Örgütler faşist saldırıyı kınadı

85

KISA

Festivalin organizatörlerinden, ırkçılık karşıtı, göçmen yandaşı topluluk KISA basın bildirisi şöyle:

5/11/2010 tarihinde, Larnaka’da yaşanan Rainbow Festivali sırasıdaki trajik ve şiddetli olaylardan ardından bir dizi ciddi sorular hakkında KISA aşağıdakileri belirtmek ister:

Festivali’nin günü ve saati, işbirliği içinde olunan göçmen ve insan hakları örgütleri tarafından kollektif bir kararla belirlendi. ve özellikle esas amacı, küçük ırkçı ve şöven bir grup dışında, toplumun genelinin ırk, din, renk ve diğer farklılıklara bakılmaksızın, tüm insanların çeşitlilik ve eşitliğine duydukları saygıyı beyan ettiklerinin antının çizilmesiydi. Larnaka’daki festivalin Kıbrıs’taki Avrupa Komisyonu Temsilciliği’nin desteğiyle organize edilmiş olması, Festival sırasında Ombudsman Dairesi’nin Ayrımcılık ve Irkçılığa karşı Kurumu Başkanı, Kıbrıs’taki Avrupa Komisyonu Temsilciliği Başkanı ve Larnaka Belediye Başkanı’nın konuşmaları da sözü edilen amaçları tümüyle yansıtmaktadır.

Etkinlik öncesi organizatörler ve katılımcı örgütler, provakatif olunmaması, karşı gösteri ya da ırkçı-şövenlerin eylemine doğru yürünmemesi konusunda ortak karar aldık, fakat Festivali ırkçı, şiddetli saldırılardan korumaya kararlıydık.

Hem Festival öncesinde hem de Festival sırasında polis’ten tek talebimiz ırkçı ve şövenlerin slogan ve ifadelerini değerlendirilmesi ve kanunları anması için gerekli önlemlerin alınmasıydı.

Polisten ayrıca, hem Festival öncesinde hem de Festival sırasında, daha önce Lefkoşa’da ELAM şövenlerinin yürüyüşünde yapıldığı gibi, aralarında çocuklar, yaşlılar ve engelliler bulunan festival katılımcıları ile tehlikeli olabilecek doğrudan sözlü ya da fiziksel temasılarını engellemek ve Festival katılımcılarına hakarette bulunmamaları için ırkçıların gösterisini uygun bir uzaklıkta bulundurmalarını istedik.

Tüm bu taleplerimize rağmen polis yeterli önlemleri bilinmeyen (ve açıklamaları çağrısında bulunduğumuz) nedenlerden dolayı almadı. İlk olarak polisin “yasa dışı göçe karşı barışcıl bir protesto yürüyüşünde olay çıkabileceği” ihtimali üzerine Kaymakamlığa ses yükselticisi için izin vermemesini önerdiği kaydedildi. KISA’nın görüşüne göre bu tutum polisin ırkçı ve şövenlerin yürüyüşünü koruma niyetinde olduğunu, aynı zamanda çatışma riskini farketmelerine rağmen hiçbir önlem almadıklarını göstermektedir.

Olayl yerinde bulunanlara göre ırkçı ve şövenlerin yürüş yollarını açmak için, polisin ırkçılık karşıtlarına uyguladığı baskı ve şiddet gayet açıktı. Irkçıların ve şövenlerin temsilcisi Krinos Makrides’in günlük bir gazeteye verdiği polis “bizim yanımızda durdu ve hepsı bizim çocuklarımızdır ve onları koruduk” demeci bunu kanıtlamaktadır.

Sözde “barışcıl yürüyüş” katılımcıları, Festival alanına girip, yollarındaki herkese acımasızca saldırdılar, Festival’in güç kaynağını kestiler, Festival alanı dışında Kıbrıslıtürk müzisyenlere sopalarla saldırdılar ve birini göğsünden bıçakladılar, Festival ile bağlantısız bir göçmenin kafasına vurdular ve hastahaneye kaldırıldı, ırkçılık karşıtlarına tehditlerde bulundular, hakaret ettiler ve hiçbiri ne tutukladı ne de gözaltına alındı.

Bilakis polis hepsi Rainbow Festivali katılımcıları olan altı kişiyi tutuklamayı “başardı”. Tutuklananların 4’ü Kıbrıslı ve 2’si de reşit olmayan göçmenler olup, dün geceden beri hale daha tutuklanma sebeplerine ya da soruşturma altındaki suçlara bir açıklama getirilmeksizin gözaltında tutulmaktadırlar.

Ayrıca KISA siyasilerin, özellikle de lider rolünde oldukları gözlenen bir Temcilciler Meclisi üyelesinin ve bir yerel konsey üyesinin ırkçı şöven yürüyüşe katılımlarını kınar.

Yukarıda belirtilenler ışığında KISA’nın talepleri

•           Olanarın, polisin duruş ve davranışı da dahil olmak üzere, tarafsız soruşturulması

•           Haksızca göz altına alınanların, özellikle de reşit olmayanların, serbest bırakılması

•           Irkçılık ve şövenizm fenomenlerine karşı etkiki önlemlerin alınması.

KIBRIS AB DERNEĞİ

Kıbrıs AB Derneği Başkanı Ali Erel, yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu festivalde tüm uyarılara rağmen Rum polisinin olayın öncesi ve sonrasında saldırganların kontrol altına alınması  adına görevini yerine getirmediğine dikkat çekti. Açıklama şöyle:

Geçtiğimiz hafta (5 Kasım 2010 Cuma) çoğunluğunu göçmenlerin oluşturduğu KISA isimli örgüt tarafından düzenlenen ve ırkçılığa karşı eşitlik temasını ön plana çıkaran Rainbow Festivali sırasında meydana gelen olaylar bizleri derinden üzmüştür.

Saldırıyı önceden planlayarak hayata geçiren ve şövenist tutumlarıyla bilinen “Elen Direniş Hareketi”, “Tüm-Kıbrıs İşgal Karşıtı Hareket” ve “Kıbrıs Kurtuluş Hareketi” isimli örgütler festival organizasyonuna destek veren Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği Başkanı bayan Androulla Kaminara’nın konuşmasını gerçekleştirdiği sırada festival alanına müdahale ederek aralarında çocuk, yaşlı ve engellilerin de bulunduğu katılımcılara fiziksel saldırıda bulunmuşlardır.

Katılımcıların üzerine kırmızı boya ve yanıcı madde atan saldırganlar bilindiği gibi festivale müzisyen olarak katılan Kıbrıslı Türk Sertunç Akdoğu isimli yurttaşımızı da bıçaklamışlardır.

Söz konusu saldırı sırasında en dikkat çekici olay ise polisin ne saldırı öncesinde ne de saldırı sırasında tüm uyarılara rağmen saldırganların kontrol altına alınması adına görevini yerine getirmemiş olmasıdır.

İnsanlığa sığmayan bu olayı şiddetle kınar suçluların derhal tespit edilip yargılanmasının hem yurdumuzda yaşayan göçmenlerin güvenliği hem de iki toplumun birbirine olan güvenlerinin yara almaması adına hayati önem taşıdığına olan inancımızı kamuoyu ile paylaşırız. Öyle ki Avrupa Birliği

üyesi bir ülkede bu ve buna benzer olayların yaşanması veya suçluların cezalandırılmaması bizim açımızdan kesinlikle kabul edilebilir değildir.

Avrupa Birliği farklılıkların birlikteliği ve çeşitliliğin uyumu noktasından hareketle hayat bulmuş bir yapıdır ve 2004 yılında AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti AB’nin değişmez değerlerinden olan çok kültürlülüğü desteklemek ve ileriye taşınması noktasında katkı sağlamakla da yükümlüdür.

Ayrıca Kıbrıs’ın kuzeyinde bazı kesimlerin bu ve buna benzer üzücü olayları çarpıtarak, olayı Rum-Türk kavgasına dönüştürmek ve zaten sorunlu olan toplumlararası güvenin daha çok yara almasını hedeflemekte olduklarını endişe içerisinde gözlemlemekte ve ayrımcı zihniyetlere karşı ister güneyde ister kuzeyde olsun her zaman mücadele edeceğimizin altını çizeriz.

Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ayrılıkçı değil güven artırıcı politikalara ihtiyacı vardır. Bizler kültürel çeşitliliklerin bir arada barış ve eşitlik içerisinde yaşayabildiği bir Avrupa’ya inanmakta ancak AB’nin kuruluş ilkelerine ters düşen ve yükselişte olan ırkçı-şövenist hareketleri endişeyle takip etmekteyiz.

Kıbrıs AB Derneği olarak bir kez daha hem yaşanan üzücü olayın mimarlarını hem de bu olayı kendi ayrılıkçı politikaları sebebiyle fırsat bilen kesimleri kınar, Kıbrıs’ın her iki yanındaki barış ve eşitlik yanlısı güçleri ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı birleşmeye çağırırız.

“GÖKKUŞAĞININ YEDİ RENGİ  KANA BULANDI”

Baraka Kültür Merkezi ve Sol Anahtarı adına yazılı bir açıklama yapan Başak Önel’in açıklaması şöyle:

Kıbrıs’ın güneyinde göçmenlerin örgütlü bulunduğu bir dernek olan “KISA”nın her yıl düzenlediği RAINBOW (Gökkuşağı)  festivaline faşizan saldırılar gölge düşürdü. Alana, yanlarında getirdikleri sopa, zehirli boya ve bıçaklarıyla giren faşist saldırganlar, göçmen işçileri, polis emekçilerini yaralamış ve “Gommalar Müzik Savaşçıları” grubunun gitarist ve solistliğini yapan barış yanlısı arkadaşımızı bıçaklamışlardır.

Faşizme ve ırkçılığa karşı eşitliği savunan böylesi onurlu bir organizasyona yapılan bu planlı saldırı kabul edilemez! Kıbrıs’ın güneyinde her geçen gün daha fazla göze batmaya başlayan faşist harekete dur demeli ve bunun için mücadele eden Kıbrıslı Elen yoldaşlarımızın yanında olmalıyız. Bizler, Baraka Kültür Merkezi ve Sol Anahtarı müzik grubu olarak, gerek adanın kuzeyinde gerekse güneyinde tırmanan bu faşist zihniyetin iki halkı birbirine düşürüp barış mücadelesine zarar vereceğine asla inanmıyor ve böyle olayların bizleri birbirimize daha fazla kenetlediğini, gücümüze güç kattığını düşünüyoruz.

Adamızın iki yarısında da başını deliğinden çıkarma cesaretini bulan faşistleri ortadan kaldırmanın yolu, güçleri birleştirmekten geçmektedir. Dolayısıyla unutmamalıyız ki gerçek kurtuluş ancak halkların birlikte vereceği bir mücadelenin eseri olacaktır.

“ADAMIZDAKİ TÜM IRKÇI HAREKETLERİ KINIYORUZ”

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) de, Larnaka’daki ırkçılık karşıtı festivalde yaşanan faşist saldırıyı düzenleyenleri, göz yumanları ve siyasi bir amaç için kullananları kınadığını bildirerek, hem kuzeyde hem güneydeki tüm ırkçı davranışları, örgütleri ve söylemleri protesto ettiğini belirtti.

KTÖS Örgütlenme Sekreteri Burak Maviş, Eşitlik, Destek ve Irkçılık Karşıtı Hareketi (KISA) tarafından Larnaka’da düzenlenen “Rainbow” isimli ırkçılık karşıtı festivalde yaşanan faşist saldırının, ırkçılığın bir kez daha insani olmadığını ve bu adada hayat bulmaması gerektiğini teyit ettiğini kaydetti.

Maviş yazılı açıklamasında, “Larnaka’daki faşist saldırılara nedense en çok yine kuzeydeki faşizan anlayışa sahip kesimler sevinmiş ve adanın birleşemeyeceği yönünde kalemlerine sarılıp nutuklar atmaya başlamışlardır. Kıbrıslı Türklerin böyle ucuz ırkçı propagandalara karnı toktur. Bölünmüşlükten beslenen kesimlere tavsiyemiz enerjilerini adanın ayrılığına değil, birleştirilmesi yönünde harcamalarıdır” ifadelerini kullandı.

Maviş acıların deşilmesi yerine iki toplumun birbirini anlaması, algılaması ve kalıcı barışın temellerinin oturtulması zamanı geldiğini ekledi.

Utanç verici

Larnaka’daki “Rainbow” Festivali’nde Kıbrıslı Türklerin de yaralanmasına neden olan ırkçı saldırıya, Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) ile Rum PEO sendikası ortak açıklamayla tepki gösterdi.

Dev-İş Genel Başkanı Mehmet Seyis tarafından yapılan ortak yazılı açıklamada, “Hoşgörüsüzlüğü, yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı besleyen bu tür davranışlar, anlayışlar ve hareketler ülkemize ve halkımıza yabancıdır ve toplumun bütünü için tehlikelidir. Neo-faşizmin, ırkçılığın ve milliyetçiliğin yeniden canlandırılmaya çalışılması utanç vericidir” ifadesi kullanıldı.