Taciz, tecavüz ve basında çarpık işlenişi

175

YKP-fem, ülkemizde sıkça gündeme gelen taciz ve tecavüz olaylarına ve bu olayların basında çarpıkça işleniş şeklilleri üzerine tepki gösteren Feminist Atöyle ve Homofobiye Karşı İnsiyatif gibi örgütlere destek beyan eder ve tüm duyarlı insanları bu konuda dayanışmaya çağırır.

19 Ağustos günü üç adam tarafından cinsel saldırıya uğrayan kişinin yaşadıkları ve şu anda içinde bulunduğu ruhsal çöküntü haline rağmen, olayın bazı basın yayın organları tarafından ‘bağırta bağırta’ başlığı altında işlenmesi durumu daha da kötüleştirmekle birlikte haber etiği açısından da sıkıntılı bir hal yaratmaktadır.

Tutuklanan üç sanığın soruşturmalarının hangi tonda yapıldığı bilinmese de, YKP-fem bu sorgulama neticesinde kişilerin suçlarını kabul ettiklerinin belirtilmesi üzerine başlatılan hukuksal süreci bu konuya duyarlılık gösteren diğer kişi ve örgütlerle iletişim ve destek çerçevesinde takip edecektir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yürürlükte olan Ceza Yasası kadını birey olarak görmemekte ve tecavüzü kişinin vücutsal bütünlüğüne işlenmiş bir suç olarak değil, toplumun ahlakına karşı işlenmiş bir suç olarak saymaktadır. Cezası ömür boyu olabilecekken, pratikte ceza birkaç sene hapisle sınırlı kalmaktadır. Tecavüzün iktidar ilişkilerinden kaynaklandığını ve failler, aile üyeleri ve/veya arkadaşlarının mağdurlar üzerine baskı oluşturabilecekleri göz ardı edilmektedir.

Geçtiğimiz yıl basına yansıyan iki tecavüz şikayetinin tarafların evlendirilmesi ile geri çekilmesi bu basklıarın en açık göstergesidir. Evlendirmek hem bu ‘özel’ konulara karışmak istemeyen devlet için, hem de tecavüz olayının duyulmasını istemeyen aile üyeleri için bir ‘çözüm’ olarak görülse de, kadının bir birey olarak kendi vücudu ve hayatı hakkında karar verme yetisi böylece elinden alınmakta, ve cinselliği ona bu travmayı yaşatan kişinin malıymışçasına tecavüzsüne evlilik kılıfında teslim edilmektedir. Bu, kabul edilemez bir insan hakları ihlalidir.

Ceza yasasının bir başka kabul edilemez tarafı da tecavüzün sadece vajinal girişle sınırlandırıyor olmasıdır. Ancak, ‘bir yabancı adam tarafından tecavüze uğrayan saf genç kız’ söylemleri bu stereotipte uymayan tecrübeleri gölgeye düşürmekte, ve açığa çıkıp cezalandırılmasını engellemektedir. Gey, Lezbiyen, Biseksüel, Transeksüel ve Kuir ilişkiler yaşayan bireylerin suçlu sayıldığı bu yasal sistemde, bu kişilerin yaşadıkları taciz ve tecavüz olaylarını açığa çıkarmaları neredeyse imkansızlaşmaktadır. LGBTK bireylerin aile fertleri, arkadaşları, ve onlara yakın başka homofobik kişiler tarafından uğradıkları düzeltme tecavüzleri de hem tecavüzün sadece yabancılar tarafından yapılmadığını, hem de toplumumuzda yaygın olan homofobi sorununu göz önünde sermektedir.

Taleplerimiz

1. Ceza yasasının toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde değiştirilmesi:

a. Taciz ve tecavüzün toplumun ahlakına değil bireylerin vücut bütünlüğüne aykırı suçlar olarak sayılması,

b. Madde 171’ın kalkması,

c. Tecavüzün vajinal giriş ile kısıtlanmaması,

d. Tecavüz suçuna minimum cezaların konulması ve bunun uygulanması,

e. Aile içi tecavüzün açık hüküm ile cezalandırılması,

f. Cinsel ilişkiye rızanın açıkça tanımının yapılması.

  1. Adli personelin ve kamu görevlilerinin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde eğitilmeleri,
  2. Medyanın kadınlara ve LGBTK bireylere duyulan saygıyı teşvik etmesi için etkin tedbirler alması, şiddete maruz kalan kişilerin rızası olmaksızın kimliklerinin açıklanmaması, açıklayan kurumların cezalandırılması,
  3. Şiddete maruz kalmış bireyler için özel eğitimli sağlık personeli, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması ve bu hizmetlerin bireyler tarafından, vatandaş olsun olmasın, kentlerden ve kırsal kesimlerden erişilebilirliğinin sağlanması,
  4. Devletin şiddet olayları ile ilgili güvenilir istatistiki bilgi sağlaması.