Vicdana göre hareket – Alpay Durduran

77

durduran2Medya gitti geldi. Yandaş medya işte AKP’nin isteğiyle Mecliste soruşturma komisyonu kuruldu ve 4 bakanın yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturması yapılacak ve gerçek ortaya çıkacak diye yayım yaptı. Karşı medya da muhalefetin açtırmak istediği soruşturmanın yapılacak olmasını önemsedi ve bakalım vicdanına göre hareket edecek mebuslar ne yapacak dedi.

Halk da merakla komisyonda olacakları izlemeye başladı.

Sekiz iktidar yanlısı mebus ve beş muhalefet yanlısı mebus vardı. Oylar kullanıldı ve sekiz muvafık yüce divana gerek yok dedi, beş muhalif de gerek var dedi. Durumu yakından izleyenler sonucun ne olacağını biliyorlardı. Kulağı kesikler arasında iktidar yanlıların arasında ilk seçimde aday olamayacak var mı diye bakıp madem yok iktidar aleyhine oy veren olmaz demişti; öyle oldu.

Demokratik parlamentosu olan bir ülkede mebusa emir vermek veya telkinde bulunmak yasaktır diyen Avrupa Konseyi kararını hiç ağzına almayan Türkiye efkâr-ı umumisi yani kamuoyu için bu durum apaçıktı ama basın yayın gene de AKP’lilerde fire aradı.

Türkiye demokratik bir meclisi olan ülke değil. AKP fire verseydi emin olun o hain mebusun siyasi hayatını bitirmek için saldırı olacaktı.

Bizde de durum farklı değildir.

Demokratik parlamento sahibi olsaydık partisinden istifa eden mebusun istifasını meclisin onayına bağlamazdık. Böyle bir karar veren ve içtüzüğü değiştirenler mebusu hiç sayan yüce devlet yanlılarıdır, kişiyi serbest görmek istemeyenlerdir. Kendilerini reddedip devlet dedikleri soyut kavramla somut devlet organlarını bir birine karıştıran, insan olamayan kulluktan terfi edemeyenlerdir.

Partisinden istifa eden mebusu anayasaya dayanan yetkilerinden mahrum etmek için yetkili devlet organları isteyenlerdir.

Siyasi yaşamı çoğunluğun tekeline terk edip sözde özgürlükçü demokrat numarası çekenlerdir. Kendileri özgürlükçü olmadıkları için ve demokrasiyi seçimde oy toplamakla eşdeğer sayanlardır.

Kendi meclislerinde parti çoğunluk gurubunu mebusun iradesinden vazgeçmesi için kullanırken kendi partisinin iradesini de meclis çoğunluğu olan iktidar partine terk etmekte besi görmezler ve mecliste silinip giderler. Demokrat olmadıkları için demokrasiye izin vermezler.

Türkiye’de komite kurulmuş ama vicdanına göre oy kullanacak mebus umarken kendi meclislerinde öyle bir mebus var mı, varsa başına ne gelir diye düşünmeyi bile akıl edemezler.

Batı medyasında partilerinin kararlarına aykırı oy kullanan ve iktidarlarının bütçesini kullanamamasını bile sağlayan değişik oy kullananları okurlar ama “bizde olsa neler olur” diye yorumlamaya gerek duymazlar.

Mebus ne bir yörenin ne de bir partinindir, tüm halkın mebusudur diye laflar ederler ama partisinin emrini dinlemeyeni ezmek gerektiğini düşünürler. Mebuslarının alınıp satılabildiğini kabul eder ve kendi partisinin de mebus alıp satmasını onaylar.

Böyle ahlak olmaz.

Tabii ki kişisel menfaat sağlayıp oyunu ona göre kullanma suçtur ama yalnız o suç için suçlama ve cezalandırma olur. İngiltere’de eski bir başbakan olan bir mebus hükümetini Irak’ı Kuveyt için cezalandırma kararını sistematik olarak eleştirmiş ve suçlamıştı ancak partisi onu suçlu bulup partiden atmağa kalkmamıştı. Bizde olsa vatan hainliğinden suçlanıp defedilirdi.

AKP üyelerinden gelecek seçimde aday olmayacağı için şikâyetçi olanın komisyonda aykırı oy kullanacağını umup hesaplar yapanlar o oydan ne umuyorlardı? Hak onun karına kaldıysa kim soruşturma komisyonlarında adalet bekleyebilir?

Sorun demokrasinin mecliste dumura uğratılmasıdır. Soruşturma isteğini meclise onaylatan mecliste çoğunluğa sahip ise onun komisyonda çoğunluğa sahip olması kabul edilemez. Soruşturulacak olanın komisyonda tek başına karar yetkisi olursa kim kimi soruşturacaktır?

O zaman ya çoğunluk soruşturmanın hedefi olanın çoğunluğu olmamalı ya da komisyonda azınlığın görüşlerinin karara yeterli olması için özel karar nisapları gündeme gelmelidir. Bu apaçık bir gerçektir ki çareleri çeşitli şekillerde bulunmuştur.

İdari hukuk bunun ilkelerini uzun zaman içinde incelemiş ve yollarını göstermiştir. Muhaliflerin komisyon kurdurmalarına izin veren özel usuller gösterilmiş ve muhaliflerin bağımsız kurum ve kişilerden araştırma ve soruşturma yaptırabilmeleri için usuller konulmuştur.

Konu çok ciddi ve çok bilgiyi içermesi dolayısıyla bir makaleye sığdırmak olası değil gene de ilkelerini anımsayalım.

Soruşturma isteği ciddi ise muhalefet de soruşturma açtırabilmelidir. Yoksa meclis çoğunluğu daha baştan engeller. Onun için özel nisap saptanmalıdır.

Komisyon kurulursa çoğunluk soruşturmayı isteyenlerde olmalıdır.

Komisyon üyeleri soruşturmanın başarısı için tüm olanaklara sahip olmalıdır. Mebus tek başına soruşturma yapamaz onun için siyasilerin etki edemeyeceği kişi ve kurumlardan yardım alma olanağına sahip olmalıdır.

Son olarak genel bir kural olmak üzere yasadışı emir alıp uygulamanın suç olduğu herkese anlatılmalıdır. Yasadışı emri uygulayan cezalanacağını görmeli ve veren de sorumlu tutulabilmelidir. Yetkisini yasadan alan herkes kullanmaktan korkmamalı ve yetkisinin elinden alınması demek olan yasadışı emirleri verene bunu itirazı ile göstermelidir. Bu demokrasi ve hukuka sahip çıkma ve savunma görevidir. Çoğunluk bu bilince ulaşmamışsa işimiz zordur.