Terörle savaş tek nedene bağlanmamalı – Alpay Durduran

171

durduran2Aklımız saldırılara takıldı. Bunlarla nasıl baş edilmeli diye düşünüyoruz. Bazıları hiddetle ezeceksin diye bağırıyor ama bir türlü ezilemiyor. Bazıları birlik ve beraberlik içinde terörü kınamalıyız diyor ama kınayanların devam eden sözlerindeki ekler bir türlü birlik ve beraberlik isteyenleri tatmin etmiyor. Ezmek yasal bir zorunluluk; çünkü terör eylemlerini düzenleyenler ve uygulananlar suç işliyor ve böyle suçlarla savaşmak için eğitilen ve görevlendirilenler görevlerini yapmalıdırlar.

Buna ek olarak o terörü kınayanlardan kaynaklanan görüşlerde belirtildiği gibi hem suçla savaşmak için ücretli olarak çalışanların ne derece başarılı oldukları ölçülmeli ve savaş daha başarılı hale getirilmelidir. Bu ek görüşleri dinlememek ve hatta onları birlik beraberliği bozmak ve teröre yardakçılık etmekle suçlamak büyük bir hata olur. Ayrıca terörle savaşım için kaynaklarını kurutmak gerektiğini söyleyen de var. Onları da dinlememek kabul edilebilecek şey değildir.

Kaynak olarak gösterilenler ögeler arasında olan barış sürecini ileri götürmeyip kesmekle teröre davetiye çıkarmak da var. Onları terör örgütünün barış sürecini fırsat bilip tuzaklar hazırlamak ve silah ve gereçlerini yerleştirmek için kötüye kullanmasını görmemekle suçlamak da abestir. Onlar da bunlara göz yummakla suçlamaya götürür ve götürdü. Onların bu suçlamasına birlik ve beraberliği bozma gafleti diye bakmak da anlamsızdır.

Burada onlar diye bahsettiklerimin hepsinin bir gurup olduğunu kabul ettiğimi de söylemiyorum. Tam tersine çok değişik insanların görüşleridir bu görüşler. Hepsini bir gurup olarak görüp saldırmak çok büyük hatadır. Bu hatanın farkında olmadıklarını söylemek yanlış olur çünkü birlik ve beraberlik çağrısı yapılırken her görüş belirtene hiddetle saldıranların başında gelen devletin en yüksek kademesi terörle Kürtleri birleştirmeyelim, onların çoğunluğu devletine sadık yurttaşlarımızdır, mikro milliyetçilik, tarikatçılık ve mezhepçilik çok tehlikelidir diye nutuklar da atmaktadır. Devletin başarılı olmasını sağlayacak etkin ve verimli bir yönetim anlayışını savunup hataları hatırlatanları, görevi yönetimi eleştirmek olan muhalefeti teröre hizmetle suçlamak akla sığacak bir şey değildir.

Ne yazık ki eleştirilere istismara hizmet eder diye saldırarak engel olmakla büyük hata yapılmaktadır. Bunu terörden etkilenen dünya medyası da hatırlatmakta ama kulak arkası edilmektedir.

Terörün kaynakları içte de dışta da bulunmaktadır. İçteki kaynaklar Türkiye’deki refah dağılımını ve gelişmişlik düzeyini gösteren haritaya bakınca ortaya çıkar. Dıştaki kaynakları da ayni konulardaki dünya haritasına bakınca ortaya çıkar. Görmek isteyen görür. Ben yalnızca anımsatıyorum. Bakan görür.

Dünya haritası tüm dünyanın eninde sonunda patlamaların yaşanacağını gösterdiği halde görmek istemediğini kanıtlıyor. Türkiye haritası da Türkiye yöneticilerinin patlamayı, patlamadan sonra bile dikkate almadığını kanıtlıyor. Ancak dikkate almadığını söylerken görmediğini söylemiyorum. Gördüğünün kanıtı da gözlerimizin önündedir. Diyorlar ki terör bölgelerindeki halkın durumunu düzelteceğiz, yıkılan yerleri daha güzel yapacağız, esnafa kalkınma yardımlarının hesabını yapıyoruz ve saire…

Burada da bıraksam eksik olacak. Önlemler almaktan ve demokrasiyi hatırlayıp tüm yurttaşlarımızın devlet karşısında eşitliğine saygı olacak reformları yapacağız dediklerine göre yanlışları görenlerin bulunduğu da bellidir.

Ancak eski durumun sürmeyeceğinin kanıtını isteyecek olanları düşünelim. Teröre tüm zorluklarını göğüsleyerek devam edenler kanıt istemeyecekler mi? O zaman şimdiki yönetimin demokrasiye saygısını, anayasada olmasına karşın ihlal edilen hukukun üstünlüğünü, güçler ayrılığını çiğnenmesini, yargının siyasileri oyuncağı edilmesine çalışıldığını, refahın temelinde yatan yolsuzlukla mücadelenin başarısızlığını, devlet gücünün yasal sınırları aşmasını ve benzer sakatlıkları görürken nasıl teslim olsunlar. Ya da şöyle diyeyim bunlarda bir iyileştirme çabası görülmeden silahı bırakmak teslim olmak gibi görülmez mi?

Ne yazık ki durum hiç umut vermiyor. Lakin şunu da vurgulamalıyım ki terörle iyi bir sonuç elde etmeyi beklemek akla uygun değil. En eski belgelerden de öğreniyoruz ki silahla gelen silahla gider. İnanmazsanız tarihte bu yolları kullanarak kendini kurtulmuş sayanların yarattığı yeni durumun kaçında daha iyi bir sonuç elde ettiklerini arayın.

Terörle savaşın birlik ve beraberlikle yürütülmesini isteyenler arasındaki tüm eleştirileri susturmak isteyenler çözümsüzlüğü güçlendirirler. Terörle savaşın kaynağını kurutmak ve demokrasiyle güçlenmek gibi iki temel unsuru vardır. Belçika’ya gaflet suçlaması yapan Türkiye ondan ilk şüphede önlem almadın diyor. O da Türkiye’ye bana yeterli bilgi sağlamadın diye yanıt veriyor. Türkiye yeterli idi deyip bilgiyi açıklıyor mu? Hayır. Belçika hukuka uygun davranıp yurda gireni serbest bırakıyor. Hukuku kurban edip terörist yakalamak daha çok terörist yaratmak anlamına gelir. Demokrasi ancak hukukun üstünlüğü varsa işler. Elislam’ı veya el Selam’ı tutsalardı saldırılar duracak mı idi? Elislam konuşup kendi hücresini açıklayacak mı idi? İşbaşında idiler, çetesi duracak mı idi? Nitekim yakalandı ve öldürüldü ama çete saldırdı, durmadı. Başka çetelerin de etrafta olduğu haber verildi. Biliriz ki hücre örgütlenmesinde bir kişi en fazla üç beş elemanı tanır. Diğerlerini tanımaz ve saldırdılar veya saldıracaklar.

Türkiye’de terörün kaynaklarını kurutmak için hukuk ve demokrasi vaatleri var. Demokrasi neden önemli? Önemli çünkü bırakacaksın bin çiçek açsın bin düşünce çatışsın!

Hukuk çalışsa güçler ayrılığı ve yasal yetkililerin sayısı burada yüzlere çıkacak, Türkiye’de binlere çıkacak. Bu kadar atanmış yetkili görevli sorumlu işbaşında olacak. Bir kişi hepsinin üstünde tek ses olmayacak; öyle bir ülkeyi yenmek kolay mı? Solo zurna yerine orkestra icrasını dinleyeceğiz.