Param parça bir dünya – Alpay Durduran

76

durduran2Suriye olayı dünyanın durumunu gene gözümüze soktu.  Mısır arada bir gene patlamış ve duruma ışık tutmuştu ancak Suriye daha fazla unsuru ile içinde yaşadığımız dünyaya dikkat edin işareti vermişti.

Her gün haberlerde artan sıcaklıkların, depremlerin, yanardağ patlamalarının ve kuraklıkların insan etkinlikleri yüzünden ortaya çıkan tehlikeleri okuyorken ileri teknolojilerin askeri stratejileri etkilediğinin izlerini de görüyoruz.

Haberlere göre Suriye’ye barışı korumak için kurulan BM’nin iznini almadan sadece Suriye hükümetinin işlemekte olduğu suçları kınadığını ve üzüntü duyduğunu ifade eden kararına dayanarak askeri müdahaleye uğrayacağı bildiriliyor. Buna bir de ulusal parlamentolardan izin almadan da başlanabileceği haberleri eklenmiş durumda…

Müdahalenin karadan yapılmayacağı da açıkça dile getiriliyor. Savaş açıp da savaşın kurallarıyla bağlı olmayacakları bir eylemem kalkıyorlar.

İnsanlı insansız savaş uçaklarıyla askeri hedefler diye başlayacakları bir saldırı ile Suriye’de insan haklarının çiğnendiği bir vahşete son vereceklerini iddia ediyorlar.

Ayni zamanda haberlerde hükümet tarafının da muhaliflerin de yabancı ülkelerden gelen insanların eline kitle imha silahlarının da başka ve çok gelişmiş silahların geçtiğini ileri ülkelerin bunu sağladığını ve bazılarına da başka ülkelerde çıkmış olan sorunlar sırasında sağlandığını görüyoruz.

Öyleyse bazı müdahale yanlısı ülkeler kendi sağladıkları silahlarla savaşacaklar ve bu kez onları yok etmeye çalışacaklar. Kara savaşından çekinmeleri de bu tür silahların kendilerinin kayıplarını da artıracağını ve kendi ülke kamuoylarından da tepki göreceklerini görüyorlar.

Bunun sonunda ne olacağını da arada dile getirenler var.

Örneğin Suriye’de hükümet saldırı sonunda devrilse önce başarı diyecekler sonra da yerine geçecek olan kimdir diye garanti veremeyecekleri bir durum yaratılacak. Bosna’da katliamı durdurdular ama yerine Boşnaklara yardım eden aşırı dinci guruplara yönetimi kaptırmamak için yabancı askerlerle yardım sağlamak zorunda kalmışlardı.

Suriye’de de yabancı silahlıların fink attığı hatta onlardan bazılarının da kimyasal silah kullandığı haberleri gündeme düşmüştü.

Müslüman ve Arap savaşçılar hükümet düşünce işimiz bitti eyvallah deyip gidecek değillerdir. Bazılarının gidecek yeri de yoktur. Batı ve Batı uygarlığına düşmanlığı ve onunla savaşmayı kutsal cihat hedefi olarak saptamış olan veya Arap topraklarından Yahudi devletini çıkarmadan savaşmaya katılmamayı günah ve cennetin kapılarının açılmayacağı bir ceza verilecek suç sayanlar vardır.

Hemen her ülkede yasadışı sayılan bu insanlar askeri müdahale sonrası kurulacak bir hükümete muhalefet etmeye devam edecekler ancak silahla kovalanabileceklerdir. Kovalandıklarında gidecek yerleri olmayanlar da ya dağa çıkacak ya da özel bölgelere çekilip direnecekledir.

İçlerinde İslam devleti yoksa kuruluncaya kadar siyasi mücadeleyi seçen meşru muhalefet kılığına girecek olanları olacak. Onların bazısı meşru yoldan iktidara gelmeye çalışacak ve Hamas usulü yardım kuruluşları ve eğiti kurumları kurarak Müslüman olmayanlara özel vergi (kelle vergisi) ve bazı kısıtlamalarla yaşam hakkı tanımayı öngörecekler ama yurttaşlık haklarını tam olarak vermemeye çalışacaklardır.

Dinde zorlama yoktur diye konuşacaklar ve İslam, Ortaçağ Avrupa’sında görülen vahşeti kimseye reva görmemiştir deyip övünecekler ama insan haklarına saygıyı reddedeceklerdir. Çünkü Kuran’a göre hak Allah’a aittir, insan hakkını Kuran belirler. Onun dışında bir denetim olamaz ve seçilen sivil yönetimin yetkisi yoktur. Seçilenlerin üstünde bir din hocalarının oluşturacağı Şura bulunur ve Kuran’ın içerdiği ifadelerden hareketle yorum yoluyla hukuku denetlerler. Yani kendileri de seçime girerler ama seçilenler değil imamlar hukuku yaratırlar.

Bunlar demokrasi derlerse sanılmamalı ki demokrasi yani halkın oyu ve görüşü son sözdür. Onlara göre halk cennete gitmek isteyen ve şeriata uymazsa günahkâr olan insanlardan ibarettir.

Mursi’nin kurmak istediği ve ayaklanmaya sebep olan Şura bunun örneğidir. Askeri darbe gelince nerede o demokrasi ve sivilleşme yanlıları diye bağıranların arasına katıldılar ancak bilinmelidir ki onun kadar kötü dinci bir idareyi getirmeye çalıştıkları için askeri diktatörlüğe fırsat veren onlardır.

Düşmanımın düşmanı dostumdur deyip kırk katırdan kırk satırı seçmeye kalkmamak gerek. Kırk katırdan kurtulmak isteyenler kırk satırdan da kaçınmak gerekliliğini akılda tutmalıdırlar.

Yeni dünya birçok sorunla karşı karşıyadır. Kimin ne amaçladığı düşünülürse çözüm önermek ve ona göre eylem planlamak çok zordur. Kapitalistler kâr parametresi ile plan yaparlar ve vardıkları sonuca göre dünyada ayaklanmaya hazır yuvalar kaçınılmazdır; çünkü büyük bir gelir dağılımı bozukluğuna bağlı sorun kaynağı bulunur. Gelir dağılımı bozukluğunu kaçınılmaz sayarlar hatta bu bozukluk ortadan kalkmaya başlasa insanların ahlakı bozulacak ve tembellik gelişmeyi durduracak diye teoriler keserler. Onun için masrafı ve insan telefatı tahammül sınırları içinde tutulacak stratejilerle meşguldürler.

Hava üstünlüğü zaten vardır. Pilot ölümü de insansız uçaklarla sağlanmaya başlamıştır. Karadan da robotları yürütme düşüncesi üstünde çalıştıkları sır değildir.

Suriye’de bunu gene deneyeceklerdir. Afganistan’da denemektedirler. Pakistan’da onun protestolarına aldırmadan deniyorlar.

Bazılarına Suriye’de masum siviller ölmesin diye müdahale gereklidir görüşü hâkimdir. Ancak bu umut için masum insanların üstüne de düşecek olan ve yargısız infazdan başka bir şey olmayan bombalar Esat’ın sârin gazından daha az tahribat yaratan bir şey olmayacak. Sonucun da insan yaşamına saygıyı getireceğinin güvencesini kimse vermemektedir.

İnsan ve doğaya saygılı insanlar için bu durum kırk katır ile kırk satırdan farksızdır.

Kıbrıs kullanılacaktır. Bunu protesto ediyoruz ancak protesto ederken biliyoruz ki ülkemizdeki arkaik kafalar yüzünden bir birimize düştüğümüz için kim iktidara gelmişse yabancı üslere karşı çıkamamıştır. Bahane olarak da biz karşı çıksak öteki toplumun liderliği bunu bize karşı kullanacak görüşünü ileri sürmüştür. Bu bize ders olmamışsa hala daha dünyayı kendi kâr amaçlı dış politikasına kullanacak olanlar başarılı olacak ve sonunda tepemizde dronelar (insansız uçaklar) ve arkamızda robotlar olan bir dünyada yaşayacağız.