Umut, biz istersek ve sokakta olursak vardır!

116

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Referandumdan beri komadan çıkamayan Kıbrıs sorunundaki görüşme sürecinde iki taraf da on yılda üçer lider değiştirdi!

Kıbrıslı Rum liderliği önce referandumda hayır demenin yarattığı kötü imajı ortadan kaldırmak için uğraş verdi ama Mari patlamasından beri de ekonomik sorunlarla boğuşmakta…

Kıbrıslı Türk liderliği ise evet demenin avantajlarını kullandı, şımarık çocuk döneminden eşit derece sorumlu tutulan pozisyona geldi, şimdi ise bunu kamuoyundan saklamaya çalışıyor. Evet demenin yarattığı ortam içinde ekonomik kimi göstergeler dönemsel olarak yükseldi ama bunun kalıcı olmayacağı belli idi ki öyle oldu, Kıbrıslı Türk liderliği de aslında ciddi bir ekonomik krizle uğraşmakta…

Özellikle 2010’da Eroğlu’nun seçilmesi ile çok ciddi komaya giren müzakereler, Anastasiadis’in seçilmesi ile tamamen kopmuştu.

Eroğlu ve Anastasiadis’in seçim kampanyalarında söylediklerini düşündüğümüzde, umutlu olmak çok zor.

Hele de iki liderin ortak metinde uzlaştık dedikten sonraki açıklamaları da umutları zora sokar niteliktedir. Özellikle Eroğlu, ortak metnin mürekkebi kurumadan, ortak metinde suçlama oyunundan vazgeçeceğiz denmesine rağmen, çıktığı her programda “Rumlar”, “Rum-Yunan ikilisi” diye başlayan cümlelerde koyu koyu suçlama oyununa devam etmektedir.

Yeni müzakereci ve yeni denebilecek dışişleri bakanı ile Türkiye’nin resmen masada olduğunu söylemek yanlış değildir. TC Dışişleri daha önce Denktaş ve Talat’ın da müzakereci heyetlerinde yer alanları, yeninden bu göreve dâhil etti.

ABD’nin zaten sürece dahil olduğu ve aktif çalıştığı bilgisi kamuoyunda geçen yıllarda paylaşılmıştı. İngiltere de sürece dâhildir; üsler bölgesindeki düzenleme aslında Güven Artıcı Önlemlerden birinin hayata geçmesidir.

Uzun zamandır siyasi linç kampanyasına maruz kalan Downer’in de sessiz sedasız veda etmesi, masanın yeniden düzenlenmesinin bir parçası sayılmalıdır.

Çeşitli AB ve ülkeleri ile ABD yetkililerinin son açıklamaları bu kez süreci zorlayacaklarını göstermektedir.

Bu da liderlerin isteksiz olsalar da sürüklendiklerini göstermektedir. Kimsenin masadan kaçacak cesareti yoktur!

Ortak metin tam bir oyalama taktiğinin nereye kadar işlediğini gösteren önemli bir kanıttı. Metin içinde tarafların kendi dillerinde çeviri yapıp anlamlar yükleyip kavga edebilecekleri bazı unsurların olması olumsuzluk olarak durmaktadır. Buna rağmen federal bir Kıbrıs vurgusu ve statükonun bir kez daha kabul edilemez ilan edilmesi çok önemlidir, hele de mevcut durumun tamam olduğu yönündeki son dönemdeki açıklamalarla düşünüldüğünde değeri daha çok anlaşılmaktadır.

Eroğlu, 1974 oldu bitti, barış vardır dediği koşullarda, medya önüne çıkıp ‘bu statükonun devamı Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlara zarar veriyor’ demesi kendi çelişkisi olsa da, onun ne kadar hızlı sürüklendiğini gösteriyor.

Yeni başlayan görüşme sürecinden bir şey çıkar mı sorusunun cevabı herkesi meşgul etmektedir. Koşullar yeniden 2000’lerin başındaki sürecin benzerini yaşadığımızı göstermektedir.

Eğer süreç benzerlikler gösteriyorsa, oradaki süreci değiştiren en önemli unsuru unutmamak gerekir. On binlerce insanın çözüm için sokağa çıkması, söke söke referandum hakkının elde edilmesi sokakta başarılmıştır; ama maalesef süreci tamamlayamamıştık.

Evet, bir antlaşma için ışık vardır… Somut gelişmeleri izleyerek nereye gidileceğini anlayabiliriz yoksa iyi görünme çabasını çözüm çabası sanabiliriz. Bu nedenle süreci dikkatli takip etmemiz gerekir.

Bu nedenle Yeni Kıbrıs Partisi’nin son süreçle ilgili tespiti görüşme süreci başladı, süreç tıpkı 2000’lerde olduğu gibi yalnızca liderlerin insiyatifine bırakılmayacak kadar önemlidir. Bu nedenle:

UMUT, BİZ İSTERSEK VE SOKAKTA OLURSAK VARDIR!