Vicdani retçi Ali Fikri Işık’a özgürlük!

105

vrNilay VARDAR – bianet.org

Ali Fikri Işık ile Dayanışma İnisiyatifi, yedi gündür açlık grevinde olan vicdani retçi Ali Fikri Işık’ın serbest bırakılması için Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Sütlüce il binası önündeydi.

Taraf gazetesi yazarı Ali Fikri Işık’ın oğlu Arda Işık, “Babamın davası Türkiye için semboldür” dedi.

“60 yaşında bir insanın fiziksel nedenlerle bile askere alınmayacağı çok açıktır. Bu durum bize birilerinin ‘biz burada tepenizdeyiz, sizi sindirmek istiyoruz’ demek istediğinin bir göstergesidir.”

 

“Vicdani ret zorunluluktur”

İnisiyatif adına açıklamayı yapan vicdani retçi Muhammed Serdar Delice yaptığı açıklamada, vicdani reddin Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında sadece Türkiye ve Azerbaycan’da yasalaşmadığına dikkat çekti.

Sarıca Anayasa’nın 90. maddesi gereği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanmasının zorunluluk olduğuna dikkat çekerek hükümetin bu zorunluluğa uymayarak Anayasa’yı çiğnediğini belirtti.

“Bu süreçte yaşananlar bir devlet terörü ve hukuk tanımazlık olmakla birlikte bir insanlık suçudur. Vicdani retçiler olarak bugüne kadar alakasız suçlarla yargılandık. Cezaevlerinde yıllarca hürriyetimiz gasp edildi. İşkence ve ikna odalarından geçtik. Yılmadık, savaşın karşısında değil barışın yanındayız.”

“Vicdani ret, ülkemiz için keyfiyet değil, zorunluluktur” diyen Sarıca, Edirne Askeri Mahkemesi gıyabında yasa uygulayıcılarına seslendi:

“Sizler göz göre göre yıllardır anayasayı çiğnediniz. ‘Vatan, millet, Sakarya’ şiarıyla bizleri ‘vatan haini’ ilan ettiniz. Sayın savcı ve yargıçlar size anayasa 90. maddeyi hatırlatıyoruz. Ve göreve davet ediyoruz. Ali Fikri Işık’ı derhal serbest bırakın.”

 

Ne olmuştu?

Taraf gazetesi yazarlarından 56 yaşındaki vicdani retçi Ali Fikri Işık 9 Haziran 2012’de Diyarbakır’da bir otelde “asker kaçağı” olduğu için tutuklandı. Edirne Askeri Ceza ve Tutukevi’nde 4,5 ay tutuklu kalan Işık, askeri mahkemede Kürtçe olarak vicdani reddini açıkladı.

Tahliye edildikten sonra askere gitmemeyi ancak duruşmalara katılmayı sürdürdü. Mahkeme Işık’a “askerliğe elverişlidir” raporu verdi.

Edirne Askeri Mahkemesi 27 Şubat günü görülen duruşmada, Işık’ın askerden firar ettiği ve yine edebileceği gerekçesiyle tutuklanmasına karar verdi.

Işık tutuklandığı an başlattığı açlık grevi eylemini sürdürüyor.

 

Okunan basın açıklamasının Türkçe, Kürtçe, İngizlizce ve Almanca metinleri:

BASINA VE KAMUOYUNA

Vicdani Retçi Ali Fikri Işık, 9 Haziran 2012’de Diyarbekir’ de bir otelde ‘asker kaçağı’ olduğu gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklandı. Edirne Askeri Ceza ve Tutukevi’nde 4.5 ay tutuklu kalan, askeri mahkemede Kürtçe olarak vicdani reddini açıklayan Işık, tahliye edildikten sonra da askere gitmemeyi ancak duruşmalara çıkmayı sürdürdü. Işık’a sevk edildiği askeri hastanede ‘askerliğe elverişlidir’ raporu verildi.

Son olarak 27 Şubat 2013’te Edirne Askeri Mahkemesi’nde 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırılan Işık, “firar” ettiği gerekçesiyle tekrar tutuklanıp Edirne Askeri Cezaevi’ne kondu. Işık hakkında “firar” dan verilen ve Yargıtay aşamasında olan 1 yılı aşkın bir hapis cezası daha var.

Sürdürülen hukuksuzluğa karşı 27 Şubat’tan beri açlık grevinde olan Vicdani Retçi arkadaşımız Ali Fikri Işık için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi içinde anayasasında vicdani ret hakkı yazılı olmayan tek ülke Türkiye’dir. Anayasa’nın 90. maddesi gereği AİHM kararlarının uygulanması bir zorunluluktur. Hükümet bu zorunluluğa uymamakla Anayasa’yı da çiğnemektedir. Bu süreçte yaşananlar bir devlet terörü ve hukuk tanımazlık olmakla birlikte bir insanlık suçudur.

Bizler Vicdani Retçiler olarak bugüne kadar alakasız suçlarla yargılandık. Cezaevlerinde yıllarca hürriyetimiz gasp edildi. İşkence seansları ve ikna odalarından geçtik. Şu anda ise Ali Fikri Işık şahsında bütün Vicdani Retçiler’ i temsilen buradayız. Yılmadık, yorulmadık ve davamızın takipçisiyiz. Cezacıların cezalarından korkmuyoruz. Savaşın karşısında, barışın yanındayız. Şiddetin değil, insanlık onurunun yanındayız.

Vicdani Ret ülkemiz için bir keyfiyet değil, bir zorunluluktur.

AK Parti gıyabında bütün TBMM’ye sesleniyoruz. Şu anda sizler sıcak yataklarınızda yatarken, hiçbir suçu olmayan arkadaşlarımız ya sivil ölüme terk edilmiş ya da Ali Fikri Işık gibi hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Bizler öldürmemek için, silah tutmamak için, anaların ağlamaması için çaba sarf etmekteyiz.

Buradan Edirne Askeri Mahkemesi gıyabında yasaların uygulayıcılarına ve koruyucularına sesleniyoruz! Sizler, göz göre göre yıllardır anayasayı hiçe saydınız. ‘’Vatan, Millet, Sakarya’’ şiarıyla bizleri ‘’vatan haini’’ ilan ettiniz. Sayın savcı ve yargıçlar size anayasamızın 90.maddesini hatırlatıyoruz: ‘’ Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.’’ denmektedir.

Siz kanunların uygulayıcıları ve koruyucularını ivedilikle göreve davet ediyoruz. Arkadaşımız Ali Fikri Işık’ı derhal serbest bırakınız!

Ayrıca buradan Başbakan’ın şahsında tüm Hükümete Yunus Emre’nin sözüyle sesleniyoruz.

“Olsun be aldırma yaradan vardır

Sanma ki zalimin ettiği kârdır

Mazlumun ahı indirir şâhı

Her şeyin bir vakti vardır”

Ali Fikri Işık İle Dayanışma İnisiyatifi…

**

JI ÇAPAMENIYÊ Û RAYA GIŞTÎ RE

Ali Fikrî Işık ê ku redda xwe ya wijdanî diyar kiriye, di 9 ê Pûşpera 2012’an de li Diyarabekirê li otela ku lê dima de ji ber sedemê ku xwedêgiravî ji leşkeriyê firar kiriye hatibû girtin. Ali Fikri Işık 4 meh û nîv di Zindana Leşkerî ya Edîrneyê de ma û redda xwe ya wijdanî bi zimanê xwe yê zikmakî; bi kurdî diyar kir. Piştî ku hat tehliye kirin neçû eskeriyê lê beşdarî danişînên dadgeha leşkerî bû. Ji bal nexweşxaneyên leşkerî yên ku Işık hatibû rêkirin ve bo Ali Fikri Işık raporên ku dikare eskeriyê bike hatin dayîn.

Herî dawî di 21 Sibat 2013 ê de ji aliyê Mehkemeya Leşkerî ya Edîrneyê ve di derbarê Işık de sal û 15 roj ceza hat birîn. Lê belê piştî vê biryarê ji ber ku Işık, naxwaze here leşkeriyê ji nû ve wek ku ji eskeriyê firar kiriye biryar hat dayîn û dîsa wî avêtin Zindana Leşkerî ya Edîrneyê.

Ali Fikri Işık li hember vê bêhuquqiyê ji 27 ê Sibatê û bi vir ve di greva birçîbûnê de ye. Niha em ji bo Ali Fikri Işık ligel hev in. Her wekî ku hun jî dizanin ji 47 welatên ku endamê Konseya Ewrûpayê ne bes di qanûna bingehîn ya Turkiyeyê de mafê redda wijdanî tune ye. Li gor madeya 90. ya qanûna bingehîn tetbîq kirina biryarên Mehkemeya Mafên Mirovan Ya Ewrûpayê mecbûrî ye.

Hukûmet ji ber ku vê mecbûriyetê bicîh nayne qanûna bingehîn binpê dike. Tiştên ku di vê pêvajoyê de tên jiyîn tedhîşa dewletê, nepejirandina huqûqê û her wisa qebheteke giran ê li dij mirovatiyê ye. Em ew kesên ku redda xwe ya wijdanî diyar kirinin, heta îro bi sûcdarkirina qebhetên xerîb û ecêb hatin darizandin.

Di zindanan de bi salan azadiya me hat xespkirin. Em di seansên tahd û îşkenceyê û di odeyên qanekirinê de derbas bûn.

Em niha li ser navê Ali Fikri Işık bo temsîlkirina hemû kesên ku redda xwe ya wijdanî aşkere kirin in li vê derê ne.

Em nekerixîn, newestiyan û em şopgerên doza xwe nin. Em ji cezayên cezadaran natirsin.

Em ne şerxwaz lê azadîxwaz in. Em ne piştgirên şidetê lê li nik rûmet û şerefa mirovatiyê ne.

Redda wijdanî bo Turkiyeyê ne keyfîtî ye lê mecbûriyet e.

Bi riya vê daxuyaniya li ber avahiya AK Partiyê em gazî TBMM yê dikin. Di hêna ku hun di nav cihên xwe yên germ de ne gellek hevalên me yan li ber mirina sivîl hatine terk kirin yan jî wek hevalê me Ali Fikri Işık ji azadiya xwe bêpar in.

Em ji bo ku nekujin, ji bo ku çek negirin dest û milên xwe û ji bo ku dayik megirîn hewl didin.

Em ji vir di paşpenî ya Mehkemeya Leşkerî ya Edîrneyê ve gazî tetbîqker û piştevanên qanûnan dikin!

Hûn bi salan e li ber çavan qanûna bingehîn binpê dikin. Bi şîara “Watan, millet, Sakarya” we em wek “xaîn” îlan kir.

Em dixwazin madeya 90. ya Qanûna Bingehîn bînin bîra we dozger û dadgeran!

Di vê madeyê de tê gotin : “Di nelihevkirinên ji ber hukmên cuda yên ku li gor usûla xwe bo mafên bingehîn û azadiyan ku di peymanên navnetewî de hatine destnîşankirin û qanûnan de derbikevin de hukmên peymanên navnetewî dê bên tetbîq kirin”

Em we tetbîqker û piştvenên qanûnan bi awayek lezgîn vexwendî wezîfe û peywirê dikin.

Demildest hevalê me Ali Fikri Işık serbest berdin.

Wekî din em bi gotinên Yunus Emre di şexsê serokwezîr Erdoğan de gazî hukûmet û hemû meclîsê dikin.

“Qet xem neke afirîner heye

Nebêje ku kiryarên zaliman kar e

Axa mezlûm ji text dike şah

Ji bo her tiştî wextek heye”

**

TO THE PRESS AND TO PUBLIC OPINION

Conscientious objector Ali Fikri Işık, was detained and arrested on 9th June 2012 in a hotel in Diyarbekir for being a ‘draft-dodger’. Işık, who served 4.5 months in the Edirne Military Prison, and who has declared his conscientious objection in Kurdish in the military court, has continued to refuse the draft also after his release, but has appeared in court whenever sessions of his trial have been held. The military hospital, where he was sent, reported that Işık was ‘suitable for military service’.

More recently, on 27th February 2013, he was sentenced to 1 year and 15 days by the Edirne Military Court, and was imprisoned in the Edirne Military Prison for “desertion”. Işık had previously been sentenced to more than a year for “desertion” and this sentence is running through the appeal process.

Today, we have assembled for our conscientious objector friend Ali Fikri Işık, who has been on a hunger strike since 27th February to protest against the ongoing injustice. As you may already be aware of, the only country among the 47 members of the European Council not to have recognised the right to conscientious objection in its constitution is Turkey. According to article 90 of the constitution, European Human Rights Court (EHRC) decrees have to be enforced. By not respecting this article, the government is breaching the constitution. What has been happening is a crime against humanity, apart from being a case of state terrorism and brazen disregard for the law.

We, conscientious objectors have up to now been tried on unrelated charges. For years we have been deprived of our freedom in prisons. We have undergone torture sessions and been subjected to efforts to “persuade” us. At the moment, we are here to represent all conscientious objectors through the person of Ali Fikri Işık. We are not discouraged or exhausted, and we are continuing to pursue our cause. We are not afraid of the punishment that executors will inflict upon us. We are not against war, we are for peace. We stand not with violence, but with human dignity.

Conscientious objection is a necessity for our country, not an extra.

We are addressing the AK Party and parliament. At the moment, while you are lying in your warm beds, our friends, who are completely blameless, are either suffering civil death or, as in the case of Ali Fikri Işık, have been deprived of their freedom. We are making efforts not to kill, not to bear weapons, and to put an end to the tears of mothers.

We are calling on the Edirne Military Court and on all enforcers of the law! For years you have been brazenly ignoring the constitution. You have used patriotic demagoguery to declare that we were “traitors”. We would like to remind our esteemed prosecutors and judges about article 90 of the Turkish constitution: “In case laws and international treaties concerning basic rights and freedoms, enacted in the correct way, contain requisites that are in contradiction, the requisites of the international treaties will be taken into consideration.”

We call on law enforcers to carry out their duties urgently. Release our friend Ali Fikri Işık immediately!

We would like to address the Cabinet through the Prime Minister with Yunus Emre’s verses.

“Don’t worry and let it be for there is the creator

Don’t think that cruel people will get away with it

The cries of a victim might dethrone even a shah

There is a time for everything”

Initiative for Solidarity with Ali Fikri Işık…

This is the text read during the press conference held on 6th March 2013, in front of the Istanbul Provincial Headquarters of the AKP, for conscientious objector Ali Fikri Işık, who is in the Edirne Military Prison, and who has been on a hunger strike since 27th February, with the participation of his family.

**

Für Presse und Öffentlichkeit

Der Kriegsdienstverweigerer Ali Fikri Isik wurde am 9. Juni 2012 in einem Hotel in Diyarbakir mit der Beschuldigung, ein Deserteur zu sein, festgenommen und inhaftiert. Er blieb viereinhalb Monate im Internierungslager des Militärgefängnisses in Edirne in Haft. Nachdem er vor dem Militärgericht in kurdischer Sprache seine Kriegsdienstverweigerung offenbarte, wurde er entlassen. Er blieb dem Militärdienst fern, aber ging weiterhin zur Anhörungen. Er wurde in ein Lazarett überwiesen und bekam die Begutachtung “geeignet für den Wehrdienst“.

Schließlich wurde Isik am 27. Februar 2013 vom Militärgericht Edirne zu einem Jahr und 10 Tagen Freiheitsstrafe verurteilt. Mit der Begründung der Fluchtgefahr wurde er erneut verhaftet und in das Militärgefängnis in Edirne gebracht. Isik hat eine weitere Freiheitsstrafe von mehr als einem Jahr zu verbüßen, die wegen der Flucht verhängt worden ist und nun vor dem Obersten Gerichtshofs verhandelt wird.

Gegen die andauernde Rechtlosigkeit und für unseren Freund, den Kriegsdienstverweigerer Ali Fikri Işık, der sich seit dem 27. Februar im Hungerstreik befindet, sind wir zusammen gekommen.

Wie Sie wissen, ist die Türkei unter 47 Mitgliedern des Europarats das einzige Land, in dem das Recht auf Kriegsdienstverweigerung gesetzlich nicht verankert ist. Der Artikel 90 der Verfassung ist nach der Umsetzung der Urteile des Europäischen Gerichtshofs für Menschenrechte ein Muss. Durch die Nicht-Einhaltung dieser Verpflichtung verletzt die Regierung die Verfassung. Was in diesem Prozess geschieht, ist nicht nur Staatsterror und Nicht-Anerkennung des Gesetzes, sondern auch ein Verbrechen gegen die Menschlichkeit.

Wir als Kriegsdienstverweigerer werden bis heute wegen eines irrelevanten Verbrechens verurteilt. Wir wurden über Jahre in Gefängnissen unserer Freiheit beraubt. Wir gingen durch Folterungen und Überzeugungszimmer. Nun sind wir hier als Vertreter aller Kriegsdienstverweigerer, symbolisiert durch die Person Ali Fikri Işık . Wir haben nicht aufgegeben. Wir sind nicht müde und wir stehen hinter unserer Sache. Vor den Strafen der Gerichte haben wir keine Angst. Wir sind nicht auf der Seite des Kriegs, sondern auf der Seite des Friedens. Wir sind gegen Gewalt. Wir sind für Menschenwürde. Kriegsdienstverweigerung ist keine Willkür, sondern eine Notwendigkeit für unser Land.

Wir appellieren an alle Parteien im Parlament außer der AKP.

Gerade jetzt, wenn Sie in ihren warmen Betten liegen, sind unsere Freunde, ohne ein Verbrechen begangen zu haben, entweder sterben gelassen oder ihrer Rechte beraubt wie Ali Fikri Işık. Wir sind nicht für das Töten. Wir nehmen keine Waffe in die Hand. Wir bemühen uns, damit Mütter nicht mehr weinen. Wir appellieren von hier an die Strafverfolger und Protektoren außerhalb des Militärgerichtes in Edirne. Sie ignorieren seit Jahren absichtlich die Verfassung. Sie verurteilten uns als Verräter mit den Slogans „Heimat“, „Nation“, „Sakarya“. Sehr geehrte Staatsanwälte und Richter, wir möchten Sie an den den Artikel 90 der Verfassung erinnern: Dort wird gesagt, dass internationale Verträge zum Thema Grundrechte und Grundfreiheiten, die ordnungsgemäß in Kraft getreten sind, falls sie sich von nationalen Bestimmungen zum gleichen Thema unterscheiden, vorrangig sind.

Wir fordern die Anwender und Beschützer der Gesetze umgehend auf: Lassen Sie unseren Freund Ali Fikri Işık sofort frei!

Initiative für Solidarität mit Kriegsdienstverweigerer Ali Fikri Işık

 

6.03.2102 Istanbul