Paraya önem vermeden siyaset yapılamaz – Alpay Durduran

139

durduran2duEskiden dini bütün veya mazbut insanlar paraya değer vermeyi ayıp sayarlardı. Atasözü olarak da mal ve namusun kimde olduğu bilinmez denirdi. Bununla da malı ve namusu gizli tutmak gerektiğini söylenirdi.

İngiliz idaresiyle malın gizliğine son verilmek istenildi ise de halkımız, Rum, Türk bunu içine sindiremedi. Rumlar mallarıyla yani paralarıyla yani zenginlikleriyle övünürler ama Türkler zenginliklerini göstererek övünmüş olsalar da o kadar da değil demek için tevazu gösterisiyle yaparlar.

Yasalarımız ise aksini söyler diyeceğim ama yasaların okunmadığı, aranıp bulunmadığı ve nasıl uygulanacağını inceleyip de düzenlemeye gidilmediğini gördükten sonra yasa olmasının anlamı da pek kalmıyor.

Paraya önem verip de ilişkileri ortaya çıkarmak ve ona göre strateji kurmak çok büyük gerekliliktir.

Syriza ve diğer solcu partilerin iktidara uzanmalarından sonra paraya önem vermedikleri emekçi halkı koruma iddiasıyla yatırımlar için para ayırmayıp milli hesapları şeffaflaştırmayıp kamu gelirlerini artıramayarak sözlerinin altına kalmalarını ve sıkı mali politika adı altında ezilmesiyle ortaya çıktı.

Biz de paraya önem vermeyerek siyasette çözüm önerileri yapıyoruz ve yanılıyoruz.

Bir yönetimin ciddi değişiklikler istemesi durumunda ciddi mali gücü olmalıdır. Halk bunu biliyor ama sıra ciddi değişiklikleri hazırlamaya gelince mali gücü hesaba katmıyoruz. Onun için halk nasıl yapacaklar yarın maaşları ödeyemeyecek hale gelecekler çünkü statükonun koruyucusu Türkiye’nin Kıbrıs şubesi vardır ve protokollerle üç yılı bağlamıştır.

Bu durum böyle olmadığı zaman ve yerde de başka engeller olur: IMF, DB, AB olur.

Paraya öneme işaret etmek için bu girişi yaptım. Bakın bakalım parayı kimin eline teslim ettik?

Üç yılda (2012-2013-20149 kamu yatırımları sırasıyla 469 700 (1977 yılı Lirasıyla), 436 900 ve 384 500) oldu. Yani 1977 yılı sabit fiyatlarıyla geriledi. Özel kesim ise üç yılda 1977 yılı değeriyle 1 milyon 920 000, 1 milyon 878 900, 1 milyon 731 600 oldu. Burada da azalma var. Bunlar bize diyor ki yatırımlar gerçek olarak azaldı. Ekonomi zaten azalır derdi. Bir de şunu der: toplam yatırım içinde özelin payı sırasıyla %80,3; %81,1 ve 81,8 oldu. Bu da bize hem kamunun etkisinin gerilemekte olduğunu hem de özelin yatırımlarının payının yükselmiş olmasının gerçekte yararlı olmadığını anlatmaktadır. Özelin daha fazla yatırım yapasından refahın artmasını beklemenin hayal olduğudur. Çünkü dönem sonunda milli gelir dolar olarak 15 140 milyondan 13 119 milyona düştü. Bu düşüşte de yatırım kararlarını vermede başı çeken özel kesim olduğuna (payı %81,8) göre sorumlu da odur. Hep kamuyu suçlu göstermek spekülatörlerin oyunudur. Kanmamalıyız.

Ta aşından özel yatırım ve tüketim payını artırmış ve özel sektör eliyle kalkınma politikası başarıyla ilerletilmiştir. Bu politika birçok geri ülkede uygulanmış ve ilerleme sağlayan yerde bile gelir dağılımı bozulmuştur. Bizde ilerleme diye bir şey görünür haldedir ama yanlış seçimlerle yatırım mezarlıkları, kapanan iş alanları ve sürdürülebilir olmayan zoraki girişimler yanında turizm olmadan kumarhane, bilim olmadan yüksek eğitim gibi TC desteğinde bir ekonomi oluşmuştur.

Özel sektör eliyle ekonomi düşüncesinin savunucuları bile özel sektörün sıkı bir denetim olmadan yıkımlar yaratacağı uyarısı yapar ve denetlenmesi için yollar önerir. Kapitalizmin krizleri bunu biz sürekli hatırlatır. Ancak devletin denetleyebilmesi için önce düzenli çalışan bir devlet örgütü ve sonra yedek para gerektirir. Para basılabildiği zamanlarda diyeyim yani stok parayı genişletme ve insafsızca vergileme yapmanın olası olduğunda belki devlet atılım yapabilir ama yapabilmesi için gene de işleyen, düzenli (örgütlü) iş gören bir yönetim koşuldur.

Sol kamunun yatırımlardaki payının yatırımların bedelini Ezici bir çoğunlukla Türkiye karşıladığı gibi kararlaştırdığı bir zamanda süs olmaktan öteye gidemez.

Halk ister istemez yatırımlarla değil yolsuzluklarla ilgileniyor ki bu gerçeği bilinçli bilinçsiz kavramış gibidir. Asıl ilgilenilmesi gereken spekülatörlere parayı kaptırmamak parayı izlemek ve onların borç bataklarından sakınmaktır.

Bugün meclis tümüyle sınavdadır. 2007’den 2014’e Sayıştay raporları ve kesin hesapları önlerine konulmuştur. Her mebus 2007 yılının hesabının meclis 2008 sonundan önce sunulmamasının hesabını sormakla başlayıp mecliste onaylanan bütçenin yıl sonuna kadar ne kadar uygulandığını denetleyerek dikkatle inceleme yapılmasını ve bütçe konusunda bilgi sahibi gerçek uzmanlara başvurularak tam bir denetim sağlanmasını istemelidir. Yoksa kendi kendini inkâr eden bir meclis halinde kalır. Muhalefet hepsinden fazla sorumludur. Bu sürede hükümete katılmamış olan TDP çok daha sorumludur. Yolsuzluk suiistimal diye patırtı çıkaranlar için bu bir fırsattır inandırıcı olmak isterse tam bir inceleme sağlanması ve bir daha bu kadar geç kesin hesap sunmamak gerektiğini öğretmelidir.