Rekabet edebilirlik – Alpay Durduran

96

İstatistiklere göre ihracat geriledi. Türkiye’ye olan ihracat geriledi, ama Orta Doğu’ya ihracat arttı. Bu arada yumurta ihracatı da en çok artan ürün oldu. Orta Doğu’ya artış doğal olmalı yani ambargo gören AB ihracatı yerine ambargo olmayan yerlere ihracat çok olmalı idi. Buna rağmen miktar olarak çok az. İhraç mallarında ürün konusu ele alındığında bunlar anlam kazanıyor.

Bu durumun anlattığı sadece devlet para verirse mallarımız ihraç ediliyor vermezse ihracat falan hava cuva!

Bu durum devletin yıllardır hayretle rekabet edebilirlik üzerinde çalışmasının boşuna gittiğini anlatıyor. Şimdi de pakete koydular. Önce de pakette idi. Bundan sonra da pakette olacak ama ihracat yerinde sayacak.

Zeytinyağcılar ve Bulgurcular devletin kapısına dikilip yardım isteyecekler. Haksız mıdırlar? Elbette değil ama taşıma suyla değirmen döndürmek onlara hep sancı verecek. Her mevsim kapıya dikilecekler ve destek arayacaklar. Zeytinyağcılar yağlarının değerini bilen ve yüksek fiyata hazır olanlarla bu işi sonunda başarabilirler ama Türkiye döviz kurlarının alçak tutmaya devam ederse işleri zor.

Paket liberal ekonomiyi fizik kanunu gibi görüp uygulatmak istiyor. Ancak burası küçük bir ülke ve hemen oligopol (takım tekeli) yani birkaç firmanın iş yaptığı onun için tekelleşmeden beter fiyatları dayatabildiği bir kartel oluşabilen bir ülkedir. Onun için devletin sıkı durabilecek ve denetleyebilecek bir devlet olması gerekir. Bunun başaracağını ummak ise öküz altında buzağı aramak ve ummak demek.

Devlet başarılı olsaydı üreticiyi sebze meyve takım tekelinde kurtarırdı. İngiliz dönemi idaresi onların elinde üreticiyi kurtarmak için kooperatifleri kurdurmuştu. Başarılı olmuştu. Lakin Türk idaresinde büyük(!) kooperatifçilerin eline geçince üretici gene desteksiz kalmış halk da oligopolün eline düşmüştü. Pakette kooperatiflerin tasfiyesini getirecek önlemler var.

İktisadı adam gibi işleyen Ünal dostum ülkenin vahşi kapitalizme yuvarlanacağını söylerken haklıdır. Devletin etkinlik ve verimliliğini artırmadan piyasayı denetimsiz bırakacak desteklerden vaz geçmek sermayeyi vahşileştirmek olacak. Piyasayı denetleyecek olan sadece Güney’den alışveriş ve Türkiye’nin rekabeti olacak. Bunun ne etkisi yapacağını kitaptan değil de araziden izlemek isteyenler banka ve kredi verenlere bakmak yeterli olur.

Şimdi yönetim banka ve kredi verenlerinin yarattığı feci duruma eğilmek zorunda kaldı ama kimseye umut vermiyor.

Paket liberal ekonomiyi güçlendirmeyi erteleyip yönetimi etkin ve verimli çalışma disiplinine zorlamaya bakmalı. Yoksa attırdığı her adım ekonomiyi ve sosyal yaşamı berbat edecektir. Buna direniş de başka sorunlar getirecektir. Tabii esas beklenen bu değilse…

1981’den beri paket geldi ve hepsi de eski TC maliye bakanına hakaretler yağdırarak liberal ekonomi şampiyonluğunu getirdi. Ancak ilk özelleştirilen ETİ bile hala hayatta. Yani siyaset de KİT’lerinden vazgeçmek istemiyor. Her gün devletin destek miktarını ilan eden haberler vermesinden ders çıkarmak gerek. Neden herkes devletten destek alamadan yaşayamayacak üretimle uğraşsın ki! Bu bize bir gerçeği anlatıyor. Ekonomiden hiç memnun olmadık. Kalkınıyoruz diye haberlere gülüp geçmeye yeni başlamadık. Böyle geldi böyle gidiyor. Ders alıp da köküne inmemiz gerekmiyor mu?

Türkiye ile rekabet edemiyoruz diyenler rekabet edebilecek bir yapıyı öngörebiliyor mu? Türkiye’nin sermaye büyüklüğü ve düşük ücretleri söz konusu edilir ama sermaye büyüklüğü için formül var. Onunla rekabet edebileceğiniz küçük ölçekli üretimin verimli olduğu işler çok. Zeytinyağı imalatı veya sanat değeri yüksek ürünler düşük ücret rekabetini aşabilir ve ihraç ürünü haline gelebilir.

Düşük ücret rekabeti ise aşılabilsin diye yapılacak bir şey yoktur. Olduk bittik bize bileşik kaplar örneği verilir. Lakin bu ne biçim bileşik kap ki bir türlü eşitleyemiyor. Yoksa artık vazgeçip çözümü yüksek ücretle aramamız gerekmiyor mu? Kıbrıslının kabul edebileceği ücreti ödeyemeyecek üretimden medet olmamalı. Çünkü göç bizi bitirdi, bir gayret daha Kıbrıslısız bir Ada parçası olacak burası.

Yoksa istenen de bu mu?

Bir şeyi daha ne kadar süre deneyeceksiniz? Olmuyor işte. Bizi dilendire dilendire tükettiler usanmadılar. Vazgeçin yahu! Bırakın bizi para politikamızı da biz belirleyelim, ihracatımızı da bir kararlaştıralım. Becermeyeni alaşağı yapmamıza de izin verin.

Türkiye için biçilen gömlek bize uymuyor. Uydurmak için daha kimler gelip kimler gidecek? Bizi çok severlermiş, bırakmayacaklarmış! Aramızdan bazılarını da kastederek meydan da okuyorlar. İlla da ellerini çekmeyeceklermiş. Ne yaptık yahu biz size?

Sözde liberal ekonomi imiş? Ne liberali yahu! Türkiye ile AB’nin kavgası uyguladığı destek mekanizmaları yüzünden sürüp gidiyor. Yatırıma gitmeyen sıcak para yüzünden her gün merkez bankası para politikası ile oynar. Türkiye’nin maliyesini de şeffaflaştırmadığı için bir kavgadır gider. Hala daha gümrük birliğini tamamlamadı. Buraya ise kendi para politikasının kurbanı olduğumuza bakmadan dayat babam dayat. Liberal ekonomi devletin sıkı denetimi altında olmadan vahşileşir. Bunu liberal ekonominin babaları bile vurgular. Kim denetleyecek bu ekonomiyi? Saçma Kıbrıs politikasını desteklemeyene iktidar kapısını kapattılar, fırsatçılar indi çıktı. Denetleyebilecek olanlar bir türlü o kapıdan geçemedi. Ne zaman vazgeçecekler? Yetmedi mi bu deneme?

Gelecek seçimleri kumarhane, kerhane ve uyuşturucu sektörü kazanacak. Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.