TÜRKİYE’NİN KEYFİ İÇİN ALTERNATİF ARANIYOR

46

Ne yapacak diye merak ediliyordu. Tahsin merakları giderdi. Her ne kadar bekleyenler onun UBP kurultayı dolayısıyla resti çekip yeni oluşum müjdesi vermesini bekliyorlardıysa da meraklarına bir kemik attı ve yeni bir oyuncak sundu. Çözüm başkanlık rejimi imiş. Örneğin Eroğlu başkanlık rejiminin başkanı olsa sorun kalmayacak demekten başka bir saçmalık değil ama olsun!  Başkanlık yaptığı dönemde aman bu kadar sorumluluğu almayayım diyen Baba Denktaş bile son vaktında başkanlık rejiminin faziletini kavramıştı! O da başkanlık rejimini övüp dururdu.

Başkanlık rejimini Denktaş’ın başkanlık rejiminin başkanı olduğu 1973-1976 dönemini yaşayanlar bilirler. Bugün herkesin bir türlü kurtulamadığı üçlü kararnamelerle üst kademeyi partizanlığa batıran, müsteşar bolluğu yaratan ve genel kuralları kaldırıp kamu görevlileri yasasıyla yönetimi batıran devri o ve partisi yaratmıştı. Tahsin şimdi o sistemi kurtarıcı diye satmaya kalkıyor. Neden? Eroğlu veya onun gibi bir UBP’li başkan olacak da kurtulacağımızı rüyasında mı gördü. Pusulalarla idare döneminin mucidi başkanlık rejimi değil miydi?

Satacak başka malı olmayınca o da başkanlık rejimi buldu. Sanki Amerika’da başkanlık rejimi var da İngiltere’de daha iyi yönetilir gibi! Buna bazı siyasete bulaşmayı zül sayan dernekler de katılmıştı. Her halde onların desteğine oynuyor Tahsin bey.

Tahsin, Eroğlu seçimlerde reçetem var amma kopya çekilmesin diye göstermeyeceğim demişti ya! Onu hatırlattı ve Küçük’e versin de memleket kurtulsun diye de alay etti. Ancak basın ondan reçete arıyordu ama sadece elçiliğe değil cumhur başkanına gidin versin reçeteyi de kurtulalım demek için kullandı. Reçete falan yok yani.

Türkiye Kıbrıs’ta hep kolay idare edilsin diye kuvvetli başkan istedi. O başkanı idare edecek başkan da bizi İDARE edecek ki yağlı teker gibi işler yürüsün. Tahsin de onun propagandasını yapıyor. Kim başarırsa icazeti alır ama bir az çap ister kuvvetli de bir mide…