Türkiye seçimleri üzerine – Murat Kanatlı

66

Türkiye’deki seçimlerden iki gün önce Diyarbakır’a gittik, seçim günü ise Siirt’teydik. Seçim gecesi ise Diyarbakır’daki kutlamalara tanıklık ettik…

Tüm bunları yaşayınca bazı açıklamalar daha bir tuhaf geldi bana…

Bir TV programında “Türkiye’de çok şey değişti. Geçmiş dönemlerle karşılaştırdığınızda Türkiye Cumhuriyeti çok ileri ve iyi noktalara gelmiştir” diyen Mehmet Ali Talat’tı… Bu açıklamanın ardından Kıbrıs sorunundaki gelişmelerden dolayı AKP’ye oy vereceğini söylüyordu, Talat…

Bölgeyi seyredince Talat’ın ilerleme ile kast ettiğini merak etmemek elde değil…

Belki usuldendir, kazanan partiye başarılar dilenir ama bu AKP olunca sanırım bir değil on kere düşünmek gerekir… BKP’nin açıklamasındaki “gösterdikleri başarıdan dolayı Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan’ı ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok’u adaylarını kutladıklarını belirterek, seçim sonuçlarının Türkiye halkı için hayırlı olmasını diledi” denmesi tam da bu nedenle sorunludur…

Seçim öncesi Diyarbakır’dayız, herkes gergin, herkes güvensiz… Herkes acaba nerede ne olabileceğini konuşuyor… Birçok kişi AKP’nin hızla devlet partisine dönüştüğünden, Erdoğan’ın da Çillerleştiğinden bahsetmekte… AKP’nin üstene örttüğü reformcu maskesinden eser kalmadığını Kürt illerinde anlamak çok kolay…

Cumartesi akşam Siirt’e gidiyoruz… İl başkanlığı bize bilgi veriyor… Aslında örgütlülük açısından 2 vekil çıkarabilecek oyları var ama… Bu amma çok şey ifade ediyor, zaten Pazar günü gözlerimizle yaşananlara şahit oluyoruz…

BDP’li yetkililer bize sürekli ayni şeyi söyledi… Cumartesi akşamüzeri Diyarbakır’da Cigerxwin kültür merkezindeki bilgilendirme toplantısında BDP eş başkanları seçim süresince yalnız ve yalnız gördüklerimizi yazmamızı, daha fazla bir şey yapmamıza gerek olmadığını söylediler… Siirt’tekiler de ayni şeyi tekrarladı… Belediye Başkanı Selim Sadak, milletvekili ve o gün de bağımsız Siirt adayı olan Gültan Kışanak’ın da katıldığı Siirt’teki gece bilgilendirme toplantısında da gördüklerimizi yazmamızdan daha fazlasını istemediklerini ısrarla söylediler…

Bunun ne demek olduğunu Pazar sabahı anladık… Yalnızca eylemlere katıldıkları için binlerce kişiyi gözaltına alan Terörle Mücadele ekipleri bazı okulları mesken tutmuş, kimlik kartı kontrolü ile okula alıyorlar… Gülten Kışanak ve Selim Sadak birkaç kez duruma müdahale ediyor, herkesin okula girmeye ve eğer okuldan sorumlu kişinin gerekli görmesi halinde, onun çağrısı ile polis görev yapacağı hatırlatılıyor ama ne gam… Terörle Mücadele değil, Terör yaratma timleri herkesin üzerinde baskı oluşturuyor…

Kürtler de TC Devletine güvenmiyor, daha önce yaşananlar ortada… Binlerce kişi, binlerce göz sandıkları gözlemliyor… Her okul etrafı kalabalık… Bazı bölgelerde polis hızını alamayıp okul etrafına da terör estiriyor…

Oy kullanmak için okula girmek bile cesaret istiyor… Bazı okullarda panzerler, askeri araçlar, akrepler sizi karşılıyor… Kalabalık bir polis grubu içinden geçiyorsunuz, kiminin eli silahın tetiğinde… Tıpkı bizdeki gibi ne olduğu belirsiz sivil giyimli bir sürü tip de ortalıkta bodyguard gibi volta atmakta…

Diğer arkadaşlar anlatıyor, diğer yerde yaşananları… Askerin, korucuların, diğer yetkililerin baskıları çeşit çeşit…

Yüksek seçim kurulu da bir hoş… Siirt İl binasındaki ile şok dalgası, zaten okuma yazma bilmeyen insanlara nasıl oy verecekleri anlatılıyor, oy pusulasında o kadar kalabalık içinde bağımsızları nasıl bulacakları öğretilmeye çalışılıyordu ki, seçim sabahı asıl süprizle karşılaşıldı… Bağımsızların yeri oy pusulasında düşünüldüğünde zaten parti logolarının yarattığı kalabalık içinden sade bir boşluk ve adayının adının yazıldığı kısmı bulmak sorunken, bu da yetmemiş olacak ki, parti isimlerinden en az 2 punto daha küçük yazıldı bağımsız adayların isimleri…

Ve daha birçoğu…

Sayım sırasında da birçok olay yaşanıyor… Kutlamalara ise polis müdahale ediyor, gene her yer gaz bombası…

Siirt’ten Pazar gecesi 8 civarı çıkarken polisin pozisyonu unutulmazdı… Hayal edin rugby veya Amerikan Futbolundakilerin oyun başlangıcında oyuncular nasıl dururlardı, tam da öyle bir pozisyon almışlardı… Yarı yolda polisin saldırı haberini aldık… Diyarbakır’a yaklaşırken de İl Binası önünde kutlama yapan kitleye polis müdahalesi haberi geldi. İl binasında buluşacaktık, oradakiler binanın içine de gaz bombası atıldığı gelmemizin iyi olmayacağını söylediler… Yani bir kez daha devletleşen AKP’nin yüzünü her yönü ile gördük…

Tüm bunlara bakınca bu seçimin galibi kim diye sorarlarsa, sanırım tereddüt etmek ayıp olur… AKP diyenlerin aslında yanıldığı açık… Çünkü AKP yeni bir anayasa için yola çıkmıştı, en az 330 istiyordu, buna ulaşamamış olması ciddi bir başarısızlıktır. Oy oranını artırmış olması AKP için açıklama şovu yapma olanağı verse de yeni anayasa için mutlaka birileri ile işbirliği yapmak zorunda yani şimdiden önüne koyduğu hedeften uzağa düşmeye başladığını söyleyebiliriz… CHP de oy oranı üzerinden açıklama şov yapıyor ama 2002’den beri hükümette olan bir partiye rağmen hale arasında korkunç bir oy farkı var ve bu fark bu seçimlerde kapanmadı…

MHP ise baraj altı kalmamayı başarı olarak sunuyor…

Böylesi bir ortamda Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun başarısı hemen göze batmakta… Buna rağmen bu süreci Blok ileriye taşıyabilecek mi, bu bugünün yeni sorusudur…

Blok’un önünde artık daha büyük sorumluluk isteyen görev baş gösteriyor, sosyal demokratların yaratamadığını toplumsal hareketlerin ve diğer unsurların birlikteliği ile sistem karşıtı hareketi inşa edebilmek ve yeni bir silahlı çatışma ortamına girmeden Türkiye’deki demokrasi ve özgürlükler mücadelesini ileriye taşımak…

Bu iş çok kolay olmayacak, özellikle seçim dönemi bölgedekileri gördükten sonra yeni AKP’li dönemde her şey daha da zor olacak, bizim için de, Kürt halkı için de, emekçiler için de her şey daha zor olacak…