SOSYAL GÜVENLİK YASA TASLAĞINI DOĞRU OKUMAK

74
Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı yeni bir yasa taslağı hazırladı ve bunu bir yıldır bir şekilde tartıştırıyordu. Önce Sağlık Sigortası ile birlikte anıldı ama son şeklinde adı sadece “Sosyal Güvenlik Yasası” olarak kaldı… Belki de siz bu yazıyı okurken taslak bakanlar kurulundan geçip, meclise havale edilmiş de olabilir…

İçeriğine bu yazının bu defaki sınırları içinde girebilir miyim çok emin değilim çünkü önce biraz geriden alıp bazı hatırlatmalar yapmakta yarar var…
Tek sosyal güvenlik diye bir konu yıllardır var, bu yasaya herkes bu gözle bakıyor, yöneticiler de konunun bu şekilde ele alınması için çaba sarf ediyor ama içerik pek de öyle değil…
“Ekonomik Kalkınma Projeleri için Fizibilite çalışması” başlığı ile UNDP –PFF’e desteği ile Dünya Bankası uzmanlarına hazırlatılan Haziran 2006’deki raporunun 1. cildi olan “ekonomik değerlendirme” ve 2. Cildi olan “teknik makaleleri” okuyanlar bunun böyle olmadığını rahatlıklı görebilir… Bu nedenle yasa taslağını tartışmadan önce bu raporların iyi okunmasının yasayı daha iyi anlamaya yardımcı olacağı inancı ile bazı alıntılarla başlayalım:
“Kıbrıs’ın kuzey kesiminin emeklilik sistemi, her ölçüde kendi yararlanıcılarına çok fazlayı, çok erken vermektedir” (cilt2 sayfa 41)
“Erkekler için 71 yıl, ve kadınlar için 76 olan doğumda yaşam beklentisi dikkate alındığında halihazırda hem erkekler hem de kadınlar için 55 olan yasal emeklilik yaşı çok düşüktür ve yükseltilmelidir” (cilt2 sayfa 42)
“Asgari emeklilik maaşı, asgari katkı oranlarından katkıda bulma teşviklerini bozmayacak, mali olarak daha sürdürülebilir bir seviyeye indirilmelidir.” (Cilt2 sayfa 43)
“kamu emeklilik rejiminde sağlanan cömert haklar nedeniyle, çarpıtılmış teşvik yapısı kamu sektörü istihdamı lehine bir emek piyasası bozulması yaratmaktadır. Hem genel hem de devlet memuru bölümlerini reform etmeksizin, kaynaksız vaatleri ve sürdürülemez haklar seviyelerini ve emeklilik yaşlarını kaldırmaksızın, emeklilik sistemi daha büyük bir açığa sürüklenecektir. Sistemi sürdürülebilir yola koymak için, politika belirleyicilerinin düşünebileceği önlemler arasında aşağıdakiler bulunmaktadır:
• Sistem parametrelerini (yani emeklilik yaşı, hesaplama dönemi, endeksleme, asgari emekli ödemeleri, emekli formülü kompresyonu) ve gerekirse yüksek katkı oranlarını revize ederek ve geçici bir nominal emeklilik dondurması yaparak PAYGO SSF’yi (‘pay-as-you-go’ (Türkçesi ‘kuşaklararası dayanışma’ denebilir) yani PayGo bir tür sosyal güvenlik sistemi – SSF- Sosyal Sigortalar Fonu y.n) dengelemek
• Parametreleri (emeklilik yaşı, hesaplama dönemi, formül endeksleme) revize ederek, ikramiye ödemelerini azaltarak ve kaldırarak ve katkı oranını artırarak, EMSAN’ın (emeklilik sandığı y.n) aktüaryel (ölüm oranlarıyla ve sigorta istatistikleriyle ilgili, bağlantılı denge y.n) iyileştirmek” (Cilt2 sayfa 55 ve Cilt1 52)
Bunları göz önünde alıp yeni yasayı okumakta yarar var. Tabi önemli dipnotlar da raporda mevcut:
“Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki herhangi bir ekonomik reform programı sürdürülebilir bir şekilde özel sektör gelişimini teşvik etme amacına dayalı olmalıdır” (Cilt1 sayfa 25)
Dünya Bankası yetkilileri ne istediklerini biliyorlar:
“Sistem, modern birçok direkli sistemdir ve oldukça iyi örgütlenmiş sosyal sigorta idaresine sahiptir” (Cilt1 sayfa 36) tespiti yapmasına rağmen sayfanın başında “ Kıbrıs’ın kuzey kesiminde kamu maliyesi üzerindeki en büyük yutuculardan birisi emeklilik sistemidir” (Cilt1 sayfa 36) tespitini de yapıyor…
Bunun anlamı:
“Emeklilik sistemi kurumsal kurgusu uygun olmakla birlikte, bugünkü parametreleri ile sürdürülebilir değildir. … yüksek emeklilik harcamaları yükü, katkılara göre fazla cömert olan emeklilik haklarının bir sonucudur. Bu haklar erken yaşta emeklilik, ücretlere karşılık yüksek değiştirme oranı ve yüksek bir asgari emeklilik ödeneğini içermektedir” (Cilt1 sayfa 37)
Bununla birlikte başka bir şey söylerken aslında gerçek taleplerini söylemeyi satır aralarında yapıyorlar:
“katkı oranları oldukça yüksektir (brüt ücretlerin yüzde 35’i) bu da emek maliyetini yükseltmektedir” (Cilt1 sayfa 37) “özel sektör gelişimini teşvik etme” ilkesi ile uyumlu bir tespit…
“Bireylerin kendi ileri yaşları için gönüllü tasarruf yapmalarına imkan tanımak için gönüllü emeklilik tasarrufları için kurallar ve oluşturulması zorunludur” (Cilt2 sayfa 41) yani Türkçe özel emeklilik sisteminin oluşturulmasına/ teşvikine yönelik çalışma yapılması talebi yani bu ‘piyasanın’ da ‘özel sektör’e açılması…
Rapordaki örnekleri çoğaltmak mümkün, bu noktada kimin ne duruşu olduğunu da anlamak önemli…
Bu rapor çeşitli düzeylerde CTP yetkililerince kutsandı ve önemine dikkat çekildi. Yenidüzen gazetesinin 14 Eylül 2006 tarihli satırındaki saptama CTP’yi anlamamıza yardımcı olacak sanırım:
“Ekonomik Kalkınma Projeleri İçin Fizibilite Çalışması… Kıbrıs’ın Kuzey Kesiminde Ekonomik Büyümenin Sürdürülebilirliği ve Kaynakları” başlıklı Dünya Bankası çalışması, ekonomide kanayan yaralara bilimsel verilerle parmak basıyor” (http://www.yeniduzengazetesi.com/print.php?news=9811)
Bu aşamadan sonra söylenecek fazla söze gerek kalmıyor. “bilimsel verilerle parmak basan” Dünya bankası uzmanları ve uygulamadaki yerli işbirlikçilerine karşı emeğin örgütlerinin ne yapacakları önemli olan konu…
Bir sonraki yazıda yasanın içeriğine yönelik tartışmaları da başlatabiliriz ama bence yukarıdaki öneriler ışığında biraz da süslenerek hazırlanan bu yasa taslağının geçmesine karşı direnecek miyiz yoksa ayrıntılar içinde kaybolup sürece seyirci mi kalacağız, önümüzde duran gerçek tartışma aslında bu…