ÖZELLEŞTİRME BİR İSİMDEN FİİL YAPIM USULÜDÜR – Alpay Durduran

66

Özel isminden özelleş fiili yapılır. Özelleş özel ol demektir. Önce özel olacak yani bir özü olacak, başkalarından faklı olacak veya sakat bir şekilde birey olacak, bir insan olacak demektir. Özelleştirme ismindeki (mastarındaki) özel olmasını sağla anlamındadır. Özel olmasını sağlama ne ise o özel olacak olan şeyin özel olmadığını yani bir özelliği olmadığını ya da gerçek kişi anlamında bir şahıs olmadığını ve onu şahıs yapmak gerektiğini söylemiş oluyoruz.

Peki. Bugün özelleştirme demek isteyenle özelleştirilecek olan şeyin yani örneğin telekomünikasyon dairesinin bir parçasının bir gerçek kişinin eline geçmesini istiyorlarsa neden doğrudan söylemezler de özelleştirme gibi isinden fiil türetme ve sonra gene mastar yapıp ondan isim elde etme yolunu tercih ediyorlar? Gerçeği anmaktan niye kaçınıyorlar? Utanıyorlar mı?

Batıda iğfal ettikleri sosyal devleti veya refah devletini tamamen ortadan kaldırma amacıyla İngiltere’de Thatcher ve ABD’de Reagan’ın başlattığı monetarist saldırının gerçek niyetini saklama çabasına Türkçe’nin katkısı olarak özelleştirme kelimesi icat edildi. İsteyen bunu yutar istemeyene “ne yani memurların batırdığı işleri düzeltmeyelim mi?” demagojisi ile saldırırlar. Bu saldırıya karşı çıkmak için bir araba laf etmek gerektiği ve ellerinde olan kamu kurumlarını arpalık yapmalarının halkta yarattığı tepkiyle seni zora soktukları için galip gelirler. Amma kamu kurumlarını arpalık yapıp gözden düşürenler de onlar çare diye kamu servetlerini yağmalayıp sözde kamunun asla onların yağmalayarak sahip oldukları işletmelerle yarışamayacaklarını kanıtladıklarını söyleyenler de onlardır.

Alın Asil Nadir gibi uluslararası iş yapmış ve başarılarıyla on binlerce emeklinin fonlarını da toplayarak kendiyle beraber batıran bir kişinin halini düşünün. O şimdi bir medya patronudur ve medyası rakipsiz sektörün lideridir ama kendisi İngiltere’de kısıtlıdır. Ayağında elektronik kelepçe mahkeme ile meşgul olur. Nasıl olur da buraya hakim olur ve medyası rekora oynar!

Açıktır ki buradaki medya idarecileri başını kaşıyacak vakti olmayan Asil yerine pekala işleri yürütebilmektedirler. Bu idareciler Asil’in hatırına işleri yürütebilirler ama dairenin müdürü halk adına devlet adına işleri yürütemezler mi?

Müdür ve yönetimi altındaki memurlar para kazanmak için işi kuran adama çalışacak ama halka hizmet için çalışmayacak diye bir kural olabilir mi?

Gerçek kişi yani sermayedar fırsatları kollayıp kolayca çalışanları kapının önüne koyup yeni yatırımlarla başka alanlara kaçabilir ve batma riskini alıp sermaye toplarken yararlandığı kaynakları tehlikeye sokabilir ve başarılı olursa ileri hamle yapmış olur. Bu doğrudur ama kamu da siyasi seçimlerle yenilenerek yeni fikirleri devreye sokmaya adaydır. Tek zorluk çalışanları kapı önüne koyarken sermayedar gibi mutluluğunu koruyamaz. Yasalarla haklar tanır ve onları aşmak zaman zaman zor hale gelir ve sıkıntıların çaresini aramak da görevidir. Ancak kamuda da departmanlar vardır ve birinin kapı önüne koyduğu eski işlerde çalışanların durumlarını düzeltmek için başka kurumlar vardır ve özel de kapı önüne koyduklarını kamuya havale etmek lüksünü kullanır. Yani toplumsal fayda bakımından kamu kuruluşu esastır.

Uygarlık, hak hukuk ve adalet sadece tarih içinde ortaya çıkan kamu idaresi sayesinde vardır.

Kamu arsa stoku, bedava sağlık hizmeti, sosyal sigorta, iş ve işçi bulma kurumu, asayiş güçleri, bedava eğitim sağlama ve hatta yabancı işçi sağlama gibi hizmetler olmasa özel ve kapitalist başarı olmaz.

İnsanların bir çoğu özel iş yani şahsi para kazanma çarkı isterler. Çoğunluk zaman zaman bu çarkın olanaklı olmasını destekler ama bir küçük azınlık dışında bundan yarar sağlayan olmaz. Özelin sağladıklarından yararlananlar çok olursa da sıkışan kamuyu arar. İlerlemelere bakılır ise yenilikleri getirenler sermaye sahipleri değil Einstein gibi cep delik cepken delik yaşayanlardır.

Kamuyu ihmal eden bunun acısını kat be kat öder. Kamu arsa stokunu kaptıranlar döneler kamulaştırmalarla ortak hizmetlere yer açarlar ve kamu stokunu tüketmenin acısını halka yıkarlar. Çoğu zaman da asla çilesinden kurtulamazlar.

ABD gibi bir süper güç bile kamuyu zayıflatmanın acısıyla debelenir. Hangi büyük kentine gitseniz Şu sokaktan öteye geçmeyin hayatınız tehlikeye girer diye otelinizde size öğüt veren broşürler dağıtırlar. Sokaklarda yatanları doyurup tedavi etmeyi kiliselere ve hayırseverlere emanet ederler. Özel sigortalarla kamuya rekabet etmenin cezasını ve utancını çekerler. Araştırma geliştirme yatırımlarını sadece kazanç için yapan sermayedarın açığını askeri teknolojilere ayrılan paralarla kapatmaya çalışırlar.

Bilim verimsiz çalışan memur örneğindeki yan gelip yatan boğayı dikkate almaz mı? Aldı elbet. Kamunun verimliliği için memurun iş tanımı ve iş ölçümünü yapmak için kurmay kadrolar kurulması ve standart iş zamanı ile hesaplanan başarı ölçümlerini belirledi. Yönetici sorumluluğunu tanımlayıp testiyi dolu getirenle boş getireni ayırt etmeyi kurallaştırdı.

Şimdi bizden yan gelip yatan devlet çiftliğindeki boğayı örnek diye anlatarak halkın servetlerini sermayedarlara devretmelerine onay vermemizi istiyorlar. Kamuyu batırıp elde kalanı satmalarını kabul etmemizi istiyorlar.

Yanıtımız açıktır. Siz batırdığınızın hesabını daha vermediniz. Sizden hesap sormadan affetmeyeceğiz. Hesap sormadan düze çıkılmayacaktır. Kamu hizmetinden vazgeçilemeyeceğine göre özelleştirseniz de çözüm çabası devam edecektir. Halk da özelleştirmenizin sonucunu görüp hesap sormamıza destek olacaktır. Ancak o zaman biz sizi hizaya çekeceğiz ve sorumluğunu alacağız. Yoksa ödeyemeyeceğimiz faturalar var ne yapalım satmayalım mı lafazanlığı ile güya zevahiri kurtarmaya çalışıyorum tavrını yutmayacağız. Bizim sabrımızın sonu yoktur. Suçlarınıza ortak olmak demek olan susma yoluna gitmeyeceğiz. Faturasını ödeyemiyorsunuz diye işten atarak acı çektirdiklerinizin isyanlarına da destek olacak ve size çare arıyorsunuz diye fırsat verme salaklığına kapılmayacağız. Mecliste kaç tane yeni daire daha kurmaya çalıştığınızı bilirken sıkı mali politika iddialarınıza da kapılacak değiliz. Sizi oraya seçtirten Ankara’daki efendilerinize de güven duymayacağız.

Nerdedir yahu o başbakanlık web sayfasındaki reform taslağı?