Usul ve esas kavgası – Alpay Durduran

224

Korkunun bastırması olmasa açık yasa maddesi varsa onu ihlal edecek bir karar almaya mazeret bulmaya çalışılmaz. Örneği meclise bakarak görebiliriz. Milletvekilinin tek aşına görevini yerine getirmesi ancak usul kuralları ile olanaklı olabilir. Usule riayet olmazsa milletvekilinin yasa önerme hakkı anlamsız hale getirilebilir. Karşımızda meclis çalışmalarının yıllık raporları vardır ve milletvekillerinin ve muhalefet partilerinin yasa önerilerinin görüşülmeden dönem sonuna kaldığını ve yok olduğunu görürüz. Çünkü hükümetten gelen ve tasarı denenler ivedilikle görüşme kararlarıyla sunulur ve onlardan başkasına sıra gelmez. Önerilere kamuoyu baskısıyla ivedilik kararı verildiğinde bile ivedilik kararı olanlar veriliş sırasıyla görüşülmez ve gene görüşülmeden kadük olur. Usule riayet olsa milletvekili ve muhalefet önerip kamuoyuna görüşlerinin ulaşmasına olanak bulacaktır. Anayasanın verdiği hak da lafta kalmayacaktır. Nasıl olur da muhalif partiler bile ivedilik furyasına katılırlar ve oy birliği ile ivedilik kararları alınır? Belli değil mi? İvedilik kararına oy verirken kendileri için başka ivedi olan bekleyen öneri yok mu?

O günkü hava her şeyin üstüne çıkar ve muhalefet de bu usulle esası kullanılmaz hale getiren uygulamaya araç olur.

Başbakanın mezarlıkta ona getirilen bakanlar kurulu kararını imzaladığı saptanınca iş mahkemeye gitti idi, orada kararın sirkülasyonla (dağıtılarak) imzalanması sağlanmıştı, mahkeme dedi ki bir konuş konuşulup gerekli bilgilere ulaştırılıp üyelerle toplantıda görüş alışverişi yapılması gereklidir yoksa kurul kararı ham olur dedi ve kararı iptal etti. Usul yerine getirilmemiş karar da oluşmamıştır değerlendirmesi esasın yerine getirilmesi için yapılmıştı.

Anayasa uluslararası bir anlaşmanın usulüne uygun olarak geçirilmesi halinde anayasaya aykırılığı iddia edilemez der. Usulüne uygun olarak dediğine göre usulün uygulanıp uygulanmadığı esastır. Onun içim mecliste komitede ilk önce önerilerin anayasaya uygunluğu denetlenir diyen madde yerine gelmiş mi gelmemiş mi bakmak gerekir. Savcı görüş vermemiş, sizin anayasaya uygunluk denetimi yapmaya hakkınız yok demiş ve onaylamayan onay yasasına göre doğmamış olan bir anlaşma meclis genel kuruluna havale edilmiş. Orada da milletvekilleri bizim denetim yetkimiz olmadığını anayasa ve savcılık belirtti deyip tartışmayı reddedenler tarafından onaylanmış. Anayasa mahkemesi de komitede anayasal denetimin yapılamaması halinde bile mecliste milletvekillerine inceleme şansı verildiği için meclisin iradesi ortaya çıktı demiş. Ancak cumhurbaşkanı iade ettiği için anayasa denetimine kendisi bakmış çünkü daha onaylama süreci bitmedi, usulüne göre yürürlük yok dedi ve bazı maddelerin anayasaya aykırı olduğunu saptadı.

Bu garabet ortaya çıktı ama bundan sonra mecliste öneriler önce anayasaya uygunluk denetimine başladılar mı? Hayır.

Usullere riayet yanlışların yapılamasını azaltır.