Talat-İzcan, bir aşk ve nefret hikayesi

95

1271451418_k1996’da yapılan CTP olağanüstü kurultayda genel başkanlığa Mehmet Ali Talat seçildi. İzzet İzcan, CTP içinde muhalif kanatta Talat’a karşı muhalefete başladı ancak 1990 değişimi sonrası bir grup üyenin istifa etmesine rağmen Özker Özgür ve İzzet İzcan CTP içinde kalmaya devam ettiler…

1998 yılında CTP’den istifa eden Talat ve İzcan’ın yolları ayrılmıştı ama kader onların yollarını 2004’te yeniden kesiştirdi…

16 Temmuz 2004 tarihinde gazeteler yansıyan haberde İzcan, Talat ile ilgili “çözüm yanlısı başbakanı düşürmem diye açıklama yapmıştı.

Hükümet ip üstünde

BKP genel sekreteri ve Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan, “Çözüm yanlısı bir başbakanı görevden alıp, yerine kimi getireceğimizi bilmeden hareket etmem” diyerek tavrını kamuoyuyla paylaştı. (haberin tamamı)

DP’de istifaların yaşanması sonrası 2004’te CTP-DP hükümeti azınlığa düşmüş ve hakkında güvensizlik öneri verilmişti.  17 Temmuz 2004’te gazetelere şu haber yansıdı:

Hükümetin kader günü

İzcan, ortaya yeni bir hükümet seçeneği konmadan çözüm yanlısı olduğunu düşündüğü bir başbakanın düşürülmesiyle ülkedeki barış ve demokrasi mücadelesine katkı yapılamayacağını belirterek, parlamentodan uyumlu çalışacak bir hükümet çıkması için her türlü katkıyı koyacaklarını söyledi.

İzcan, “Şu anda yeni hükümet modeli olmadığına göre kaos ve kriz yaratmayacağız” diyerek bugün önergeye aleyhte oy kullanacağını bildirdi.

(…) Oturduğu yerden İzcan’a müdahale eden Akıncı, “Meclis tutanaklarına geçsin diye söylüyorum. Siz bize hükümeti düşürmek için UBP’nin önergesine destek vermenin doğru olduğunu söylediniz” dedi.

Akıncı’nın ikili bir konuşmayı, “Meclis tutanaklarına geçsin…” ifadesi ile gündeme getirmesi, İzcan’ı rahatsız etti. İzcan’ın yanı sıra diğer milletvekilleri de Akıncı’ya tepki gösterdi. (haberin tamamı)

Böylelikle o dönemde başbakan olan Talat’ı İzcan korumuştu, eski yoldaşlar bir kez daha birbirlerine kol kanat gerdiler…

Yalnız kriz büyüdü ve erken seçim tartışmaları yaşanmaya başlandı, solda olan partiler erken seçim öneri verdi, İzcan sağ partilerle  birlikte  öneriyi reddetti. 20 Temmuz 2004 gazetelere şu haber yansıdı:

CTP’nin erken seçim önerisi genel kurulda da reddedildi

CTP, BDH ve TKP milletvekilleri “erken seçim önerisine” destek verirken, UBP, DP, Yeni Parti, BKP ve bağımsız milletvekilleri de reddetti. Demokrat Parti’nin erken seçim önerisi de geçtiğimiz hafta içerisinde reddedilmişti. (haberin tamamı)

25 Temmuz 2004 tarihinde bu kez İzcan’a teşekkür eden Serdar Denktaş’tı

DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın hükümet sorununa çözüm arayışları başarısız oldu

Son üç dört gündür, 26’yı bulabilme yönünde aldıkları bir ışık nedeniyle bazı girişimler başlattıklarını ifade eden Denktaş, “Bu üç dört gün içinde DP milletvekilleri olarak teşekkür etmemiz gereken özellikle bir arkadaşımız vardır. Son derece dürüst ve ortalığı karıştırmadan bizi dinleyen ve yardımcı olmaya çalışan… O da İzzet İzcan. Kendisine teşekkür ediyoruz” dedi. (haberin tamamı)

İzzet İzcan, 29 Eylül 2004 tarihinde bir kez daha eski yoldaşı Talat’a seslendi

İzcan, çözüm yanlılarının içinde olacağı bir hükümete her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurguladı. İzcan çözüm yanlısı partilere, ufak tefek ayrılıkları bir yana bırakarak birlik olmaları ve bir hükümet oluşturarak bütçeyi geçirmeleri ve cumhurbaşkanı seçimlerinde tek aday göstermeleri çağrısında bulundu. (haberin tamamı)

"Toplumcu Kurtuluş Partisi-Birleşik Özgürlük İttifakı (TKP-BÖİ) adıyla oluşturulan ittifakta TKP Mağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan, bağımsız Mağusa Milletvekili Ahmet Kaşif ve bağımsız Girne Milletvekili Ünal Üstel'den oluşan ittifak, kararlarını 24 Mayıs 2004 tarihinde basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu."
TKP Birleşik Özgürlük İttifakı (TKP-BÖİ) adıyla oluşturulan ittifakta TKP Mağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, BKP Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan, bağımsız Mağusa Milletvekili Ahmet Kaşif ve bağımsız Girne Milletvekili Ünal Üstel’den oluşan ittifak, kararlarını 24 Mayıs 2004 tarihinde basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.”

Bu ilk deneme değildi, 25 Mayıs 2004 tarihinde, ilk kriz çıktığında bugün UBP başkanlığına aday olan, istifa ederek DP-Ulusal Güçlere gene Kaşif’le birlikte “barış hükümet” alternatifi koymak için ittifağa gidilmişti

Mecliste yeni bir ittifak: “TKP-BÖİ”

Toplumcu Kurtuluş Partisi-Birleşik Özgürlük İttifakı (TKP-BÖİ) adıyla oluşturulan ittifakta TKP Gazimağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan, bağımsız Gazimağusa Milletvekili Ahmet Kaşif ve bağımsız Girne Milletvekili Ünal Üstel’den oluşan ittifak, kararlarını dün basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. (haberin tamamı)

Herşeye rağmen erken seçimin önü alınamadı ve 21 Şubat 2005’te erken seçim yapılmasına karar verildi. BKP, bu seçimlerde TKP ile ittifağa girdi ve iddialı idi

Seçim şölenini YDÜ Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapan TKP- BKP Sol Güçler İttifakı, “20 Şubat sonrası hem mecliste grup olarak yer alacağız, hem de çözüm güçlerinin iktidarında yerimizi alacağız” mesajı verdi. Uzun süre halkı selamlayan ve birlikte slogan atan Angolemli ile İzcan, “TKP- BKP Sol Güçler İttifakı’nın 20 Şubat sonrası yok olacağını söyleyenler gelip bu coşkuyu görsün. 21 Şubat sabahı, çözüm ve barış güçlerinin iktidarında TKP- BKP ittifakı yerini alacaktır” dedi. (haberin tamamı)

Buna rağmen TKP-BKP Sol Güçler hem  %2.41 oy, hem de ittifak seçim sonrası dağıldı.

Bu arada BKP içinde kriz yaşandı. 6 Şubat 2006 tarihinde, 15 Kurucular kuruldaki 7 üye İzcan’ı görevde almak istedi, bir açıklama yayınladılar, basına yansıyan haberlerde gerekçe şu şekilde dile getirilmişti

BKP ACIKLAMASI 2BKP’yi tek elden yönetmek istedi

İzcan’ın “BKP’yi tek elden ve keyfi yönetilen bir parti durumuna getirdiği” ifadelerine yer verilen kararda, İzcan’ın Cumhuriyet Meclisi üyesi olduğu dönemde, meclisin Türkiye’ye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımamasını talep eden kararı hazırlayanlar arasında yer alarak, parti sekreteryasının bunu reddetme kararına rağmen sergilediği tutumla “Birleşik Kıbrıs” mücadelesinden saptığı savunuldu.

Bilahare Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerini ziyaret eden İzcan’ın, “ikiyüzlü politika sergileyerek” BKP’yi sözüne güvenilmeyecek parti durumuna düşürdüğü ayrıca, partinin iki ilçe örgütü birimlerini birbirine düşürdüğü, Yürütme Kurulu’ndaki durumu değerlendirme ve önlem alma önerisini reddettiği kaydedilen kararda, Parti Meclisi’ni işlevsiz kılmaya, “şeflik yönetimini partiye dayatmaya” yöneldiği kaydedildi.

Hasan Hastürer tartışmayı ertesi günü Kıbrıs Gazetesindeki köşesine taşıdı

Ayrılığın, rahatsızlığın tarihi kilometre taşı İzcan’ın Milletvekili olduğu dönemde, 2 Aralık 2004’te Türkiye’ye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımama çağrısı yapan karara katkı koyup EVET oyu vermesi.

Bu tartışmalar sürerken sinirlenen İzcan bir televizyon programında “KKTC’yi savunmak suç mu?” dedi…

2002’de kurulan BKP, bu sürecin devamında 19 Şubat 2006’da Birinci Olağan Kurultayını topladı. Kurultay yaptığı konuşmada böylesi zorlu dönemde İzcan, bu kez eski yoldaşı Mehmet Ali Talat’a yeniden yüklendi

Konuşmasına, “Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan duymaya alıştığımız açıklamaların benzerlerinin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve hükümet yetkililerinden duyuyoruz” diye devam eden İzcan, partisinin her iki taraftaki ilgilileri durumlarını gözden geçirmeye davet etti.

Girişimi yapanların bir kısmı partiden hemen ayrıldı, bir kısmı pasifleşti… Girişim yapanların bir kısmı daha CTP’ye geri döndü. Bazıları ise uzaklaşmalarına rağmen 2013 seçimlerinde yeniden BKP’den aday oldu…

2008’de ise İzcan, eski yoldaşı Talat’a eleştirilerini sertleştirdi

Mehmet Ali Talat’ın görüşmelerde savunduğu ayrılıkçı ve konfederasyonu hedefleyen isteklerin, iki toplumlu, iki bölgeli, Birleşik Federal Kıbrıs’a onay veren Kıbrıs Türk toplumunun iradesini yansıtmadığını kaydeden İzcan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Ankara’nın belirlediği görüşleri savunduğunu belirtti. Federal devletin yapısı, yönetim ve yürütme konularının iki toplumu yakınlaştıracak ve toplumları kaynaştırıp, işbirliğini artıracak temelde ele alınması gerektiğini ifade eden İzzet İzcan, Cumhurbaşkanı Talat’ın, ortaya koyduğu önerilerin Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları yeniden birleştirecek bir çözümden ziyade bu günkü ayrılığın ve bölünmüşlüğün kalıcılaşmasına hizmet ettiğinin altını çizdi. (haberin tamamı)

19 Nisan 2009 erken seçimlerine bu kez BKP Yasemin Hareketi olarak girilmiş, ama seçimlerden hemen sonra Yasemin Hareketi yoluna yalnız devam edeceğini açıklamıştı. 14 Mart 2009 tarihinde basına yansıyan haberde ittifağın gerekçeleri kısaca ortaya konmuştu

basına açıklamada bulunan İzcan, seçime, “Yasemin Hareketi” ve diğer katılımlarla oluşturdukları ittifak listesiyle gireceklerini ve amaçlarının “ülkedeki tükenişi durdurma mücadelesini yükseltmek” olduğunu söyledi.
Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetmesi; iradesine sahip çıkması için her ortamı kullanmak ve kavgalarını parlamento çatısı altına da taşımayı hedeflediklerini kaydeden İzcan, “biz bu kampanyada, söylenmeyenleri söyleyeceğiz, farklı bir çizgi izleyeceğiz ve barış-demokrasi mücadelemizi yükseltmeye çalışacağız” dedi.(haberin tamamı)

2005 seçimlerinde TKP-BKP Sol Güçler  %2.41 almıştı,  2009’da ise BKP Yasemin Hareketi” %2,42 aldı…

18 Nisan 2010 cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili eski yoldaş Talat ile İzcan’ın yolları bir kez daha kesişiyor, Yasemin Hareketi ile ayrılıyordu. Seçimlere Yasemin Hareketi bağımsız olarak Zeki Beşiktepeli aday gösterirken, BKP, eski yoldaşları Mehmet Ali Talat’ı destekleme kararı veriyordu

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), 18 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde, bağımsız aday, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı destekleyeceğini açıkladı.

(…) Kararı açıklayan İzcan, Birleşik Federal Kıbrıs hedefini önde tutarak oybirliğiyle Talat’ı destekleme kararı aldıklarını belirterek, tüm üyelerini, sempatizanlarını, çözüm yanlılarını Talat’a destek vermeye çağırdı.

(…) BKP Genel Sekreteri İzcan, soruları yanıtlarken, tüm parti örgütlerinin, üyelerinin parti meclisi kararına uygun hareket ederek Talat’ın başarısı için çalışmasını karar altına aldıklarını ifade etti ve Talat’ın kampanyasına katılacaklarını söyledi. (haberin tamamı)

Bu konuda bağımsız aday olan Zeki Beşiktepeli sitemkardı

BKP’de son kurltayda en çok oyu olan benim, doğru. Ama ben aday çıkarmamız gerektiğini düşünüyordum. Anlaşamadık. (haberin tamamı)

Talat’ı 2010 seçimlerinde Talat’ı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) ve Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) desteklemişti…

——————————————————————————————————————————————
—————————————————————————————————————————————— 

talatBu arada eski yoldaş Talat, bir sene önceki seçimlerde CTP için AKP’den destek istemişti. Sendikaların kapatılması ve yapılan diğer usulsüzlüklerin konuşulduğu gizli çekim band kaydı 2013 yılı erken seçimleri öncesi basına sızdırılmıştı. Bu konuda Yeniçağ Gazetesi tüm band çözümünü ve ses kaydını yayınlamıştı…

 

Elbette bu ilk sızan belge değildi. Wikileaks belgelerinde Talat’ın baka girişimleri de yansımıştı

Wikileaks belgeleri arasında yer alan ve 29 Ekim 2009 tarihinde hazırlanan rapora göre dönemin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın müzakere sürecinin “Kıbrıslı bir süreçle” başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını, sürecin başarısı için uluslar arası müdahale istediğine vurgu yapıldı.
Öğle yemeğinde Amerikan Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede Talat’ın söylediklerini Washington’a rapor eden Amerikan Büyükelçisi, Talat’ın kendisinden bir Amerikan temsilcisinin sürece dahil olmasını talep ettiğini ancak böyle bir adım atmaları halinde bunun Rum muhalefetinin büyük tepkisine neden olacağını yazdı. (haberin tamamı)

İzcan ise sızan bu belgelere 25 Eylül 2009’da sert tepki göstermişti

Talat, çözümü ABD’de arayacağına Ankara’nın yazdığı kendisinin de oynadığı çözüm ister görünüp çözümsüzlüğe oynama oyununu oynamayı ret edip, Kıbrıslı bir çözüme imza atmak için çalışmalı (haberin tamamı)

Daha önce de 2004 yılına ait olduğu düşünülen Erdoğan ile Talat arasındaki telefon  konuşması da basına sızmıştı.

——————————————————————————————————————————————
——————————————————————————————————————————————

Mehmet Ali Talat'ın seçim kampanyası sırasında, rüşvet ve usulsüzlere adı karışmış o dönemde ÖP başkanı olan sonra UBP'ye dönen Turgay Avcı ile İzcan, TC-KKC bayrakları altında birçok yan yana gelip ayni kürsüyü de paylaşmışlardı
Mehmet Ali Talat’ın seçim kampanyası sırasında, rüşvet ve usulsüzlere adı karışmış o dönemde ÖP başkanı olan sonra UBP’ye dönen Turgay Avcı ile İzcan, TC-KKC bayrakları altında birçok mitingte yan yana gelip, ayni kürsüyü de paylaşmışlardı

16 Nisan 2010 tarihli TAK bülteni Talat’ın Lefkoşa’daki son miting haberini verdi. Kürsüden ayni platformdan Soyer, Avcı, Çakıcı, İzcan ve Borman da konuşmalar yaparak Talat’a destek belirtti. İzcan konuşması sırasında eski yoldaşına kefildi ve boykotçulara kızgındı

Bizim çıktığımız yol, barışın, sevginin insanlığın yoludur, yolumuza devam edeceğiz. Yarın takım elbisemizi giyip sandıklara yürüyeceğiz. Talat’a bir mühür vuracağız. Biz barışa yürüyeceğiz, onlar piknik alanına… (haberin tamamı)

Omorfo’da İzcan çok heycanlıdır, eski yoldaşına tam destektir

Kim gelirse gelsin aynıdır anlayışı doğru değildir. Barışa inananlar vardır, inanmayanlar vardır. Kavga isteyenler, kavga istemeyenler vardır. Bu ülkeyi sevenler, sevmeyenler vardır. (haberin tamamı)

Uzun yıllar CTP içinde mücadele eden Soyer ve İzcan'ın yolu 98'te ayrılmıştı, 2010'da yolları bir kez daha bir seçim kampanyasında kesişti
Uzun yıllar CTP içinde mücadele eden eski yoldaşlar Soyer ve İzcan’ın yolu 98’te ayrılmıştı, 2010’da yolları bir kez daha bir seçim kampanyasında kesişti

Avcı Omorfo mitingde, “milliyetçiliğin Denktaş ve Eroğlu’nun tekelinde olmadığını”, İskele mitinginde ise  Türkiye ile işbirliği içerisinde yürüttüğü politikalardan dolayı  Talat’a destek verdiklerini söylemişti…. Talat ise İskele mitinginde ” “yalan iddialarla Türkiye kökenli yurttaşlardan oy toplamaya çalışmakta (…) biz hiçbir şekilde vatandaşlarımızı pazarlık konusu etmedik” demişti…

Seçimler bitmiş, öküz ölmüş ortaklık bozulmuştur İzcan eski yoldaşı bir kez daha eleştirel yaklaşır

Talat ve Eroğlu’nu hiçbir zaman aynı kefeye koymadık ama o dönemde de bir çok yanlışlıklar yapılmıştır. (haberin tamamı)

İzcan eski yoldaşı ile yeniden köprüleri attı ve onu, eski partisi sert şekilde eleştirmeye devam etti.

28 Temmuz erken seçimlerine yönelik olarak yeni bir ittifak oluşturuldu, Birleşik Kıbrıs Partisi Toplumsal Varoluş Güçleri…

31 Mayıs 2013 tarihinde bir basın toplantısı yapılarak yeni ittifak kamuoyuna duyuruldu.

 

540278_412583262187798_117824244_nİzcan basın toplantısında bir kez daha eski yoldaşlarını hedef aldı, yeniden araları bozulmuştu

Bu seçim kampanyası aslında AKP’nin desteğini alan, bu statükoyu benimseyen ve bu statükonun ve bu rejimin devamından medet uman, o hükümetten çekilsin ben geleyim diyen, Ankara’daki hükümetin ve Sn. Erdoğan’ın desteğini almak için çırpınan partilerle Birleşik Kıbrıs Partisi Toplumsal Varoluş Güçleri arasındadır. (haberin devamı)

Ayni uslubü seçim sürecince devam ettirdi

Parlamentoda yer alan 4 düzen partisinin tümünün amacı AKP’nin çizdiği sınırlar içerisinde hükümetçilik oynamak ve yandaşlarına, zümrelerine çıkar sağlamaktır. (haberin devamı)

İzcan, tıpkı TKP-BKP Sol güçler ittifakında olduğu gibi meclise girmekte umutluydu

 İzcan, bütün göstergelerin BKP’nin barajı aştığına ve özellikle Lefkoşa’da yüksek bir oy oranına ulaştıklarına işaret ettiğini belirtti.

2005 seçimlerinde TKP-BKP Sol Güçler  %2.41,  2009’da BKP Yasemin Hareketi” %2,42 almıştı, 2013’de ise BKP Toplumsal Varoluş Güçleri ise % 3,15 aldı…

İzcan bir kez daha boykotçulara kızdı, daha önce pikniğe gitmekle suçladıklarını bu seçim piknik ve denize gitmekle suçladı

Boykotcular, denize gitti, pikniğe gitti, bunun sorumlusu onlardır. Topluma olan yükümlülüklerinizi yerine getirmiyor ve halkı yerine getirmemek için de tahrik ediyorsanız, arkadaşlar yanlış yaptı.

Seçimlerden sonra TDP konusunda İzcan hemen çark etti, herkesi yeniden ittifağa çağırdı, seçim sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda daha önce AKP işbirlikçisi dediği TDP’ye davet de vardu

TDP liderliği işbirliğini engellemiştir. Ancak sonuçta hem toplum hem de TDP mağlup oldu. Artık kararınızı verin. Bu işbirliği size de açıktır.

Aslında seçim öncesi yapılmaya çalışılan ittifak görüşmelerini herkes biliyordu, Hüseyin Ekmekçi Havadis’teki köşesinde seçim sonrası değerlendirmesinde bunu da hatırlattı

İzzet İzcan ve ekibi, son ana kadar TDP ile ittifakı bekledi…

Zaten 28 Mayıs’ta bir televizyon programında da İzzet İzcan açıklamıştı

“Mecliste bulunan herhangi bir siyasi parti ile işbirliği yaparmısınız” sorusuna cevap veren İzcan, programın devam ettiği sırada BKP yetkililerinin TDP yetkilileri ile toplantıda olduğunu açıklayarak, TDP ile görüştüklerini fakat özellikle TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın böyle bir ittifağa sıcak bakmadığını açıkladı. (haberin tamamı)

Bu görüşmelerden sonuç çıkmayınca BKP-TVG basın toplantısı yapılarak, TDP’nin de AKP’nin işbirlikçisi olduğunu belirten seçim kampanyasının startı verildi.

İzcan’ın eski yoldaşı Talat’a olan aşk ve nefret ilişkisi Çakıcı ile de aralarında sürmekte… Çakıcı ve İzcan, 2003 seçimlerinde  3 parti, TKP, BKP ve KSP ile bazı sendikacıların oluşturduğu BDH’tan birlikte vekil seçilmişlerdi. Seçimden bir süre sonra onların da yolu ayrıldı, sonra gene birleşti, Talat için birlikte kürsülere çıkıp oy istediler, sonra aralarında şiddetli ayrılık oldu sonrasında, şimdi yeniden davetler yapılmakta…

2003 seçimlerinden sonra BDH’tan KSP, TKP ve BKP sırasıyla ayrılmış, BDH’da Akıncı ve ekibi kalmıştı. Bir sonraki seçimlere BDH ve TKP ayrı ayrı girdiler, daha sonra iki parti TDP adıyla birleşti…

YKP ise 6 Haziran 2013’te bir açıklama yaparak İzcan’ın bir yandan saldıran, diğer yandan ittifaka çağıran açıklamalarına yanıt vermişti

YKP olarak seçimler kapıya dayanmadan bizlerin yüzeysel ya da içi boş değil, önceden kurulan güven ilişkilerinin, yapılan ortak işlerin, geliştirilen ortak dillerin ürünü olan etkin seçim birlikteliklerinden yana olabileceğimizi dillendirdik. BKP Genel Sekreteri’nin bu türden açıklamaları ve kısa dönemli hırslar için YKP’yi karikatürize etme çalışmaları coğrafyamızda solda gerçek bir birliğin oluşabilmesinin koşullarını baltalamaktadır. (açıklamanın devamı)