Suçlama oyunu ve kışkırtma – Alpay Durduran

80

durduran2Yeni BM genel sekreterinin raporu iki ithamı tekrarlayacak. Haberlere göre raporda görüşmelere hemen başlanması ve gecikmenin yeni sorunlar yaratması olasılığından kaçınılması isteniyor.

Önce BM’yi Kıbrıs’a davetin tüm ilgili taraflar olduğunu anımsamalıyız. BM de bu daveti kabul edip görev almıştır. Onun için onunla takışmak iyiye yorulamaz. Kimse BM’yi karşısına alarak çözüm getireceğini umamaz. BM’yi destekleyen güçler de takışmayı hoş karşılamaz. Onun için kim ki BM ile takışma halindedir siyasi gücünü kaybeder ve amaçlarına ulaşmayı umamaz. Karşı tarafa isteği doğrultusunda etki edemez.

Bu duruma düşen tarafın halkı bu gerçeği görüp liderliğini uyarmazsa ve başarılı görüp destekler ve yeniden seçerse bir kazanç göremez. Çözümsüzlüğü destelemiş olur.

BM genel sekreteri “suçlama oyunundan vazgeçin” derse iki tarafı da suçlamış olur. Çünkü bu suç olur. Bunu iki taraf da suçlandı diye hafife almak ne yazık ki ski hastalıktır. Şimdi de Rum basını BM’nin sorumluluk atfetmekte yansız davrandığını dert edindi ve ona göre haberi duyurdu. Yani iki taraf da ayni haltı ettiği için sorun yok sadece eşitlikte sorun varmış gibi yaptı.

Seçmeci davranıp raporda savaş gemilerinin kullanılmasını kınamayıp bunun görüşmelerin kesilmesine neden olduğunu vurgulamamasını raporda açıklanan suçlama oyununa son verin çağrısını görmezden gelmeye nede olması büyük yanlıştır.

Taraf benim tarafım deyip suçunu görmezden gelmek zaten ikiye bölünmüşlüğün ve nesnel davranma yeteneğinin yokluğunu gösterir ki bu durumdaki iki toplumu bir arada tüm idaresine katmak ne kadar yararlı olur diye düşünmeyi gerektirir.

Halkın çözüme hazır olmadığını iddia etmek kolay ama bir de uluslararası bir sorunu çözme zorunluluğu var. Onun için bazı sorunları göğüslemek de şart. Yani gerekirse yani olası olduğu zamanda iki toplumlu federasyona geçmek de kaçınılmaz. Kaçınılmaz olmasa idi şimdiye kadar başka yollarla bir çözüm ortaya çıkardı.

İki toplum nesnel davranıp kendi liderliğini de sınamaya hazır olmalıdır. Değilse hazır olması için elden gelen esirgenmemelidir.

Son önemli bir anket gösterdi ki toplumun ne büyük sorun olarak gördüğü şey çözümsüzlüktür. Bu noktada olan bir toplum etkin bir şekilde “suçlama oyununu ve kışkırtma” suçlamasını dikkate almalıdır.

Görüşmeler bir suçlama oyunu ise dinilen şudur: Denktaş, Talat ve Eroğlu görüşmeci olarak kabul etmeyeceği şeyleri ve başka nedenlerle kabul edilmeyecek şeyler için olanak olduğu zamanda yapılan önerileri kabul ettim demekte ve bunlarla o aşamada sempatik görünmeye çalışmaktadır. Bunu Rum liderler yapmaktadırlar. Yani kabullerinin de uzlaşma noktası olmasını işlerine geldiği zaman reddetmektedirler.

Nitekim bir önceki özel temsilcinin uzlaşma notaları hakkındaki raporunu iki taraf da reddetmiştir.

Halk veya bir kısım halk çözüm için niyetli ise sivil toplumun içinden birileri bu değerlendirmedeki suçu açıklamalı ve muhalefet etmelidir. Siyasi partiler de boş bir iddia değilse barış yanlıları ve karşıtları olarak ikiye ayrılmaktadır. Ancak görülüyor ki YKP hariç hiç biri bunu konu etmemekte ve bir de “birlik ve beraberliği ilk kez sağladım” övünen Eroğlu’na dur dememektedirler.

“Kışkırtmacılık” suçlaması da havada kalmaktadır. Hâlbuki kışkırtma liderliğin devlet gücü ile yandaş basından yararlanarak yalan açıklamalarla “Rumlar çözüm istemez” fikrini güçlendirmeye çalışmaktır. Ayrıca BM ve diğer çözüme katkı yapmaya çalışanlara ikiyüzlülük ve Rum sempatizanlığı suçlamasını yalanlarla beslemektir. Bunlara karşı uyanık olmamak ve sessiz kalarak katkıda bulunmak barış isteyenler için aymazlıktır. Barış isteyen neye dayanarak savunacaktır. Ona Rum da istemez veya Rum tarafının çözümden kazancı yok ki varışa gelsin ve Türk’ü yönetime eşit olarak kabul etsin diyecek olanlara malzeme verilmesine göz yumulur mu?

Şimdi görüşmecilik yarışı var. Adaylar sıraya girdiler. Onlardan BM genel sekreterinin raporuna değerlendirme yapmalarını bekliyoruz. Bu suçlamaya katıldılar mı? Bu suçlamaya karşı tutumları ne olacaktır? Kendileri de ustalık sayıp devam mı edecekler? Son dönemde yani Talat ve Eroğlu döneminde suçlama oyununda başarılı olduğu için takdir edilenler oldu onlarla ilgili ne diyecekler?

Suçlama oyununa ve kışkırtmacılığa karşı eleştiri yapmayan ve kışkırtmaya alış tutan insanlar uyanmalı ve iyi görünen ve safça olduğu saptanan “gelin ortak hava yolu kuralım” gibi önerileri başka ona yakışan kabul edilebilir önerilerle desteklemeyenler usta suçlamacılardır başka bir şey değil.

Ülke yapılaşma ile içinden çıkılamaz hale gelirken yabancılara en yapıp satmayı kalkınma için öncelikli olarak teşvik ve desteklenecek sektör sayan da o bağlamda iyi öneri yapıyordur ama genel yapılaşmaya sınır koymadan ülkeyi darmadağın etmeye hız vererek iyileştirme yapılamaz.

Dünyaya bir sorun yükledik çözümünü sağlamak boynumuzun borcudur. Gerisi boş hikâye!