Yargıdan çare isterseniz adalet bakanı gerekmemeli – Alpay Durduran

82

durduran2Yargı karar vermek için iyice emin olmayı istemekte haklıdır. Acele işe şeytan karışır.

Ancak karar almak da yetmez. Mahkeme kararını eline alan sonucunu da görmek ister. Seni haklı bulan bir karar elinizde olsa ama İCRA MEMURLARI kararı icra edemese yargı yaralanır. Ortaya yargının dişi kesene dokunmayıp adalet vermediği sakat bir durum çıkar.

Bizde bu durum var mı?

Yoktur demek kolay. Tek bir olayda “delil getirin” açıkgözlüğü sık görülür ama genel durum yargının dişinin kesmediği çok sayıda güçlü insanın olduğunu kanıtlıyor.

Delil getirin de haklarından gelelim diyecek olanlara sözümüz var. Delili bulmak ve tespit etmek için görevli olan başta polistir. O da yetmez. Devlet dairelerinde de kayıtları elinde tutan yüzlerce kardeşimiz vardır. Benim elimde delilin nerede olduğunu gösterecek bilgi varsa bunu öneririm. O zaman polisin ve ilgili memurların harekete geçip delil alması gerekir ama daha bildirimim zamanında bana yazılı ifade ver denilirse ve yazılı ifademi veremeden şikayetime konu olan kişinin uyarıldığını öğrenirsem, devletin belli suçları kovalamaktan kaçındığını düşünmez miyim!

Bunları yaşadım. Ciddi bir suçun delilini işaret ettiğimde bana gel yazılı ifade ver deyip de kolayca saptayabileceği delili yalan yanlış olmadığı açık iken kovalamayan polisin ben görevine sadık olmadığını düşünmez miyim?

Dairesinde usulsüzlük yapıldığını kanıtlayıp bu usulsüzlükten yararlanarak çıkar sağlamanın yolunun açıldığını gösterdiğim halde sorumluların usulsüzlüğün peşine düşmediklerini görürsem işbirliği içinde devleti soyanlara arka çıkıldığını düşünmez miyim? Özel olarak usulsüzlüğe göz yumup bana ne denildiği açık değil mi?

İcra memuru yargıca kararını icra ettiğini ve ertesi gün arabasına saldırı olduğunu bildirdiği halde yargıcın kolunu kıpırdatmadığını ve şikâyet ettiğinden sonra gene saldırıya uğradığını başhakime bildirdiğinde gene korunmadığını görünce bir daha ilgili kişi için icra memurluğu yapmayacağını bildirdiği halde de işlem yapıldığını görmezse ne düşünmeliyiz?

İcra memuru adamla konuştum mühlet verdim dediğinde yargıcın buna karşı çıkıp sana kim pazarlık yapma yetkisi verdi demezse ve şikâyetçi bunu mahkemede dile getirdiği halde işlem yapılmazsa orada adalet kalır mı?

İcra ve tapı memurları halkın diline düşer ve lüks bir hayat sürerse orada yargıçlar töhmet altında kalmaz mı?

Hisar altındaki büfecinin güvenliği ile savcı ve yargıcın güvenliği ayni muamele görürse o ülkede eşitlik ve adalet kalır mı?

Anladık polis askere bağlı ama subayın korunması ile erin korunması eşit mi ki polis hassas noktalarda iş yapan muhaceret müdürlüğü, tapu amirliği, savcılık, yargıçlık gibi sürekli tehditler alanlarla ilgili koruma önlemi düşünülmeyen ülkede adalete güven kalır mı?

Yargının ayni zamanda adalet bakanlığı sorumluluğunu da taşıyan Yüksek mahkeme başkanı ve başsavcı görevleri gereği polisten ve polis istihbarattan yararlanmak ve hizmet almak zorundadır. Buna boyun eğmeyen bir polis örgütü adalete engel olur demektir.

Kürsüde milyarlık çıkarlar hakkında ve hürriyeti bağlayıcı müebbete kadar giden kesin kararlar alacak olan savcı ve yargıçlar yaşamları boyunca güvenlik içinde bulundurulmalıdır.  Muhaceret müdürü resmi makamında bile ölüm tehdidi aldığını açıklamıştır ama onu koruyacak kimse çıkmamış, başvurusu da personelim yoktur mazereti ile yalnız bırakılmıştır.

Tapu uzaydan ışınlarla bağlanarak tamamlanmış ve Kıbrıs ülke kadastrosu tamamlanmış ülke olarak ün yapmıştır. Bunu fiilen sağlayan müdür de İngiltere’de Lordluk unvanı ile ödüllendirilmiştir ama şimdi tüm tapu kayıtlarının kaydığını ve halkın malı olan Dereboyu bile yağmalanmıştır. Şimdi dostça çözüm diye çok zengin kişiler işgallerini yasasallaştırmışlardır. Açıkça kamu malına tecavüz ederek paçayı kurtarmışlardır. Buna göz yumanlar ülkede dokunulmazların olduğunu kanıtlamakta ama dokunulmazlığı sağlayanları anlattığı halde teşhir etmemektedir. Hangisi göz yummuş hangisi çıkar sağlamış belli edilmemiştir. Ortam işaret etmekte ama kimisi güçlülere karşı korunmayacağını bildiği için göz yummuştur, kimisi hizmeti karşılığı menfaat sağlamıştır. Delillere uzanacak basireti olan beklenmektedir.

Milyonlarca lira harcanarak tapular düzeltilsin ve sanal âleme aktarılsın diye uğraşılmaktadır. Buna neden gerek doğmuştur, her tarafta görmeye alıştığımız gugolara ne olmuştur diye kimse dert edinmemektedir.

Apartmanımız dere yatağına inşa edildi diyen kişiye aman su basmasın bodrumunuzu dediğimizde başka yere verildi dere diyen insanımız anayasaya göre o dere yatağının benim de malım olduğunu çünkü kamuya ait olduğunu hatırlatsam beni deli çıkaracak ama Boyacı’nın üniversitesine koca dere yatağı anayasa çiğnenerek verilince ve yasal denilince ne yapacağız?

Dokunulmazlar olduğu açık değil mi?

Hapis olunca süresini Türkiye’de lüks otellerde geçirenlerin hikâyeleri gazetelerde yayımlanmadı mı?

Yargı ne yapıyor? Kararlarının peşine düştüğünü görmemiz için harekete geçmeyi ne zaman akıl edecek? Yargıç ve savcıların güvenliği ne zaman bir programlı denetime bağlanacak? Yargıç önlem alın deme yetkisini ne zaman talep edecek ve biz ne zaman duyacağız?

Neresini ele alsak faul! Böyle idare mi olur?

Evet! Polis yasa ile her suç için yetkilendirilmiştir ancak kurmay hizmet olarak yasasının ne kadarını uygulayabildiği aksamanın nerede olduğu ve kaynağı incelenmeyi beklemektedir. İçinde inceleme olmazsa bunu incele ve bana rapor ver emrini başbakanın vermesi şarttır.