Suyun özelleştirilmesi konusunda henüz son sözümüzü söylemedik!

210

ykp suYKP Yürütme Kurulu suyun özelleştirilmesi konusunda üzerinde uzlaşılan antlaşma metnini değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde suyun özelleştirilmesinde çok kritik aşamaya gelindi…

YKP, suyun özelleştirileceğinin açıklandığı Aralık 2010 tarihinden beri, o gün sürece karşı olduğu gibi, bugün de karşı olmaya devam ediyor.

Uzlaşılan metin kamuoyuna sızmıştır, metni okuduğunda suyun özelleştirilmesi noktasında çok ağır hükümler içerdiği görülmektedir.

Uzlaşılan metinde neyin şirketlere devredileceği tanımlanmaktadır. “İçme ve kullanma suyu, atık su, yağmur suyu ve zirai sulama suyu tesislerinin işletme hakkı” tıpkı Ercan Havaalanında olduğu gibi işletme hakkı devredilmeye çalışılmaktadır.

Bundan sonra, tarım konusunda Kıbrıs’ın kuzeyindeki idare tek başına karar veremeyecek. Antlaşma metni diyor ki “temin edilen su ile sulanacak zirai alanlar Tarafların ortak kararıyla belirlenir”…

Bundan sonra, yerel su kaynakları kullanımı da bu antlaşma ile ciddi şekilde kısıtlanmakta, yer yer yasaklanmaktadır. Antlaşma “İşbu Anlaşma, temin edilen su ile gerektiğinde yerel suların yönetimine dair her türlü iş ve işlemleri, Taraflar ile İşletmecilerin mali ve idari yükümlülüklerini, hak ve sorumluluklarını kapsar” dendiğinden dolayı, şu anki yeraltı su kaynaklarının da yönetimi özel şirkete devredilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca Antlaşma metninden okursak “İçme-kullanma suyu şebekesinin bulunduğu yerlerde içme-kullanma suyu amacıyla yerel su kullanımına ilişkin yeni izinler/ruhsatlar verilmez.” Bu madde ile sistem dışı kalacak yerel yönetimlerin zor kullanarak sisteme dahil edilmek istendiği rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu dayatma mantığı fiyatlandırmada da geçerlidir. Antlaşma metninde “Uygulama Sözleşmesinde yer almayan bütün Belediyelere İdare tarafından yerel su kaynaklarından su temin edilecek ve Yap-işlet-devret (YİD) ihalesinde belirlenecek fiyat üzerinden faturalandırılacaktır” denerek iki farklı su kalitesine ayni fiyat olmasının zorlanması nedeni ile bölge halkı sistem dışı kalacak belediyelere karşı kışkırtılmaya çalışıldığı bellidir.

Antlaşma ağrı hükümler içermektedir. İlerleyen yıllarda eğer sistem çalışmazsa ve yerel yönetimlerin devreye girmesi gerekirse, “İşletmeci, işletme süresi boyunca imtiyaz sahibi olur ve bu dönemde herhangi bir özel sektör ve/veya kamu kurum ve kuruluşuna işletme hakkı devredilen alan ve konularla ilgili su işletmeciliği yapma izni ve hakkı verilmez” denerek bugünden bu engellenmektedir. Yani bu antlaşma uyarınca su kati şekilde bir meta olarak özel bir şirket tarafından yönetilecektir, kamu bu sürece dahil edilemeyecektir!

Elektrik sorununda yeteri kadar öğrenilmemiş olacak ki, bu özelleştirme süreci de alım garantili yapılmaya çalışılmaktadır. Antlaşma metninde “Alım Garantisi verilen miktarın altında olduğu takdirde aradaki fark ihalede oluşan su fiyatı üzerinden KKTC Maliye Bakanlığınca İşletmeciye ödenir” denerek, tıpkı AKSA olayında olduğu gibi ciddi mali yükleri de beraberinde getirilmektedir.

Tüm bunlar olurken ayrıca bu şirketin ihtiyacı olabilecek mülklerde kamulaştırmalar da yapılacak ve antlaşma metnine göre “Kamulaştırma ve tahsislerle ilgili olarak İşletmeciden herhangi bir bedel talep edilmez.” Bu durumda kamulaştırma bedelleri de bir şekilde Kıbrıslı Türklerden çıkacaktır.

Özel şirkete ayrıca indirimli elektrik de sağlanacak! “Endüstri Tarifesindeki elektrik enerjisi satış fiyatını geçmeyecek şekilde” denerek KIB-TEK de bu sürece taraf yapılmakta ve ucuz tarife elektrik temin etme taahhüttü altına sokulmaktadır, elbette normal fiyatlandırma ile arasındaki fark yeniden bizlerin faturasına yansıyacaktır!

Mali hususlar dikkat çekicidir! Antlaşma metni diyor ki “İşletmeciye, anlaşmanın imzalandığı tarihten sonra KKTC’de ek ya da yeni vergi veya mali yükümlülük getirilemez. Ancak vergi ve mali yükümlülüklerde indirim, istisna ve muafiyet olarak yapılacak yeni düzenlemeler İşletmeci için de uygulanır.” Yani yeni gelecek hükümetin vergi düzenlemesi özel şirketin aleyhine ise uygulanmaz, lehine ise uygulanır!

Antlaşma metni, TC yardım ile yapılan yatırımlara da TC’nin kendince sahip çıktığı görülmektedir. Metin diyor ki “devir alınan tesislerin fiili durumları ile yapım ve finansman şeklini dikkate alan bir hesaplama çerçevesinde belediyelere dağıtımı yapılır” yani TC yardımlarının burda kamu hizmeti olarak yapılmadığını, bir vilayete yapılan yatırım kaleminden yapıldığını, gün gele kullanma ihtiyacı olursa kullanma koşullarını koruduğunu net olarak anlamaktayız! Yani bağımsız devlet çığrıtkanlıklarının ne kadar boş olduğunu gösteren bir kanıt daha!

Bunun yanında antlaşma herhangi bir süreyi kapsamamaktadır, ucu açıktır…

Bunun yanın kontrol ve denetimin Kıbrıslı Türklerde olacağı da ciddi bir kandırmacadır. Üzerinde uzlaşılan metinde denetleme görevi Su İşleri Dairesine verilmektedir. Ancak son 5 yılda kadroları dağıtıldığı, müdürünün bile atanmadığı SİD’in bu denetleme ve kontrolü nasıl yapacağı belirsizdir, zaten amaç da budur.

Bu antlaşma, suyu meta olarak gören bir yerden ekolojik anlamda ciddi bir yıkımı da getirecek…

Bu antlaşma, ülkedeki tarım ve hayvancılığı ciddi şekilde etkileyecek tehlikeleri de içinde barındırmaktadır.

Bu antlaşma, yerel yönetimlerin özerk yapısına, mali durumlarına ciddi darbeler indirecek hükümler içermektedir.

Bu antlaşma tıpkı Ercan’da olduğu gibi bir sürü gizli, açıklanmamış kısımları barındırmakta, Kıbrıslı Türklerin daha ucuz ve kaliteli su teminini garanti etmemektedir.

YKP, yerel yönetimleri bu sisteme katılmamaya çağırır. YKP, tarım ve hayvancılık alanında ciddi risk altına girecek kesimleri tepki göstermeye çağırır. YKP, suyun metalaşması ile ekolojik yıkımlara karşı ekoloji ve çevre örgütlerini mücadeleye çağırır…

Su yaşamdır, satılamaz…

Süreç yeni başlıyor, henüz son sözümüzü söylemedik!

 

http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2016/02/suyun-ozellestirilmesi-icin-uzlasilan-anlasma-metin/