Oy kullanma, kullanmama ve parlamenterizm üzerine yeniden – Murat Kanatlı

37

Kıbrıs Cumhuriyet seçimleri yapıldı. Bu seçimin yeni tartışması Kıbrıslı Türklerin oy kullanması…

Kuzu postuna bürünmüş kurt, oğul ya da JR Denktaş, ateşi fitilledi ve buyurdu, ‘544 kişi içinde varsa kuzeyde oy kullanacak, kaydı düşürüle’… Arkasından TC yetkililerinden yediği fırçalarla sarhoşa dönen İrsen Küçük da konuyu nasıl becerdiyse anayasaya bağladı… Kuzeyde mafya babalarının oy kullanacağını dert etmeyen İrsen’in 544 kişiyi dert etmesine çok kişi şaşmadı bile. Çünkü bu coğrafyada 1990’da Kıbrıs’tan sorumlu TC devlet bakanı bile gelip oy kullandıydı, bu nedenle herkesin bildiği gibi bu coğrafyada, mafya babalarına, tetikçilerine kuzeyde oy kullanma ile ilgili kısıtlama yok ama Kıbrıs Cumhuriyeti’nde oy kullanacak olana alabildiğine öfkelenmek serbest, TC yetkilileri anca bu kadarına izin veriyor!

Volkan daha komik! Seçim bitince, benim Volkan’ın seçmen konusu ile ilgili yayınlardan korkup AKEL’e sığındığımı yazdı…

Hangisinden başlamalı bilmem…

Şu aşamada dünyanın her yerinde temsili sistem tıkandı diye yüzlerce yazı yazdım, gene mi yazsam?

Parlamenterizmin bugün itibari ile değil bizde, dünyanın birçok yerinde birçok sorunu çözemeyeceğini yalnız ben değil, yüzlerce kişi yazdı, bunlardan alıntılar yapıp da mı konuyu açsak?

Çok uluslu şirketlerin güçlenmesi ile seçmen ile seçilen arasındaki ilişkinin çürüdüğünü, seçilenlerin bu çok uluslu şirketlerin, neo liberal politikaları “koordine” eden IMF, Dünya Bankası gibi kurumların kıskacı altında olduğunu, bu nedenle seçenlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmediklerini yazan kitapları acaba bizim coğrafyadakiler hiç mi okumadı?

Bu nedenle seçim denen şeyin toplumsal muhalefet ile beraber değerlendirilmesi, onun aracı gibi kullanılması ve mevcut sistemleri sıkıştırmaya yönelik faaliyet alanı olarak kabül edilirse anlamlı olacağını da yazmıştık… Ama Kıbrıs Cumhuriyeti seçimleri tartışması ile bu iş yeniden unutuldu…

Kıbrıs Cumhuriyetindeki seçme seçilme sisteminin absürd olduğunu sanırım bilmeyen yok. Bu tuhaflık İbrahim Aziz’in AİHM’de seçme-seçilme hakkı ile ilgili açtığı davayı kazanması ile daha da karıştı…

Kıbrıs Cumhuriyeti bu nedenle geçici olarak seçmen listelerine anayasaya aykırı olmasına rağmen diğer yurttaşlara da açtı, böylelikle meşhur 550 kusur kişinin adı da olan liste ortaya çıktı.

Bu seçimlerde oy kullanılması gerekir miydi? Normal koşullarda eğer kendi partin ile katılmıyorsan, anlamsızdır, hatta böylesi anomalilerin olduğu koşullarda katılmayarak bu oy verme koşullarını değiştirmeye çalışmak daha doğru olandır. Zaten Kıbrıs Cumhuriyeti meclisinin iş yapamamasının bizimkinden arta kalır tarafı yoktur. Bu meclisin en büyük avantajı uluslararası gözlemciler ve antlaşmalar altında seçilenler daha doğru düzgün hareket etmeye mecbur hissediyorlar kendilerini ama bu politik yaşama çok yansımıyor, yine tipik Ortadoğulu siyaset yapma halleri her yere hakim…

Ama sistemi sıkıştıracak, hatta iki yandaki rejimi rahatsız edecek bir tavır olarak konu değerlendirildiğinde oy kullanma anlamlı oluyor. Bildikleri ezberleri bozan, ötekileştirmeyi deşifre eden yönü ile Kıbrıs Cumhuriyetinde oy kullanma önemliydi ve kullandım…

Evet, ben oy kullandım ama komiktir, JR Denktaş yeni uyandı çünkü ben 2008’de de oy kullandıydım… Efi Ioannou’nun benim ile yaptığı ve 20 Ocak 2008 tarihinde Alithia yayınlanan röportaj, TAK tarafından da çevrilmişti. Röportajın tamamını Yeniçağ Gazetesinde de yayınlamıştık;

(http://www.ykp.org.cy/etkinlik.php?subaction=showfull&id=1201178160&archive=&start_from=&ucat=14&)

Ne demiştim 3 yıl önce “Ben eylemimle Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum politikacıların, öteki topluma da özen göstermesi gerektiğini vurgulamak istiyorum” …

“Aynı zamanda, Kıbrıs Cumhuriyeti içinde de bir şeylerin harekete geçirilmesine ilgi duyuyoruz – örneğin seçim prosedürü hakkında Kıbrıslı Türklere bilgi verilmelidir. Bu konudaki dökümanlar ve bilgi de yalnızca Rumca olarak sunuluyor. Ben, bu eylemimle hem Kıbrıslı Türkler arasında buradaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin bir tartışma başlatmak, öbür yandan da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bize de ait olduğu konusunu ortaya koymak istiyorum” da demişim. O günden bugüne bu konularda bazı ilerlemeler olduğunu da not etmek gerek… Demek ki bu çaba az da olsa meyvasını verdi…

3 yıl sonra bir adım daha atıyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde aday olanları belli bir tarihe kadar 2 seçme-seçilme hakkı olan kişi öneriyor, 2 kişi de bu öneriyi destekliyor… Yıllardır birlikte çalıştığımız EDI’nin başkanı Praxoula Antoniadou Kyriacou’nun adaylığını destekleyenlerden biri olarak bu kez seçim süreçlerinin sınırlarını zorluyoruz… Bu konu Rumca yayınlanan gazetelerde çıkıyor ama bizimkiler derin uykuda…

Seçime günler hatta saatler kala Volkan seçmen listelerini yayınlıyor, alışık olduğumuz tehditlerini savuruyor, Praxoula Antoniadou Kyriacou’nun davetlisi olarak gittiğim sosyal etkinliği manipüle edip haber yapıyor…

Aylar önce Kıbrıs Cumhuriyeti’nin açıkladığı bilgilere Volkan ve JR Denktaş şimdi mi ulaştı, o zaman yeteneklerinden bir şeyler kaybediyorlar demektir, yoksa ikinci şık? Nemidir o? Teşkilat şimdi emri verdi, tetikçiler devreye girdi…

Evet seçimlerde oy verdik, her yurttaşın ev ödevi falan gibi gerekçelerle değil, statükoya karşı, ötekileştirmeye, şovenizme karşı bir ses vermek için taraf olduk.

Hatta kuzu postuna bürünmüş, bugünlerde bazıları tarafından liberallikle bile ‘onere’ edilen çağdışı kalmış, şoven, ırkçı, çözüm karşıtı görüşleri savunan politikacıları deşifre etmeye, foyalarını ortaya çıkarmaya da yaradı, iyi oldu…

Daha önce dediğimiz gibi seçme-seçilme süreçlerinde bazılarının oynama çalıştığı demokrasi oyununu bugüne kadar bozduk, bundan sonra da bozacağız ve bu mücadele adil, katılımcı gerçek anlamda demokratik, özgür seçimlere kadar devam edecek…