YABANCI YATIRIMI TEŞVİK YASASINA GEREK VAR MI? – Alpay Durduran

68

İsrail hükümeti yatırımcıları kıyılarında petrol, doğal gaz ve sair denizaltı kaynaklarını araştırmak ve çıkarmak için davet ederken “İsrail yatırımcılara istikrarlı bir ekonomisi olduğunu söyledikten sonra” şunları ekliyor: Bizim iyice kurallara bağladığımız etkin bir banka sistemimiz var, bizim hukuk sistemimiz şeffaftır ve esas avantajımız insan sermayemizdir. Ne gaz yasası, ne gaz alt yapısı ve gaz pazarı var ama  istikrarlı bir ekonomi yani hesap kitap sonucu nereye karlı bir yatırım yapabileceğinizi anlayacağınız bir ekonomik yapı var diyor ve ekliyor hukuk sistemimiz şeffaftır başınıza ne geleceğini, hakkınız alıp alamayacağınızı bilebilirsiniz diyor. Sonra da bankalarımızı rahatça kullanabilirsiniz, hileli iflas veya tutulamayacak söz gibi karşılıksız banka garanti mektupları verme falan gibi işler olmaz diyor.

Bizim başbakan veya hükümet yabancı yatırımcılara teşvik verir, destekler gibi geri kalmış devlet numaraları anlatmadı, yabancı yatırımları teşvik ve koruma yasaları yapıldı diye kuşku uyandırmaktan başka işe yaramayan lafazanlıklar yapmadı.

Hangi ülke kendi yatırımcıları dururken yabancı yatırımcıları desteklemeye alıp; bilmez mi yabancılar ki kendi yatırımcısına destek olmayan yabancıya köstek olur! Çünkü yatırımcısı desteğe muhtaç olan bir ülke en kısa zamanda bunu sona erdirmezse halkının refahı ve kamu hizmetleri için parayı himmete muhtaç ahaliden karşılar.

Geri kalmış ülkelerde durum hep budur. Devlet yatırımcıdan medet umar, vergi bekler ki muhtaçlara himaye sunabilsin; yok yatırımcılara para verip garibanı ezsin.

Bunu anlamak için bir araştırma yapmaya artık olanak var. İnternete girin ve yabancı yatırımcılara özel yasalarla destek çıkan ülkelere baksın, hepsi de yabancılarla elbirliği ülkesini sömürmektedir ve yerli sermaye yabancıların tercih edildiğini şikayet etmektedir.

Burada önemli olarak gördüğüm ve üzerinde durmak istediğim şey özel yasa çıkararak sermaye ithal edemeyeceklerini, ama hukuk devleti ve mali işlerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik getirerek yabancı sermayeyi cezp edebileceklerini yöneticilerin burada anlamadıklarını İsraillilerin ve başka açıkgöz ülkelerin anladığını göstermektir.

Filistin bölgesi özerktir ama o da anlamış değildir. Arafat zamanında bile büyük yardımlar aldığı halde bağışçıları usandıran yolsuzluklarıyla Filistin idaresi yardım ve yabancı sermayeyi caydırmakta idi. Hala da Abbas yönetimi için ayni eleştiriler yapılmakta ve yardımlar bu nedenle kısıtlı olmaktadır.

Şimdi bize bakalım: İstikrarlı bir ekonomi var mı? Kurallara bağlanmış ve kurallara bağlı çalışan bir bankacılık sistemi var mı? Hukuk sistemimiz şeffaf mı? Yalnız mahkemeler aklımıza gelmemeli. Sayıştay raporlarının gereği için sistem çalışır mı? Ombudsman değerlendirmeleri kimseyi harekete geçirir mi? İnsan sermayemiz kaliteli mi? Yani görevi öğretilmiş ve bunu yerine getiren insanlarımız var mı? Bu insanların görevlerini yerine getirdiğini denetleyen ve testiyi kıranları eleyen, testiyi dolum getireni ödüllendiren bir sistem çalışıyor mu?

Bunlar olmadıktan sonra rüşvetle gemisini yüzdüreceğini, mafyayla alacaklarını tahsil edeceğine inanan mafya bozuntuları yatırımcı diye gelirler. Gari Robb gibileri yatırımcı diye gelip sizi kalkındırıyoruz diye öterler ve yerli işbirlikçileri de onlar överler.

Sol çalışanlara önem veren bir görüş olarak doğdu ve dolayısıyla hukukun çalışanlar lehine işlemesine çalışmak durumundadır. Onun için şeffaflık da hukuk sisteminin şeffaf olması da bankların kurallara göre işlemsi de onun hedefleridir.

Öyle olmak zorundadır. İki sol parti de hükümetlere girdi çıktı. İçlerinden biri veya bir yetkilisi bankaları kurallara göre çalıştırmak için yetkisini kullandı mı? Şeffaflık için parmağını oynattı mı? İnsanların arasında testiyi dolu getirenleri ödüllendirmeye çalışan oldu mu? Aylakları ve siyasi rüşvet sonucu oraya buraya atananları ayıklamaya ve yapacakları işlere aktarıp testiyi dolu getirmeye zorladı mı?

CTP’nin eline kamuda reform yapıp testileri dolu getirenleri destekleme ve haksız tayinleri temizlemeye yönelik işleyen bir sistem getirme fırsatı çıktı idi. İngiliz kamu yönetimi ustaları gelmiş ve bir rapor hazırlamışlardı; raporun gereği için onları devam etsinler diye çağırabilirlerdi etmediler. Uzmanların çalışmasını İngiltere finanse etmişti. Devamını da edeceğini söylemişti. CTP ve başbakanı Ferdi Sabit reformu engelledi. Bir çok kez süre vererek, altı aya kadar, yıl sonuna kadar diyerek reformun yapılacağını vaat etmişti ama yapmadı.

Şimdi üyeleri kişisel menfaatlerini kesmek veya menfaat sağlamak veyahut yüksek makamlara atamak vaatleriyle eylemlerden uzaklaştırıldığını tespit eden sendikaların vaatleri var. Onlar kamuda reformu dayatmak ve adam kayırmayı engellemek için çalışma kararı almışlardı. Onlar bu işe ciddi bir şekilde girmek zorundadırlar. Kayırmacılık bir yönetimi yozlaştırır ve bundan tüm ülke gibi ama özellikle çalışanlar zarar uğrar. Daha da önemlisi kayırmacılıktan şahsen yararlanacak olan bazıları da Kıbrıs sorunundaki barış savaşımı da etkilenir.

Mücadele için sokağa çıkarken bazı yetkililerin ortadan sıvıştığını, sorunların diyalogla çözülmesi gerektiğini söyleyenlerin arttığını ve sanki diyalog yolu kapatılmış gibi eylem çağrısı yapanları suçlayanların dedikodularıyla karşılaşıldığını görmeyen yoktur. Bunun nedeni bilinmektedir. Cezalandırılacağını görenler de olur ve şimdilik deyip susmaya kalkarlar.

Yolsuzluklar beladır. Virüstür. Mücadele etmek herkesin görevidir. Para biriktirebilirsiniz; amma para ancak hukukun işlediği yerde güvendedir. Paralıların da hukuk sisteminin işlemesine muhtaçtır.Yoksa gümrük veya KDV tarifeleri bir gece değiştirilebilen bu ülkede başkasına niyet size kısmet diye servetiniz kediye yük olur.

Narenciye ihracatı üreticinin yüzünü güldürmüş. İhracatta patlama olmuş; lakin ne kadar devlet desteği ile fiyatlar ihracata olanak verebilmiş? Tüccar kaptı parayı ama devlete yani devlet gelirlerinin kazanç vergilerin ve KDV’nin %90’nından fazlasını ödeyen ücretlilere kaça mal oldu diye hesap veren var mı?

Meclis’e bile bu hesap verilmiyor çünkü tarım bakanı bile bilemiyor. Böyle bir ülke ayaklarının nerede olduğunu bilemez nere kaldı üstlerinde dursun!