Sokağın gündemi egemenliğini sürdürüyor – Alpay Durduran

72

Ne yazık ki gazete haberlerine yani gündelik işlere kapıldık gidiyoruz. Ara sıra gündemde heyecanlı konula olmadığı için genel konulara bakıp güncel olmayana yönelik değerlendirme de yapıldığı olurdu ama heyecan dorukta olduğu için artık yapılma oldu. Hiç yapılmıyor demek doğru değil tabii. Bazen kendini bir konuya kaptırıp meleklerin cinsiyetini veya Darwinizmi işleyen ve benim gibileri maymun soyuna dâhil edenler yok değil.

Hafta içinde insanlarımızı mahveden çek, ipotekli mal satışıyla borçlanıp inşaat yaparken sattım deyip satamadığı malları ödemeyenlere uygulanan fahiş faizler, bankadan borç alamayana kredi şirketi deyip fahiş faizle borç verme, faizciler yasasına göre çalışır gibi yapıp kayıt yaptıracak yer olmadığı için yasadışı faizcilik yapanların kazıkları, bir odada bankacılık diğer odada kredi şirketçiliği oynayanların kaçak tefecilikleri haber oldu. Hepsinin ortak noktası adil yargı hakkının olduğu varsayımına kanmak ve borçlanıp piyasa daralsa bile adalet bulacağını sanmaktır. Kredi kartlarıyla borçlanmaktan da korkmamaktır.

Bu ortamda kurtlar sofrasında yem olmaktan kurtulmak çok zor.

Maalesef hukukçularımız bile yasa yapılmasını istemekle çare önerdiklerini sanıyorlar. Hâlbuki iş çoktan içinden çıkılması çok zor bir duruma geldi çünkü yasalar uygulanmıyor ki çareyi, yasada arayabilesin. Sorun sistemiktir ve yasaların uygulanması için ne yapılması gerektiğini bulmak gerekir. Yasaların uygulanmamasını cezalandırmak ve sağlamak için anayasa görüşmeleri sırasında memurlara dünyada o kadarı görülmeyen güvenceler verilmesini sağlamak için var gücümle savaşmıştık. Bizim memurları savunduğumuzu sanarak solcuların baskısı diye görenler olmuştu. Lakin derdimiz memuru savunmak değil yasalarla verilen yetkilerini kullanarak üçlü kararnamelerle atananlara karşı denge oluşturmaktı. Bunu açıkça ifade de ederdik ama inanılmazdı. Gene de başarıp memur güvenliğini getirdik.

Ne yazık ki sonuçta memurlar üçlü kararnamelerle atanma fırsatları olsun, barem içi artışlar için fırsat bulunsun diye görevlerini yapmadılar. Üçlü kararname ile atananlara da sokağa atılma riskine karşı güvence olarak haklar verildi ama onlar da yasaları savunmadılar. Örneğin yasa der ki faizcilik yapanlar için mukayyit olacak, başkası atanamazsa kaymakam mukayyitlik yapacak ama tek bir kaymakamın yasanın emrini yerine getirmeye kalktığını duymadık. Şimdi mukayyitsiz faizcilik yapanların attığı kazıklardan kurtulmaya çalışanların ortaya serdiği skandallarla sarsılıyoruz.

Kredi şirketi diye şirketler kuruldu ama mukayyit yok. Uyardık. Kredi şirketi ise yasası vardır, mukayyit denetlemek için kaydedip görevini yapmalıdır. Dinleyen olmadı. Kaymakama bildirdim: Sen mukayyitsin kaç tanesini kaydettin diye. Kaymakamın yasadan haberi yoktu ama benim uyarıma rağmen de mukayyitliği yapmadı, hükümeti uyarıp mukayyit atanmasını da sağlamadı.

Bankaların mevduat toplamada tekeli vardır. Ancak gazetelerde kredi şirketlerinin de döviz bürolarının bile mevduat toplamalarına tanıklık eden haberler yayımlandı. Aldıran olmadı.

Everest Bank’ın batışıyla ortaya dökülen banka hissedarlarının başka şirket kurup bankanın yapması sakıncalı işleri yapmasının suç olduğunu anlattık dinleyen olmadı. Hissedarlar küçük hisse sahiplerinin soyulmasını da getiren hileli şirketleri büyük reklam tabelalarıyla sokaklarımızı süsledi. Alkışladılar.

Finans şirketleriymiş diye saygınlık elde ettiler ama aslında hepsi de yasaya karşı hileli işler yapmaktan suçlu idiler. İdare yasakladığı şeyleri yapanları el üstünde tuttu. Banka krediyi verdi malı aldılar, onları bankanın kredi şirketine havale etti, bankadan alamayacağı faizleri onlardan istedi ve mala ortak yapan yasalarla onları devlet destekledi. İnanılacak gibi değil ama sakınca gören olmadı.

En güvenilir kurum tapu idi. Civarda bu kadar güvenilir kurumun olduğu ülke yoktur diye tafra atardık, şimdiki halimize bakın.

İngilizlere mal satmaya başlayınca sahtekârlığımız dünyaya ün saldı. Lakin suçlulara ders vermek için destek olacak yasaların uygulanmamasından dolayı mahkemelerde hakkımızı arayamayız.

Tapuda ipotekli malların alacaklılardan, elinde gücü olanların o malları alıp satmasına engel olacak bir uyanıklık görmek yetki aşımı gibi görülmeye başlandı. Memurlar bankaların ipotekli malları ipotek koyanların haklarına dikkat etmeden alıp satmasına engel olmak gibi bir işlevlerinin olacağını anlaması da hayal oldu. Soyulmakta olan bir adamı görüp de polise haber vermeyen insanlar durumuna düşmekten utanana kalmadı. İpotekli olup olmadığını bilmezmiş ve bilmek için kıçını kaldırmak istemezmiş gibi görünenler alacaklıların haline gülerek vurguna çanak tuttular. Memurlar da seyrettiler. Polis de departmanlarına  saklanarak kendini yetkisiz saydı.

Hale bakın. Mali polis kurulmuş. Göreceğiz belediyede  yapacak. Şimdilik Sosyal yardım bakanlığında tasdik memurluğu için görevlenenler varmış! Tövbe estağfurullah!