SARAY OTEL KUYRUKTA

105

Seçer seçilir ve sonuçta öyle bir idare kurarlar ki kumarhanesi olan ve şehrin göbeğinde bulunan bir oteli işletemeyenler gücü ellerine geçirir. Sayıştay raporlarında yasadışı hareket ettiği ve şaibeli olduğu ilan edilen insanları yeniden seçerler. Bundan daha iyi her şeyi ifade eden delil mi, gerek; seçimler çare değildir. Yeni Kıbrıs partisi haklı olarak seçimleri boykot etmiştir. Ahali öyle hazırlanmıştır ki idaresi devlet gibi gösterilmek istenmektedir ama değildir, yabancılar demokratik bir yönetim sahibidir denilebilesin diye sakat kurulmuştur, oylar Kıbrıs’ı aldım kimseye vermem diyen Türkiye’nin politikasını desteklemek için kullanılsın diye halkın beyni yıkanmıştır ve beyin yıkama aygıtı kurulmuştur ancak o farkında değildir. Yoksa Sayıştay’ın raporları için harekete geçecek bir mekanizma kurulmasın olmazdı. Öyle bir mekanizmanın kurulmamış olduğu fark edildiği anda meclis ayağa kalkar ve mekanizma kurulurdu.

Saray otel gibi kumarhaneli bir oteli işletemeyen bir idare neyi idare edecek?

Bu hükümetin başında bulunduğu mekanizma bedava hizmet sözü verdiği merkezi hastaneyi idare edebilir mi? Saray oteli bile işletemiyorsa su işleri dairesini idare edebilir mi? Mahkemeleri okulları idare edebilir mi? Ormanlara bakabilir mi? Ne yaparsa rakibi olmadığı için yapar ve skandallar dedi kodu olarak anlatılır değil mi?

Halkın bunları bilmemesi olanaksızdır. Öyleyse nasıl oluyor da seçimlerde bunun çaresi aranmıyor? Kaçıncıdır seçim yapılıyor ama kimseden hesap sorulmadığı gibi ayni tür insanlar seçiyorsa halkın aklının eksik olduğu sonucuna ulaşılmalıdır ama öyle olmadığı ve uyanık insanların çoğunluğu oluşturduğu bellidir. Onun için YKP’nin dediği gibi halkın beynini yıkama mekanizması başarılı bir şekilde beyinleri çalışmakta ve uyduruk devletin Türkiye’nin sakat Kıbrıs politikasına hizmet etmesi sağlanmaktadır.

Denilebilir ki yolsuzlukları ayıklama mekanizması kurulmasına itiraz edecek bir neden yoktur ve Türkiye de yolsuzlukların ayıklanmasından memnun olur çünkü daha az masrafla uydu devletçiğini yürütebilir. Ancak yoksuzluklara karşı çıkacak diye bulunduğu mevkiinin sağlayacağı menfaatleri tepecek adam ganimet paylaşımına evet demez, toplumunu savaş durumundan çıkaracak adil bir antlaşmaya karşı çıkmaz ve daha da önemlisi demokrasi dışı bir beyin yıkama mekanizmasının çarklarına ve o mekanizmanın yürümesi için gizli örgüt gibi saklanan hücrelere tehdit oluşturur. İnsanın yolsuzluklara karşı çıkanını diğer konularda ceberut bir idareye sessiz kalmasını beklemek saflık olur. Kendi de ceberut bir politika ekolünden olan bazı solcuların güç elde edince nasıl mekanizmanın içimde yitip gittiklerini ve Rum dostluğundan Rum düşmanlığına geçtiklerini görüp yaşamadık mı? Saygı duyduğumuz bazı politika dışı sivillerin yönetim kurullarına atanınca ceberut mekanizmaya bir dişli gibi hizmet ettiklerini görmedik mi? UBP ve türevlerinin içinde de nasıl bunlara sessiz kalabiliyor diye şaştıklarımız olmuyor mu?

Ne yazık ki çözümünü elimize alamadığımız Kıbrıs sorunu politikasına karşı çıkmayan yolsuzluklara da karşı çıkmaz. Çok namuslu olduğuna inandığım istisnai örnek var. Onların dahi sessiz kalmak için nedenleri olduğunu gördüm. Baştakileri rahatsız edip de Kıbrıs sorununa zarar vermek istemeyeni de korkanı da gördüm. Yozsuzluklar için CTP’ye zarar vermemek için gıkı bile çıkmayanları da biliyoruz. Yani sadece Kıbrıs sorunu ile ilgili değil ait olduğu guruba zarar vermemek için mazeretlerin arkasına sığınanları da biliyoruz.

Bu noktadan sonra bir de başka açıdan bakalım. Halkımız yolsuzluklara karşı çıkmazsa seçimin de çare olmayacağını anlayabilir mi? Anlar da bu açıdan eleştiri yaparsak beyin yıkayıcıları yenebilir miyiz?

Sivil toplum örgütlerini arkadaşlarını müdür müsteşar yapıp veya ihalelerle beslemeye alıp atıl hale getiren CTP bir ders daha verdi. Demek ki sivil toplum örgütlerini atıl duruma düşürebilecek yollar da var. Onun için yolsuzlukları önlemek eldeki gücü kullanabilmek için de gereklidir. Seçimin çare olmayacağını görüp seçilenlerin de satın alınabileceklerini aklımızda tutarak el birliği ile demokrasinin işlemez hale gelmesine neden olan yolsuzluk yapma fırsatlarına savaş açmalıyız. Yolsuzluk olmazsa beyin mekanizmaları bu kadar yoğun sürdürülemez.

Örneğin halk yolsuzluğu önleme mekanizması içinde olan şeffaflık yüzünden ödediği vergilerin halkın beynini yıkamak için baştakilerin abuk demeçlerinin etkilerini kovalamak için bir sürü hayta beslemeye ödenmesine gittiğini halk duyarsa etkisi olmaz mı? Şeffaflık olsa ve Serhat kardeşimiz de fişlemeye kalktıklarında yazacakları ne nerede doğdun kaç yaşındasın demez Serhat kardeş kimin bacaklarına baktı, Avrupa’da yazarken Kıbrıs’a neden gitti, ailesinde zamparalık yapan var mı diye fişlemelerin olduğunu bilirdi. Bir ara Afrika gazetesi’nde yayımlanan istihbarat fişlemelerinin ne menem şeyler olduğunu ve bunların büyük paralarla finanse edildiğini halk öğrenmelidir?

Mebuslara sorarım. Baylar siz saray otelin yılda bir milyon zarar ettiğini sürekli olarak bilginize getirecek bir mekanizma yoksa nasıl rahat ediyorsunuz? Geçen gün istibdal yani Evkaf’ın bir malını verip başka bir mal alarak değiştirme yasa tasarısını aldınız görmediniz mi siz Evkaf’ın bekçisisiniz. Şeffaflık olsun da koruyayım demek aklınızdan geçmedi mi? Bayrak’ın bütçesini aldınız. Orada kurumun zararını öğrenip de ne zaman onun da operasyona uğrayacağını düşünmeye başlamadınız mı? Yoksa madem halkın beynini yıkamaya işler zararını sineye çekecekler deyip emekçilerin hakkının korunduğuna mı inandınız?

O zaman halkın genel hakkı ne olacak? Beyin yıkayan bir mekanizmayı korumak ve yolsuzluklarla orayı hak yiyicilerin yuvası halinde tutmak akıl kârı mı? İsteme misiniz bütçe raporunda doğru bir şekilde mali durumunu ve zarara bile olsa kamu yararına yaptırılan programların maliyeti ve iş verimliliği de anlatılsın? Orada iş tanımı ve iş değerlendirmesi ve başarı göstergelerine dayalı değerlendirmeler olsun isteme misiniz?

Bunlar hayal değildir. BBC öyle çalışmaktadır. İsteyen mebus da bu bilgilere ulaşır. Mebusa gizli bilgi demokraside olamaz.

Demek istiyorum ki yolsuzluklara karşı savaş açılmadan halkın beyninin yıkanmasına engel olunamaz ve her zaman devletin genel politikasına destek olanlar seçimi kazanır. Meğer ki ipin ucu kaçsın ve halk isyan etsin ama o zaman bile bize şans düşmez çünkü hepimiz tepeleyecek bir güç de hazırda tutulmaktadır.