Rüzgâr yönünde yaslananlar ya da rüzgargülleri

103
Rüzgargüllerimiz çoğalıyor, rüzgar esiyor rüzgargülleri dönmeye devam ediyor, rüzgar esiyor, kamışlar bazen hafifçe, bazen de yere en yakın noktaya kadar eğiliyorlar, buna olsa olsa yaslanma teorisi diyebiliriz ya da eski adıyla kamış politikası herhalde…
Ve bugünlerde rüzgargüllerimiz daha hızlı dönmeye devam ediyor…
“BKP Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri İzzet İzcan başkanlığındaki heyet, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Suat Günsel’i ziyaret etti. Görüşmede, yüksek öğretimdeki sorunlar ve yapılması gerekenler hakkında görüş alış verişinde bulunuldu. Görüşme sonrası BKP heyeti Yakın Doğu Üniversitesi’nin ilerleyen aylarda faaliyete girecek olan Diş Hekimliği ve Eczacılık fakültelerini de ziyaret ederek incelemelerde bulundu”…
Bu bilgileri BKP Basın Bürosu dağıttı, TAK da haberleştirdi…
Yakındoğu Üniversitesi’ni ziyaret eden BKP heyetinde Abdullah Korkmazhan da vardı. Yürütme Kurulu üyesi ve BKP Gençlik Kolları Başkanı olan Korkmazhan 7 Kasım 2006’da “liberal politikalarla eğitimin ticaretleştirildiğini, üniversitelerin bilim yuvaları olma özelliğini kaybettiğini ve sermaye çevrelerinin kâr elde etme kapılarına dönüştüğünü” söylemişti. (Kıbrıs Gazetesi)
14 Mayıs 2007 tarihinde Kıbrıs Gazetesinde de yayınlanan Eczacılar Birliği Başkanı Fatma Azgın’ın yazılı açıklamasında da “bir yıldan beridir hükümet ve ilgili bakanlıklar, açık ve şeffaf olmadan, meslek örgütlerimizle görüşmeden, el altından, siyasi pazarlıklar sonucu olduğu izlenimi yaratacak biçimde YDÜ Eczacılık Fakültesi kurma ve faaliyete başlama izni vermiştir. Ülkemizdeki yüksek öğrenimle ilgili gerçekler ve yasalara bakılmadan, hatta aykırı biçimde bu faaliyet sürdürülmektedir” demişti… Ertesi gün de Eczacılar bayramlarını eylemle kutlayıp, eczaneleri kapatmışlardı. Azgın, eylemleri sırasında TAK’a açıklamalarda bulunmuş ve “YDÜ’den YÖDAK’a eczacılık fakültesi izni için bir başvuru olmadığını, YÖDAK’ın da konuyla ilgili verilmiş bir izni bulunmadığını” söylemişti. Konun çözüldüğüne yönelik basına yeni bir haber yansımadığına göre bu açıklamaları son ve güncel kabul etmemiz gerek…
Tümünü birlikte okuduğumuzda “sermaye çevrelerinin kâr elde etme kapılarına” dönüşen ve izinsiz bölümler kurup eğitim yapmaya çalışan bir yeri BKP heyeti ziyaret etti, karşılığında sahibinden teşekkür almış, BKP Basın Bürosunun açıklamasına göre…
Bu koşullar altında BKP’nin bilimsel, parasız eğitim ile ilgili yapacağı açıklamaların değeri var mı?! Benzer şekilde Tabipler Birliği ve Eczacılar Birliği’nin yükselttikleri sesi duymayarak gidip YDÜ’yü kutsayanlar yarın ne şekilde ve hangi koşullarda ‘dayanışma’ diyerek bu örgütlerin eylemlerine katılacaklar ya da destek açıklaması gönderecekler… Elbette gönderecekler çünkü her şey unutulur…
Nasıl ki BKP ‘meclis’te ‘Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyetine limanlarını açmasın’ diye el kaldırıp kararın geçmesine onay verip sonra Kıbrıs Cumhuriyeti seçimlerinde Hristofiyas’ı destekleriz dediğinde kimse hatırlamazken, yine herkes her şeyi unutacak…
Rüzgâr ne yandan eserse o yana biraz bükülmekten çok bir şey çıkmaz, rüzgâr kuzeyden esersa anaya, güneyden esersa yoldaşa doğru yaslan da korkma nasılsa kimse hatırlamaz…
KSP başka komedi… Kendileri kalemi ellerine aldılar mı, bütün dünyayı devrimci fethe çıkanların isimlerine, ‘pozitif detay’ adıyla çıkan dergide rastlamak mümkün… Dergi künyesinde KSP Merkez Komitesinin büyük kısmını bulmanız mümkün… Ama içinde KSP’yi çağrıştıracak hiçbir şey yok… Tek onlara ait Radyo Ekim reklâmı, onun dışında tümü renkli kuşe kâğıdına hazırlanan aktüel dergideki Yusuf Alkım’ın yazısını okuyanlar çenelerini yerden toplayabilirler… Sanki de başına taş düştü. Gayet yumuşak, ne Sosyalist Gerçek Gazetesindeki köşesindeki yazılardan iz var, ne de keskin anti-emperyalist cephe sloganlarından… Rüzgâr yönünde yaslanıyor yoldaşlar amaç reklâm toplamak, kapitalizme doğru yaslanıyorlar ama kendilerine sorarsanız nice devrimci teoriler duyacağınıza eminiz. Komintern belgelerinden, Komintern’in 6. ve 7. Kurultayında sloganlaşan ‘anti-emperyalist birleşik cephe’yi nasıl aşırdılarsa ve 60 yıl sonra yine önümüze koydularsa, nasılsa kimse hatırlamaz yine bir yerlerden yine bir şeyler aşırıp önümüze korlar, biz hain, işbirlikçi onlar sosyalist olurlar… Yaslan da korkma, dergi köşelerine fiyakalı resimlerini koyup, fiyakalı yazılar yaz, rüzgâr tarafına yaslan da korkma zaten hatırlatan olmaz…
Ya diğerleri? Yaslanıp duruyorlar, kimin nerde olduğunun izi kayboldu, acaba ilk nerdeydiler, nereye geldiler, bu yaslanmış halleri mi yoksa doğal halleri mi anlamak; zor ama boş ver, dert etme zaten herkes yaslanıyor, bükül de korkma bunca eğri arasında senin de eğriliğin anlaşılmaz…
Günü geldiğinde iki büyük sosyalist slogan atan, en devrimci sen olun, o yüzden yaslanma teorisini , kamışlar üzerine çalışmalar yap, ne kadar eğilebilirle ilgili bilgilerini geliştir…
Bu durumu anlamaya çalışanlar boşuna uğraşmasın, buna dense dense rüzgargülleri teorisi denir, başka bir şey değil…