REJİM, MARAŞ’TA OFSAYITA DÜŞTÜ

153

12 Mart, Cumartesi günü, Maraş’ta gözaltına alınan 4 Avrupa Parlamenteri ayni gün; Loizos Afxentiou ile Yiannakis Matsis ise Pazartesi Lefkoşa Kaza Mahkemesinin kendilerine verdiği para cezası ödeyerek serbest kaldı…

 

NASIL OLMUŞTU

Mağusa’daki Maraş yasak bölgesine giren dört Avrupalı parlamenter ile Kıbrıslı bir rahibin de aralarında bulunduğu 11 kişi 12 Mart Cumartesi günü gözaltına alınmıştı… Gözaltına alınanlar arasında 4 Avrupalı Parlamenteri; Polonyalı Jaroslaw Leszek Walesa ile Artur Zasada, Kıbrıslı Eleni Theocharous ve Bulgar Mariya Nedelcheva ile eski Avrupa Parlamenteri Kıbrıslı Yiannakis Matsis ve Loizos Afxentiou’nun bulunduğu basına yansıdı. Daha sonraki haberlerde Bulgar Parlamenterin gözaltına alınması konusu ile ilgili kısımlar kayboldu. 2 vekilden bahsedildi çünkü taraf olan Türkçe basın Kıbrıslı Avrupa Parlamenterlerin de statüsünün tanınmadığı iddiası ile listeye Theocharous’u dâhil etmedi. Yabancı ve Rumca haber kaynaklarında Neapolis Piskoposu Porfyrios’un da gözaltına alındığı bildirilmişti ama Türkçe haberlerde bu da görünmedi. Bu nedenle İngilizce, Rumca ve Türkçe yapılan haberler arasında ciddi farklar ve çelişkiler ortaya çıktı.

 

ÇELİŞKİLER

GKK açıklamasında “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden (GKRY) KKTC’ye turist olarak gelen on bir kişilik bir gruptan dört kişinin, bugün, gayri yasal yollardan Kapalı Maraş Bölgesi’ne girdiği tespit edildi” denilmekteydi. Bunların kimler olduğu yönünde açıklama ise “Kapalı Maraş Bölgesi’nde yakalanan dört kişiden ikisinin GKRY, diğer ikisinin ise diplomatik pasaport hamili Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Polonya vatandaşı” ve devamında “Polonya uyruklu diplomatlar Arthur Jaroslav Zasada ve Jaroslaw Leszek Walesa hakkında, uluslararası sözleşmelere göre KKTC Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak gerekli işlemlerin yapılmakta” denmekte…

Buna rağmen Cumhurbaşkanlığı açıklaması ise “Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin vatandaşı oldukları Bulgaristan ve Polonya’nın Güney Kıbrıs’ta bulunan temsilciliklerine de gerekli bilgi verilmiştir” denmekte… Eğer Bulgar Parlamenter gözaltına alınmadıysa Bulgaristan’a niçin bilgi veriyorsunuz? Gözaltına alındıysa Maraş’a girdi mi, girdiyse nasıl 4 kişi yakalandı denmekte, girmediyse Maraş’ın dışında da mı tutuklama oldu?

Cumhurbaşkanlığı GKK bildirisi ile bazı potların kırıldığının farkında olduğundan birkaç saat içinde hemen “düzeltme” açıklaması yapıp ısrarla “KKTC, başka olaylarda olduğu gibi yaşanan bu son olayda da Diplomatik statüye sahip şahısların yerleşmiş uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde tabi tutulmaları gereken kuralları dikkate alarak hareket etmiştir. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri de bu çerçevede muamele görmüştür” görüşünü metinde birden fazla tekrarladı… Yani Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejim bu olayda fena halde ofsayta düştü!

 

BASINA YANSIMALAR, TEPKİLER

Türkiye ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki birçok gazete kendini ilerici solcu diyen kuzeydeki gazeteler de içinde konun “Rum tuzağı”, “AB destekli Rum tezgahı” olduğu konusunda hem fikir oldu.

Ancak Matsis polisin ve hastanenin muamelesinden memnuniyet belirterek istismar için fazla malzeme sağlamaya çalışmadı.

YKP, 13 Mart, Pazar günü yaptığı açıklama ile Maraş’ın bu halde kalmasının asıl suç olduğunu belirterek gözaltındakilerin serbest bırakılmasını talep etti.

Avrupalı Parlamenterler Cumartesi gün içerisinde serbest bırakıldılar, Loizos Afxentiou ile Yiannakis Matsis ise tutuklanmışlardı. Sağlık problemlerinden Mağusa Hastanesinde müşahide altında tutulmaktaydı. Gözaltındakiler, 13 Mart, Pazar günü askeri mahkemeye çıkarılarak yargılanmak üzere Lefkoşa Kaza mahkemesine sevk edildi.

 

MAHKEME SÜRECİ

Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde Kıdemli Yargıç Fügen Ulutekin başkanlığında oturum yapan Askeri Mahkeme’de İddia Makamı adına Savcı Mustafa Arsal hazır bulunurken, Afxentiou ve Matsis’in savunma avukatlığını Öner Şerifoğlu yaptı.

Mahkemeye Kıbrıs’ın her iki yanındaki basın ve Türkiye basını yoğun ilgi gösterdi. Davayı AP Kıbrıs Bürosu Başkanı Tassos Georgiu ve diğer personel yanında Afxentiou ve Matsis’in yakınları da izledi.

Saat 14.15’te başlayan davada Savcı Mustafa Arsal, önce Afxentiou ve Matsis’i 12 Mart tarihinde Birinci Derece’de Askeri Yasak Bölge’ye “izinsiz” ve “yetkili makamlardan izin almadan girmek” suçlarından itham etti. Sanıklar bu suçlara itiraz etmediler.

Olayın gelişimini anlatan Savcı Arsal, sanıkların gönüllü ifadelerini, yazılı dava tebliğlerini, olay yerinin krokisini ve sanıklara ait doktor raporlarını mahkemeye emare olarak takdim etti.

Daha sonra söz alan Öner Şerifoğlu ise Afxentiou’nun Matsis’le birlikte yanlarında bulunan Polonya uyruklu 2 Avrupa Parlamentosu üyesine Maraş’ta bulunan evlerini göstermek için bölgeye gittiğini söyledi.

Evi telin gerisinde göstermelerine rağmen birlikte oldukları 2 AP milletvekilinin  “Biz AB milletvekiliyiz. Kıbrıs da AB üyesidir. Bizim giremeyeceğimiz yer yoktur” diyerek telden atlayıp bölgeye girdiklerini, Afxentiou ve Matsis’in söz konusu AP milletvekillerini geri dönmeleri konusunda uyardıklarını anlatan Şerifoğlu, bu çağrıya kulak vermeyip ilerleyen iki parlamenterin gözden kaybolması üzerine Afxentiou ve Matsis’nin ne olduklarını merak ettikleri için bölgeye girerek suçu işlemek zorunda kaldıklarını anlattı.

Şerifoğlu, suçun işlenmesinde kötü niyet, askeri ve siyasi bir amaç bulunmadığını belirterek takdiri yüce mahkemeye bıraktı.

İddia ve savunmanın ardından Kıdemli Yargıç Fügen Ulutekin kararını açıkladı.

Sanıkları itham edildikleri 1. ve 2. suçtan suçlu bularak mahkûm ettiğini açıklayan Ulutekin, buna karşın suçun işleniş biçimi, ailevi durumları ve tüm hafifletici nedenleri dikkate alarak sanıklara hürriyetlerini kısıtlayıcı bir ceza vermeyi uygun bulmadığını vurguladı. Ulutekin, her iki sanığı da 200’er TL para cezasına mahkûm etiğini, bu cezanın derhal ödenmesi gerektiğini, ödenmemesi durumunda her iki sanığın da 1 ay hapis cezasına çarptırılacağını belirtti.

Kararın ardından Askeri Mahkeme Mukayyitliği’ne giderek cezalarını ödeyen Afxentiou ve Matsis serbest kaldılar.

 

YORUM

Haberlerde yasak bölgeye bu kadar rahat bir şekilde girilmesine olanak verilmesinin gayrı ciddilik olmasına işaret eden olmadı. Anlaşılan yasak bölgeye girmek için bir tel sökmek veya bir yerden sıçrayıp atlamak gerekmiyor. Sanıkların sağlıkları ve yaşları da bunu kanıtlıyor. Yasak bölgenin ihlalinden korkanın kalmadığı anlaşılıyor. Kısacası Maraş sadece inada elde tutulan bir koca şehrin esas paçasıdır. Türk yönetiminin bunu dert etmediği de anlaşılmaktadır. Mal sahiplerini ve oraya yerleşmek isteyenlere vermesinler de ne olursa olsun.

 

YENİ KIBRIS PARTİSİ AÇIKLAMASI

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, olayın ertesi günü yaptığı açıklamada 12 Mart’ta yaşanan olayları değerlendirmiş ve gözaltındakilerin serbest bırakılmasını istemişti. Konu ile ilgili 13 Mart tarihli açıklama şöyle:

Dün (12 Mart) bir grup Avrupa Parlamenterinin, asistanlarının, bazı eski Maraş sakininin ve bir grup din adamının Maraş kapalı bölgesinde gözaltına alındıklarını önce yabancı kaynaklı haber ajanslarından öğrendik. Sabah başlayan süreç akşamüzeri GKK açıklaması ile resmi olarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki medyaya yansıdı. Bu da Kıbrıs’ın kuzeyindeki şeffaflık ve habere ulaşmaktaki değerlerimizin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyan bir olgudur. Avrupa Parlamenterleri gözaltına alınıyor ve dünya ayağa kalkmasına rağmen resmi makamlar saatler sonra açıklama yapıyor, çünkü kamuoyunu bilgilendirme, kamuoyunun doğru bilgi almasının kaygısını duyan bir yönetime sahip değiliz…

Onbinlerce insanı zorla evlerinden edildiği 1974 sonrası Maraş, yıkılmış, harabe haliyle bugüne kadar geldi. Maraş’ın geçmişteki durumu göz önüne alındığında bir ilgi merkezi olacağı aşikardı. Dönemim en önemli turizm merkezi olan, hatta yabancı birçok otel sahibinin mülk sahibi olduğu Maraş bu şekli ile yalnız Kıbrıslıları değil, yabancıları da ilgilendiren bir konu oldu, olmaya devam ediyor…

79’daki doruk antlaşmasındaki 10 maddeden biri olan güven artırıcı önlem çerçevesinde Maraş’ın iadesi önerisi Denktaş’tan gelmiş, bu tarihten itibaren da daha da fazla ilgili odağı olmuştur.

Güven arttırıcı önlem özelliği 1991 Ghali Fikirler Dizisine paralel ortaya konan Güven Artırıcı Önlem paketi içinde kapsamlı şekilde yer alması nedeni ile perçinlendi.

En son AİHM kararlarında da Kıbrıs Türk liderliğinin tanzim komisyonuna rağmen Maraş konusunda Türkiye mahkûm olmuştu. Çünkü Kıbrıs Türk liderliğinin savunmasının temelini oluşturan 74 sonra oluşan defakto durum içinde birilerinin yerinden edilmesi ve yerlerine başkalarının yerleştirilmesi görüşme süresinin parçası olduğu yönündeydi. Maraş ise bunun dışında olduğunu çünkü kapalı bölge olduğunu, yer değiştirecek biri olmadığını AİHM aldığı en son karar ile Kıbrıs Türk liderliğine hatırlatmıştı.

Tüm bu nedenlerle böylesi bir bölgenin bırakın ziyaret edilmesini, fotoğrafının çekilmesini bile yasaklayan zihniyeti anlamak mümkün değildir. Askeri anlamda stratejik yerlerin fotoğraflanmasının yasaklanmasının bir mantığı olurdu, bugünkü internet ortamında uydu görüntülerine ulaşmak bu kadar kolay olmasa ama özellikle Maraş’ın her milimine bugün internetten, uydu görüntülerinden ulaşmak mümkün!

Daha önce de Avrupalı Parlamenterler, AP’de direk bu konu görüşülürken izin isteyip Maraş’a ziyaret gerçekleştirmek istemişlerdi ama izin verilmemişti.

Böylesi bir ortamda bir grup Avrupa Parlamenteri ve yanındakiler belki biraz sorumsuzca ama medya ile olmadığı için bunun eylem olmadığını söyleyebileceğimiz bir halde askeri yasak bölge iddia edildiği yere girmişlerdir.

Giriş nedeni bir ev sahibinin eskiden yaşadığı evini göstermesi ve bölgedeki dini yerlerin durumunun gösterilmesi olduğu medyaya yaptıkları açıklamalardan anlaşılmaktadır.

Böylesi insani bir konuda yapılan hareketi ülke güvenliğini tehlikeye atacak bir hareket gibi sunmak yalnız bizim gibi militarist düşünce ile yönetilen ülkelerde mümkündür.

Sorun bununla bitmemiştir. GKK’nın bildirisi ülkemizdeki saçma sapan düzenin de yansımalarını içermekteydi. Bildiri askeri bölgede yakalandıklarını söylüyor, geçmişte de olduğu gibi askeri mahkemeye çıkarılacaklar, işlemlerini askeri makamlar yapacak ancak buna rağmen ‘soruşturmayı Mağusa Polisi yapıyor’ gibi bir açıklama göz boyamaya çalışmaktan başka bir şey değildir, kendilerini gülünç duruma düşürmektedirler.

Arkasından gelen Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu açıklaması, suçluluğun, şaşkınlığın, ne yapılacağının bilinmemesinin tüm izlerini taşımaktadır. Acemice kaleme alınan bu açıklamada GKK açıklamasını düzeltme gayreti her satırında göze çarpmamaktadır… GKK açıklamasında dışişleri ile koordineli derken, cumhurbaşkanlığı açıklamasında Özel Temsilcisi kanalıyla gerekli tüm girişimleri yapıldığı belirtildi. Kimin ne girişimini yaptığını bile açıklamakta bunca çelişki gösterenlerin diğer açıklamalarına da güvenmek mümkün değildir.

Cumhurbaşkanlığının “KKTC, başka olaylarda olduğu gibi yaşanan bu son olayda da Diplomatik statüye sahip şahısların yerleşmiş uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde tabi tutulmaları gereken kuralları dikkate alarak hareket etmiştir. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri de bu çerçevede muamele görmüştür” açıklamasındaki bölüm ise Avrupa Parlamenteri olduğu dönemde tutuklanan ve bir süre gözaltında kalan Matsakis olayı hatırlandığında gözaltı rezilliğinden ve GKK açıklamasından kendilerince kurtulma çabası olarak okunması gerekir…

Tüm bu yaşananlar kabul edilemez. Gözaltında tutulan 2 kişinin sağlık problemleri de olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hemen serbest bırakmalarını talep etmekteyiz.

Maraş gibi bir bölgeyi, böylesi tuhaf uygulamalarla bırakın ziyarete, fotoğraf çekmeye bile yasaklayan zihniyetin hemen şimdi değiştirilmesi gerekmektedir. 37 senelik tuhaf uygulamalar son bulmalıdır.

YKP, daha önce de ortaya koyduğu gibi çözüme giden süreçte askerin çekilerek Maraş’ın hemen şimdi yasal sahiplerine iade edilmesi talebini de hatırlatır…