Vicdani Reddin Adı Geçmiyor, Askerlik Süresi Tartışılıyor

96

vicdani-retBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Kızılcahamam kampında yaptığı konuşmada zorunlu askerlik süresinin kısaltılmasına ilişkin sözlerini Savaş Karşıtları Platformu’ndan Oğuz Sönmez’le BİA-NET konuştu.

Sönmez, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’den vicdani ret hakkının yasalaşmasını beklediğini, ancak iktidarın bu konuda bir adım atmaktansa sözleşmeli er, profesyonel ordu, zorunlu askerlik süresini kısaltmak gibi konularla uğraştığını ifade ediyor.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında bedelli askerlik konusunun artık gündemlerinde olmadığını belirtirken “Bedelli askerlik yerine, askerlik sürelerini kısaltabiliriz. Şu anda buna yönelik, sürelere ilişkin yeni bir çalışma yürütüyoruz. Askerlik sürelerini daha makul bir seviyeye çekeceğiz” demişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ise CHP’nin askerlik süreleriyle ilgili verdiği soru önergesine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın 19 Nisan’da verdiği cevapta, sürelerin kısaltılmasıyla ilgili bir çalışmaları olmadığı yönündeki cevabını hatırlattı.

“Bu açıklamadan kısa bir süre sonra askerlik süresinin kısaltılmasının gündeme gelebileceği belirtildi. Halen askerlik yapanların beklentileri yeniden canlandırmıştır. Hükümet yetkililerini, ciddiyete ve tutarlılığa davet ediyoruz. Başta zorunlu askerliğini yapan veya bu hizmete hazırlanan gençler olmak üzere yurttaşların psikolojisiyle daha fazla oynamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

“Sözleşmeli er reklamı başlattılar”

Savaş Karşıtları Platformu’ndan Sönmez, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in 4. Yargı Paketi’nden vicdani reddin çıkarılmasıyla ilgili görüşünü söylerken, “Profesyonel orduya geçişteki beklentilerimiz gerçekleşmeden vicdani reddi yasalaştıramayız” sözlerini hatırlatarak şimdi Türkiye’de sözleşmeli askerlik reklamının yapılmaya başlandığını ifade etti.

“Sözleşmeli askerlik için 20 bin kişilik kadro açmışlardı ama bin civarı insan başvurdu. Bunun üstüne sözleşmeli askerlikte maaşları, tazminatı arttırdılar, askerlikten sonra iş imkanı sunacaklarını söylediler, sözleşmeli askerliğin statüsünü değiştirmeye çalıştılar, son olarak sözleşmeli askerlik bitiminde uzman çavuşluğa geçiş şansını da verdiler ama buna rağmen insanlar ilgi göstermiyor.”

“AKP’nin çelişkilerini ve tutarsızlıklarını izlemeye devam edeceğiz”

Askerliğin kısaltılması söyleminin çözüm süreciyle ilgili olduğunu savunan Sönmez, bu sürecin cazip kılınmaya çalışıldığını ifade etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2006’daki Osman Murat Ülke mahkumiyetinden itibaren Türkiye’yi vicdani ret yasasının çıkartılması için zorladığını söyleyen Sönmez, şöyle devam ediyor:

“Özellikle 2011’de Ermenistan Bayatyan kararından beri zorlamaları sürdürüyorlar. Son olarak vicdani reddin çıkartılması üzerine yine eleştiri gelmişti.

“Avrupa Konseyi’nde 47 ülke arasında Anayasal anlamda vicdani ret hakkını tanımayan yegane ülkeyiz. Bu duruma Türkiye’nin dayanabilmesi aslında mümkün değil. Bu süreci sözleşmeli askerlik ve profesyonel orduyla aşmaya çalışıyorlar.

“CHP’nin sorusu önergesinde askerlik süresi için kısaltma yok diyorlar, şimdi düşünüyoruz diyorlar. Ancak AB kararlarına rağmen hiçbir şekilde vicdani ret veya total reddin adı geçmiyor.

“Bu durum ne kadar çelişkiler içinde olduklarını gösteriyor. Vicdani ret konusunda yasal değişiklik yapaklarını söylediklerinden beri pek çok değişik demeç attılar ortaya.

“Bu konu ellerini kollarını bağlamış durumda. Sanırım AKP’nin çelişkilerini ve tutarsızlıklarını izlemeye devam edeceğiz.

“Avrupa Konseyi ceza gibi sivil hizmeti kabul etmez”

Total reddin şu an için gündeme dahi gelemediğini ifade eden Sönmez, iktidarın çıkaracağı olası vicdani ret yasasının bile vicdani retçiler tarafından kabul edilip edilmeyeceğinin şüphel olduğunu söyledi.

“AKP, askerliğe alternatif olarak asla kabul edilemeyecek sivil hizmet uygulamalarını ortaya sürebilir.

“Sonra da biz yasayı çıkarttık derler. Kıbrıs’ta Gürcistan’da 1 yıl askerliğe karşı 3 yıl sivil hizmet yapılıyor. Ama Avrupa Konseyi bunun üstünde de duruyor. Bir hakkın ceza gibi düzenlenemeyeceği anlayışındalar. Türkiye’de nasıl bir yasa çıkarırlar bilmiyorum ama güvenmek zor.”