Podemos’un muazzam potansiyeli – Neal Michiels

103

Mas_podemos-spainYaz boyunca bireysel veya kolektif bir biçimde Podemos aktivistleri tarafından kaleme alınmış onlarca doküman İspanya devleti içerisinde veya örneğin Belçika’daki gibi ülke sınırları dışında bulunan ve taban aktivistlerini biraraya getiren yüzlerce “çevrede” (circle) dolaşıma sokularak tartışıldı. Söz konusu olan Podemos’un siyasal projesini neyin oluşturduğuna kolektif biçimde karar vermekten başka bir şey değildi.

Geçtiğimiz haftasonu, yeni bir siyasal partinin kurucu meclisi olarak takdim edilen ve 8 binden fazla kişinin katıldığı Podemos’un “yurttaşlar meclisi” vesilesiyle bütün bu dokümanlar Madrid’deki meclislere sunuldu. 20 Ekim’den 26 Ekim’e üyeler internet üzerinden siyasal, örgütsel ve etik başlıklı üç metnin benimsenmesi için oy kullandılar.  Sonrasında Podemos’un yönlendirici organı Yurttaşlar Konseyi’ni seçme sorusuyla karşılaşacaklar. Adaylar yine internet aracılığıyla yapılacak bir seçimden önce bir haftalık bir kampanya yürütecekler. Burada Yurttaşlar Meclisi’nin iki günlük yoğun mesaisinin ayrıntılı bir raporunu kaleme almayacağım. Bundan ziyade, Podemos’un tartışılmakta olan siyasal, örgütsel ve ahlaki projesinin genel bir taslağını ve aynı zamanda bu oluşumun İspanya devletinde iktidarı ele alma ve yürütme potansiyeline dair genel bir bakış sunacağım. Göreceğimiz gibi bu düzeyde örgütsel mesele tayin edici durumda olacak.

siyasal proje

Bu haftasonu siyasal, örgütsel ve etik dokümanların yanısıra oya sunulan önergelerden bahsederek başlayalım. İnternette en çok desteğe sahip olan ve mecliste Podemos üyelerince kabul edilen beş başlık eğitim, sağlık, barınma, yolsuzlukla mücadele ve borcun denetimini kapsamaktaydı. Bu temalar Pablo Iglesias ekibi tarafından oluşturulan ve kemer sıkma politikalarına muhalefet ve halkın yeniden “ortak duyu” kazanmasına vurgu yapan siyasi çizgiyle genel mutabakatın iyi bir yasımasını oluşturmaktalar. Çıplak toplumsal gerçekliğe tekabül ettiklerinden bu talepler, solla halihazırda zaten özdeşleşmiş aktivist ve sempatizanlardan çok daha geniş bir biçimde İspanya devletindeki seçmen tabanının büyük bölümünü seferber edebilirler. Fakat, toplulukların otonomisi[1]  gibi daha tartışmalı meseleleri bir tarafa bırakan ve yurtsever bir lügatçe kullanımı veya “orta boylu işletmeler” savunusu gibi birçok sorun yaratan popülist bir yaklaşım da bulunmakta. Bu yazıda bu sorunlara deyinmeyeceğiz zira hafta sonu yapılan tartışmalara daha ziyade örgütsel meseleler damgasını vurdu.

örgütsel yapı

En önemli tartışma Pazar sabahına ayrılmıştı. Medya tarafından geniş bir şekilde kamuoyuna yansıtılan tatışma, Iglesias’ın ekibinin “Claro que Podemos” metniyle en iyi bilinen figürleri AB parlamento üyeleri Pablo Enchenique, Teresa Rodriguez ve Lola Sanchez olan değişik kökenlerden önerileri biraraya getiren “Sumando Podemos” metni arasındaki yoğun tartışmaların zirvesini oluşturmaktaydı. Örgütsel dokümana verilen önem, Podemos’un yerel çevrelerinde bulunan önemli sayıdaki aktivistin şu derin arzusunu yansıtıyor: siyasal bir proje geliştirip savunmadan evvel örgüt içerisinde demokratik yapılara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bir genel sekreter ve çevrelerin gücünün sınırlanmasını içeren Iglesias ekibinin projesi insanları öfkelendirdi ve çok geniş bir direnişi açığa çıkardı. Bu ekip Monedero’nun sesi aracılığıyla daha fazla demokrasi isteyen her tartışmayı, bazı bağımsız şahsiyetlerle birlikte bu projenin içerisinde en başından itibaren bulunan  IV. Enternasyonal’in İspanya seksiyonu Izquierda Anticapitalista (Antikapitalist Sol) tarafından yürütülen insafsız bir saldırı olarak sunmaya çalıştı. Pazar sabahı Iglesias ekibi tartışmanın, salonda bulunan 8 bin katılımcının neredeyse yarısına ulaşan ve daha önemlisi en aktif çevrelerin çoğunluğunu kapsayarak, beklenenden çok daha geniş olduğunu kabul etmek ve tanımak zorunda kaldı.

Zaman darlığından birçok alternatif öneri ortaklaştırılamadı. Böylelikle halihazırda zaten birçok öneriyi bütünleştiren “Sumando Podemos” belgesinin yanında onlarca alternative başka metin bulunmaktaydı. Teresa Rodriguez ve Pablo Enchenique kendi metinlerini savunmak için kürsüye çıktıklarında başka gruplarca “her şeyin zaten söylendiğini” kısa konuşabileceklerini söylediler. Gerçekten de alternatif metinlerin ve çevrelerin büyük çoğunluğu da çevreler için daha fazla güç, daha demokratik ve sürekli bir inşa süreci, çevreler ve liderlik arasında yerel ve orta düzeyde yapılar ve bir genel sekreterden ziyade sözcülerden oluşacak çoğulcu bir liderlik talep etmekteler.

Önümüzdeki seçenek başkanlığa ve plebisite dayalı bir yapı ile halkın güçlendirilmesi arasında. Iglesias’ın örgütsel modeli ve siyasi söylemi, oyları seferber edip afişleri asacak gönüllüler kazanarak seçimlerden pekala galip çıkabilir. Ancak, önergelerini savunmak için Iglesias’ın öne sürdüğü “verimlilik” argümanı hükümet formasyonunda sınırlı kalırken, “Sumando Podemos” (örgütsel) ve “Construyendo Pueblo” (siyasi) gibi alternatif dokümanlar iktidarı ele geçirmenin sadece yönetmekle (governing) sınırlı olmadığına vurgu yapıyordu.

Rodriguez’e göre özörgütlülük ve “halk iktidarı”, iktidarı ele geçirmek için elzem unsurlar: “Bizim için seçimleri kazanmak ve vatandaşların özörgütlülüğünü geliştirmek aynı sürecin parçası. Seçimleri kazanmak için vatandaşları seferber etmemiz gerekecek; seçimleri kazandığımızda da yönetmek için aynı mobilizasyona ihtiyaç duyacağız. Seçimleri kazandıktan sonra piyasaların üzerimizde baskı kurmaya çalışacağından, üst sınıflarınsa ayrıcalıklarını kaybetmemek için direneceğinden şüphe duyan yoktur herhalde?” Yani, eğer hedef iktidara gelip toplumu değiştirmekse, Iglesias’ın “hayal kuranlar”a atfettiği belge sadece daha demokratik olmak iddiasında değil, aynı zamanda daha verimli olma iddiasında.

Bu hafta örgütlü aktivistlerden çok daha fazla kişinin katılacağı internetteki oylama kuşkusuz popülerliği sebebiyle fazlasıyla Iglesias çizgisinin lehinde sonuçlanacak. Özellikle de önergesinin kabul edilmemesi durumunda artık sorumluluk almayacağını açıkladığı için. Ancak yine de yurttaşlar meclisi, aktivistlerin büyük çoğunluğunun merkezi ve plebisite dayalı bir yapıya ikna olmayacağını kuvvetle vurguladı. “Claro que Podemos”un İspanya tarihindeki en demokratik örgütsel önerge olduğu yönündeki açıklaması pek ikna edici değildi. Yeni bir siyasi güç kurma sürecinde ise daha fazla demokrasi talep eden geniş bir akım doğdu.

etik belge

Etik belge, bu üç belgenin en az önem taşıyanıydı. Yapısal ve siyasi önergelerin bir şekilde birleştirilmesi için yeterli zaman vardı, fakat etik belge için böyle bir zaman kalmamıştı. “Claro que Podemos”un etik belgesi pek masum değildi. Cumartesi sabahı bir miting şeklinde gerçekleşen ve Monedero tarafından demagojik bir biçimde sunulan belge, en önemli unsuru atlamıyordu: “çifte üyeliğin yasaklanması”. “Podemos’tan ayrılan, saflarımızdan da ayrılmış demektir!” Bu slogan sadece, yelkenleri fora bir siyasi partiye katılmak üzere geleneksel partilerden gelen olası oportünistleri hedef almıyordu. Aynı zamanda, Izquierda Anticapitalistaaktivistlerine de sesleniyordu. Bu etik belgenin benimsenmesiyle, daha en başından Podemos’un kuruluşunda yer almış olan ve bu formasyona mensup olan aktivistler, bu yeni partide otomatikman sorumluluk mevkilerinden hariç tutulacaktı. “Claro que Podemos”, tek bir örgütsel eğilim kabul ediyordu: kendisininkini.

Sonuç olarak, Podemos muazzam bir potansiyele sahip. Indignados’un mobilizasyonları (15M), halk eğitimini (Marea verde) ve halk sağlığını (Marea blanca) savunan hareketler ve tahliyelere karşı direniş eylemleri, İspanya’nın dört bir yanında gerçekleştirilen “haysiyet yürüyüşleri” ve kürtaj hakkı mücadelesi yeni Podemos partisinde siyasi ifade buldu. Nüfusun büyük kısmını mobilize edebilme kabiliyetine sahip bir siyasi projeden bahsediyoruz. Ancak bu projenin, bu haftaki oylamanın ardından benimseyeceği örgütsel yapı, 15M’nin ruhuna bile aykırı olan büyük bir çelişki barındırıyor. Ancak çevrelerden gelen geniş bir akım için Yurttaşlar Meclisi henüz tamamlanmış değil; demokrasi ve “halk iktidarı” projesi için mücadeleyse devam etmekte. Bu da, siyaset konuşabilmek ve kapitalizmle ipleri koparabilmek için gerekli önkoşul. Sí, se puede! (“Evet, yapabiliriz!”)

Ekim 24, 2014, Madrid

Notlar

[1] İspanya’da, bölgelerden farklı olarak, üç özerk topluluk bulunuyor: Katalonya, Galiçya ve Bask Ülkesi. Buralarda farklı ulusal topluluklar (veya bakış açısına göre uluslar da denebilir) yaşamakta. Bunlar, her üç bölgeninki de birbirinden farklı olmak üzere, bölgelerden daha fazla yetkiyi elinde bulunduruyor.

Bu yazı, International Viewpoint sitesinden alınmıştır (http://internationalviewpoint.org/spip.php?article3708).

Kaynak: http://baslangicdergi.org/podemosun-muazzam-potansiyeli-neal-michiels/