Projesi var yok değil projeler uygulanıyor olmalı – Alpay Durduran

258

Siyasetçi için oy esastır, onun için popülizm çok önemlidir. Kural koyarken ideali arar ama uygulamaya gelince yan çizer. Esasına döner ve günü birlik işlere bakar.

Okul otobüsü biçildi ama siyasetçi karayollarının uygulamalarının takvimine uyulup uyulmadığını sorgulamadı. Projeler sıralıdır ve açıklamaya göre kazanın olduğu yol için Türkiye parayı da ayırmıştır; ancak adım atılmamış ve gelecek yıla atılmıştır.

Türkiye’de de kız yurdu yanmış ve facia ortaya saçılmıştır. Hangisini anımsatalım? Devlet yurdu yıkılmış, tarikat yurdu işaret edilmiştir. Yangın merdiveninin kapı kolları yoktur. Denetlenmişmiş ama raporlar bir işe yaramamıştır. Cenazeleri ailelere teslim ise felaket bir alt yapıyı gözler önüne sermiştir.

1960’larda ekonomi dersinde profesör bir büyük kitabı eline alarak üzerine bir metal para koymuş “Türkiye Güneydoğu en yukarıda İstanbul ve Marmara bölgesi en aşağıda olmak üzere olan eğik bir yapıdadır. Onun için üstüne koyduğu paranın kayıp hep İstanbul’a doğru akar demişti. Türkiye’nin geleceğinden endişe ederim demişti.

Aynı zamanda her bölgede bölge içi refah adaletsizliğini vurgulamıştı.

Şimdi bu artan eşitsizlikler büyük bir gerilim yarattığı için her türlü çatışmalar görülmektedir.

Bu adaletsizlikler yalnız ekonomik ve siyasal politikalardan değil devletin etkin ve verimli bir çalışmadan uzak olmasından da kaynaklandığının anlaşılması gerekir. Ecevit’in köy kent projelerinin izinin bile kalmamasının temelinde üzerinde durulmayan devlet laçkalığının zararlarının bulunduğu öğrenilmelidir.

Bir siyasetçi etkin ve verimli çalışan bir devlet yapısı için çalışmazsa siyasetini uygulayamaz. Bu unutulmamalıdır.

Çalışma izni olmayan bir kişi dev gibi bir yük ve çekici ile kıyım yapmıştır. Devlet kaçaklarla mücadele eder mi? Sürüş ehliyeti olan bir şoför mü kıyım yapmıştır yoksa aşırı bir yük taşımaya ve dinlenmemiş sağlıksız bir şoför mü yapmıştır? Düşünün durun.

Yol standart yapılmış ve sürekli bakım gören bir yol mudur yoksa beklesin varsın bir memur maaşlarını ve eksik memurları tamamlayalım diyerek ertelenen bakıma muhtaç bir yol mudur?

Polisler olabildiği kadar bu yolu kullanmayın dediği halde bu yol bakım takviminde yer almamış mıdır? Meclis bütçeyi görüşürken meclise sunulan raporda gerekli bakımları yapılamayan yollar hakkında bilgi sahibi edilmiş midir?

Türkiye’de Süleymancıların yurt merakını soruşturan bir komisyon var mıdır? Neden dünyanın en büyük havaalanı yapılmakta olan ve kıtalararası köprüler yapanlara milyarlar ödeyen ve daha işe başlamadan bin türlü muafiyet ve kredilerden destekler sağlayan bir devlet doğu ve güneydoğuyu kalkındırma çabaları için para ayırmamakta ve yol yapımında olsun, yurt yapımında oldun bir programı yürütmemektedir?

Bütçe sıkıntısını çözmek için uğraşmadığından bakımı tamam yol kalmamış olan ülkemizde neden üst kademeler hep dolu ama iş yapacak olan kadrolar boştur? Türkiye sınır koymuşken kadroları şişirmek onun artık cari bütçeye para desteği vermeyeceğim demesine neden olmuştur. Çalışacak memur azalmış, yukarda keyif sürenler çoğalmıştır. Gene de kentlere para bulunup az da olsa yollara bakım vardır. Çünkü kentler oy deposudur.

İngiliz döneminde kent içi yollarda yüksek standartlı diye bir fark yoktu. Yenicami’nin yolu da Köşklü Çiftliğin yolu da ayni standartta idi. Şimdi kenar mahallere girilmez oldu. İngiliz yönetimi iyi çalıştırıyordu. Yoka siyasi bir ideolojiyi değil imparatorluğun anlayışını taşıyordu. Gerisi mekanik bir uygulamaydı. Tek merak koloninin isyan etmeden yaşamasıydı. Her yıl Londra Avam Kamarasına rapor sunar ve kargaşa yoksa bütçesi onaylanırdı.

Yeni yapılaşma ve görkemli binalara destek çok ama denetim yok ve insanlar ilk yağmurda batağa döner. Seller sanki öngörülmezmiş gibi artıp duruyor. Doğa da tahrip ediliyor. Bu kaçıncı skandaldır!

Sürekli ellenen Boğaz yolu da hala yağmurdan kapanıyor.

Dünya standartlarına göre çok çok fazla memur yok ama o kadar memura göre iş çok az! Denetim diye bir şey çok az ve denetim sonucunu izleme diye bir dert yok.

Aladağ’da da denetim raporları vardı ama raporu dikkate alan yoktu.

Konu hakkında yönetmelik varmış ve gerektikçe denetim yapılmalı imiş? Gerektikçe ne demek bir denetleme programı gerekli sayılmamış ve denetim sonunda gereğinin yapılıp yapılmadığının izlenmesi için bir usul belirtilememiş.

Bakımsız araçla dolaşmak yasaktır ama bakımın yapılıp yapılmadığı belgelenme zorunluluğu konulmamış. Bakım sonunda çıktığı garajım kapısının önünde frenleri tutmasa makinistin sorumluluğu yok, bir belge de düzenlenmez.

Polise muayeneye gitseniz ve çıkarken tekerleğiniz sökülse normal karşılanır çünkü muayene aygıtı çalışmaz. Egzoz gazı analizi zorunludur ama analizi yapanın umuruna değildir. O da bilir bunun harç almak için istendiğini, yoksa analiz çeşitli devir hızlarında yapılır ve size birkaç grafik çizimli belge verilirdi. Eski Renaultlar artık standartları karşılayamadığı için ortadan kalktılar. Bizde ise yürürler. Yani onları yolda gören anlar ki gaz analizi yapılmaz.

Bunları gidermek zor mu? Zor olmasa giderilirlerdi. Zorluk yapma zorunluluğu değil düzenli yapma zorunluluğudur. Yönetimin düzenli ve etkili çalışması gerekliliğidir.

Siyasilerin projelerini sorma moda oldu onun için Lefkoşa’ya raylı sistem ve Kıbrıs’a tren yolu gibi projeler bile dile getirildi. Ama bir projeyi uygulayabilecek çalışma yöntemleri ve nitelik konuşulmadı. Onun projelerde fizibilite bile araştırmasına değinilmedi. Seçmen bunlara kanar mı? Kanar. Öyleyse salla gitsin. Böyle seçmen denetimi olursa sonuç da böyle olur.