Nereye katıldın nerede duruyorsun? – Alpay Durduran

81

Seçim davulu çaldı maskeler düştü. Lakin maskeliler tutumlarını değiştirmediler. Pisliklerin üstüne yenileri eklenince çoğu pislik altta kaldı.

İlk dikkat edilmesi gereken anlı şanlı insanların nerede durdukları ve tabii nereye katıldıkları. Tam da transfer pazarlıkları için ayaklanıp en ağır sözlerin edildiği zamanın üstünden çok geçmeden transfer borsasının açılmasıyla birçok ünlünün pazara açık eksiltmeye katılması çok şey anlatıyor.

Pazara çıkanlar ve çıkarılanlar halk tarafından yadırganmayacağına emin oldukları için açık eksiltme hızla başladı. Perde gerisinde de onlara oy getirecek oy simsarlarıyla pazarlıklar başladı. Tezgah çalışıyor.

Partisini son dakika terk edip başka partiden aday olanlar halkın kızdığını ve oy alamayacağını bilse susup bekleyecek. İnanıyor ki halk gene de oyunu verecek. Halkın karşısına geçip başkanlık sultalarından ve parti içi hiziplerden şikâyet etmiş ve böyle demokrasi olmaz demişse de sorun olmayacağını düşünür. Onu partiye davet eden de ondan oy geleceğini ve onunla işbirliği yaparsa onun oyundan da pay alacağını hesaplar.

Solculuk iddiasında olan solun dürüstlük olduğunun kabul edildiğini düşünür ve soldan kaçmadım, daha çok seçilme olanağım olan partiye değil soldan çıkıp sola geçtim ahkâmını geçer. Sol ve sağ diye dürüstlüğün ayrılmadığını dürüstün dürüst yalancının ve entrikacının da ne iddiada bulunursa bulunsun yalancı ve entrikacı olduğunu bilemediğimizi sanır. Hükümetlere katılanların neler yaptığını ve sol partilerin hükümette olduğu zamanlarda mal mülk yağmasının yeni boyutlar kazandığını, hatır gönül işi uygulamaların hız kazandığını görmedik zannederler.

Rüşvet verdiğini söyleyen DP genel başkanı Serdar, rüşvet teklifi aldığını söyleyen aslana yalancı derken onunla koalisyona girip seçim pazarlıklarına UBP hükümetiyle girmeyelim ve avantaj elde edelim hesabı yapanlar mecliste eli temiz birinin olmadığını kanıtladı. Goftorozlanıp dokunulmazlığımı kaldırın diyen mi istersiniz, bizi dava edin veya soruşturma açın diye böğürenler mi istersiniz!

Bu filmi görmedik mi? Anımsayın. Dokunulmazlığımı kaldırın demenin yasak olduğunu, parlamenter dokunulmazlıkla bağdaşmadığını duymadık mı? Mecliste olup da bunu bilmiyorlarsa o mecliste oturmayı hak etmediğini ve gene girmek istemeye yüzünün olmaması gerektiğini düşünemiyor muyuz?

Birisi rüşvet vermiş, öteki almış gerisi de bunu yapanlarla hükümet olmuş. Hep beraber seçime gidiyorlar. Seçecekleri mecliste bulunanlar rüşvet tanımının ceza yasasında bir görevlinin yapması gereken görevini yapmaktan kaçınması veya yapması gereken bir işi yasaya aykırı bir şekilde yapması için verildiğini bilmiyorlarsa ne diyelim? Seçim maksatlı dalavereler için ve parti içinde aday gösterme maksatları için paralar dönmüşse bunları suç tanımına sokmak için zaman bulamadıklarını biliyorlarsa bunun bir alicengiz oyunu olduğunu anlamaz mıyız?

Meclis neden bu hale geldi? Mebus neden seçim suçlarının içine mebus satın alma suçunu ve bunun için para ve menfaat sağlamayı eklemedi? Mebus neden meclise gitmez de işinin başında zamanını tüketir? O bunu doğal görse de parti başkan ve yetkilileri neden mebuslara görev ve işlev verdirip çalıştırmayı düşünmez?

Bunlar akıl alacak işler değil. Bir nedeni olmalı değil mi?

Tabii ki nedeni var? Meclis,meclis olsa o ülkeyi b aşka bir ülkede yazılan paketlerle yönetemezsiniz. Bazıları ayaklanır ve önlemeye çalışır. Otuza yalın gölet yapılırsa ama bir iki tanesinin suyu kullanılırsa, yapılan çift yolların dışında bakılan yol kalmadığı halde devam edilirse ama bütçeye onların bakım masraflarını koymanın olanağının olmadığı bilinirse ve kumarhaneli otellere yatırım adı verilip olmayacak vergi muafiyetleri ve bedava su ve elektrik sağlanırsa kızan olmaz mı? Yol yapım projeleri bile yurt dışında hazırlanan bir ülkede sorumlu olmak ne men bir iştir?

Yatırım diye diye bizi yatırdılar ama meclis olaya seyirci kaldı. İçlerinden komisyoncular çıkması şaşırtıcı mı?

Kendi bakan iken esas yetkilinin elçilikte oturan sektör sorumlusu bir yabancının bulunmasına itiraz etmeyen bakanın işi gücü bırakıp oy tezgâhlarıyla yeniden seçilmeye çalışması doğal değil mi?

Halkın malı işletmeleri halk yararına kullandırmaktan vaz geçip üç kuruşa vergi bağışıklığı verilerek yabancılara satmaya razı gelmezse seçilemeyeceğini, her seçimde TC’nin istemediği partinin şansı kalmayacağını düşündürüldü ise o partiden hayır gelir mi?

Siyasetin ve meclisin hali hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Bizde meclis hiçbir zaman işlev görmedi ve mebus asla yetkili olmadı. Türkiye’de nasıl yetkisiz ve etkisiz mebus ve meclis varsa bizde de öyledir. Se3çilip gelen bir mebusa işini öğretecek bir çalışma ortamı yoktur. Onun için hiçbir şey öğrenemeden dönemini tamamlar.

Çağdaş devlette mebus bir büro sahibi olur, iletişim olanakları verilir, hukukçu bir yasama hizmetinden yararlandırılır, araştırma yapması için devlet görevlilerinden hizmet alır. Bilgi alma hakkı için memurlara soru sorabilir. Polis araştırması isteyebilir ve polis ve gizli servislerin bilgilerinden yararlanma hakkı vardır.

Bu hak demokrasinin vazgeçilmez şartı olarak görülür ve iktidar ve muhalefet mebusları böyle olanaklardan yararlandırılmazsa orada demokrasi olmadığı kabul edilir. Örneğin Avrupa Konseyi bu hakların mebuslara verilmemesi halinde orada demokrasi olmadığını tespit edip bakanlar komitesine m-önlem almasını ister.

Onun için bakın ne oldu. Parti içi ihtilaflar menfaat kavgasına dönüştüğü için sekiz mebus partiden ayrıldı ve başka partiye geçti. Lakin kaçanlardan bazıları zaten gittikleri partiden ayrılıp iktidar partisinin çoğunluğunu yitirmesine neden oldu. Erken seçim kararı alındı ama beklemeye tahammül etmediler ve hükümeti devirmek istediler. Devirme çabasının pazarlıklar açacağı belli olduğu halde diğer partiler onlara kapı açtı ve aday gösterme usullerini yani tüzüklerini görmezden gelerek üyelerine adaylık olanaklarını kısıtladılar. Bir teknokrat hükümet kurduklarını söylediler ama tek bir teknokrat seçmediler.

Pazarlık kızıştı ve mecliste kürsüye yansıdı. Rezalet çıktı. Dolarlar savruldu. Kimin desteğinde hükümet olduklarını umursamadılar. Adaylık saptaması çığırından çıktı. Başka partilerin üyelerin başka partilere taşındılar.

Bir birlerinin hakkında olmadık laflar edenler birleşip dağıldılar ve bir birlerine destek olarak hükümetçilik oynadılar. Ortak hükümet sorumluluğunu sövüp saydıkları ile paylaştılar ve UBP gitsin derken başka UBP yaratmaktan çekinmediler.

Mebuslar bugün bu partide yarın bir partide olabilirler, mademki partileri adam alıp adam gönderirler onlar neden pazarlığa girmesinler. Şimdiki erken seçime kadar geçici hükümet pazarlıklara kapı açan bir oluşum değil mi?