Nereye kadar gidilecek – Alpay Durduran

60

Batı dünyası yerine İslam (gönül dünyası) ve Çin, Japon rüyaları ham hayaldir. Tek bir Müslüman ülkesi Türkiye lehine söz etmedi. Gönlünü Müslüman dünyasına kaptıran AKP Mısır basınında diğer Arapça yayınlarda da Osmanlı Memlukleri diye anılır. Kendisi de memluk usulü idare altında yaşadı, önce Türk memlukleri sonra Çerkez memlukleri diye tarihimize kaydedilen yönetimler sonunda halifelik iddiasına kadar giden dini ve Ortadoğu tipi devletin örneği oldular. Osmanlı memluk devleti dedikleri son dönemde Kıbrıs gibi onu da İngilizlere teslim edildiler. Şimdi onu tekrar Türkiye nüfuz bölgesi yapacak bir şeye razı olmaları bir yana Arap Müslümanların lideri olma rüyası görürler.

Hal böyleyken dünya değişti. Gelişmelere göre yayılan yeni değerler insanın hukuk devleti yoluyla özgürleşmesini amaç aldı. Ama başka maksatlarla kendi gücünü geliştirmek yolunda çalışan devletler bu çabaya direnç yaratıyorlar. AB hayali karşısında direnen popülist akımlar ve milliyetçi dinci kitleler özgür insana dayanan hukuk devletinin engellenmesi için çalışıyorlar. Kendini uluslararası çıkar çevrelerinin neden olduğu gelir adaletsizliğinden kurtarmak emekçi ve orta ve dar gelirlilere devlet hudutları içinde korumacı önlemler alınmasına engel olur diyerek propaganda yapıp İngiltere’yi AB’den ayrılmaya ittiler. Kitleler aslında gelir dağılımını esas bozan neo liberal akımın başını çekenin ve diğer AB ülkelerini de sosyal hakları rekabet koşulları gerektirir diye azalttıranın Thatcher olduğunu anımsamayıp AB’den çıkışı onayladılar. Şimdi de Breksit uygulamasını başlatan yeni başbakan May, serbest ticaret yetersiz kaldı diye yani neo liberalizm eksik uygulandı diye çıkış sırasında daha da tavizler koparmaya ve başka bağlarla daha adaletsiz bir düzene götürmeye çalışıyor. Azalsın diye oy verenlere daha da soyguna açık bir ülke verecek.

Bunlar yönetimlerin seçmeni kandırmada ne kadar usta olduklarını gösterir. Ama aldanmamak da seçmene kaldı. Siyaseti kötüleyip uzak durmak akıl işi değil. Halk layık olduğu idare altında yaşar. YKP seçimleri boykot kararı aldığında diğer partileri de davet ederek seçimsiz olmaz ama seçime seçim diyebilmenin şartlarını yaratalım dedi. Çünkü seçmeni halkın parası ve Türkiye yardımlarıyla devletten yardım almadan yaşayamayacak hale getirdiler, halkın ve Türkiye’nin parasıyla bir yığın insanı seçmenin ne düşünmesini istiyorlarsa o şeklide düşünmesi için güdülemeye devam ediyorlar, her seçimde de köy köy dolaşan ajanlarla ve hatta gönderilen özel görevlilerle rüşvet dağıtırlar. Bunları meclis bile rapor etti. Bunlardan kurtulmanın adımlarının atılmasını yoksa seçime katılmayıp Kıbrıs’ta serbest seçim olamaz, demokrasi var ve Kıbrıslı Türkler kendi kaderlerini kendileri çizerler iddialarını boşa çıkaralım dedi. Katılan olmadı yalnız şikâyet edip hileli seçim var dediler seçimden çıkınca da kaybedenler şikayete devam etti.