Yurtsever Birlik Hareketi’nin AİHM Başvurusundaki ilgili bölümler
II. VERİLERİN AÇIKLAMASI
14
i. 1963 yılında Kıbrıs'ta trajik olaylar meydana geldi. Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar politik sebeplerle çarpıştı. Bu olaylar karşısında Kıbrıs sorununu görüşen BM Güvenlik Konseyi 186 numaralı kararı aldı (S/5575, 4 Mart 1964) [1]. Bu karar Kıbrıs'taki toplumlar (Kıbrıslı Türk ve Rumlar) ve onların liderlerine mümkün olduğunca kendilerini sınırlayarak hareket etmeleri çağrısında bulundu. Ayni zamanda "Kıbrıs hükümetinin Kıbrıs'taki şiddeti durdurmak için gerekli tüm tedbirleri alması”nı istedi. Dolayısıyla, bu karar, o andaki hükümeti Kıbrıs hükümeti olarak kabul etti. Ama "kanun ve nizamin yeniden sağlanması ve normal koşullara dönüşü" tavsiye ederek de normal koşullara dönüş ve düzenin yeniden sağlanmasının gerekliliğine işaret etti.
ii. UNFICYP ile yardımlaşma çağrısı ve bunun onaylanmasına rağmen Kıbrıs'taki ilgili gruplarla BM kararında adı geçen güçler hukuki durumun yeniden hüküm sürmesini ve normal koşullara dönüşü sağlamadılar. Bu tarihten itibaren Kıbrıs hükümeti Kıbrıslı Rumlar'dan oluşurken, Kıbrıslı Türkler'in ayrı bir idaresi oldu.
iii. Liderlikler arasındaki görüşmeler 1968'de başlayıp 1974'e kadar devam etti. 1974'te Yunanistan'daki askeri cunta Kıbrıs'ta bir darbe düzenleyerek hükümeti devirdi. Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği bu darbeyi Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş anlaşmalarına indirilen son darbe olarak gördü. Dolayısıyla, uyarıların ardından Türkiye Kıbrıs'a asker gönderip adanın kuzeyini işgal etti. Cenevre Deklarasyonu'nda [2] üç garantör devlet Kıbrıs'ta pratikte iki otonom yönetim bulunduğunu belirterek bir sonraki toplantılarında "bu durumun ortaya çıkardığı sorunları" tartışma konusunda hemfikir oldular.
iv. BM Güvenlik Konseyi acil bir ateşkes isteyip tarafların UNFICYP ile yardımlaşmasını istemişti (Güvenlik Konseyi Kararı, no. 353) [3]. Buna rağmen ateşkes uzun sürmedi ve Türk Ordusu işgalini doğu ve batı yönlerinde genişletti. Sonuçta adanın %36’sı Türkiye'nin işgali altına girdi ve adanın güneyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler'in kuzeye göç etmeleri istendi. Taraflar daha sonra Kıbrıslılar'ın istedikleri yerde yaşamaya özgür olduklarını karar altına aldılar (Viyana, 3 Ağustos 1975) [4]
v. Bu arada BM Genel Konseyi 1 Kasım 1974 tarihinde 3212 numaralı kararı aldı. Tüm ilgili partiler, Türkiye dahil, bu kararı onayladı. Karar "iki toplumun temsilcileri arasındaki görüşmelerin eşit bazda ve BM Genel Sekreterinin iyi niyet çerçevesinde başlamasını ve iki tarafca üzerinde anlaşılabilecek bir siyasal çözüme varılıncaya dek devamını" istedi ve "tüm göçmenlerin güven içerisinde evlerine geri dönmesi gerektiğini" belirtti. Dolayısıyla BM'ye göre Kıbrıs'ta bir çözüm için görüşmesi gereken iki toplum vardır.
vi. Türkiye tarafından da onaylanmış olan bu karar Kıbrıs sorununun çözümü için alınmış ana karardır ve daha sonra her fırsatta hatırlatılmıştır.
vii. BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs sorununu görüşmüş ve iki tarafı sorunun tüm boyutlarını müzakere edip sorunu çözmeye çağırmıştır. Fakat Kıbrıs'ın kuzeyinde Kıbrıs Türk toplumunun temsilcilerini yalnızca Kıbrıslı Türkler değil, onlara ilaveten Türkiyeli yerleşikler seçmektedir. Yerleşikler, Kıbrıs'a mevsimlik işçi olarak gelmeye başlamışlarsa da hala daha gelişleri sürmektedir. Türkiye ve Kıbrıs Türk yönetimi hiçbir zaman bilincli bir şekilde Kıbrıs'taki Türk nüfusunu artırmak için nüfus taşıdıklarını kabul etmemişlerdir. Buna rağmen, Kıbrıs'taki tüm Türkler olayın farkındadır ve memurlar da bu yönde davranmaktadır. Sn. Jaakko Laakso'nun Avrupa Konseyine sunduğu rapor Kıbrıs'ın kuzeyindeki durumu gözler önüne sermektedir (doc.9799 2 Mayıs 2003) [6]. Bu raporda, yerleşiklerin rolü açıklanmıştır (39. Yerleşikler, vatandaşlık yanında birçok politik hak da verilmişlerdir - bunların arasında oy verme ve siyasal parti kurma hakları da vardır)
viii. Birçok milletvekili ve Sn. İsmet Kotak birçok kez Kuzey Kıbrıs'taki parlementoda oybirliğiyle alınan (1975 Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Kurucu Meclisi) ve güvenlik sebepleriyle Kıbrıs'taki Türk nüfusunu artırmak için yönetimi Türkiye'den nüfus getirme, onları yerleştirme ve kendilerine Rum malları verme konusunda yetkili kılan gizli karardan bahsetmişlerdir.
ix. Bunun sonrasında 3/1975 [8] (ve onun kaldırılmasıyla yenisi 25/1995 [9]) numaralı vatandaşlık yasası yapılmıştır. Bu kanun ve uygulamaları daha sonra meclisce araştırılmış, ve araştırma komitesi M.A.NO:1/1/94 [10] sayılı raporunda şöyle demiştir: "Seçim günü öncesi ve seçim gününde vatandaşlık ve kimlik kartı verilmesi seçimlere müdahale olarak değerlendirilmiştir". Ayni komite, bir başka makalede "seçimin kaderine iç ve dış müdahaleler yapıldığı"nı belirtmiş ve "yeni vatandaşlık verilmesi durdurulmalıdır" demiştir.
x. Sözkonusu rapor oybirliğiyle onaylanmışsa da bu raporda müdahalenin nereden yapıldığı açıkca belirtilmemiştir. Buna rağmen milletvekilleri müdahalenin adresini biliyordu: Türkiye.
xi. Şu andaki uygulamada, Türkiye Elçiliği'nin onayı olmadan hiçbir Türk KKTC vatandaşlığı alamamaktadır. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs'taki demografik değişiklikten Türkiye sorumludur.
Xii. Yeni vatandaşlık verilmeleri komitenin raporunu meclise sunup onaylatmasından sonra da durmamıştır.
xiii. Örneğin günlük Yenidüzen Gazetesi otoritelerin vatandaşlık verme yetkilerini nasıl istismar ettiklerini anlatmaktadır. [11]
xiv. En yüksek tirajlı günlük Kıbrıs gazetesi 2 Haziran 2003 tarihli 5005 numaralı yayınında [12] birinci ve dördüncü sayfalarında "29 yılda 52000 vatandaşlık" verildiğini duyurmuş, fakat "1974-1999 yılları arasında İçişleri Bakanlığınca verilen toplam vatandaşlık sayısının elde edilemediği"ni belirtmiştir. Gazetenin bu yayınına göre 1974-1999 arasında 48816 kişi vatandaş olurken bu tarihten itibaren de (son 25 ay) 2584 kişi vatandaş olmuştur. Fakat bir kişinin vatandaşlığa başvurmasını takiben kendisi ve ailesi için tek dosya açıldığından, ve bu kişinin ailesi de kişinin vatandaşlığa alınmasıyla birlikte otomatik olarak vatandaş olduklarından, gazetede verilen 52000 yeni vatandaş rakamını 52000 yeni aile vatandaş şeklinde okumak gerekir.
xv. Aralarında Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sn. Gunther Verheugen'in de bulunduğu kişiler Kıbrıslı Türkler'e şu andaki yönetimi değiştirip yeni bir siyasetle Kıbrıs sorununu çözmeleri çağrısında bulunmaktadırlar. Fakat mevcut durum Kıbrıslı Türkler'in özgürce yeni bir meclis seçmesini, yeni bir siyaset geliştirmesini ve kendini toplumlararası gelişmelerde temsil edecek yeni bir temsilci atamasını imkansız kılmaktadır.
III. KONVANSİYONUN VE/VEYA İLGİLİ PROTOKOLLERİN İDDİA EDİLEN İHLALİ
15
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerini koruma sözleşmesi ve protokolu (1), 3. maddede şöyle der: "İmza sahibi makamlar uygun aralıklarla gizli oy yöntemiyle özgür seçimler yapılmasını taahhüt ederler. Bu seçimlerin ön koşulu seçimlere katılanların fikir ifadesi özgürlüğüdür". Fakat Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan biz Kıbrıslı Türkler kendi temsilcilerimizi özgürce seçemiyoruz. İmza sahibi makam olan Türkiye Cumhuriyeti özgür ifadenin korunacağı özgür seçimlerin yapılması için gerekli şartları yerine getirmedi. Tersine, Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarını vatandaş olmaları için Kıbrıs'ın kuzeyine gönderip bu nüfusun vatandaşlık almalari için gerekli müdahaleleri yapmış, ve zaman içinde sözkonusu nüfusun Kuzey Kıbrıs'ta çoğunluk olmasını sağlamıştır.
V. BAŞVURUNUN AMACI VE TAZMİN İSTEKLERİ
20
1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne Kuzey Kıbrıs'ta özgür bir sayım yapılmasını kabul ettirmesini ve sadece Kıbrıslılar'ın oy kullanacağı seçimlerin yapılması için tedbirler almasını,
2. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yeniden birleşmesine dek vatandaşlık işlemlerinin tamamen durdurulmasını,
3. Mahkeme'nin Türkiye'ye vatandaşlarını Kıbrıs vatandaşlığı alma konusunda teşvik etmeyi durdurmasını ve onların hukuki olarak Kıbrıs vatandaşı olamayacakları gerçeğini onlardan saklamaması gerektiğinin söylemesini,
4. Türkiye'ye Cenevre Konvansiyonları'na, özellikle de bu konvansiyonların sivil nüfusun korunmasıyla ilgili yükümlülüklerine uyması gerekliliğinin bildirilmesini,
VII. DÖKÜMANLARIN LİSTESİ
1 BM Güvenlik Konseyi 186 numaralı Kararı (S/5575 OF 4 Mart 1964)
2 Cenevre Deklerasyonu (30 Temmuz 1974)
3 BM Güvenlik Konseyi 353 numaralı Kararı
4 Viyana Kıbrıs, 3. tur toplumlararası görüşmeler (31 Temmuz – 2 Ağustos 1975)
5 BM Genel Kurulu 3212 numaralı Kararı, 1 Kasım 1974
6 Jaakko Laakso Raporu (Doc.9799 2 Mayıs 2003 Avrupa Konseyi)
7 İsmet Kotak, Kapalı Meclis oturumu sırasında Bakan.
8 Vatandaşlık Yasası 3/1975
9 Yeni Vatandaşlık Yasası 25/1995
10 Meclis Araştırma Raporu (M.A.NO:1/1/94)
11 Yenidüzen Gazetesi (06.02.2003, 21.02.2003, 03.03.2003)
12 Kıbrıs Gazetesi 02.06.2003
13 Yenidüzen Gazetesi 25.06.2003