Oldu mu ya şimdi? – Murat Kanatlı

90

Nisyana isyan sevdiğim bir cümle; yani unutmaya karşı isyan da denebilir…

Bazen unutmaya, bazen de unutturulmaya çalışılanlara karşı isyan ederiz… Ki zaten rejimler unutturmak üzerine kendilerini kurarlar, neyi hatırlayıp neyi unutmamızı isterlerse ona göre propaganda mekanizmalarını işletirler ve sürekli bilgi bombardımanı altında onların istediği gündemi takip ederiz…

Böylesi zamanlarda unutmayanların ağzından benzer cümleler düşer, “oldu mu ya şimdi?” deriz ve söylenenlere şaşarız…

Konu yine nüfus… Ozan Ceyhun var gücü ile yükleniyor; AB’de sol sınır dışına karşı, Kıbrıs’taki sol sınır dışı meraklısı diye yazıyor…*

Okuyan hemen “evet, yahu” deyip, bak sen bizim solun yaptığına cümlesini de ekleyip basıyor kalayı hepsimize…

Oldu mu ya Ozan Ceyhun şimdi?

Hade onun anlayacağı dilden yazalım Reichskommissar für die Festigung deutschen Volkstums-RKFDV yani Alman Ulusal Kimliğini Güçlendirmesi için Reichskommissar birimini Hitler 7 Ekim 1939’da görevlendiriyor. Himmler öncülüğündeki bu birimin görevi, işgal edilen Polonya’ya, Alman yerleşimlerinin kontrolü ve nüfus transferleri… SS’ler transfer edilecek nüfus için “alan”(!) açmaya başlıyorlar ve toplu olarak siviller ya sürülüyor ya da toplama kamplarına gönderiliyor…

Temmuz 1941’de Hitler Himmler’i işgal edilen Sovyet Rusya’sında yerleşimler kurulması için yetkilendiriyor…

Lebensraum yani yaşam alanı Nazi Almanya’sının en önemli politik argümanı oluyor, “arı” Alman ırkına yaşam alanı açmak…

Konu hakkında bilgi edinmek isteyen “Germanisation” diye de arayabilirler konuyu… Avrupa’ya Almanlaştırmayı dayatıyor yani Naziler…

Pierre Aycoberry, “The Social History of the Third Reich, 1933-1945” kitabının 255. sayfasında Polonya işgali sonrası bir miktar Polonya’nın Almanlaşmayı kabul ettiğini ama buna rağmen Nazi rejimin “gerçek Almanları” oraya göndererek yeni Almanlaşan Polonyalıları eğittiğini anlatıyor…

Polonya’dan sonra sıra Ukrayna’ya geldi…

Bu yaşanan süreç sonunda milyonlarca insan yerinden edildi, öldürüldü… Hâlâ daha, bazı Alman azınlıklar eski doğu bloğu ülkelerinde azınlık olarak kalmaya, sorun yaşamaya devam ediyorlar…

Bu trajedilerden sonra 1949 yılında savaş kuralları ve suçları ile ilgili Cenevre Konvansiyonu kabul edildi…

Cenevre Konvansiyonunda savaş sırasında “düşman” saflarında da olsalar kimsenin zorla yer değiştirilemeyeceği yazıldı… Tıpkı Polonya ile başlayan süreçteki gibi binlerce insanın yer değiştirtip yerine nüfus taşıyarak kritik bölgeleri kontrol edemeyeceği de yazıldı. Bu yüzden Cenevre Konvansiyonu ile savaş sırasında ve sonrasında hem bölgede yaşan nüfusun zorla göçe zorlanması ki Kıbrıs örneğinde Temmuz 74 ile başlayan süreçte adadaki nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı yer değişmeye zorlanmıştı, hem de yeni nüfus taşınması ki gene Kıbrıs örneğinden 75 itibari ile ihtiyaç var iddiası ile Anadolu’dan nüfus getirilmesi; yasaklanmıştı…

Almanların Polonya’da yaptığı gibi işgal edilen coğrafyaya kendi nüfusundan “gerçek” nüfus götürüp, orayı “eğitmek”, “kendileştirmek” de suç kabul edildi…

2. Dünya Savaşı sonrası yerinden edilip yeniden yerleştirilen, “gerçek” Alman olarak stratejik bölgelere taşınan Alman nüfusunun hiç mi insan hakları yoktu? Ama maalesef günün sonunda on milyonlarca Alman yeniden yerleştirildikleri bölgelerden geri Almanya’ya dönmeye zorlandılar…

Tüm yaşananlar Nuremberg Mahkemelerinde ele alındı ve Naziler mahkûm oldu. Suçlamalar yalnız ölümlerle ilgili değildi. Başka bir ülkeye kendi ırkın yönünde “gerçek” nüfus taşımak ve buna bağlı yapılan işler da bu suçlar arasındaydı…

Sen ki Almanya’da yaşayıp bunları bilmeyesin, olur mu? Ve sanki Almanya’daki göçmen mülteci konuları ile bu konuyu karıştırır gibi yapıp; bizi ırkçı, kendini ise solcu gibi satasın… Oldu mu ya şimdi Ozan Ceyhun?

Ozan Ceyhun, aslında gizlemeye çalıştığın Nazilerin yaptığı nüfus taşıma politikalarının bugün devam ediyor olmasıdır…

Unuttuğun dünyanın onlarca yerinde savaş sonrası sivillerin zorla yer değiştirmeye zorlanmasına karşı mücadele sürmektedir. Bu sorun Kafkaslar ve Balkanlar’da da yaşandı ve yer değiştirilen nüfusun geri dönmesi için Almanya başta olmak üzere birçok ülke çaba harcamaktadır.

Ey Ozan Ceyhun, sen niçin 180 bin Kıbrıslı Rum’un ve 40 bin Kıbrıslı Türk’ün 1974 sonrası yaşanan süreçle zorla yer değiştirilmesine karşı mücadele etmiyorsun?

Niçin bu insanların yeniden evlerine dönmesine karşı çıkıyorsun? Balkanlar’da ve Kafkaslar da savaş sonrası zorla yer değiştirilenlerin evlerine dönmeyi yoksa senin anladığın sol savunmuyor mu?

Nüfus taşıma tartışması, en bariz iki ülkeye karşı kullanılıyor: İsrail ve Türkiye… İsrail’e, 1967 sınırına dönsün diye sol çağrı yapıyor! 1967 sonrası işgal edilen yerlere yerleştirilen Yahudilerin durumu ne olacak?

Sol tutarlıdır, silah zoru ile yaratılan de facto durumları kabul etmez, silah zoru ile mağdur edilenlerin yanında saf tutar, bu duruma sebep olanlara karşı mücadelesini yükseltir…

Yani Ozan Ceyhun, Ekim 1939’de “gerçek” Almanların işgal edilen Polonya’ya taşınarak Polonya’nın Almanlaştırılmasına karşı bizler mücadele ediyoruz ve oraya taşınan Almanlarla kimsenin derdi yoktur.

Bizler 1967’de işgal edilen Gazze, Batı Şeria ve Golon Tepelerinin Filistinlilere iade edilmesi için Siyonist İsrail’in işgal altındaki yerlere yeni yerleşimler açması politikalarına karşı mücadele ediyoruz, Yahudilerle sorunumuz yok!

Uzun lafın kısası Ozan Ceyhun, Nazilerin de uyguladığı böylesi politikalara karşı mücadele ediyoruz, tüm insanlar için küresel barış ve adalet için, tüm savaş kurbanları için mücadele ediyoruz, ya sen?

 

* http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=89936