Mağusa İnisiyatifi: Çözüm için Adım atmaya dünden çok daha fazla ihtiyacımız var

75

Son iki yıllık sürede, Kıbrıs sorununun içine düştüğü durağanlığı aşmak üzere Mağusa İnsiyatifi öncülüğünde bir kampanya başlatmıştık. Burada amaçlanan, Kapalı Maraş’ın BM kontrolünde yasal sahiplerine iade edilmesi ve bununla birlikte Mağusa Limanı’nın AB gözetiminde uluslararası deniz trafiğine açılarak, Mağusa Suriçi’nin turizme kazandırılması idi.

Bu projenin detaylı olarak tartışılması amacı ile düzenlediğimiz ve ekonomistlerin konuşmacı olduğu ilk tartışma Panelimizde, Kapalı Maraş’ın açılması öncesinde Kıbrıslı Türklerin hazırlıklı olması ve oluşacak ekonomik potansiyelden maksimum oranda yararlanmak üzere proaktif tedbirler alınması üzerinde durmuştuk. Ikinci tartışma Panelimizde ise, kentsel planlama uzmanlarının katılımıyle konuya teknik açıdan yaklaşarak, eksikliklerimizin neler olduğunu ve bunları gidermek için ne tür bir bütünlüklü stratejik planlama ve yol haritası hazırlanması gerektiğini tesbit etmeye çalışmıştık.

Yıllarca sürdürülen politikalar  neticesinde yaşadığımız coğrafya tamamen Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasal çıkarlarına hizmet eden bir koz olarak kullanılagelmiştir. Ayrılıkçı bir politika  sonucunda kurulan ve dünyadan izole olan “devletimiz”in, dünyadaki ekonomik ve siyasal sistemin dışında kalarak verimli işletmelere sahip olması elbette beklenemezdi.

Yıllarca bu verimsiz yapıyı değiştirmemek için siyasal irademize müdahale edilmiş ve her türlü ekonomik siyasal kararın alınmasında biz Kıbrıslı Türkler özne olmaktan çıkarılmışken, şimdilerde ise tüm bu kararların tek sorumlusu imiş gibi gösterilmeye çalışılmamızı ise kabul etmiyor ve içimize sindiremiyoruz.

Türkiye’deki devlet okullarının ve üniversitelerinin kar/zarar hesaplarını bilen var mı? THY’nin yılın ilk üç ayındaki zararı 332 Milyon TL.  olduğu halde, TC Sivil Havacılık Dairesi’nin uçuşlarını durdurmaya kalkmadığı bilinmiyor mu?

Eğer ülkemizde herşey denk bütçe veya kamunun israfı üzerinden değerlendirilecekse, ülkemizde dağa taşa dikilen bayraklardan, okul sayısını ve amacını çoktan aşan camilerden “devletimiz” ne kadar ekonomik kazanç elde etmiştir ki bunlara hala daha büyük bir kararlılıkla yenilerini eklemeye devam etmektedir; bunları sorgulamak da gerekmez mi?

Ülkemizde durum böyle iken, Mağusa kentinde daha da vahimdir. Üniversitemiz ve Limanımız bedelsiz devredilmeye hazırlanmaktadır. Yapılan, kesinlikle  “özelleştirme” değildir. Kaldı ki biz eğitimin ve limanın bu şekilde özelleştirilmesine de karşıyız. Çünkü ülkemizin stratejik kurumlarını,  uluslararası topluma dahil olmadan ve AB müktesebatını benimsemeden mevcut çarpık düzen içerisinde “özelleştirme” nin, kendi öz değerlerimizi ve toplumumuzu satmakla ve biryerlere peşkeş çekmekle eş anlamlı olacağını çok iyi biliyoruz. Kaldı ki hem AB hem de ABD, özelleştirilmeden özerk yapıya kavuşturulan ve verimlilik ile karlılık kriterlerini başarıyle karşılayan sayısız devlet işletmesi örneğine sahiptir.

Maraş’ın Yasal Sahiplerine İadesi Öncesi Yabancı Sermaye Mağusa’da Konumlanmaya Mı Hazırlanıyor?

Avrupa Birliği normları çerçevesinde yapılacak yasal düzenlemeler sonrasında, serbest rekabete açık, şeffaf, eşitlikçi, sosyal dengeleri gözeten, sürdürülebilir bir istihdam ile katma değer ve refah artışı sağlayan uygulamalara geçmek tercihimizdir.

Oysa ki, Mağusa’da bulunan bütün kamu işletmeleri; DAÜ, DAK, DAİ, Mağusa Limanı, Serbest Liman, el altından sessizce yabancı sermayeye devredilmeye çalışılıyor. Tüm bunlar yapılırken yasadışı usullerle yapılması bir yana, ekonomik akıl, serbest rekabet kuralları ve şeffaflık da devre dışı bırakılarak yapılmakta, yerel sermaye ve halk ise tamamen habersiz bırakılmaktadır.

Maraş’ın, BM denetiminde yasal sahiplerine iadesi ile birlikte, hemen kentsel planlama ve restorasyon çalışmalarının başlayacağı, iki toplumun federal bir anlayışla ortak yaşam alanı yaratacağı, ekonomik ve sosyal değerleri paylaşacağı bir kent olması için adım atmanızı istiyoruz.

Binlerce yıllık tarihi ile dünden bugüne Bizans, Lüzinyan, Venedik, Osmanlı, İngiliz ve tüm Kıbrıslıların ortak evi olan Mağusa Suriçi’nin, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesi için önündeki tüm engellerin kaldırılmasına yönelik ciddi uğraş vermenizi istiyoruz.