Sömürge yasaları – Alpay Durduran

118

Sömürge dönemindeki yasalar toplanıp ciltler halinde basılıdır. Onların değeri İngiltere hukukçuları ve kamu reformu uzmanlarınca kabul edilmektedir. İngiltere’de kamu reformu çalışmaları sırasında Sömürge döneminin incelenmesiyle ilgilenen bir komisyonun “Kıbrıs yönetimi imparatorluğun en hayırlı evladı” diye tanımlanmıştır. O yasalar “fasıl bir” tefsir yasasıyla başlar. Bir değişiklik veya iptal yürürlükten tamamen kalkmaz, yeni durumu uygulanır ama değişiklikler ilgili olduğu kadar uygulanmalıdır” der. Onun için hiçbir yasa yürürlükten kalktı diye külliyattan çıkarılmaz.

İngiltere imparatorluğunun bu hayırlı evladı öldürüldü ama hukuku durmaktadır. Fasıl 1 de durmaktadır. Ayrıca anayasalarımız dahil tüm yasalar, değişiklik yasaları dahil yürürlükten kaldırdıkları yasalar uyarında çıkarılan tüzük ve amma enstrümanlarındaki kuralların yeni yasalar değişikliklerle ve onlar uyarınca çıkarılan tüzüklerle çelişmedikleri sürece yürürlükte kaldığını söyler. Yani yürürlükte olan tüm mevzuat arşivde durmalı ve yararlanılmalıdır.

Başarılı yasa yapma uzun ömürlü olur, uzun ömürlü yasa yapıcısı olmakla övünmek yerine geçmiş yasaları nedenini açıklamadan çağdışı ilan etmek çağdışı bir davranıştır. Hukuk devletinin fırtınalı bir denizde seyreden bir gemi gibi sarsılması ve dikiş tutturamamasının nedenlerinden biri de budur. Yasaların tüzük, yönetmelik ve diğer şekillerde oluşan mevzuatı ile beraber uygulanabildiği ve yaşam bulduğu bilinir olan bir şeydi. Nitekim yasa önerisi Kıbrıs’ta hazırlanırken beraberinde tüzük ve diğer mevzuat da hazırlanır ve meclise sunulmadan İngiltere’ye kolonial ofise yollanırdı. Büyük bir kutu içinde giderdi ve orada tüm imparatorluğun hukuku ile kıyaslanarak değerlendirilirdi. Ondan sonra Kıbrıs’a gelir ve kavanin meclisi açık iken orada kapalı ise valinin kurduğu komisyona giderdi. Orada onaylanırdı.

Onun için tüzüğü çıkarılmadı gibi bir mazeret olmazdı. Öneri de önce Kıbrıs içinde ilgili kurumlardan alınan görüşlerle zenginleştirilirdi. Resmi gazetede halkın bilgisine sunuyoruz numarası yapılmazdı. Bir yasa resmi gazetede yayımlandığı zaman yasalaşır ama bazı yasalar için ayrı bir tarih dahi konabilir, resmi gazete basıldı demek dağıtıma çıktı demek değildir, dağıtım için süre geçer ve çoğunlukla ilgilenenin eline görüş sunma süresi geçtikten sonra ulaşır. Geç ulaştı diyerek itiraz edince bana yasa resmi gazetede yayımlanmak üzere gönderilince yaşam bulur v süreler öyle başlar ne yapalım dediler.

Bir eylemin gerçekleşmesi yani görüş için süre verilmiş olması ve görüşün sunulabilmesi değil onların arzuları önemlidir. Her işte olduğu gibi…

Çalışır durumdaki meclislerden hiçbirinde yasaların akıbetini izlemek için daimi bir komite kurulmasın olmamıştır. Bizde öyle bir komite hala kurulmamıştır. Mebuslar onayladığı veya onaylamadığı yasaların ne işe yaradığını izleme merakı yoktur.

Böyle bir durumda mecliste sömürge yasaları hala yürürlükte diye hayıflanma işitiliyorsa yasaların ömürlerinin uzunluğunun bir övünç vesilesi olması elbet beklenemez. Hepsi birbirine benzediği için de birisi bunları uyarmaz.

Yasa hazırlama bir uzmanlık işidir. Bunu bilenler zamanında mevzuat merkezi kurulmasını sağlayacak kadar ses vermişlerdi ama merkez güdük çıktı. Ona görüş için başvurmadan hükümetler tasarı mebuslar öneri vermeyi sürdürdüler. Bugünkü ortamda da başkası beklenemezdi. Merkez unutuldu, mebuslara yardımcılık etme görevi olmadı ve devlet görevini hiç önemsemedi. Şimdi yeni bir yasa hazırlama komitesi veya birimi gibi sözler edilince doğal olarak yeni makamlar yaratıp yandaş atayacaklar diye düşünmek durumundayım.

Önerim bir çalışma gurubu kurulsun ve yürürlükte kalan tüm amme enstrümanları Güney’den yardım alarak toplansın, ilgili yasalarıyla beraber işlenebilecek hale getirilsin şeklindedir. Yasa egemenliğine, hukuk devletine saygı gereği yerine getirilmiş olacağı gibi iş tanımları ve görev tanımları hazır halde ele geçecek ve devleti nasıl çürüttükleri ortaya çıkacaktır. O zaman da önerip yenilemek olanaklı olacaktır.

Bilinir ki ilgili bir yasaya atıf varsa yan başlığa onun sayısı yazılır ki bilinsin. Yasa yapacaksan yasa külliyatında tarama yapıp ilgili yasaları taramak zorunda kalacaksın. Doğal olarak yapman gerekeni yapacak ve uygulama sırasında açılan davalar yüzünden çelişen hükümler var diye yargıçlar tarafından fırçalanmaktan da kurtulacaksın.

Tapu tam bir bombaya döndü. Zincirci getirdik yer gösterdi deyip e yapanlar şimdi komşularıyla yaka paça oldu. Hudutları tutan arsa kalmadı. Kanlı kavgalar alışkanlığımız yok, yoksa kan dökülecekti. Dünyada tepelerde mihenk taşları, yollarda uzunluk kuleleri ve her yerde gömülü taşlarla tapusu ilk tamamlanan ülke olduğu için Kıbrıs tapu dairesinin görevlisi İngiliz Kraliçe’den madalya ve lortluk unvanı ve nişanı aldı. Böyle bir daireden çağdaş kuruluş yasasıyla kurulmuş daireye geçtik ve şimdi ışınlarla saptanmış sanal dünya tapusunun sorunlarıyla tebelleş oluyoruz. Devlet dairesi devletin mallarının envanterini bile tapuya işleyemedi.

Trodos dağlarındaki anıt bina Kuzeye bakıp ağlıyor. Sınır gugoları (kuleleri) unutulmuşluklarına ağlıyor. Tapuya site planları veriliyor ve bunların kayıtlarının haritalara işlenmesi düzenlenmiş ve kaç dakika aldıkları da şedüllerde gösterilmişti. Ayni günde tamamlanamazsa, yükü çoksa hemen açığın nasıl kapanacağı da belirtilmişti. Personel istihdamı bu kurallara göre yürürdü. O lanet sömürge yasaları amirlerin bakanlar dahil nasıl personel ihtiyacını nasıl saptayacakları belli idi. Atmasyon atama yapılamazdı.

Vazgeçin eskimiş yasalar edebiyatından. Yüzümüze gözümüze bulaştırdık sorunun nerede olduğunu bile saptayamadınız.

Tarihte tapuyu ilk tamamlayan ülke olarak geçen Kıbrıs anılmıyor bile… anmalar büyük kahramanlıklar için!