Nepotizmle mücadele edilmeli

437

ykpYKP Yürütme Kurulu, “popülizm ve kayırmacılığın Türkiye’de askeri darbe yapmaya cesaret edecek kadar etkili olabileceği görüldükten sonra aklımızı başımıza toplamak ve nepotizm, popülizm, kayırmacılık ve partizanlığa karşı mücadele etmek zorundayız” diyerek nepotizmle yani kayırmacılık ve partizanlık ile mücadele çağrısı yaptı. Açıklama şöyle:

Karşımızda çok büyük bir partizanlık sorunu olduğu Türkiye’deki darbe ile anımsatılmıştır. Bizdeki popülizmi elçiliğin ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliği programının raporunda açık bir biçimde dile getirilmiş halde gösterilmiş ve sonra halkın tepkisini çekmemek için rapordan çıkarılmıştı. Yani o kadar utanç verici idi ki TC, KKTC ilişkilerini zedelemesinden korkulmuştu.

Halkımız zaten partizanlığın ve popülizmin çok aşırı örneklerini görmektedir. O kadar ki arkasız iş yapılamayacağını düşünmekte ve siyasete kendini korumak amacıyla girmektedir. Henüz popülizm ve partizanlıkla mücadeleye katılmayı düşünenler çok az durumdadır.

Ancak popülizm ve kayırmacılığın Türkiye’de askeri darbe yapmaya cesaret edecek kadar etkili olabileceği görüldükten sonra aklımızı başımıza toplamak ve nepotizm, popülizm, kayırmacılık ve partizanlığa karşı mücadele etmek zorundayız. Halkımız bunu desteklemeli ve partili olanlar partilerine mücadele için gerekeni ayni acıyı çeken ülkelerin başarılı ülkelerin deneyimlerinden yararlanarak yapmasını dayatmalıdır.

BM ve AB’den başarılı örnekleri talep edip işe başlamaları için partilere ve milletvekillerine baskı yapmak gerekmektedir. Yeni Kıbrıs Partisi olarak yayımladığımız Hong Kong örneğini anımsatırız.

Derhal nepotizmle mücadele için hükümet bir kurul oluşturmalı, muhalefetten yararlanmak için kurula temsilcileri alınmalıdır. Mecliste sürekli bir komite kurularak mücadelenin izlenmesi sağlanmalıdır.

Hükümet ve mecliste çalışmalara yardımcı olması için polisin istihbarat ve mali şubesinden deneyimli memurlar belirlenip komitelerin hizmetine verilmelidir.

Kamu reformunu hazırlamak ve tayin, terfi, taltif ve nakiller için görev tanımları ve kamuda sicillerin tutulması ve arşivin korunması kurallarının uygulanması ve her işin kayda alınması sağlanmalıdır.

Çalışan her kişinin iş tanımının ve objektif sonuçlarının başarı göstergeleri olarak izlenmesini sağlamak için çalışmaya başlanması gerçekleştirilmelidir.

Yoksa Türkiye’de olduğu gibi UBP’li veya başka partili olarak görünüp cemaat veya başka hempaların idareyi ele geçirmesi veya içine nüfuz etmesine engel olunamaz. Darbe, askeri olmazsa da çıkar gruplarının halkın servetlerini ele geçirmesi, çevrenin ve tarım alanlarının yok olması, sahilleri ele geçirip halkın denize ulaşmasını engellemesi, havanın ve suyun daha da kirlenmesi, asayişin aralarındaki mafya ilişkileri yüzünden zayıflaması, trafikte felaketlerin yaşanması, sağlığa çıkar yarışının zarar vermesi, eğitimin haksız diploma aracına dönüşmesi ve haksız rekabetin insanların iflaslar yaşaması biçiminde olur.

Bütün bunlar zaten vardır demeyelim. Beterin beteri vardır. Polisin sivile bağlanması istenirken bir watchdog (gözetici) görevlendirilmemiş olması polis şiddetinden ve suçluların belli türlerinin takipsiz kalmasından şikâyetçi oluyoruz, yargıda gecikmiş adaletten ve kurum içi ilişkilerin adaleti zayıflatmasından bahsediyoruz. Kumar ve uyuşturucu suçlarıyla yetersiz mücadeleden şikâyetçiyiz. Adaletin dava açmakla insanları özellikle muhalefeti cezalandırmak için kullanılmasının önlenmediğini görüyoruz. Daha çok zaaflar vardır.

Acıdır ama anımsatmak isteriz: çoğu konuda bakanlar bile habersizken Türkiye’den görevlendirilen insanlar anayasal ihlaller bile içeren karar, protokol ve mastır planlar getirip TC yarımlarını da boşa harcanmasına kapı açan dayatmalar yapabilmektedirler.

Ayağa kalkıp en tepeden dibine kadar hesap verebilir ve şeffaf bir yönetim kurmazsak refaha ulaşamayız.