“PETROL DOLUM TESİSİNE HAYIR PLATFORMU” TARAFINDAN DÜZENLENEN PANELİN SONUÇ BİLDİRGESİ

80

“Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine Hayır Platformu”, “Kirli, tehlikeli ve çevre dostu olmayan tesislerin ülkemizde yapılmasını, gerek ülkenin kamusal ve gerekse yurttaşların özel çıkarlarına, daha da önemlisi, ortak akla aykırı buluyor ve derhal bu projeden vazgeçilmesini talep ediyoruz” diyerek, Karpaz Yarımadası çevresindeki kıyıların deniz koruma bölgesi olarak ilan edilmesini istedi.

“Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine Hayır Platformu” tarafından geçtiğimiz Perşembe günü düzenlenen “Petrol Dolum Tesisinin Sakıncaları” konulu panelin sonuç bildirgesi açıklandı.

Açıklama Platform Sözcüsü Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir tarafından yapıldı.

Sonuç bildirgesinde, bir turizm ve eğitim adası olduğu, devletin çıkardığı çeşitli yasalarla da kabul edilen Kuzey Kıbrıs’a yapılması planlanan akaryakıt dolum tesisinin, ülkenin her neresine olursa olsun, getireceği zararların, yararından çok daha fazla olacağının, dünyada yaşanan örneklerle sabit olduğu belirtildi.

 

Panel Sonuç Bildirgesi

Sonuç bildirgesi tamamı şöyle:

Bir turizm ve eğitim adası olduğu, devletin çıkardığı çeşitli yasalarla da kabul edilen Kuzey Kıbrıs’a yapılması planlanan akaryakıt dolum tesisinin, ülkemizin her neresine olursa olsun, getireceği zararların, yararından çok daha fazla olacağı, dünyada yaşanan örneklerle sabittir. Küresel ölçüde her yıl ortalama 6 petrol dolum kazası meydana geldiği ve bunların en gelişmiş ülkeleri de kapsadığı düşünüldüğünde felaketi kapımıza davet etmiş olacağımız aşikardır. Oysa Turizmin var olabilmesi; çevresel kaynakları yöneterek ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçların karşılanmasına olanak vermek, biyolojik çeşitliliğin, yaşam destek sistemlerinin, elzem ekolojik süreçlerin ve kültürel bütünlüğün sürdürülebilmesini sağlama koşullarına bağlıdır. Sağlıklı ve temiz çevreyi ortadan kaldırmak; bu bölgedeki insanın sağlığını tehlikeye atmak, çevre kalitesini bozmak ve turizmi ortadan kaldırmakla eşdeğerdedir. Ülkemize ekonomik anlamda dikkate değer hiçbir katkısı olmayacağı aşikar olan bu  tesisin, gerek inşası ve işletilmesi esnasında, gerekse olası kazalar sırasında çevreye yapacağı etkilerin geri döndürülemez sonuçlar yaratacağı ve başta turizm olmak üzere tüm ekonomik faaliyetlerin büyük bir yıkıma uğrayacağı açıktır. Böyle bir işletme adamızın genel kalkınma stratejisiyle de taban tabana zıttır ve hukuken de uygun değildir.

Sözkonusu yatırımın, Anayasal haklar dahil, yürürlükteki birçok yasa, Bakanlar Kurulu kararları ve uluslararası sözleşmelerle doğrudan çeliştiği, hatta ihlal ettiği açıkça görülmüştür.  KKTC Anayasası’nda toprağın, kıyıların, tarih, kültür ve doğa varlıkları ile ormanların korunması konusundaki 37, 38, 39 ve 40. Maddelerine; 21/1997 sayılı Çevre, 52/2011 sayılı Turizm Gelişim ve 27/2000 sayılı Teşvik Yasası gibi yasalara; Çevre Politikası Stratejisi, Büyük Konuk Belediye Sınırları Dahilinde Eko Turizm Pilot Bölgesi İlanı gibi yönetsel kararlara; (içselleştirilmemiş olsalar bile dünya ölçüsünde rehber kabul edildikleri için) Akdenizde kirliliğin önlenmesi ile ilgili protokol ve sözleşmelere, BM Küçük Adalar Konferans kararlarına, ve AB müktesebatına doğrudan aykırıdır.

Yerel ve uluslararası uzmanların bu konuda yaptıkları bilimsel çalışmalara dayanarak, Kuzey Kıbrıs’ın Akdeniz’deki en temiz denizel ortamlarından birisi  olduğu, Yedikonuk bölgesinin ise eşsiz bir doğal zenginliğe sahip olduğu bilinmektedir.  Yine bu çalışmalar göstermiştir ki, bölgede kuvvetli yüzeysel ve dipsel akıntıların mevcut olduğu ve bu sebeple, gemilerden, tesisten veya borulardan sızacak olan yakıt ve yağ benzeri kirleticiler, sadece bölgeye değil, Doğu Akdeniz’in büyük bir kısmına ve yörenin tüm ekosistemlerine zarar verecektir. Bu nedenle, çok değerli resiflerin bulunduğu Karpaz Yarımadası çevresindeki kıyıların deniz koruma bölgesi olarak ilan edilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını öneriyoruz.

Bu dolum tesisinin projelendirilmesi sırasında  risk analizleri ve fayda/maliyet analizlerinin yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca oluşacak atıklar konusunda herhangi bir çalışma yoktur. Yasal bir süreç olan ve birincil misyonu geri döndürülemeyecek etkileri ortaya koymak durumunda olan ÇED ise “ÇED Raporu” olabilmeyi hak etmeyen, bilimsel anlamda geçerliliği ve güvenirliği olmayan bir döküman olarak ortada durmaktadır.

“Sonuç olarak; Adamızda uygulanacak projelerin, ülkemizin ekonomik faaliyetleri, tanımlanmış stratejik gelişme hedefleri ve ekolojik bütünselliği ile uyumluluğunun esas olmasına, yatırımların bu kapsamda ele alınarak, yasalara ve etik kurallara bağlı bir yönetim anlayışı ile ve karar verme süreçlerine siyasetçi, bürokrat ve sivil toplum bağlamında tüm paydaşların dahil edilmesiyle çözümlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Hem ekonomik beklentileri karşılaması şüpheli olan, hem de çevresel etkileri ülke ölçeğinde yıkıma yol açması kesin olan sözkonusu petrol dolum tesisi ile bu gibi kirli tehlikeli ve çevre dost olmayan tesislerin ülkemizde yapılmasını, gerek ülkenin kamusal ve gerekse yurttaşların özel çıkarlarına, daha da önemlisi, ortak akla aykırı buluyor ve derhal bu projeden vazgeçilmesini talep ediyoruz.”

 

PANELİSTLER:

  • Prof. Dr. İlkay SALİHOĞLU (YDÜ-Deniz Bilimci)
  • Assoc. Prof. Dr. Rana KIDAK (UKÜ-Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı)
  • Asist. Prof. Dr. Ediz TUNCEL (YDÜ-Öğ. Üyesi)
  • Asist. Prof. Dr. Şerife GÜNDÜZ (YDÜ-Ekolog, Çevre Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı)
  • Asist. Prof. Dr. Burak Ali ÇİÇEK (DAÜ- Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı)
  • Dr. Derviş YÜKSEL (YDÜ-Çevre Uzmanı, Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksek

Okulu Öğ.Gör)

  • Dt. Teksen KÖROĞLU (KTTB Başkan Yardımcısı)
  • Ünal AKİFLER (Ekonomist-Emekli Öğ. Üyesi)
  • M. Sc. Tuğberk EMİRZADE (Biyolog, Natura 2000 Beşparmak Dağları Koruma Alanı Koordinatörü)