Sosyalist Parti: Türkiye ve Tüm Yabancı Askeri Güçler Kıbrıs’tan Çekilmelidir!

121

Sosyalist Parti Genel Başkanı Yardımcısı Mustafa Kahya’nın açıklaması şöyle:

Yunanistan’da ki askeri darbenin ardından Türkiye, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’a askeri çıkartma yaparak adanın kuzeyini işgal etti. Tıpkı ABD’nin 2003 yılında Irak’ı “demokrasi getirmek” için işgal ettiğini açıklaması gibi, Türkiye de askeri işgal harekatını “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek, harekatın adına “barış harekatı” dedi.  ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak’a demokrasi gelmediği gibi, Türkiye’nin, adına “barış harekatı” demesiyle de Kıbrıs’a barış gelmedi. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü.

Bu fetih siyaseti sonucu Türkiye, uyguladığı asimilasyon ve entegrasyon politikaları sonucunda Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni – Müslümanlaştırma gayretini ısrarla sürdürmektedir. Kıbrıs’ın kuzeyinde bu amaç için bir valilik gibi çalışan elçilik kurumu oluşturulmuş, bu kurum aracılığı ile siyasi alana müdahalelerde bulunulmuş, Kıbrıs’ın kuzeyindeki idarenin Ankara’nın bir “acentesi” gibi hareket etmesi sağlanmıştır.

İşgalin yarattığı en olumsuz sonuçlardan birisi, Türkiye den nüfus ihracıyla Kıbrıs’ın demografik yapısının bozulmuş olmasıdır. Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde, Türkiye den gidenler nüfusun üçte ikisini oluşturuyor. Faşist, mafya elemanı,   paramiliter örgüt üyesi birçok kişi KKTC kimliği taşıyor. Kıbrıs, fuhuş, kumar ve kara paraya dayalı bir ekonomi ile adeta Türkiye’nin kirini boşalttığı bir çöplüğe dönüşmüş bulunuyor.

Kıbrıs Türkiye de yıllardır üzerine ‘kahramanlık’ hikayeleri anlatılarak, milliyetçilik ve ırkçılığın gelişmesine payanda yapılan temel argümanlardan birisi olmuştur. Sosyalist Parti, Türkiye ve Kıbrıs’ı teslim almaya çalışan bu fetihçi anlayışlar karşısında, halklar arasında barış ve kardeşliğin gelişmesi için Kıbrıslıların kendi geleceklerini özgürce kendilerinin belirlemesini savunmaktadır.

Türkiyeli sosyalistler olarak bizler, sömürgeci oligarşinin omuzlarımıza bıraktığı bu utancı artık taşımak istemiyoruz! O nedenle değişik dillerde konuşan Kıbrıs halklarının haklı ve meşru istek ve taleplerinin yanındayız. Gerçek bir barış, Kıbrıslıların özgür iradesinin sonucu olacaktır. Büyük güçlerin hegemonya ve güç mücadelesinin ve çıkar ilişkilerinin içinde kirletilmiş bir çözüm gerçek barışı sağlayamaz. Adada barış ve birlikte yaşam, Kıbrıslıların barış, demokrasi ve kardeşlik doğrultusunda toplumsal hayatın her alanında yürütecekleri mücadele ve birikimleri üzerinden gelişecektir.

İşgalden 36 yıl sonra geçen zaman göstermiştir ki, Kıbrıs’a müdahale ne Kıbrıslı Türkçe konuşan halkı tatmin etmiş ne de Türkiyelilerin çıkarına olmuştur. Kıbrıs’ın kaderi üzerinde söz sahibi olabilecek olanlar sadece Kıbrıslılardır. Kıbrıs halklarının demokratik ilişkiler içerisinde kendi kaderlerini tayin etmelerine engel olacak her türlü dış müdahaleye son verilmeli, bunun için Türkiye ve tüm yabancı güçler, adadaki askeri kuvvetlerini şartsız geriye çekmelidir.