Seferberlik deyip geçme, hukuk devleti kuralları çiğnenmekte – Murat Kanatlı

136

Murat KanatlıBaşlık iddialı oldu derseniz, üzerine yeteri kadar düşünmediğinizi iddia edebilirim…

59-2000 Askerlik Yasasında 52. madde İhtiyatların yani Seferberliğe çağrılacak olanların durumunu düzenlemekte…

Yasa maddesine bakınca, madde aslında çok demokratik ve sivildir… Ama uygulama!?

52. madde herşeyden öte “askere çağrılabilirler” diye bitmektedir yani seferbelik hazılığı zorunlu değildir, koşula bağlıdır. Koşul hemen öncesindedir son kısmının bütünü okuyalım “İhtiyatlar, tamamen veya kısmen, olağanüstü durum veya sefer hallerinde veya asayiş, eğitim, manevra ve tatbikat maksadı ile ihtiyaca göre askere çağrılabilirler”…

Yani seferberlik için herkes şart değil, “tamamen veya kısmen” olabilir… hangi durumda “olağanüstü durum veya sefer hallerinde”, bu amaç için Bakanlar Kurulunun karar alması gerekir, seferberlik veya olağanüstü hal ilanı amacı ile… Bu yoksa İhtiyatlarlar (yedekler) “asayiş, eğitim, manevra ve tatbikat maksadı” ile ÇAĞRILABİLİR!

Ama böylesi bir çağırma istisnaidir…

17-1980 Seferberlik Yasası “yurttaşların silâh altına alınması işlem ve hizmetlerinin tümü Personel Seferberliğidir” denmektedir… Devamındaki fıkrada ise “Personel Seferberliği hazırlıkları, Yurttaşların silâh altına alınma esas ve usulleri Seferberlik Tüzüğü ile belirlenir” demektedir…

Yani yasa koyucu diyor ki “silâh altına alınma esas ve usulleri” var, bu sürekli bir işlem olmayacağı için veya olmayacağını düşündüğü için silah altına alınan kişilerin terhisi burda ortaya konmamıştır.

59-2000’de ““Terhis”, mükellefiyet hizmetinin tamamlanmasını takiben serbest bırakılmayı anlatır” denmektedir. Silah altına alınarak yapılan Personel Seferberliği yurttaşların mükellefiyet hizmetidir ama “mükellefiyet hizmetinin tamamlanmasını takiben serbest bırakılma” işlemi yasaya konmayarak yasa koyucu (meclis)  bu yaklaşımıyla aslında istisnai bir işlem olarak Seferberlik hazırlığını düşündüğünü, Seferberlikte çağrılma konusunun ise zaten sınırlarının belli olduğu olağanüstü halin veya seferberlik koşullarının Bakanlar Kurulu kararı ile kalkması ile mükellefiyet hizmetinin tamamlanacağı açıktır.

40 yıl sürecek bir seferberlik hazırlığı süreci demokratik bir ortamda mantıklı değildir.

Yasa koyucu böylesi bir anomaliyi de öngörmüş ve sivil otoriteye denetleme yetkisi vermiştir.

59-2000 Askerlik yassı 52. maddesine geri dönersek orada diyor ki “İhtiyatların celpleri Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının teklifi, Başbakanlığın önerisi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılır” denmektedir. Yani yasa koyucu diyor ki, GKK teklif edecek, Başbakan da bunu Bakanlar Kurulu’na önerecek, bakanlar kurulu da bunu onaylayacak…

Demokratik bir ülkede bu bir süreç olur… GKK bunu bir rapor ile teklif eder, gerekçeleri yazar ve Başbakanlığa teklif eder… Yasa koyucu bunun gizli kapaklı bir Başbakanlık kararı ile geçmemesi için, kamuoyu önünde tartışılması için Bakanlar Kurulu’na getirilmesini de yasaya koydu. 2000 yılında ülkenin koşulları bilinmekteydi, yasa koyucu eğer bu tartışmanın gizlilik taşıyacağını düşünseydi, bunu yasaya koyardı. Yasa koyucu bunu da yapmadı. Bu nedenle bu tartışmanın kamuoyu önünde yapılması ve silah altına alınacak yurttaşların ihtiyaca göre tamamen veya kısmen silah altına alınma koşullarının kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir…

Silah altına alma süreci bir yetki konusudur da… Bizler, ben ve Haluk Selam Tufanlı personel seferberlik hazırlığına katılmadığımız için yargılanmaktayız. Bizler bunu savaş hazırlığı olarak tanımlayarak vicdani reddimizi açıklayıp, katılmadık. Ben, Şubat 2014 yargılandım ve 10 gün cezaevine gönderildim.

Askeri savcı benim silah altı emrine uymadığımı söyledi ama bunu ispat yükümlülüğüne girmedi. Ona göre Seferberlik Şubesinin hazırladığı davete icap etmemek bir suçtu ama Seferberlik Şubesinin böyle bir davetiye hazırlama yetkisi var mı? Yetki, 59-2000 Askerlik yassı 52. maddesine göre Bakanlar Kurulunda, eğer Bakanlar Kurulu böyle bir karar almadıysa, yasa Seferberlik Şubesine otomatikman seferberlik hazırlığına çağırma yetkisi vermez. Zaten yasa maddesi emir kipi ile bitmemekte, “çağrılabilir” demektedir. “Çağrılabilir”  demenin “çağrılsın”a dönmesi otomatik bir süreç değil Bakanlar Kurulu kararı gerektirmektedir ama Askeri Savcı, silah altı davetiyesini hazırlamasına yetki veren Bakanlar Kurulu kararını mahkemeye sunmamış, böylesi bir derdi de olmamıştır. Bu da aslında Askeri Savcının bağımsız olmadığı GKK nezdinden kurulmuş bir askeri mahkemenin doğal parçası olduğu, askeri kurallar ve emirler çerçevesinde yargılama yaptığı yani kısaca adil yargılanma hakkının olmadığı koşulları tarif eder…

Peki Bakanlar Kurulu kararı bir zamanlar alınmış olabilir mi? Elbette mümkün ama gene demokratik bir toplumda seçim ile hükümetler değiştiğine göre ve Bakanlar Kurulu’nun yetki ve görevlerini otomatikman başka kurumlara devretmesi doğru değildir.

“Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının teklifi, Başbakanlığın önerisi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılır” diyerek, bunun süreli bir işlem olduğu, otomatikman devredilecek bir karar olsaydı, yasa koyucunun bunu yasaya koyacağı düşünülmelidir. Ayrıca, yasa 2000 yılında yeniden düzenlenerek hazırlandı… 14-1980 Askerlik Yasasında “lhtiyatların celbleri Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıile yapılır” denmekteydi, yani yasa koyucu yeni yasa yapılırken bir süzgeç daha koyarak konunun Başbakanlık’ta değerlendirilmesi ve ondan sonra Bakanlar Kurulu’na gelmesi yönünde bir ihtiyaç hissetmiştir. Tüm bunların özel anlamları vardır, yasa koyucunun yasayı yaparken amaçlarını ortaya koyar…

Peki, Kıbrıs’ın kuzeyinde 40 yılda biz Seferberlik hazırlıklarının nedenlerini, hangi ihtiyaçlardan yapıldığını konuştuk mu?

Eğer Bakanlar Kurulu’nu kararı olmaksızın Seferberlik hazırlıklarına çağrılıyorsak, ortada Seferberlik Şubesinin yetkisiz silah altı davetiyesi hazırlaması vardır, eğer Bakanlar Kurulu kararı varsa, kamuoyundan bilgi saklanmaktadır…

İki halde de sorunlu bir durum ile karşı karşıyayız…