ÖZELLEŞTİRME TEHDİDİ ALTINDAKİ TELEKOMÜNİKASYON UYARIYOR

49

Yeniçağ: Telekomünikasyon memurları ülkemizdeki cep telefonu soygununu ilk kez değil çok kez gözler ününe seriyor. Verdikleri bilgiler insanın bir kısmını teyit edebileceği bilgiler ve bazıları da yabancı ülkelerdeki bilgilerle kıyaslanarak anlaşılabiliyor.

Birinci kabulü zor husus bu küçük ülkede kampanyadan geçilmemesidir. Hiç biri cepten para verecek değil, hepsi de batacak değil. Zaten bizim sakat kafalı yönetim tekel yaratmamak gerektiğinden bahsederken eliyle yaratmış sonra ikinci bir şirkete de lisans vererek oligopol (takım tekeli) yaratmaktan çekinmemişti. Bunların birbirini yemesi ise hemen olanaksızdır. Nitekim birine tekel verildiği halde ikincisi tekeli kırdırmış ve yenisinin daha güçlü olduğu kanıtlanmıştı. Bizim sakat yönetim bunlarla baş edemeyecek kadar zayıf olduğunu göstermişti. Arkasından birinin siyasi açıklamaları nefret yaratmış ve abone sayısına darbe yemişti ama ikisi de hala hacıyatmaz gibi ayakta ve reklâm kampanyaları ile basını etkileyecek kadar harcayacak para bulabiliyor.

Nitekim daha çok konuş daha ucuz konuş diye diye halkı fatura baskısı altına aldılar doymak bilmiyorlar.

Bu işin sırrı insana daha ucuz ve kaliteli hizmet için özel şirketten yararlanmak olsaydı bu kadar reklâm yapandan karın ne deyip vergi almaya kalkacaklardı. Hala en güvenilir ve ucuz olan sabit telefon ise de ve onun bağlantısı olmadan devrenin tamamlanacağı da yok iken devletin ihmal edilen kuruluşunun da özelleştirilmesi baskısı sürüyor.

Devletin daha fazla almasını değil ama insanın daha ucuz hizmet almasını savunmaktan başka bir şey yapılamaz. Devlet kârın vergisini ise bihakkın olmalıdır. Devletin fazla yap işlet devret işinde devretmeye sıra gelince yaptığı yeni sözleşme eskisine göre daha az ödemeyi getiriyor ve halkın daha ucuza ve yeni yatırımlarla daha kaliteli hizmete kavuşacağı iddia edilmişti ama devletin payının azalmasına kızanlar olmuştu. Sonuçta insan daha ucuz hizmet görmediğine göre daha doğrusu daha ucuz ama bol reklam ve ucuzluk baskısı ile özgür basın ilkesini tehdit edecek kadar bol reklamlarla aile kavgalarına yol açacak kadar telefon hastalığı yayma olanağına kavuştuklarına göre bu işin bir maliyeti olmaktadır. Trafik kazalarına etkisi de tuz biber olmaktadır.

Devlet tekellerle mücadele etmek zorundadır. Onun için de etkin ve güçlü olmalıdır ama şirketlerin etkisinin buna engel olduğu halkın genel kanısıdır. Nitekim Türkiye ile kıyaslama acı gerçeği ortaya sermektedir.

Türkiye’de bir şirketten diğerinin abonesine bağlanma dakikası 5-6 kuruştur. Burada ise iki şirket arasında arama birinden diğerine 50 kuruş öbüründen buna arama 42 kuruş. Birinden diğerine arama hacmi 2.6 milyon öbüründen buna arama 3.6 milyon dakika ve birinden diğerine 50 ve diğerinden buna 42 kuruş olduğuna göre toplam 2.8 milyon lira fazladan para kazanırlar. Bunu buradaki ücretlerin Türkiye’den fazla olmasıyla izah etmenin olanağı yoktur.

GSM cepçileri birbirlerine ve sabit telefonlara sonlandırma hizmetiyle becerirler. Bunu yapan telefon dairesi ayda 4-5 milyon dakika hizmet sunar. Bundan dolayı da Türkiye’de 3 kuruş alınırken burada şirketler 15 kuruş alır. Yani 500-600 000 lira ayda ücret alırlar.

Cepçilerin havuzlarının birinden diğerine geçmek pahalı olduğu için iki cep telefonu almak gereğini duyanlar da var ki 550 000 cep abonesi olduğu haber verildi. Nüfus artışıyla bile anlamsız olan bu durum cep furyasını acıklı hale getirir. Moda telefonlarla caka satma hastalığı da üstüne tuz biber eker. Yaklaşık ayda 600 000 lira da böylece havaya gider.

Bu oligopole denetim getirmek kumarla savaşmak kadar sosyal yarar sağlamaya adaydır.

Asap bozan kampanya mesajlarının gıcırtısından bunalanlara da iyi gelir. Havuzdan öbürüne geçişi havuz içine ve sabite atlamayı eşitlemek olsun akla gelmelidir ki fazladan telefondan ve sabit dururken ille de cep araması yapmaya teşvik olmasın.

Türkiye ile ücretleri eşitlemek de mümkün olduğu kadar sağlanmalı ve kârlar vergilendirilmelidir.

O kadar beleş konuş reklâmı var ki kazançlarının ne olduğunu gözümüze sokmaktadırlar. Ama esas hizmeti veren telefon dairesinin yatırımlar yapmasına yetecek kadar hesabı kitabı ayrılmamakta ve özelleştirme baskısı ile yaşamasını istemektedirler.

Bir kaba hesapla yani yarısı beleş konuşma zamanında yapılmışsa bile hesaplarını açıklayan Türkcell 65 milyon sermaye sahibidir ama yıllık kârı 100 milyonun üstünü gösterir.

Bu duruma seyirci kalınamaz. Hesaplar açıklanmalı ve kazanç vergileriyle denkleştirme yapılmalıdır. Yoksa halkın hesap sorması gerekecektir.