YKP’nin de katılacağı, Kıbrıs konusundaki son siyasal gelişmeler Atina’da konuşulacak

Kıbrıs konusundaki son siyasal gelişmeler, bugün (9 Ocak, Pazartesi) “Kıbrıs konusu: çözüm zamanı” başlığı ile YKP’nin de katılımı ile Atina’da Gazeteciler Birliği lokalinde konuşulacak…

Etkinliği Syriza’nın günlük gazetesi “Avgi” (Εφημερίδα “Η Αυγή”) ve haftalık yayın organı “Epohi” (Η εποχή) ile Avrupa Sol Partisi’nin teorik alandaki yayınlarda ortağı “Transform Europe” birlikte düzenliyor..

Etkinliğe YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, Kıbrıs Sosya-ekonomik Araştırma Vakfı (IKME) Başkanı Takis Hadjidimetriou ile Syriza milletvekilleri Sia Anagnostopoulou ve Nicos Filis konuşmacı olarak katılacak… Konuşmalardan sonra tartışma bölümü ile devam edecek…

http://www.facebook.com/events/1637924793178331/ 

Yeni Kıbrıs Partisi: CAS çalışanları ile dayanışma için sokakta olacağız

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, CAS’ta yaşananları değerlendirdi, Perşembe günkü eyleme destek vereceklerini açıkladı. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

“CAS çalışanları DEV-İŞ’e bağlı EMEK-İŞ sendikasında örgütlendikleri ve Toplu İŞ Sözleşmesi talebinde bulundukları için son bir aydır Hükümet ve CAS yönetim kurulunca faşizan baskılara maruz kalmaktadır. Hükümetin buyruğuna rağmen Sendikadan istifa etmek yerine, sendika toplantılarına katıldıklarından ötürü gayrı yasal olarak peyderpey işlerine son verilmeye başlanmıştır. Bugün için işine son verilen çalışan sayısı 31’e ulaşmıştır.”

DEV-İŞ’in bu açıklaması kaygı vericidir. ILO sözleşmelerini ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini kabül ettiğini işine geldiğinde açıklayan idareciler, insan haklarından biri olan örgütlenme hakkının, en önemli emek haklarından sendikalı olmanın ciddi şekilde saldırıya uğradığı bu koşullarda sessizliği bürünmeleri, onların sermayeden yana taraf olan pozisyonlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, DEV-İŞ’e bağlı EMEK-İŞ Sendikasının 29 Aralık Perşembe saat 09.00 – 21.00 saatleri arasında Ercan havalimanında 12 saatlik uyarı grevi ve aynı gün sabah saat 11.00’de Meclis önünde kitlesel eylem yapma kararını desteklediğimizi, dayanışma için Meclis önünde olacağımızı belirtiriz.

CAS çalışanları ile dayanışma ve emeğin hakları için sokakta olacağız!

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 5. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 16-18 Aralık tarihleri arasında Berlin’de 5. Kongresi yapıldı. YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı YKP adına kongreye katıldı…

Avrupa’nın çeşitli yerlerinden 200’ün üzerinde delegenin katıldığı Avrupa Sol Parti 5. Kongresi 16 Aralık Cuma günü akşamüzeri başladı ve 18 Aralık, Pazar günü sona erdi. Ana sloganı “Dayanışmanın Avrupası için ittifaklar kuralım” olan kongrede gelecek üç yılın yol haritasını da içeren eylem, değerlendirme ve politik dokümanlar karara bağlandığı, birçok konuda önemli kongre kararları alındı, tüzük değişikliğinin yapıldı, yeni üye, gözlemci ve partner üyeliklerin onanmasına karar verildi.

Kongrede onaylanan politik dokümanda Kıbrıs üzerine şu tespitlere yer verildi:

“The Cyprus problem is in essence an international problem of invasion and illegal occupation, in violation of the fundamental principles of international law and the Charter of the UN, but also has an internal aspect, of restoring relations between the two communities of Cyprus, the Greek Cypriot and Turkish Cypriot. The negotiations between the leaders of the two communities in Cyprus, which take place under the auspices of the UN, are at a crucial juncture. The comprehensive peaceful solution of the Cyprus problem must be in accordance with the High- Level Agreements of 1977 and 1979, the UN Charter, international law and the EU acquis communautaire. It must comply with the agreed framework for a bicommunal, bizonal, federal state with a single sovereignty, a single international personality and a single citizenship, as it is prescribed in numerous UN Security Council Resolutions. Simultaneously it must provide for the political equality of the two communities within the framework of the federation as this was itself outlined by the resolutions of the UN.

The European Left supports the ongoing negotiations and recalls the decisive, supportive and constructive role of the left forces in defending the right of the Cypriot people, Greek Cypriots and Turkish Cypriots, to live in a reunited and free country. For this reason, the solution should provide for the withdrawal of the Turkish occupation troops and settlers, the termination of the anachronistic system of foreign guarantees and restore the unity and territorial integrity of the Republic of Cyprus. It should also restore and safeguard the human rights and fundamental freedoms of all Cypriots, including that of the right of return of the refugees to their homes and properties.”

15 Aralık’ta dönem içinde son kez toplanan olan Avrupa Sol Partisi Yürütme Kurulu, kongre dokümanı ve kongre karar taslaklarına son şeklini verdi…

Kongre dokümanı ve Kongre karar taslakları için oluşturulan özel komiteler 17 Aralık, Cumartesi geç saatte kadar toplantılar yaparak dökümanların son şeklini verdi.

Kongrenin sürdüğü 3 gün boyunca üye ve gözlemci üye parti delegeleri ile onlarca uluslararası konuk da konuşmalar yaptı. Kongrede YKP, BKP ve AKEL temsilcileri de birer konuşma yaptı… Kongrede Küba Komünist Partisinden Juan Valdés, Avrupa Yeşiller Partisinden Mar Garcia, Sinn Féin’den Declan Kearney, Yunanistan başbakanı ve Avrupa Sol Partisi’nin geçen dönemki başkan yardımcılarından Alexis Tsipras gibi önemli isimler de konuşma yaptı. Alexis Tsipras konuşmasında “Kıbrıs’ta, tüm Kıbrıs halkını en sonunda birlikte, yabancı askerler ve sömürge garantileri olamayan, en önemlisi korku olmayan bir çözüm” arzuladıklarını vurguladı.

Kongrenin son gününde Avrupa Sol Partisinin yeni başkanlık kurulu da seçildi… 3 yıllığına Gregor Gysi (Die Linke) başkan; Pierre Laurent (Fransız Komünist Partisi, PCF), Paolo Ferrero (Rifondazione Comunista), Maite Mola (İspanya Komünist Partisi), Margarita Mileva (Bulgaristan Sol Parti) ise eş başkanlığa seçildi. Ayrıca yeni Avrupa Sol Partisi Yürütme Kurulu da onaylandı…

Ayrıca 16 Aralık Cuma günü sabah ELfem kongresi gerçekleşti…

18 Aralık’ta Kongre bitimi toplanan yeni Avrupa Sol Partisi Yürütme Kurulu 2017 çalışma programını ve Kongre sürecini değerlendirdi. Yeni Yürütme Kurulu bundan sonraki ilk toplantısını 2017 çalışma programını netleştirmek ve Kongrede karar verilen geniş bir Avrupa Forumunun toplanmasının çalışmalarını başlatmak için Şubat ayında yapacak…

 

KANATLI

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, Kongrede yaptığı konuşmada, Kıbrıs’taki gelişmeleri aktardı, adanın tamamen silahsızlandırılarak yeniden birleşmesi için mücadele ettiklerinin altını çizdi. Kanatlı, kritik bir süreçten geçildiğini ama Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için yalnızca Kıbrıslıların çabalarının yeterli olmadığını söyledi. Kanatlı, AB-Türkiye ilişkilerinin, Suriye’deki ve Ortadoğu’daki gelişmelerin ve siyasi aktörlerin Kıbrıs sorununun çözüm sürecini etkilediğini belirtti. Kanatlı, AKP ve Erdoğan diktatörlüğüne güvenilemeyeceğini ama sürecin ileri taşınması için de ellerinden geleni yapacaklarını da söyledi. Kanatlı, “ama eğer başarısız olursak” diye soru sorarak görüşme sürecinin çökmesi halinde olası gelişmeleri de konuşmasında aktardı.

Kanatlı, 1974 yılından beri Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyini kolonize etmeye devam ettiğini, görüşme süreci çökerse bunun hızlanacağının, Türkiye’den nüfus taşınması sürecinin ivme kazanacağının Türkiye’nin kuklası hükümetin de yeni vatandaşlıklar vererek demografik yapının daha da bozulmasına sebep olunacağının altını çizdi.

Kanatlı, siyasal İslam temelinde oluşturulan örgütlerin dini okul talebi iddiası ile eylemler örgütlediklerini, yeni bir aşırı sağ siyasi partinin oluşturulduğunu ve bunların sol, ilerici örgüt ve sendikaları Türkiye karşıtı hareket eden hainler olarak işaret edip açıklamalar yaptıklarını konuşmasında aktardı. Kanatlı, görüşme sürecinin çökmesi durumda bu tip örgütlenmelerin paramiliter örgütler gibi hareket edip sol, sosyalist ilerici örgüt, siyasi parti ve sendikalara fiziki saldırmasının da beklenebileceğini de belirtti.

Bu nedenle YKP olarak, tüm mümkünlerin kıyısında olunduğunun tespitini yaptıklarını ve eğer görüşme süreci koparsa bunun tüm Kıbrıslılar için bir kabusa dönebileceğinin uyarısında da bulundu.

“Özellikle bu dönemde elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız, özellikle Avrupa Sol Partisinin aktif dayanışması önemli” diyen Kanatlı konuşmasını şöyle bitirdi: “altını çizeriz ki Avrupa hala ayrım duvarı ile bölünmüş bir başkente sahiptir; gelin hep birlikte bu duvarı tıpkı 27 sene önce Berlin’de olduğu gibi birlikte yıkalım”

Yeni Kıbrıs Partisi sordu: Asgari ücret ne olacak?

YKP Yürütme Kurulu 1 Ocak itibari ile yeni asgari ücretin geçmişte belirlendiğini hatırlatıp, “asgari ücret ne oldu” diye sordu. Açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok çalışanın asgari ücretin altında çalıştırılmasına göz yumulmaya devam ediliyor. Asgari ücret, haftalık 40 saat çalışmanın karşılığı ödenmesi gereken ücrettir. Buna rağmen haftasonu dâhi çalıştırılma yaygınlaştırıldı, bu şekli ile minimum çalışma süresi 50 saat ve üzerine çıkarıldı, buna rağmen ödemeler haftalık 40 saat baz alınarak verilmeye devam ediliyor yani özelde çalışan emekçiler, asgari ücretin altında aldıkları ücretleri ile hayatlarını devam ettirmek zorunda bırakılmaktadır!

DPÖ’nin kriterleri ile asgari ücretin yüzde 40 kusuru gıda için harcanması gereken rakamdır! DPÖ’nün kriterlerine dayanan rakamlarla yapılan analizler net şekilde göstermektedir ki Temmuz 2016’dan geçerli olacak şekilde 1.834 TL olarak tespit edilen aylık asgari ücret zaten açlık sınırının altında bir ücretti!

Aralık ortasında olunmasına rağmen TL’nin değer kaybını sürekli yaşandığı bugünlerde Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıya dahi çağrılmadığı düşünüldüğünde asgari ücret ile yaşamaya mahkûm on binlerce özel sektör emekçisi için 2017 yılı da zor geçecek…

Zaten hükümet her zamanki gibi emekçinin değil sermayenin çıkarı için bütçe yaparak tarafını belli etmiştir. Mecliste tartışılan bütçe yalnızca sermayenin işine gelecek düzenlemeleri içinde barındırmaktadır.

Bir kez daha altını çizeriz ki orta vadede talebimiz tıpkı emek örgütlerinin de talebi gibi asgari ücretin belirlenme kriterlerinin yeniden, acilen düzenlenmesi ve DPÖ’nün de 1992’den beri açıklamadığı geçim endeksi rakamının hemen kamuoyu ile paylaşılmasıdır.

Güncel talebimiz ise en kısa sürede, asgari ücretin insanca, adil bir rakam olarak belirlenmesi için Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıya çağrılmalıdır.

Bunun yanında asgari ücret ödemesinin 40 saatlik haftalık çalışma saati dikkate alınarak, çalışma saatleri artırılarak asgari ücret altında çalışmanın önüne geçilmesi için denetlemelerin ilgili bakanlık tarafından yapılması çağrısını yineliyoruz.

Yeni Kıbrıs Partisi, 2017 yılı içinde de, kölelik koşullarında çalıştırılmaya karşı mücadele eden emek örgütleriyle dayanışmasını sürdürecek, bunun büyütülmesi için kararlılıkla bu mücadelenin parçası olmaya devam edecektir.

Biliyoruz ki toplu sözleşmeli, iş güvenceli, sosyal güvenlikli, sendikalı, insanca, eşit ve adil ücretli, haftalık 40 saat iş HERKESİN HAKKIDIR! MÜCADELE İLE KAZANACAĞIZ!

Yeni Kıbrıs Partisi: Kaygılıyız

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

  • Son dönemde liderlerin görüşme süreçlerine dair somut bilgilere değil dedikodulara dayanan ciddi sayıda haber üretilmektir. Dedikodular üzerinden siyasi analiz yapmak doğru değildir.
  • Somut olan son zirve sonrası, Türk tarafı sözcüsünün kabül edilemeyecek biçimde suçlama oyununa girmiştir. Sonraki günlerde Akıncı’nın açıklamalarında da benzer bir yol izlenmiştir. Tüm bu açıklamalar kabül edilemez durum yaratmışlardır.
  • Türk tarafı ve onun tezlerini destekleyenler, Türkiye’nin açıklamalarını baz alarak, garantörlerden birinin olumlu tavrına dikkat çekmektedirler. Ancak, adada 40 bin askerini savaş pozisyonunda barındıran Türkiye’nin, gerçekten çözüm istiyorsa, açıklamadan daha fazlasını yapması gerektiğini bütün uluslararası aktörler ortaya koymaktadır. TC’nin asker çekmeye başlaması, ateş hattında düzenleme yapılması olumlu adım olabilir ama Türkiye’nin bu tip adımlar atmayacağı açıktır. Toprak düzenlemesi sıcak başlık olarak masada dururken, TC elçisinin Omorfo ziyareti de provakatif bir harekettir, kabül edilemez.
  • Kıbrıs sorunundaki gelişmeler bir süredir Türkiye-AB ilişkilerine de bağlanmış durumdadır. Bu nedenle Aralık ortası AB liderler zirvesi sonuçlarını görmeden Kıbrıs sorununda ilerleme beklemek, zemini olmayan iddiadır.
  • Kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığı şekli ile 5’li zirve şu aşamada gündemde değildir, olacaksa çoklu olacaktır. Türk tarafı görüşmeci heyeti de, kapalı kapılar ardında açıklama yaptıklarında böylesi zirve için Burgonstock tarzı demektedirler. Bu da Türk tarafının böylesi bir zirve öncesi duruma göre esneme veya koparma için elini “geniş” tuttuğu gösterir, bu davranış da iyi niyetten yoksundur. Türk tarafı böylesi bir zirvede tam olarak kimlerin olmasını istediğini netleştirmesi gerekir, 5’li zirve kabül görmedi, bu yönde kamuoyu doğru bilgilendirilmelidir.
  • “Bütünlüklü çözüm” şekli tıkanmıştır, uluslararası dengeler, AB-Türkiye ilişkileri de düşünüldüğünde ulaşılması çok zor hedef konumuna gelmiştir. Bu yolla sorunun çözülemeyeceği açık şekilde kendini göstermektedir. Liderler Kıbrıs sorunun özünü oluşturacak konulara çözüm methodları getirecek bir çerçeve antlaşmasına yoğunlaşması gerekir. Kalan konular adada yaşayanların siyasi temsilcilerinin katılımı ile oluşturulacak geçici yürütme organında çözülebilir. Çözülen konular hemen hayata geçirilir. Bu yürütme organı daha sonra federal meclisin yasama ve yürütme organlarına dönüşebilir. Böylesi bir çözüm bulma şekli, katılımcı demokrasi açısından da önemlidir. Bırakın sokaktaki insanlar temsilcileri aracılığı ile sürece dahil olsun, çözümü bir arada, birlikte inşa edelim.
  • YKP olarak, çözüme giden süreçte güven artırıcı önemlerin önemine bir kez daha dikkat çekeriz. Maraş’ın yasal sahiplerine iadesi ve yeniden iskana açılması, sürece önemli ivme kazandıracaktır. TC’nin hemen şimdi asker azaltması da diğer önemli güven artırıcı önlemdir.
  • Kıbrıs sorunun çözümü için umutlar tükenmemiştir. Çözüm için doğru yol, liderlerin cesaretlendirilmesi de değildir. Doğru methot, çözüm süreci için doğru yol haritasının belirlenmesidir. Bu da yukarda da vurguladığımız gibi, sürecin çerçeve antlaşmasına yoğunlaşması ile mümkündür.
  • “Çözüm olmazsa yolumuza bakarız” cümlesi eskimiş “kktc’yi tanıtırız” iddiasının güncellenmiş halidir, hiçbir zemini yoktur, tek anlamı statükonun devamını savunmaktır. YKP, çözümsüzlük halinde, doğal gazda yeni lisans antlaşmaları verilmesi gibi silahlı bir gerginliği de içinde barındıran olasılıkları da hatırlatarak, statükonun ciddi şekilde canımızı yakacağının altını çizer
  • YKP, Kıbrıs’ın her iki yanındaki siyasi partilere, sendikalara, örgütlere çağrısı, sürece daha geniş bakılması, çerçeve antlaşmasının ve etki yapabilecek güven artırıcı önlemlerin hayata geçmesi için hareket tarzı belirlemesidir.

Akıncı, karşıtların yoluna girdi

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Zürih’te başlayan görüşmelerde toprak konusunda harita ele alınmadı. Akıncı tarafının sağladığı habere göre harita ve yer değiştirilecekler konusunun ele alınabilmesi için arkasından gelmesi beklenen garantiler ve güvenlik konuları hakkında garantörlerin de katılımı ve şayet Anastasadis’in önerisi kabul görürse çoklu toplantının tarihi saptanmış olmalıdır. Yani uzlaşma sağlanmış olmalı imiş.

Bu durumda daha önce Eroğlu tarafından yapılan beşli toplantı tarihi saptanmadan harita gösterilmemelidir öğüdünü tuttuğu anlaşıldı.

Çözüm güçlerinin kendisini yolcu ederken destek vaat ettiği kişinin çözüm karşıtlarının yolunu seçmesi çok ilginç oldu.

Pile’de ortak operasyonla ülkemizi suçtan koruma operasyonu yapıldı. Alkışlanacak bir sonuç alındı. Ama buna karşın Rum makamları, Türk kurumları ile basit bir işbirliğini göstermek istemedi ve yalanladı. Bu göstergeye rağmen Rum makamlarına garantörler toplantısını başka ülkeler olmadan görüşmeyi kabul ettirmek çok zordur. Bu Kıbrıs’ı garantilere sahip ve garantileri onaylamış bir taraf yapmayı kabul ettirmek olacaktır. Acele ve çok güvenceli bir sonucu garanti etmeden olacak iş değildir.

Bu resmen görüşmeleri neden yalnız garantörlerle yapmamalı neden çoklu konferans yapılmalı tartışmasına çevirmek olur ve kâğıt üzerinde de olsa taviz vermeden çözümsüzlüğü sağlamaya fırsat verir. Becerikli olan belki daha az suçlanır ama bu suçlama oyununun galibi olmaz. Tek kaybeden Kıbrıs olur.

Halkımızı kendi kaderini kendi eline almaya cesaret etmeye çağırır ve bir çözümle bu kaos ortamından uzak yerimizi almak için uğraşa davet ederiz.

Liderimizi diklenmeyecek ama dik duracak kişiye layık davranmaya ve çözüm karşıtlarını izlememeye çağırırız. BM genel sekreterini izlemek ve dünyanın desteğini almak amaç olmalıdır.

Trafik “milli” şovlara dönüştürülemeyecek kadar ciddi konudur

YKP Yürütme Kurulu, Kemal Dürüst’ün Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe 15 Kasım tarihinde açılacağını açıklamasını değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst’ün Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe 15 Kasım tarihinde açılacağını duyurması, trafikte ciddi mal ve can kayıplarına neden olan kazalar yaşanırken, hala bir şeylerin öğrenilmediğini ortaya koymaktadır.

Lefkoşa – Güzelyurt yolu geçmiş yıllarda tam anlamı ile tamamlanmadan açıldı ve orada bir sürü kaza yaşanmıştı. Bu güzergahtaki yol güvenliği de hala tartışmalıdır. Güzelyurt – Lefke yolunda da, özellikle çemberler hala daha tamamlanmamış, çalışmalar sürmektedir. Yol resmi olarak açılmamasına rağmen, kullanılmaktadır ve süren çalışmalardan dolayı, şantiye alanı tanıma girmektedir, iş makineleri orda çalışmalarını sürdürmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kuralları çerçevesinde bile yolun bugünden ulaşıma kapatılması gerekmektedir. Bunun yanında Türkiye’den gelen firmaların kendilerine göre ters olan Kıbrıs’ın kuzeyindeki trafik akışında, daha önce yaşanan virajlarda ters eğilim verilmesi gibi konular da yeteri kadar etüt edildiğine inanmamaktayız.

Lefke daha yeni, 29 Ekim’de ölümlü trafik kazasının acısını yaşadı. Dün de Güzelyurt Lefke yolunda biri kiralık iki aracın yüzyüze çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 4 kişinin ağır yaralandı. Yani bölgede trafik ciddi bir sorundur, kazalar hızla artmaktadır. Böylesi koşullarda Kavşakları ve çemberleri yeteri kadar aydınlatılmadan, yol güvenliği tamam olmadan, banketleri ve refüjlerinde çalışmalar devam ederken yeni Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe açılması başka ölümlü trafik kazalarına davetiye çıkaracaktır. Bundan ciddi kaygı duymaktayız, yetkilileri hatadan dönmeye çağırırız.

YKP olarak altını çizerik ki trafik “milli” şovlara dönüştürülemeyecek kadar ciddi konudur…

İşe yaramaması için Meclis araştırma komiteleri çoğunluğu iktidar partisine verilmeye devam ediyor

YKP Yürütme Kurulu meclisin çalışma şeklini ve araştırma komitelerinin işlevsizliğini eleştirdi, öneriler yaptı. Konuyla ilgili açıklama söyle:

Meclis en üst araştırma ve denetleme organıdır. Gerçekten güçler ayrılığı olsa mecliste araştırma yapılırsa gerçeklerin ortaya çıkması için her olanak vardır. Var olmalıdır. Ancak sakat yönetimimizde meclis hükümet kuruluncaya kadar yararlanılan bir araç haline gelir ve hükümetle iktidar partilerinin kuklası olur. Onun için dileyen ve halkın istemi varsa hemen araştırma komitesi kurulur ve unutturulur.

Bu gerçek gözümüzün önünde durur ama önemsemeyiz. Siyasi partiler halkın uyutulması için evet demek gerektiğini düşünürse araştırma komitesinin kurulmasına razı olur ve genelde oy birliği ile kurarlar. İşe yaramaması için de komite çoğunluğunu iktidar partisine verirler.

Buna göz yuman medya sadece haber verip böyle komite olmaz diye eleştiri yapmaz. Medyada konuşanlar da meclis görevini yapmadı derler ama sakat kuruluşa eleştiri getirmez.

Komiteye giren mebuslar da sanki doğal bir şeymiş ve hükümetin adamlarını koruması için doğal davranıyormuş gibi buna boyun eğerler. Meclis içtüzüğünü değiştirip de mebuslara araştırma yapabilmek için gereken olanakları sağlamak için ısrar etmezler. Bir kez araştırma yapabilmek için komitelerde değişiklik önerisi dile getirildi ise de ileri gidemedi. O öneri de eksiklikleri giderecek etkili değildi.

Mebus araştırma yapmakta yeterli değildir. Araştırma yapmak uzmanlık işidir.

KTHY hakkında araştırılacak çok şey var. Müsteşar ve müdür çağırıp dinlemekle de olmaz. Üst kademe tamamen siyasi kadrodur. Yani siyasilerin atadığı ve sorumlu kişidir. Onun komiteye çağrılması yetmez. Devletin ilgili tüm görevlileri düşünülüp aralarında güvence de verilip konuşturulması ve müfettişlere yani uzmanlara görev verilmesi hakkı üyelere verilmelidir. Komitelere çağrılacak kişilerin saptanmasında bir mebusun talebi yeterli olmalıdır. Komiteye bilgi vermeyen ve araştırma yapmayan cezalandırılacağını da bilmelidir. Doğru söyleyeceğine emin olarak ifade vermeleri sağlanmalıdır.

Meclissiz demokratik hukuk devleti olmaz ama kendine hükümeti denetleme olanağı verilmeyen bir meclisle de olmaz.

Polis tüm suçların soruşturulması için görevlidir. Polisin meclisin çağrılarına yanıt vermesi gerekir, polis istihbarat da meclise çağrılmalı, mali şubesinin müfettişi de çağrılmalıdır. Askere bağlı çalışması da engel olmamalıdır.

Bunları sağlamadan Ercan skandalında araştırma yapmak sonuç vermez. KTHY’nin batırılmasının veya Digitek vergi sorununun açığa çıkarılması olanağı yoktur.

Polisin Ercan’la ilgili dosyası olmasın olamaz. Ombudsman raporu elindedir. Kim polise engel oluyorsa ortaya çıkarılması sakat noktaları aydınlatacaktır. Sistem elden geçirilmelidir.

Polis istihbarat da komitelere çağrılmalıdır.

Halkımız ve basın yayın ve medya bu sistemsizlik iddia ve gerçeklerine isyan etmelidir.

 

Girne II. bölge emirnamesi iptal edildi, Girne Belediyesinin yıkım kararını bekliyoruz!

YKP Yürütme Kurulu, Girne II. bölge emirnamesinin mahkeme tarafından iptal edilmesini değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Mahkeme kararı ile son ilan edilen Girne II. bölge emirnamesi iptal edildi. Mahkemedeki duruşmada savcılığın savunma yapmaması önemliydi. Bu da şunu gösterdi ki hükümet daha önce de yaptığı gibi hukuki görüş almadan, birileri çıkar sağlamak için yasa çıkarır, emirname ilan eder, karar alır çünkü onların yasalar, usuller umurunda değildir. Zaten burası hukuk devleti değil!

Serdar Denktaş’ın belli ki yasalara saygısı falan da yoktur. Bu konularda hukuki görüşte almaya ihtiyaç hissetmez ve “tüm emirnameleri kaldıracam” diye de kahvehane üslubunda açıklamalar yapabilmektedir.

İyi İdare Yasasını açıp madde on biri okusa orda “çevre ve imarla ilgili konularda, ilgili bölgede ikamet eden özel kişilerin tamamına açık danışma toplantıları düzenlenmeden idari işlem yapılamaz” dendiğini görecek, emirname kaldırmanın da idare işlem olduğunu fark edecek ama buna ihtiyaç duymuyor. Kötü olan yüksek maaş ile bakanlıklara istihdam edilen bir sürü danışmandan da hiçbiri Serdar Denktaş’a “danışmanlık” vermediği belli oluyor. Zaten ortada belli kesimlere rant sağlamaya yarayan kilit yerleri belli başlı kişilerce tutulmuş kurulu bir düzen vardır, TC da bu düzenin devam etmesini için siyasi tercihlerini kullanmaktadır.

Bunun yanında Girne Emirnamesi tartışmalarında gözden kaçmaması gereken diğer konu, Ülkesel Fiziki Planının da ciddi şekilde ihlal edildiğidir. Ülkesel Fiziki Plan aslında daha sonra yapılacak olan İmar Planları için bir altyapı oluşturmaktaydı. Haritalar incelendiğinde de, Girne için, deniz kıyılarına yapılaşma baskısı olduğu yazılmakta, yani idareciler açık şekilde uyarılmaktaydı ama nedense Ülkesel Fiziki Plan’da yazılanların tam tersleri yapılarak aslında imar planlarının da şimdiden sakatlanması önü açılmış oldu.

Ülkesel Fiziki Planda “Girne üzerindeki turizm gelişim baskısını hafifletmek ve Girne’de daha fazla kitle turizmi büyümesinin kontrol altına almak ve sınırlandırmak , kıyı boyunca alternatif ilgi çekim merkezleri oluşturmak” gibi amaçlar yazılırken, bu ihlal edilmeye, kitle turizmine yönelik izinler verilmeye devam etmektedir. Ülkesel Fiziki Plana bu koşullarda sahip çıkmak, bu rant düzendeki yağmayı durdurmaya çalışmak önümüzde ciddi bir görev olarak durmaktadır.

Örneğin eğer Denktaş Ülkesel Fiziki Plana birazcık baksa ya yüksek maaşlar alan özel kalem müdürü, danışmanları kendisini bilgilendirse Dikmen Belediye Başkanı kendisini ziyarete gittiğinde söyleyeceği, ‘evet, Ülkesel Fiziki Plan’da bu bölge mutlak koruma bölgesi gösterilmektedir, buna uyacağız” demesi gerekirdi ama kendisi gene kahvehane konuşması yaparak “bana güvenin gerisi merak etmeyin” gibi reklam filmleri andıran açıklama yapabilmektedir. Çünkü aklındaki izinler vermeye devam edip, yağmadan kendine nasıl çıkar elde edebileceğini düşünmektedir.

YKP olarak, eksiklerinin farkında olarak, buna rağmen eldeki en kapsamlı çalışma olduğundan dolayı Ülkesel Fiziki Plana sahip çıkıyoruz ve herkesi de sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ülkesel Fiziki Plana uygun imar planları yapılabilmesi için hükümeti de çevreyi ve imarı etkileyecek kararlar almaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.

YKP olarak, Girne Emirnamesi ile ilgili mahkemenin kararı ışığında da, Girne Belediyesini eski Zeyko yağ fabrikası alanında yapılan otelin kaçak kısımlarını da hemen yıkmaya davet ediyoruz.

YKP olarak, Çatalköy Belediyesini de şimdiki emirnameye uygun hareket etmeye, deniz kıyısındaki otel inşaatlarını durdurmaya çağırırız!

YKP soruyor: “Girne’de neler oluyor?”

YKP Yürütme Kurulu Suat Günsel’e verildiği iddia edilen arazi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Açıklama şöyle:

Skandal önce eski Zeyko yağ fabrikası yerinin birilerine peşkeş çekilmesi ile başladı, sonra yasadışı kat tartışması ile devam etti, hükümet dönüp yasadışı katları yasallaştırmanın yolunu açma için emirname çıkardı, emirname mahkeme kararı ile şimdilik durduruldu. Ama bu tartışma sürerken Serdar Denktaş’ın oğluna arazi verilmesi ve izinleri olmadan otel inşaatına başlaması da gündeme düştü, yeni emirname ile bu da yasallaştırılmaya çalışılıyordu, bu da durdu.

En son isim konusunda mahkeme kararı olan Suat Günsel’e bir üniversiteye SİT alanı olduğu da belirtilen bir arazinin verildiği haberleri gündeme düştü. Hem peşkeş çekilen arazinin durumu, hem de mahkeme kararlarını dinlememekte kararlı hükümetin aslında ismi yasal olmayan bir kuruma 49 yıllığına kira sözleşmesi yapması dikkat çekicidir.

Üniversite paravanlığı ile kimi kişilere peşkeş çekilen ne ilk ne de son arazidir. Daha önce de kampüs yapsın iddiası ile Karpaz’da özel koruma bölgesindeki bir arazi de Akpınar’a peşkeş çekilmişti.

Girne’de yaşananları kaygı ile takip etmekteyiz. Girne İnisiyatifinin sürdürdüğü mücadeleyi desteklemeye devam edeceğiz.

Hükümeti umutsuzca yasalara saygı duymaya çağıracağız ama yasadışı iş yapması genetiğine işlemiş bu kişilerin bizi dinleyeceğini düşünmüyoruz. Böylesi koşullarda tüm alanlarda mücadelenin sürmesi tek çıkar yol olarak önümüzde durmaktadır.