Semih İdiz - Akşam Gazetesi

'Başarılı' Kıbrıs politikası

 

Bu tür bir 'başarıya' sadece Türkler imza atabilir. 'Hasım' saydığı bir milletin seyahat özgürlüğünü genişletirken, uğrunda mücadele verdiğini söylediği kendi milletinin seyahat özgürlüğünü kısıtlayabilecek başka bir ülke bilmiyorum. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile dışişlerimizin karanlıklarına gömülü neo-mücahitler artık Rum yönetimi ile uğraşmayı bırakmış, kendilerini Kıbrıslı Türkler'in dertlerini artırmaya adamışa benziyorlar.

Kıbrıs konusundaki bariz politikasızlık, Türk tarafını, tutarsız ve iyi niyetten yoksun görünen, üstelik vahim şekilde 'garaz' kokan uygulamalara

sevkediyor. Dışişleri Bakanlığı'nın yayınladığı söylenen ve Denktaş'ın - kısa bir süre önce söyledikleriyle nasıl bir tezat oluşturduğunu bile bile bundan zerre kadar kaygılanmadan- hararetle alkışladığı son 'pasaport genelgesi' buradaki en güzel örnek.

KKTC'de yapılacak 'kader seçimlerine' aylar kala, Kıbrıs Türk halkının önemli bir bölümünü 'cezalandırmak' suretiyle, bu kişileri mevcut yönetim ve onun arkasında duranlardan iyicene soğutmanın siyasi mantığı ne olabilir ki? Burada, ya anlayamadığımız bir 'siyasi mazoşizm,' ya da Kıbrıslı Türkler'in liderlerince gözden çıkarıldığını gösteren bir politika devrede.

İkinci ihtimali güçlendiren bir husus ise Denktaş'ın daha kısa bir süre önce, 'Rumlar'dan pasaport alan Kıbrıslı Türkler'in genel seçimlere sokulmaması' gibi bir düşünceyi ortaya atmasıdır. Bu çarpık yaklaşımın mayası elbette ki tutmadı. Ancak bazı çevrelerdeki düşünce tarzını ortaya koymak açısından 'eğitici' oldu. Siyasi yaratıcılığın ve sağduyunun yetişmediği yerde 'mantıksızlığın' hüküm süreceği aşikar.

Ankara, kısa bir süre önce, Kıbrıslı Rumlar'ın Türkiye'ye kendi pasaportları ile - yani Kıbrıs Cumhuriyeti' pasaportlarıyla - girebileceklerini açıklayarak Rumlar'ın seyahat özgürlüğünü genişletmişti. Aynı Ankara şimdi Rumlar'dan pasaport almış olan Kıbrıslı Türkler'in bu pasaportla Türkiye üzerinden dünyaya açılamayacaklarını söylüyor. Yani, bir yandan Rumlar'ın pasaportunu tanıyor, diğer yandan tanımıyor. Bir yandan Rumlar'a yeni haklar veriyor, diğer yandan Kıbrıslı Türkler'in sıkıntılarını azaltacak yeni haklardan yararlanmalarını yasaklıyor.

Bu arada, Avrupa'ya Türkiye üzerinden Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ile gitmeye çalışan soydaşlarını cezalandırarak, pasaport polisinin sövgüsü altında, apar topar Kuzey Kıbrıs'a geri gönderiyor. Sonra da, 'KKTC'de muhalefet niçin güçleniyor?' diye merak ediyor. Peki bundan kısa bir süre önce 'Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almak, bu Cumhuriyet'in kurucusu olan Türkler'in hakkıdır onun için caizdir' diyen Denktaş'ın kendisi değil miydi?

KKTC ile - ortalığı daha da bulandırmak dışında hiçbir işe yaramayacak olan - Gümrük Birliği Anlaşmaları peşinde olan dışişleri şahinleri, buradaki çelişkiyi elbette ki görüyorlar. Bunun gibi gelişmelerin hem Cumhurbaşkanı Denktaş'ın halkı nezdindeki itibarına, hem de Türkiye'nin saygınlığına nasıl gölge düşürdüğünü de kuşkusuz biliyorlar. Ama belli ki bunlar umurlarında değil. İşin özü aslında şu:

Kıbrıs Türk halkının desteğini zaten büyük ölçüde yitirmekle ipin ucunu elden kaçırdılar. Şimdi kendi değişmez temel bakış açıları itibariyle sadece, yangından mal kaçırırcasına, zevahiri kurtarmak peşindeler. 'Binlerce Türk güneyden niçin pasaport almaya çalışıyor?' sorusuna gerçerli yanıtlar arayacaklarına, nedenlerini çok iyi bildikleri bu gelişme karşısında pratik çözümler üreteceklerine, Kıbrıslı Türk halkını ya cezalandırmaya, ya da uygulaması mümkün olmayan anlaşmalarla hoş tutmaya çalışıyorlar.

Bunu yaparken de, bir yandan Kıbrıslı Türkleri, bazılarının başarıyla yaptıkları gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhinde dava açmaya, diğer yandan da, dünya ile entegre olma hayalleri içinde yaşayan aynı Türkleri bu hayallerini Güney Kıbrıs üzerinden gerçekleştirmeye teşvik ediyorlar. Bunun adı da sonra 'başarılı Kıbrıs politikası' oluyor.