olanağı sağlanmalıdır.

8. Rum, Türk ortak siyasi partiler kurulması sağlanmalıdır.

9. Yurtsever Birlik Hareketi ,Garantilerin Garantörlerin kendi haklarını garanti ettiklerinden hareketle mevcut Garanti Sistemine karşıdır . Geçiş döneminde uluslararası bir BM gücünün gelişine paralel düzenlemeler yapılmalıdır. Askersizleştirme sağlanmalıdır.

Bu genel kararlar ışığında Ghali Fikirler Demetinin aşağıdaki tadil edilmiş şekliyle bir çerçeve oluşturması mümkündür.

Bütünlüklü Hedefler

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması entegre bir bütün olup, her iki toplum tarafından ayrı referandumlarda onaylanıp Geçici Düzenlemeler adı altında yer alan hükümlerin yerine getirilmesinden sonra, iki toplumun ilişkilerine hükmedecek, anayasal açıdan iki toplumlu, toprak yönünden iki kesimli federal bir temele dayalı yeni bir ortaklık ve yeni bir anayasa ile sonuçlanacaktır.

Çerçeve Antlaşması, 1977 ve 1979 üst düzey Antlaşmalarına dayalı olup, BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle 367 (1975), 649 (1990). 716 (1991) ve 750 (1992) sayılı kararları ile uyumludur.

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması, Kıbrıs’ın Kıbrıs Rum ve Türk toplumlarının ortak vatanı olduğunu ve iki toplum arasındaki ilişkilerin azınlık çoğunluk ilişkileri değil federal Kıbrıs Hükümeti’nin iki toplumu arasındaki ilişki olduğunu teslim eder.

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması, Kıbrıs Antlaşması tek uluslararası kimliğe sahip bağımsızlık ve toprak bütünlüğü korunan Genel Sekreter’in 3 Nisan 1992 (2/23780) tarihli raporunun 11. paragrafında tarif edildiği şekilde siyasi eşitliğe sahip iki toplumlu, iki kesimli federasyona dayalı bir Kıbrıs devleti olmasını ve bu devletin kısmen veya tamamen bır başka ülke ile birleşmesini yasaklamasını, güvence altına alır.

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması, federal hükümetin işlev ve yetkileri ile, 3 organının yapı, oluşum ve işlevini de içine alan, her iki toplumun etkin katılımını ve federal hükümetin etkin çalışmasını güvence altına alan hükümler içerir.

Her iki toplum, birbirinin kimlik ve bütünlüğünü kabul ederek; karşılıklı saygı, dostluk ve işbirliğine dayalı yeni bir ilişki için çaba harcamayı taahhüt eder.

Bu amaçla, iki toplum, bu taahhüde ters düşecek her türlü davranışı değiştirmeyi kabul eder ve uzlaşılan çözüme yönelik uğraşlara ters düşecek herhangi bir davranışta bulunmaz.

Yönlendirici İlkeler

İki toplumlu ve iki kesimli federasyon, Kıbrıs Rum ve Türk toplumları tarafından federal hükümete bırakılmış olan tüm yetkiler, iki federe devlete ait olacaktır.

Federal anayasa, ayrı referandumlarla iki toplum tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek ve yalnızca her iki federe devletin onayı ile değiştirilebilecektir.

Federal Cumhuriyet, federal anayasaya uygun federal yasalarla düzenlenecek tek uluslararası kimlik ve vatandaşlığa sahip olacaktır.

Federal Cumhuriyet laik olacak, dini fonksiyona sahip kişilerin federal hükümet veya federe devletlerde siyasi bir görev almak üzere seçilmesi veya tayini yasaklanacaktır.

Cumhuriyetin resmi dilleri Rumca ve Türkçe olacaktır. İngilizce dili de kullanılabilecektir.

Federal Cumhuriyet, tarafların üzerinde anlaşacağı bir bayrağa ve marşa sahip olacaktır. Federal bayrak, federal bina ve noktalarda tüm diğer bayrakların yerine asılacaktır. Her federe devlet, kendi bayrağına sahip olacaktır.

İki federe devlet eşit ve benzer yetki ve işlevlere sahip olacaktır.

Her federe devlet, kendi yönetimi hususunda kendi kararını verecektir. Karar federal anayasa ile uyumlu olacaktır.

Federal hükümet, iki federe devletin yetki ve işlevleri üzerine uzanmayacaktır. Güvenlik, asayiş ve düzen, her federe devletin kendi sorumluluğunda ve federal anayasaya uygun tarzda olacaktır.

Geçici dönemde, her iki dinin kutsal saydığı mabedler ile tarihi binaların kullanımı ve korunması hususunda işbiriliği yapılacaktır.

Federasyonun Anayasal Yönleri

 Federal hükümetin yetkileri, işlevleri ve yapısı, yukarıda belirtilen bütünlüklü hedefler ve rehber ilkeler ile uyum içinde olacaktır.

a) Federal hükümet, aşağıda belirtilen güç ve işlevlere sahip olacaktır:

·      Federal hükümette bulunmayan tüm yetki ve işlevler, iki federe devlete ait olacaktır. İki federe devlet, federal hükümete ek yetki ve işlevler devretmeye veya federal hükümetten yetki ve işlev devralmaya ortaklaşa karar verecektir.

Federal Hükümetin Yetki ve İşlevleri:

· Dışişleri ( Dışişlerinde temsiliyet, federal Cumhuriyetin iki toplumlu yapısını yansıtacaktır.)

· Gümrük ve uluslararası ticaretin koordinesi,

· Havaalanı ve limanların uluslararası kullanımı,

· Federal bütçe ve federal vergi,

· Muhaceret ve vatandaşlık,

· Savunma

· Federal posta ve telekomünikasyon hizmetleri,

· Patent ve ticari markalar,

· Federal yetkililerin ve memurların tayini (%70 Rum, %30 Türk oranına göre)

· Halk sağlığı, çevre, doğal kaynakların korunması ve kullanımı, ağırlık ve ölçüler.

· Turizm ve endüstri faaliyetlerin koordinesi.

Federal yetki ve işlevler federal hükümet tarafından veya Antlaşmalar uyarınca federe devletlere delege edilmek suretiyle yürütülecektir.

b) Federal hükümetin yapısı oluşumu ve işlevi:

1- YASAMA

Yasama, bir Alt, bir de Üst Meclis’ten oluşacaktır. Her iki meclisin başkanları, ayni toplumdan olmayacaktır. Bir meclisin başkan ve başkan yardımcısı ayni toplumdan olmayacaktır.

Bütün yasaların, her iki meclisten geçmesi zorunludur.

Alt Meclis, 70:30 oranında Rum ve Türklerin oluşturduğu iki toplumlu karaktere sahip olacaktır.

Üst Meclis, iki federe devletin 50:50 oranında katılımı ile oluşacaktır.

Bütün yasalar, her iki mecliste çoğunlukla geçirilecektir.

Alt Meclis’teki Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk temsilcilerin çoğunluğu dışişleri, savunma, güvenlik, bütçe vergilendirme muhaceret ve vatandaşlık alanına giren meselelerde Alt Meclis’teki iki toplum temsilcilerinin ayrı ayrı çoğunluğuna gereksinim olduğuna karar verebilir.

Ayrı Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk çoğunlukları her Mecliste bir toplantı yeter sayısını oluşturmak durumundadır. Arka arkaya iki toplantıda Meclislerin herhangi birinde toplumlardan biri veya ikisinin çoğunlukta olmamasından dolayı yeter sayı elde edemediği hallerde söz konusu Meclis’in başkanı 5 günden az 10 günden fazla olmayan bir süre içerisinde toplantı isteyebilir. Toplantıda üst meclis’in çoğunluğu yeter sayıyı teşkil eder.O toplantıda Alt Meclis’te toplam üyelerin %30’u yeter sayı teşkil eder.

İki Meclis’in bir karar veya tasarıyı onaylayamaması halinde federal hükümetin işlevleri devamını güvence altında tutmak amacıyla konsensus için gerekli işlemleri başlatırlar.Bunun için bir Uzlaştırma Komitesi oluşturulur. Bu komite federal yasama organının her iki meclisin üyeleri arasından Rum ve Türk gruplarınca eşit biçimde seçtiği ikişer kişiden oluşur. Uzlaşma Komitesinin üzerinde uzlaştığı yasa veya karar metni, her iki Meclise onay için sunulur.

Federal bütçenin bir veya her iki meclis’te onaylanmaması halinde, Uzlaştırma Komitesinin görevini tamamlaması ve her iki meclisin kabul etmesine kadar, en son federal bütçe ve hükümleri uygulanır.

Yasama organının alacağı kararların, yürütme organına, görevi için bir çerçeve sağlaması amacıyla “Yasa” kavramı anayasada tanımlanacak ve “yasanın olmadığı yerde yürütme olmaz kuralı” aydınlatılacaktır.

Yürütme organının alacağı her karar, üst meclise gidecek ve yürütme, üst meclisin bir daimi komitesinin kuracağı bir alt komitede yasadan alınmış bir yetkiye dayanıp dayanmadığı veya yasalara ters olup olmadığı yönünde bir karar alınmasını bekleyecektir.

Alt ve üst meclislerin ve üyelerinin yürütme hakkında tam bilgi alması ve gizli bilgiler dışında her bilginin halka verilmesinin sağlanması için yasal düzenleme yapılacaktır. Her kurumun üçer aylık raporlarının alt ve üst meclise verilme esasları yasada gösterilecektir. Meclis komiteleri etkili hale getirilecektir.

Seçim yasası anayasayla beraber hazırlanacaktır.

2- YÜRÜTME

Federal yürütme organı, federal Cumhurbaşkanı, federal Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve federal bir bakanlar kurulundan oluşur.

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı yardımcısı, ülkenin birliğini ve iki toplumun siyasi eşitliğini sembolize eder.

Sistem parlamenter olacaktır. Hükümeti, her iki mecliste de çoğunluk elde edebileceğini kanıtlayan gurubun önereceği kişiye, Cumhurbaşkanının görevi vermesi üzerine, o kişi kurar ve meclislerin onayına sunar. Onay alamayan istifa eder.

Dışişleri ve Maliye Bakanlıklarından biri Kıbrıs Türk Toplumuna verilir, dış siyaset ve dışişleri örgütünün oluşumuna ilişkin düzenlemeler anayasada tarif edilir.

Yönetimde sivri piramit oluşturulmasına son verilecek şekilde, savcılık ve polis başta olmak üzere düzenleme yapılacaktır.

Dış siyaset ve Dışişleri örgütünün oluşumuna ilişkin düzenlemeler, federal anayasada tarif edilir.

3-YARGI

Federal Yargı, Üst Meclis’in rızası ile Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı tarafından atanan eşit sayıda Türk ve Rum hakimlerinden oluşan Yüksek Mahkeme’dir. Atananların atamalarının tamamlanması için üst meclisin bir araştırma sonucunda itiraz etmemesi gereklidir.

Yüksek Mahkeme, Federal Anayasa ve Federal yasaların karşısındaki konularla ilgilenir ve Federal Anayasa ile federal yasaların kendisini yetkili kıldığı diğer adli işlevleri de yerine getirir.

Federal Anayasa, federal yasalar ve icraatın anayasaya uygunluğunu güvence altına almak için gerekli prosedürü tayin eder ve ayni zamanda federe devletlerin yasama, yürütme ve yargıya ilişkin icraatlarının federal anayasaya uygunluğunu temin için tatmin edici bir mekanizma kurar.

Anayasa federe devlet mahkemelerinin kararlarının istinafı için federal mahkemelerin nasıl kullanılacağını düzenler. Özellikle siyasal ayrımcılık iddaları gibi davaların hızlı görülmesi kuralları da dahil toplum içi adalete iki toplumluluğun katkı esasaları anayasada gösterilir.

c) Temel Haklar: 3 Özgürlükler dahil Siyasi Ekonomik ve Kültürel Haklar:

Evrensel ölçüde tanınan temel haklar ve özgürlükler, federal anayasada yer alacaktır.

Dolaşım, yerleşim ve mülkiyet özgürlükleri, federal anayasa ile korunacaktır. Bu hakların uygulanmasında 1977 üst düzey antlaşması ve yukarıda belirtilen rehber ilkeler dikkate alınacaktır.

Dolaşım özgürlüğü, federal devlet kurulur kurulmaz, ayrımcılığa dayanmayan normal polisiye kısıtlamalara tabi olarak derhal uygulanacaktır.

Yerleşim özgürlüğü ve mülkiyet hakkının uygulanmasına, toprak düzenlemeleriyle ortaya çıkacak olan yerleşim sürecinden sonra geçilecektir. Federe devletler bu hakları, federal anayasa uyarınca, geçici dönemde kararlaştırılan tarzda düzenleyeceklerdir.

Güvenlik Düzenlemeleri

Cumhuriyet askerden arındırılacaktır.

Yunan ve Kıbrıslı Rum birliklerinin asker ve teçhizatı, öte yandan da Türk ve Kıbrıslı Türk birliklerinin asker ve teçhizatı, Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının iki toplum tarafından, onaylanmasından sonra 6 ay içinde andlaşma hükümlerine uydurulacaktır.

Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk birliklerinin, terhisinden sonra tüm Kıbrıslı olmayan güçlerin çekilmesine ilişkin bir takvim, federal cumhuriyetin oluşturulmasından önce tümüyle ve ilavede belirtilen, eylem programının uygulanmasına ilişkin aşamalara paralel olarak uygulanacaktır.

Sivil gurupların herhangi askeri veya paramiliter eğitimine izin verilmeyecek ve bu konu meclis komitelerinin sürekli araştırma alanı içinde olacak ve engellenecektir.

Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk birlikleri iki toplum arasındaki karşılıklı saygıyı, dostluğu ve yakın ilişkileri geliştirecek ve federal Cumhuriyet çapında, tüm paramiliter faaliyetler ve avlanmak için izin verilenlerin dışında silahların tasarrufu yasaklanacak ve bu yasağın ihlali federal suç sayılacaktır. Federal Hükümetin uygun bir şekilde onayladığının dışında, silahların ve öteki askeri teçhizatın ithali veya transit geçişi yasaklanacaktır.

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmanın iki toplum tarafından ayrı referandumlarda onaylanmasından hemen sonra, üç garantör devletle, iki toplumdan ve UNFICYP (Kıbrıs’taki B.M.Barış Gücü)’ten oluşacak, geçici bir İzleme Komitesi oluşturulacak ve şu görevlerden sorumlu olacaktır:

· Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının iki toplum tarafından ayrı referandumlarda onaylanmasından sonra 6 ay içinde bir yandan, Yunan ve Rum birliklerinin asker ve teçhizatı, öte yandan da Türk ve Kıbrıslı Türk asker ve teçhizatına ilişkin, üzerinde mutabık kalınan sayısal dengenin sağlanmasının izlenmesi;

· Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk birliklerinin üzerinde mutabık kalınan düzeye indirilmesinin ve İttifak Antlaşması tahtında öngörülmeyen tüm Kıbrıslı olmayan güçlerin çekilmesine ilişkin üzerinde mutabık kalınmış takvimin sağlanmasının izlenmesi.

·  Federal cumhuriyetin bağlılığını teyid edeceği AGIK ilkelerine tutarlı olacak bir şekilde, garantör devletlerin ve federal Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkan Yardımcısının temsilcilerinden oluşacak, bir teftiş ve teyid komitesi öngörülecektir. BM, teftiş ve teyid komitesine, işlevlerin yerine getirilmesine yardımcı olacak destek ve personeli sağlayacaktır.

· Teftiş ve teyid komitesi, federal Cumhurbaşkanı veya Cumhurbaşkanı yardımcısı veya herhangi bir garantör devlete göre, herhangi bir toplumun ya da federal bir Cumhuriyetin güvenliğine tehdit oluşturan herhangi bir gelişmeyi, yerinde teftiş ve teyid komitesinin uygun görecegi öteki yöntemlerle soruşturmaktan sorumlu olacaktır. Taraflar bu tavsiyeleri derhal ve iyi niyetle uygulamak mecburiyetinde olacaklardır.

· BM, GK’den teftiş ve teyit komitesinin desteklenmesi konusu dahil, UNFICYP’in yetkisini gözden geçirmesi istenecektir...

Toprak Ayarlamaları

Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk Toplumları, 1977 Üst Düzey Antlaşmasını göz önünde bulundurarak herbiri tarafından yönetilecek federe devletlerin toprakları üzerinde mutabakata varırlar.

Metne ilave edilecek harita, iki federe devletin topraklarını belirleyecektir. Toprak antlaşmasına saygı gösterilecek ve federal anayasaya dahil edilecektir.

Toprak ayarlamasından etkilenen kişiler, ilgili bölgede kalmak ya da kendi toplumlarınca yönetilecek federe devlete yeniden yerleşme seçeneğine sahip olacaklardır.

Toprak ayarlamasından etkilenen kişilerin yeniden yerleşimine ilişkin tüm gerekli düzenlemeler, yeni iskanların yerine getirilmesinden önce, tatmin edici bir şekilde uygulanacaktır. Yer değiştirmiş kişilerle ilgili olarak oluşturulacak fon bu amaç için mevcut olacaktır.

Yurtsever Birlik Hareketi ,bireyin mülkiyet hakkından yola çıkarak genelde toprak sıfırlamasına karşıdır.Bireylerin feragatnamelerinden vazgeçme haklarının saklı olduğuna inanır.

Yer Değiştirmiş Kişiler

Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk yer değiştirmiş kişilerin mülk iddiaları kabul edilmekte olup, bunlarla belli bir zaman çerçevesi ve 1977 Üst Düzey Antlaşmasının pratik düzenlemeleri, sosyal barış ve uyumun sağlanması ihtiyacı ve aşağıda belirlenen düzenlemeler temelinde, adil bir şekilde meşgul olunacaktır.

Kıbrıs Rum Yönetimine Geçecek Bölgeler

İlk öncelik, Kıbrıs Rum yönetimi altına geçecek bölgede yaşayan Kıbrıslı Türklerin tatmin edici bir şekilde yeniden yerleşmesine ve desteklenmesine ve bu bölgeye dönecek, yer değiştirmiş kişilere verilecektir.

Federe Devletlerin yönetsel sınırları belirlenirken,bireylerin diledikleri yerde yaşama hakları saklıdır.

Referandumlar sonucu Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının onaylanmasından hemen sonra, toprak ayarlanmasından etkilenen kişiler için uygun konut düzenlemek üzere iki toplumlu bir komite ve, yer değiştirmiş kişilerin sorunları ile ilgilenecek bir daire oluşturulacaktır.

Yer değiştirmiş kişilerin mülkleri karşılığında tazminata razı olmaları halinde, mülkleri ilgili daireye devredecektir. Bu amaç doğrultusunda mülklerin tüm koçanları daire tarafından, toplumsal bir temele göre, rayiç bedel üzerinden takas ile hazırlanıp düzenlenecektir. Yer değiştirmiş kişiler, daireye devredilen mülklerin satışından elde edilen fonlardan veya mülk takası vasıtasıyla tazmin edilecektir. Hükümetler ve uluslararası örgütlere de tazminat fonuna katkıda bulunmaları için çağrıda bulunulacaktır.

Tüm iddialarla ilgili başvurular, Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının onaylanmasından 6 ay içinde yapılmalıdır.

Dönmeyi seçenlerin yerleşimi, etkilenecek kişilerin tatmin edici bir şekilde yeniden iskanından sonra yer alacaktır. Eğer mevcut mukim de bir yer değiştirmiş kişi ise ve kalmayı arzu ediyorsa veya mülk büyük ölçüde değiştirilmişse veya kamu kullanımına dönüştürülmüşse, önceki daimi sakin tazmin edilecek veya kendisine benzer değerde bir konut sağlanacaktır.

Ekonomik Gelişme(Kalkınma) ve Güvenceler

 Federal Cumhuriyetin öncelikli hedeflerinden biri, her iki federe devlete de eşit yarar sağlayacak, dengeli bir ekonominin geliştirilmesi olacaktır. Ekonomik dengesizliği düzeltmek ve Kıbrıs Türk toplumunca yönetilen federe devletin kalkınmasına yönelik özel tedbirlerle ekonomik dengeyi temin edecek, büyük bir eylem programı oluşturulacaktır. Yabancı hükümetler ve uluslararası örgütlere, Güvenlik Konseyince bu fona katkıda bulunmaları çağrısında bulunulacaktır.

Geçici Düzenlemeler

Kıbrıs’a ilişkin Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması ayrı referandumlarda onaylanacaktır.Referandumlarda oy kullanacak seçmenlerin listesinin hazırlanması için taraflar kayıtlarını birleştirecekler ve 18 yaşını bitirmiş Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı olma hakkını,Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmalarına göre kazanmış olan ve son altı aydır Kıbrısta ikamet etmekte olan kişileri saptarlar ve bu kişiler referandumda oy kullanırlar.

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmayı uygulamak için, aşağıdaki geçici düzenlemeler yürütülecektir. Bunlar arasında federal anayasayı hazırlayıp yürürlüğe sokmak da vardır. Tüm geçici düzenlemeler, tümüyle, 18 aylık bir sürede uygulanacaktır.

Bu Bütünlüklü Çerçeve Antlaşma doğrultusunda ve seçim yasasının, Federal anayasanın hazırlanması ve yürürlüğe konmasının gerektirdiklerini ve seçim yasasını; kamu hizmetinin oluşturulmasını; mülk yerleşim iddialarını; ekonomik kalkınma ve güvenceleri; federal cumhuriyetin oluşturulmasıyla geçerli olacak toprak ayarlamalarına ilişkin düzenlemeleri ve ilavede sözü edilecek eylem programına ilişkin hükümleri uygulamak için derhal iki toplumlu komiteler kurulacaktır. Birleşmiş Milletler her bir komiteye, işlevlerini yerine getirmede yardımcı olacaktır. Her bir taraf, yabancı uzman görevlendirebilir. Bunlara ek olarak, daha önce görülen geçici düzenlemeleri formüle etmek ve yukanda sözü edilen komitelerin işlevlerinin etkin ve zamanında uygulandığından emin olmak için derhal, iki toplumun liderinden ve Genel Sekreter’in bir temsilcisinden oluşan bir komite kurulacaktır. Komite ayrıca, iki lider tarafından bir üst düzey uluslararası toplantıda tamamlanmasından otuz gün içinde, Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının onaylanması için ayrı referandumlar organize edecektir; ayrıca, geçici dönemin uygun bir zamanda, B.M’in yardımı ve teyidi ile, federal anayasanın ve federal görevlilerin seçilmelerinin onaylanması için ayrı referandumlar organize edecektir.

Geçici dönem sırasında, her bir tarafın mevcut günlük içişlerinin yönetimi, Bütünlüklü Çerçeve Antlaşması tarafından değişikliğe uğratılmadığı oranda devam edecektir. Kıbrıs’ı bir bütün olarak etkileyen konularda, örneğin, uluslararası ticaret ve turizmde, bu konuların ortak çıkar doğrultusunda geçici bir temele göre yönetileceği anlayışına ilişkin ilke geçerliliğini koruyacaktır. Bu amaçla, iki toplum geçici işlemler üzerinde mutabık kalacaktır.

Geçici dönem sırasında, dışişleri Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasındaki ilkelerle uyum içinde olacak şekilde ve iki toplumun liderinin muvakafatıyla yürütülecektir. Özellikle uluslararası toplantılarda, ortak heyetler oluşturulmasına ilişkin düzenlemeler yapılacaktır.

Her iki tarafta da halen geçerli olan tüzük, yasa, yönetmelik, kural ve sözleşmeler Bütünlüklü Çerçeve Antlaşma ile tutarsızlık arzetmedikleri oranda geçerli sayılacaklardır. Federal hükümet, üzerlerinde herhangi bir adım atılıp, atılamayacağını belirlemek için önceki uluslararası Antlaşmaları gözden geçirmelidir.

Her bir toplum, kendi federe devlet anayasası ile seçim yasasını, federal anayasa ve seçim yasası doğrultusunda hazırlayacak ve federal Cumhuriyetin kurulmasıyla ortaya çıkacak, kendi federe devlet hükümet düzenlemelerini organize edecektir.

Federal anayasanın yürürlüğe giriş tarihi belirlenecek ve federal cumhuriyetin doğduğu tarih olacaktır.

Birleşmiş Milletlere Bildirim

Bütünlüklü Çerçeve Antlaşma ayrı referandumlarda iki toplum tarafından onaylanır onaylanmaz, BM Genel Sekreterine bir mektup göndererek, ona, mektubu ve Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasının metnini iletirler; böylece Güvenlik Konseyi, iki toplumun Bütünlüklü Çerçeve Antlaşmasında anlatıldığı şekilde federal bir cumhuriyet kurma kararlarını not edebilecektir.