Talat görüşmeleri zehirlemeye devam ediyor

89

Temmuz başında Talat’ın, Girne’deki evininde, AA muhabirine yaptığı açıklamalar gerçek dikkat çekicidir…

Ne diyor Talat görüşmede; “Sayın Eroğlu’nun avantajı, foyası ortaya çıkarılmış, bir çözüm için acele etmediği bizim tarafımızdan kanıtlanmış bir Rum yönetimi ile karşı karşıya olmasıdır.”

Yani Talat koltuğu kaybetti ama “urumlardır çözüm istemeyen” söylemini devam ettirmektedir… Bunu da avantaj saymakta ve kamuoyuna açıklamaktan sakınca görmemekte…

Başka? Talat, müzakerelerin mülkiyet konusuyla başlanmasının “büyük bir hata olduğunu” söylemiş. Bu konuda da kendisinin suçlandığını, “seçilse de seçilmese de görüşmelere mülkiyetle başlanmasını Hristofyas’la kendisinin kararlaştırdığının” söylendiğini aktaran Talat’ın mülakatının devamı şöyle;

“Güya ben anlaşmışım, beni halk değiştirdi. Benim anlaşmam ne işe yarar? Olur mu böyle bir şey? Hadi seçildiğimizde devam edelim, seçilmediğimizde nasıl devam edecekmişiz mülkiyetle? Ben nasıl öyle bir anlaşma yapabilirmişim. Bu bile iddianın ne kadar mesnetsiz olduğunu gösteriyor. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Bizim ısrarımız, önce ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ başlığı sonuçlanacaktı. Biz, yoğunlaştırılmış müzakereleri de bu nedenle yaptık.”

Hristofyas, “Biz Talat’la anlaştık, mülkiyetle başlayacaktık” dediyse Eroğlu’nun telefonla bunu kendisine sorabileceğini ama sormadığını kaydeden Talat, “Hristofyas’ın söylediklerini doğru kabul etti. Yani demek ki, Hristofyas ne söylerse doğru kabul edecek, böyle bir şey de tabi düşünülemez” dedi.

Yani hem Rumlar çözüm istemez hem de yalan söyler demeye Talat devam ediyor…

Peki görüşmeler nasıl gidiyor peki?

Mehmet Hasgüler’in Kıbrıs Gazetesindeki yazısına göre bahar havasında;

“Gerçekten egemen Rum paradigması Eroğlu başkanlığına hazırlıksız yakalandı. Denktaş’ın ne olursa olsun uzlaşma istemeyen modeli ile Talat’ın her ne pahasına olursa olsun anlaşma peşinde koşan tavrı arasında “bahar”ı temsil eden Eroğlu, Rumların propaganda makinesinin de aksamasına yol açıyor. Rumlar, ne Denktaş’a yaptıkları gibi uluslararası kamuoyunu harekete geçirerek, ne de Talat’a yaptıkları gibi Kıbrıs Türk kamuoyunu tahrik ederek sonuç alabiliyorlar. Uluslararası kamuoyu, Eroğlu’nun mantıklı bir şekilde müzakerelere kalındığı yerden devam etme kararını destekliyor. Üstelik Rum propagandası, Eroğlu hakkında negatif bir imaj yaratmak için büyük uğraş verdiğinden, Eroğlu’nun müzakerelere mantıklı bir çerçevede devam kararı normalin üzerinde olumlu bir tepki doğuruyor. Aslında Kıbrıs Türk kamuoyunda da benzer bir durum söz konusu. Talat’ın seçim propagandasını tamamen Eroğlu’nun negatif imajı üzerine kurgulamış olması, buna karşılık Eroğlu’nun müzakerelere devam etmesi Talat’ın temsil ettiği tarafın da Eroğlu konusunda bocalamasına neden oluyor.”

“Denktaş’ın ne olursa olsun uzlaşma istemeyen modeli ile Talat’ın her ne pahasına olursa olsun anlaşma peşinde koşan tavrı arasında “bahar”ı temsil eden Eroğlu, Rumların propaganda makinesinin de aksamasına yol açıyor” denmesi ile anladığımız yine Rumların çözüm istememesi ama bu noktada şükür ki baharı temsil eden Eroğlu var ki Rumların deşifre ediyor…

Herkes Rumların deşifre olması için uğraşıyor, ne de olsa çözüm istemeyen, gerçek çözüm karşıtı Rumlar gerçeğine hep beraber inandırıldık, bu nedenle ne yapılırsa mübah!