Olmadı harç arttıralım olmadı fon koyalım – Alpay Durduran

431

durduran2Halk şaşkın. Yaşamı pahalılaştıracak harçlar ve onlara zam arkasından fon koyalım kararnameleri halkı şaşkınlığa düşürdü. Zaten halk epey zamandan beri şaşkın durumda ve esas suçlunun kendisi olduğunu anlayamayacak haldedir.

Bu zam zumların durmasını isterse YKP’ye destek verirdi diyeceğim ama durmayacağını ve YKP’nin durduramayacağını düşünür. YKP harç ve fonları eleştirirken diğer partiler gibi popülizm yaptığını sanır. Bazı YKP üyeleri bile o yüksek enflasyon dönemlerinde “çok iddialı konuşmayalım biz de olsak zam yapacak değil miyiz?” dedilerdi. Uzun uzun anlatmak zorunda kalmıştık.

En önemli konu sistemin şeffaf ve demokratik hukuk devletinin kurallarına bağlı hareket etmektir. Anayasa hukuku harçların hizmet karşılığı olması gerektiğini emreder. Bu emri çağdaş devletlerden aldık. Uyulsa harcın anlamı olur ve denetlenir. Meclis denetim yapar ve harcın ne için alındığını ve gerçekten hizmetin karşılığı olup olmadığını inceler. Milletvekili patisinin değil halkın temsilcisidir kuralı da işlese meclis araç ruhsatlarının kaça mal olduğunu öğrenir ve değerini ona göre saptamayı sağlar. Mali sıkıntı var diye zamlamaya kalkan hükümete izin vermez. Tartı ücreti diye alınan harcın hiç tartı yapmayan ve tartmanın tamamen saçmalık olması nedeniyle yapmayanların harç kavgasına son verir.

TÜK batmış fon koyacağım diyen hükümete neden batmış diye sorar ve hesap vermeyen hükümeti devirir.

Bunlar bizde olmaz. Ortada bir bağırtıdır gider ama sorumlular oturdukları yerde kurtarıcı rolüne devam eder. Trafoyu ambarda unutanlar tesadüfen bulunca trafo sorununu çözmüş diye böbürlenir.

Halk nerede?

Halk ilişki kurduğu seçtirdiği kurnazların peşinde “başkası gelse değişiklik mi olacak?” diye siyasi entrikalara alet olur. Sonra da ahı vah eder.

Ey halkım sen böyle yaptıkça ahın dağı delmez. Havaya gider.

YKP size dört dörtlük programlar sunar. Kimin nasıl başarısızlığının karşılığını özeyeceğinin, yolsuzlukların izlerinin nasıl saptanacağının ve her açıdan tatmin edici bilgilerin sana ulaşmasının sağlanacağını yazdı çizdi. Bir zahmet ilgilensen yolsuzluklarla ve verimsizliklerle mücadelede nelerin yapılmasıyla ilgili her şey emrindedir.

Senin yapacağın ille de benim partim vardır, Kıbrıs sorununda anavatanımla iyi ilişki içindedir dersen, ona git YKP’nin yazılı sözlü önüne koyduğu yolda ilerlemesi için parti içi demokrasi kurallarını kullan. Umudu kesersen başka kapıya git. Ama Kıbrıs sorununda atılan adımlarla ilgili şimdiye kadar hiçbir parti etki sahibi olamadı. Hep Türkiye’nin elinde kaldı, sanma ki Denktaş veya sonra gelenler söz sahibi oldular. Onları Kıbrıs sorunu ile değerlendirme. İşin eşin ve çocuklarınla ilgili değerlendir.

Şimdi gazetelerde yabancılar getiriliyor, burada iş sahibi oluyorlar, bizimkiler işsiz kalıyor haberlerini okuyabilirsiniz. Çare istemez misiniz? Onlarla da ilgilenin. Yolsuzluk ve partizanlık ayyuka çıktı ve hak etmeyenler lüks hayat sürüyorlar. Vergi veren kaç kişi kazancı kadar veriyor? Kaç kişi oturduğu yerde yüklü maaş alıyor? Mezun olan çocukların neden hala göç ediyor?

Aklını başına al!

TÜK’ün bütçesi meclis sunuldu ama hiç de battığını gösteren bilgiler verilmedi. Mebuslar da o açıdan eleştirmediler ve güçlendirilsin lafları ile popülizm yaptılar o kadar. Meclise tam bilgi verme görevi bile işlemedi. Muhalefet de havandı su dövdü. Partin muhalefette ise ne duruyorsun? Git kapısına sana yeterli bilgi vermeyen hükümete ayaklan de. Hükümete katılıp sonra muhalefete düştüyse aç ağzını ve neden yasayı değiştirip tam yetkili mebus olma kavgası vermiyorsun diye dayat.

Muhalefettesin ve Avrupa Konseyi’ne delege olarak gönderilenlerdensin o zaman neden Konsey’in demokratik parlamentoda muhalefetin işlevi kararını anımsatıp hükümetin sıkıştırılmasını gündeme getirmediklerini sor.

Hani Kıbrıs sorunu çözülürse her şey düzelir ve hukuk denetimi gelir gibi iddialar yapıyorlardı, işte uluslararası hukuk denetimi fırsatı var partine sor bakalım heyet olarak gidip heyet olarak gelirken muhalefet açısından tek kelime bulamıyorlar mı?

Ah halkım esas suçun sende olduğunu ne zaman göreceksin!