Yurtsever Birlik Hareketi (YKP) basın toplantısı düzenleyerek Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi

Görüşmeler hemen başlamalı

 

Yeniçağ: Yurtsever Birlik Hareketi (YKP) 9 Haziran, Çarşamba günü basın toplantısı düzenleyerek Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi, çözüm önerilerini açıkladı. Basın toplantısında Dışilişkiler Sekreteri Alpay Durduran, Sosyal İlişkiler Sekreteri Yılper İşçioğlu, Basın Yayın Sekreteri Murat Kanatlı, Parti Meclis üyesi Kutman Tayaz hazır bulundu. Basın toplantısında Alpay Durduran son gelişmeleri değerlendirerek ‘KKTC’nin tanıtılması hayalinden vazgeçildiğinin resmen açıklanmasını ve Annan Planı temelinde görüşmelerin hemen başlatılmasını talep ettiklerini belirtti. Basın toplantısında açıklanan metin şöyle:

“Annan planının referanduma sunulmasından sonra yeni bir durum doğduğu kabul edilmelidir. Ancak bu yeni durum gösterilmek istendiği gibi çok farklı bir durum değildir.

 

Kıbrıslı Türkler niçin evet dedi?

Kıbrıs Türk toplumu uzun bilinçlendirme çabaları sonucu Kıbrıs’ta andlaşma yapılmasının kaçınılmazlığını kabul etmiştir. Bunun kısıtlamalar sonucu çekilen dertler yanında, Türkiye yetkililerinin de tutumu yüzünden başarılı olduğu aşikardır.

Ancak kabul edenlerin, ganimet devrinin kapandığını teslim ettiğini, fetih suretiyle toprak kazanılmasına karşı olduğunu ve istirdattı suç saydığını iddia etmek çoğu için geçerli değildir. Hatta bazılarının hala Kıbrıs’ın Türkleri olarak davrandığı ve bağımsız Kıbrıs’ı anlamadığı bellidir. Onun için evet demekle her şey bitmiş sayılamaz.

 

Kıbrıslı Rumlar niçin evet/hayır dedi?

Kıbrıs Rum toplumunun ezici bir çoğunlukla hayır demesi hayal kırıcı olsa da bir çok Rum’un;

  • Türkiye’nin planı uygulayacağından kuşku duyduğu,
  • az bir kısmının değiştirilmesiyle onaylanmasına hazır olduğu,
  • bir kısmının asla Türklere böyle bir hak tanıyan planı veya bir başka herhangi bir planı onaylamadığı,
  • bazılarının asıl sorunlarının Türkiye ve Türkiyeliler olduğu,
  • bazı uçukların da bunu bir Amerikan oyunu olarak Kıbrıs’ın İsrail’e verilmesi amaçlı gördükleri,
  • Siyasi liderliklerinin kendilerini yeterince aydınlatmadıkları,

için “hayır” dedikleri belli olduğuna göre, ve bir kısmının da;

  • Annan planının reddedilmesiyle büyük tehlikelere maruz kalınacağını sandığı için,
  • Türklerle bu şekilde  paylaşımın yararına inandığı için,
  • Geçmişin affedilmesi için bu şekilde özür dilemeyi kabul ettiği için,
  • BM’in prestiji bakımından gerekli olması nedeniyle, ve
  • AB onayladığı için

evet dediğine göre tablo oldukça karışıktır.

 

Durum değerlendirmesi

Lakin iş o kadarla bitmez. Hayır deyip de ABD oyununu bozduğunu sananlar olduğu gibi AB düşmanlığını sürdürenler de vardır.

Hal böyleyken ‘biz evet dedik görevimizi yerine getirdik ödülümüzü isteriz’ demek bir işe yaramaz.

Önce bazılarının ‘iyi ki Rum reddetti’ dedikleri ve bunların sayısının da büyük olduğu bilinmelidir. Daha sonra %35 kadarının da hayır dediği ortadadır. Şimdi de ‘fırsat çıktı Rum’u unutup KKTC’yi tanıtalım’ demeye başlayan ve ‘şimdi anlaşmazlığın sorumlusunun kim olduğu anlaşıldı’ deyip “hayır” demesinin haklılığını ileri sürenler dikkat çekmeye başlamıştır. Onun için “evet” demekle durumu kurtardığını sananlar yanılmaktadırlar. Nitekim tanınma zamanı değil diyenlere bakarak gerçek görülmeli ve tanınma dışında acil bir çözümün gerekliliği kabul edilmelidir. Sosyal ve ekonomik nedenler de buna işaret etmektedir.

 

YBH ne istiyor?

Bu düşüncelerle, Yurtsever Birlik Hareketi (YKP) bundan sonra Kıbrıs’ın ortak vatan olarak birleşmesinin sağlanması için “Annan planından sapma olmaz” düşüncesini bir yana bırakıp “neden reddettiler?” sorusuna yanıt aramakla işe başlanmasını istemektedir.

Rum tarafında hayır fazla çıktı çünkü yukarda sayılan nedenlere çare aranmadı. Burgenstock’ta Türk heyeti tek bir öneri ile Rum tarafının şikayetlerine yanıt vermeye çalışmadı. Hatta Papadopulos tüm Kıbrıs için bunlar yararlıdır diye önerilerini yaparken Türk heyeti “Türkiye halkına bunları kabul ettiremeyiz” demekten başka demokratik(!) bir şey yapmadı. Gerekçeleri Kıbrıs’taki “gerçeklere” ve o kadar göçmen de olmaz gibi tek yanlı şikayetlere dayandırılmıştı.

Fakat şimdi çözüm olmamış bir ortamda yasallaşma olmadan yaşamak zorunda olan ve bir sarsılma daha olursa Türkiye tarafından ilhak edilecek olan bir taraf vardır. Ekonomik bakımdan kayıpları artan da ayni taraftır ve AB ile ABD ekonomi için bazı engellerin kalkmasını siyasi sorunlar yaratmadan sağlamaya çalışacaklardır diye bekleyen ve “biz ödevimizi yaptık, öneri uluslararası toplumdan gelmelidir” diye başını kuma gömen bir “başbakanı” olan da o taraftır.

 

Ne yapmalı?

Bu durum acil bir çözümü gerektirir ki yapılması gerekenler:

1. Annan planında da olan hususları uygulamaya başlayarak Rum tarafına uygulanmayacak diye endişe etmenin boşluğu anlatılmaya çalışılmalıdır. Bu çerçevede,

a. Yeniden yerleştirilecekler için inşa edilecek kasabaların arazisi üzerinde arkeolojik inceleme başlatılmalı,

b. Maraş mal sahiplerine açılmalı ve ara bölge ile beraber BM idaresinde yerleşime itiraz etmekten vazgeçilmelidir.

c. Rum ve Maronitlerin yaşamlarına kısıntı koymaktan vazgeçilmelidir.

d. Nüfuz mübadelesi yapıldığı saçmalığı unutulmalı ve Viyana mutabakatı uygulanmalıdır.

2. BM gözetiminde ele alınan konular çözüme götürülmelidir. Bu çerçevede

a. Mayınlar temizlenmeye başlanmalıdır,

b. Kayıp şahıslar konusu kapatılmalıdır,

c. Maraş halkına devredilmelidir,

d. Ara bölgedeki itirazlara da son verip BM ile işbirliği başlatılmalı ve örneğin Strovilya’dan çıkılmalıdır.

3. Rum tarafında da kuşkuları besleyen ve Kıbrıslı Türklerin artık tahammül etmek istemedikleri bir şey olan askerin işe karışması, Türkiye yetkililerinin her işte parmağının görülmesi sona erdirilmeli yani asker kışlasına yollanmalı, polis sivile verilmeli, istihbarat sivile verilip yeraltı temizlenmeli ve protokoller iptal edilmelidir.

4. KKTC’nin tanınmasına gidileceği tehditlerine son verilip tanınma talep edilmeyeceği gösterilmeli ve yalnız yabancı ülkelere verilen söz olarak bırakılmayıp ilan edilmelidir.

5. Annan planını değiştirmeyi asla düşünemeyiz gibi iddialardan da vazgeçilmelidir. Kabul ve ilan edilmelidir ki görüşmelerde yanlışlar olmuş ve halkın gerçeklerle tanışmasından ziyade manipüle edilmesine çalışılmıştır. Onun için Kıbrıslılar olarak hemen görüşmeye oturup bir birlerinin sorunlarını dinlemeye başlamalarının şart olduğu ilan edilerek Kıbrıslı bir girişim başlatılarak karşılıklı anlayış sağlanmalı, yıl sonuna kadar soruna bir çözüm bulunarak, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi hedef alınmalıdır.

 

SONUÇ

Kıbrıslılar hemen görüşmeye çağrılmalı ve yıl sonuna kadar soruna bir çözüm bulunarak Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleştirilmesi hedef alınmalıdır.. Annan planının noktası virgülü değiştirilemez demek yanlıştır. Bu arada tek taraflı olarak yapılabileceklerin azamisi yapılmalı ve KKTC hayalinin terk edildiği ilan edilmelidir.”